yokluk bir varolma biçimidir 

adana çık aradan

  1. ''o yoklukta da vardır''

    kainatta veya kainatın yoklukla haşır neşir olduğu herhangi başka bir düzlemde, yine yoklukla imtihan edilenlerin varolduğu düşünülebilir. yani aslında, insanın var olmasının da yegane sebebi, yoklukla imtihan edilmemesinden kaynaklanıyor. herhangi bir bilinç düzeyine ulaşma(tanrı, evren, algı, vs.) ''var olmak'' iken, bunlardan münezzeh kılınma ve belki de bunları hakedememe, var olamamayı getirmekte. evet, sistemin herhangi bir yerinde(varolan ya da yok olan herhangi bir yer) varlık, bilinç, algı kazananamış yoklukların olduğu bir gerçek. şöyle düşünün ki; kainatta şu güne kadar var olmamış, şimdi de var olmayan ve gelecekte de var olmayacak sonsuz sayıda nesne var. bizlerin tek farkı ise, o varlık kazanamamışlardan sıyrılıp bir ''var olma'' liyakatine sahip olmamız.

    herkes kendi için düşünsün. kendi olan birey, başkası değil. yani ben, şu an içinde bulunduğum bedenden ve de mental vaziyetten ibaretim. sizler de aynen benim gibi kendi suretlerinizin ve de ruhunuzun içinde hapsolmuş haldesiniz. ve hiçbirimiz, bir diğerine göre var olmuş vaziyette değil. ben sizin bedeniniz ve ruhunuz perspektifinden bakamayacağım gibi siz de benim evrenimden benim gibi bakamazsınız. hal böyle olunca, ben sizlerin evreninde bir yokluğum. sizin de benim evrenimde yoklukla imtihan edildiğiniz gibi. ve şimdi; hiç var olmamışlara bu pencereden bakın. onlar, sizin muhatap olduğunuz kainat ile muhatap olamamakta, sizin algıladığınız sistemi algılayamamaktalar. peki bu onların bir ''yoklukla var olma'' aksiyomuna müdahil oldukları anlamına gelmez mi? en açık tabirle, yokluğun da bir var olma hareketi olduğunu düşünemez miyiz?
    (gaudi, 07.05.2008 20:32 ~ 21:02)


  2. (bkz: bulantı)
    (genius kusagami, 07.05.2008 20:35)
  3. tam olarak ne yadsıyabileceğim ne de kabul edebileceğim önermedir.

    nasıl ki varlık dediğimiz kavram bir kabulden ibaretse yokluk da yine aynı kabulün ekseninde şekillenmiş başka bir kabuldür. bir nesnenin somut varlığı bir kabuldür. varlığın varlığı da bir kabuldür. öyleyse varlığın yahut yokluğun varlığı üzerine inşaa edilecek şeyler hakkında yalnızca rölativ birtakım yargılarda bulunulabilecek kabuller olduklarını söyleyebilirim bu noktada.

    aslında tüm bunlar gerçek olabilir ya da hepsi benim zihnimde şekillenmiş bir hayalden ibaret olabilir. hatta benim ben dediğim şey de aslında olmayabilir. her şeyde olduğu gibi mesele yalnızca birey bazında incelenebilir.
    (bulanti, 07.05.2008 22:25)
  4. kesinlikle kabuller üzerine oluşturulmuş bir önermedir.
    bu düşünüş biçimini hakkıyla benimseyebilmek için öncelikle insanın kendisini her şeyin bir yanılsamadan ibaret olduğu düşüncesinden ya da nihilizm kırıntılarından tamamen sıyırması gerekir.
    ancak kendini nihilist ve yanılsamacı düşünce sistemlerinden sıyırabildiği ölçüde insan yokluğun da bir varolma biçimi olduğunu kabul etmeye başlayabilir; zira bir şeyin yokluğunu kabul edebilmek için onun daha önce var olduğunu bir şekilde bilmemiz ya da inanmamız -diğer bir değişle kabul etmemiz- gerekmektedir.

    basit ve değiştirilmeye oldukça müsait bir örnek verecek olursam; çok sevdiğiniz bir kimsenin size armağan ettiği o mükemmel 'biblo'yu odanızın en güzel köşesine koyarsınız. bir süre için, o biblonun önünden her geçişinizde gözünüz onun durduğu yere takılır ve yüzünüze bir gülümseme yerleşir; oraya çok yakışmıştır. ancak zaman akar ve o biblonun orada var olma fikrine o kadar alışırsınız ki orada durması size herhangi bir anlam ifade etmez olur. fakat bir gün odanıza girdiğinizde zihninizin alışmış olduğu manzarada ufak bir değişiklik olmuştur. biblo yoktur. ama aslında o andan itibaren biblo her şeyiyle vardır. daha doğrusu biblo, yok oluşuyla, size tüm varlığını hissettirmeye başlar.
    biblonun size ifade ettiklerini, şeklini, görkemini, odanıza kattığı anlamı ve en önemlisi onun zihninizde oluşturduğu ve alışmışlığınızdan ötürü farkına varmamaya başladığınız manzarayı siz de tümüyle fark edersiniz. aklınızdan çıkmaz. en azından bir süre için; yeni aldığınız kokulu mumu boş kalan biblonun yerine koyana kadar.

    biblonun nasıl yok olduğunun ise hiçbir önemi yoktur. belki misafirinizin çocuğu gizlice oynamaya çalışırken onu kırmış, anneniz de siz henüz eve gelmeden kırık parçaları toplayıp çöpe atmıştır. kim bilir.
    önemli olan biblonun yok oluşunun size onu tüm varlığıyla hatırlama fırsatını vermesidir.
    (arkhe, 17.05.2008 15:45)
  5. "koyayım öyle varolma biçimine."

    neyzen e öykünmüş bir garip tevfik
    (ahmak ı hayal, 17.05.2008 15:47)
  6. (bkz: hiç bir şey düşünmemek,hiç bir şeyi düşünmektir)
    (puberthe, 17.05.2008 19:56 ~ 19:59)