yaran fıkralar   

 sayfa  / 31
adana çık aradan

  1. bush iktidara gelir ve 'ne yapsamda iktidarımı kuvvetlendirsem'diye düşünür ve üzerinde resmi bulunan pul bastırmaya karar verir.pullar basılır, piyasaya sürülür ama bi sorun vardır:pullar zarfların üstünden patır patır düşmektedir.bush adamını çağırır:
    +oğlum bu pulların arkasına yapıştırıcı sürmediniz mi,niye düşüyolar' der.
    -efendim sürdük de insan lar pulun arkası yerine önüne tükürüyorlar..!!
    (yaşam meleği, 24.01.2005 20:59)


  2. (bkz: sözlüğe fıkra yazmak)
    (azureel, 13.03.2005 17:22)
  3. ilk duyduğumda bayağı gülmüştüm. bu arada karadeniz şivesiyle yazmaktan tiksinirim siz o şiveyle okuyun lütfen.

    temel yolda giderken karnının çok aç olduğunu hisseder. köşenin bitiminde gördüğü bir dükkandan içeri girer.

    - selamın aleyküm uşağım.
    + aleyküm selam buyur abi.
    - ben bir karadeniz pidesi alacaktım da. yalnız burada yemiycem mümkünse sarıver.

    adam bir an durup sorar:
    + afedersin abi sen karadenizli misin?

    temel bu soruya sinirlenir:
    - niyeki kardeşim? karadeniz pidesi yemek için illa karadenizli mi olmak gerekir? misal ben japon olmasam sushi yiyemeyecek miyim? ya da italyan olmazsam pizza vermeyecek misin?

    adam cevabı yapıştırır:
    + yok abi o yüzden söylemedim. burası nalbur.
    (hansvoralberg, 26.03.2005 19:51 ~ 16.09.2005 20:32)
  4. gülmekten alta sıçırtan fıkralardır.. (oooh tanımımı da yaptım)

    sıcak bir ramazan günü nasreddin hoca göl kenarında bir ağacın altına oturmuş yoğurtyemektedir.. iki köylü de yoldan geçerken nasreddin hocayı görürler ve "allah allah hoca'ya bak ramazan günü oruç tutmuyo mu" diye merakla hoca'ya doğru giderler.
    - hocaaa hocaaa.. sen oruç tutmuyo musun?

    nasreddin hoca durur ve cevabı yapıştırır:
    -ya tutarsam?!

    (bkz: cenk ve erdem)
    (the acme, 12.05.2005 20:48)
  5. öğretmeni ali'yi matematik sözlüsüne kaldırmıştır. tahtaya mı kaldırmıştır sadece ayağa mı yoksa amuda mı bilemiyorum. sorar: "ali, ağaçta beş kuş var, birine taşı fırlattın kaç kuş kalır geriye?" ali düşünür ve doğal olarak hepimizin vereceği cevabı yapıştırır: "hiç kalmaz öğretmenim, hepsi korkup kaçarlar" "hayır" der öğretmeni, "matematiksel yaklaş olaya." "ha o zaman 4 kuş kalır" der ali. öğretmeni "şimdi doğru" der, "ama yaklaşımını beğendim". burasını diyalog yapiim, öbür türlü aç tırnak kapa tırnak zor oluyo.

    -öğretmenim! ben bi soru sorabilir miyim?
    -buyur yavrum.
    -karşınızda 3 tane bayan, ellerinde dondurma var. biri dondurmayı yalayarak, biri emerek, diğeri ısırarak yiyor. sizce hangisi evlidir?
    (öğretmen gözler parlayarak):
    -emerek yiyen!
    -hayır öğretmenim, parmağında alyans olan. ama yaklaşımınızı beğendim.

    buraya kadar gözünü yorup fıkrayı okuyan arkadaşlara sonsuz teşekkürler. "fıkra okunmaz anlatılır" diyenlere de saygılar. demek ki neymiş, fıkra uzadıkça boka sararmış. (this is the özeleştiri part, please proceed...)
    (centrocampista, 28.06.2005 20:35)
  6. aha ben de yazayım bi dene
    adamın birinin çiftliği ve kümesi varmış, kümesin horozu ölünce adam yeni bi horoz almış fakat horoz cok sevisgen çıkmış. kümesteki tavukların alayını becerdikten sonra çiftlikte bulduğu her hayvanı, attır, eşşektir, köpektir demeden sıradan geçiriyomuş. horozun bu halini gören adam içinden "pompa uğruna genç öleceksin" falan diyomuş. sonra bigün bi bakmıs bizim horoz ayaklarini dikmis, dili bi karis disarda hareketsiz yatiyor, basında da bi tane akbaba dolaniyo, adam horoza bakıp senin sonunun böyle olacagi belliydi demis, horoz da adama "sessiz ol, akbabayı kacirtcaksin" demiş.
    (rook, 28.06.2005 22:03)
  7. bir uçakta ingiliz, fransız, alman, hollandalı, iranlı, rus ve türk var. (bkz: oha)

    uçak ingilterenin üstünden geçerken ingiliz, "bizim memlekettin birası çok meşhurdur, içmeye doyamazsınız" der. fransanın üstünden geçerken fransız, "bizim memleketin de kızları çok meşhurdur, öpmeye doyamazsınız" der. almanyanın üstünden geçerken alman, "bizim memlekette de acaip araba yaparlar, binmeye kıyamazsınız", hollandanın üstünden geçerken hollandalı, "bizim memlekette de evler çok meşhurdur, girmeye kıyamazsınız" (bkz: bokunu çıkarmak) uçak iranın üstünden geçerken iranlı, "bizim memleketin de halıları çok meşhurdur, kullanmaya kıyamazsınız yani o derece" der. uçak rusyanın üzerinden geçiyor. rus, "bizim memlekette teknoloji var kardeşim. kgb sayesinde dünyanın öbür tarafında uçan sinekten haberimiz olur" der.

    uçak türkiyenin üzerinden geçerken türk ("ulan amına koyim, bizim memleketin her bi boku meşhur hangisini anlatsam" diye düşünür..)

    beyler "bizim memleketin de erkekleri çok meşhurdur" der ve bombayı patlatır.

    "ingiliz biralarını fransız kızlarına içirir, alman arabasına bindirip hollandalının evine atarlar. iran halısının üstünde çatır çatır sikerler ve bundan kgb'nin haberi bile olmaz."
    (shivers, 16.09.2005 15:12)
  8. nasreddin hoca göle maya çalarken temel bunu görmüş hayırdır hocam napıyorsun demiş.
    nh:göle maya çalıyorum.
    temel: yaa hocam ne yapacaksın o kadar yoğurdu...
    (hem kaleci hem oyuncu, 29.09.2005 13:30)
  9. (bkz: @290459)
    (8844455, 06.10.2005 17:17)
  10. zekeriya beyaz'ın uzmanı olduğu bir konu. (bkz: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/...)
    (excalibur, 27.10.2005 09:55)
  11. adam tarlada çalışırken çişi gelir ve çişini yapmaya başlar. fakat kısa bir süre sonra başlar bağırmaya; "of, anam. yandım!..".
    karısı telaş içerisinde yanına koşar; "bey, ne oldu?"
    adam penisini göstererek; "arı soktu." der. aceleyle kasabaya doktora giderler. doktor adamın penisini eline alıp evire çevire incelerken, karısı da yandan onlara bakmaktadır. bir ara kadın doktorun kulağına eğilir ve; "doktor bey, acısını al ama şişlik kalsın." der.
    (ashra, 13.11.2005 22:00)
  12. temel hergün evine trenle gidip gelmektedir.yine bir gün trende giderken karşısında oturan adamın biri pezevenk der. temel şaşırır acep bağamı dedi diye sağına soluna bakınır. adam yine pezevenk der.temel yine şaşkınlık içinde sağa sola bakınır; sanırım bağa dedi der. olay çıkmaması için ilk durakda iner ve olayı evde karısına anlatır.
    -fadime bugün trende adamın biri bağa pezevenk dedi der.
    fadime ; hadi ya bak terbiyesize der.
    temel ertesi gün aynı adamla tekrar trende karşılaşır.adam bu sefer temel'e bakarak şöle der:
    -dedikoducu pezevenk...
    (cıgı, 11.01.2006 22:28)
  13. bir gün bir adam karısına sordu:
    "aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum."
    karısı yanıtladı:
    "açıklamama izin ver. allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı ve beni de, ben seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!"
    (esdora, 25.01.2006 13:22)
  14. bir boğaza euro tunnel misali bir tunel yapılacaktır, ihale açılır. ihaleye giren firmalar ise japon, fransız ve türk şirketleridir, ancak üç firmadan da aynı fiyat alınır. sonucu görüşmeler belirleyecektir. ilk olarak japon firma çağrılır.
    japonlar:"biz iki yakadan başalarız oratada en fazla bir metre hata ile buluşuruz, o da hemen yapılır, bir şey değil" demişler. yetkililer "güzel, ancak diğer firmalarla da görüşmek lazım" der.
    fransızlar:"biz de iki yakadan başlarız ortada en fazla on santim hata ile buluşuruz, nerdeyse kusursuz olur." demişler. yetkililer sevinmiş, sıra ise türk firmaya gelmiş.
    türkler:" valla biz de iki yakadan başlarız fakat ortada buluşur muyuz o bilinmez, buluşursak bir tane buluşamazsak iki tane tuneliniz olur" demişler.
    (eden, 25.01.2006 15:41)
  15. 2 tane yaşı küçük çocuk geneleve gitmişler. genelevin bekçisi çocukların içeri girmesine izin vermemiş. daha sonra çocuklar bi şekilde bekçiyi ikna etmişler. bekçi de çocuklara bayram günü gelmelerini söylemiş...
    sonunda bayram günü gelmiş çatmış... çocuklar geneleve gitmişler, genelevin önü çok kalabalıkmış. tabii ki bekçi adam çocukları hemen içeri almış. dışarıda bekleyenler bu torpil karşısında isyan etmişler..bekçi adam bekleyenlere şöyle cevap vermiş:

    -onlar .rospu çocuğu, analarının elini öpmeye geldiler...
    (hypnotica girl, 26.01.2006 04:07)
  16. (bkz: hanım koş sözlükte komik fıkralar yayınlıyolar)
    (warbringer, 26.01.2006 04:35)
  17. çocuk ve annesi yolda yürümektedirler. ufaklık birden yolun kenarında çiftleşen köpekleri görür,

    -anne napıyo bu köpekler?
    -üsttekinin ayakları sakatlanmış alttaki onu hastaneye götürüyor yavrum..
    -vay mına kodumun dünyası.. hem yardım et hem s.ksinler...
    (close2death, 04.02.2006 15:15)
  18. anne ve çocuk otobüstelerdir. çocuk duraktakı fahişeleri görür ve annesine sorar, "anne bu kadınlar burda naapıyo"

    -onlar kocalarını bekleyen kadınlar yavrum..

    bu sırada sinirlenen otobüs şöförü:

    "hanım doğruları öğretsene çocuğa, kızım bak, bunlar orospudur ve erkeklerle yatmak için bekliyorlar!"

    -ama anne, bu kadınlar yabancı erkeklerle yatarlarsa çocukları olur, sonra o çocuklar ne olur?
    -otobüs şöförü!
    (close2death, 04.02.2006 15:17)
  19. suudi arabistanlı vatandaş vize almak için abd konsolosluğuna başvurmuş. görevli sormuş suudi yanıtlamış:

    +name?
    -abdul rauf bin selam
    +sex?
    -5 times per week...
    +no no! male or female?
    -male, female, sometimes camel...
    (twinkle, 09.02.2006 15:03 ~ 15:05)
  20. aşağıda iki nadide örneğini vereceğim. yarılabilirsiniz; ama gülmekten değil. uyarmadı demeyin:

    1. temel bir trene binmiş. bakmış ki trende bir ingiliz, bir fransız, bir alman ve bir arjantinli var.
    geçmiş oturmuş, ortamı biraz süzdükten sonra arjantinli amcaya:
    -"sen yenisin galiba" demiş.

    2. temel ve dursun sene 1600'lerde kuzey amerika'ya gitmişler. temel'in sırtında saz, dursun'un sırtında yiyecek çıkını, dolanmaya başlamışlar. derken etraflarını kızılderililer çevirmiş. dursun "ula temel sazı al bir şeyler çal, yoksa bunlar bizi öldürecekler daaa" demiş. temel de saz çalmış . kızılderililerin hoşuna gitmiş. temel'le dursun'u bırakmışlar. bunun üzerine dursun temel'e:
    -"ha bu kizilderiler iki saz çalmana kandı. buranın adı 'tek saz'* olsun" demiş.

    epey bir yol aldıktan sonra yine etraflarını kızılderililer kuşatmış. temel yine saz çalmış ama kızılderililer beğenmemiş. tam öldürmek üzere atak yapacakları an dursun osurmuş. bunun üzerine kızılderililer bayılmış. temel ve dursun da kaçmışlar. temel dursun'a:
    -"ula osurmasan ölecektik. buranın adı 'laz ve gaz'* olsun demiş.

    epey bir yol aldıktan sonra yine etraflarını kzılderililer çevirmiş. temel yine sazı çıkarıp çalmaya başlamış ama bu yine kızılderililer sazın sesini beğenmemişler. dursun'un da osuramayacağı tutmuş. kızılderili şefi tutup sazı temel'in götüne sokmuş. dursun bunun üzerine:
    -"ula temel bu mevkinin adı da 'arkan saz'* olsun" demiş.
    (eksiksizuyum, 05.03.2006 19:41)
  21. vezirler padişahın huzuruna çıkmışlar.
    -padişahım hazinede para kalmadı. yeni vergilere ihtiyacımız var demişler.
    padişah kavuğunun altında kafasını kaşımış:
    -eeee! ne vergisi koyalım ? demiş.
    vezir:
    -köprülere adam koyalım, geçenden bir akçe alsınlar!
    padişah
    -tamam, demiş.
    aradan belli bir süre geçtikten sonra padişah vezirlere sormuş:
    -halktan tepki var mı?
    -hiç bir tepki yok!
    -iyi o zaman diğer tarafınada adam koyun, çıkandanda bir akçe alsın!
    aradan yine bir süre geçmiş; padişah yine vezirlerine sormuş?
    -var mı halktan bir şikayet?
    -yok.
    padişah:
    - o zaman köprülerin ortasınada birer adam koyun, gelip geçeni becersin!
    bir süre sonra padişah vezirlerini çağırmış.
    -köyün birine gidelim, halkı dinleyelim hele bir demiş.
    gitmişler köye, padişah sormuş.
    -var mı şikayeti olan?
    ses yok.
    padişah:
    -var mı şikayet? konuşun yoksa, taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayacağım, diye gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmuş.
    -padişahım , o köprünün ortasındaki adam var ya!
    -eeeee! demiş padişah
    -akşamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor bir adam daha koysanız.
    (ashra, 19.03.2006 15:55)
  22. matematik profesörü, karısına bir faks göndermiş:

    sevgili karıcığım;
    54 yaşına geldin, bildiğin gibi bazı ihtiyaçlarımı artık karşılayamıyorsun. eşim olarak seninle mutluyum ve sana hiç yalan söylemedim. bunu da sana anlatınca anlayışla karşılayacağından eminim. bu gece 18 yaşındaki asistanımla büyük otel'de kalacağım. gece yarısından evvel gelirim.
    kocan

    adam eve dönünce, yemek masasının üzerinde bir not bulmuş:

    sevgili kocacığım; sen de 54 yaşındasın. bu notu aldığında ben de deniz otel'de 18 yaşında bir delikanlıyla birlikte olacağım. sen, ki matematikçisin, bu işi çok iyi bilirsin. 18, 54'ün içinde üç kere ama; 54, 18'in içinde kaç kere??? bilmem anlatabildim mi? onun için sen bu gece beni bekleme, yarın gelirim.
    karın
    (ubiquitous, 19.03.2006 16:08)
  23. 20 - 25 yaşlarında bir delikanlı eczaneye gider. eczacı kadına utana sıkıla eczacı beyle görüşmek istediğini söyler. kendisinden eczacı bey olmadığını, eczaneyi üç eczacı bayan olarak işlettiklerini öğrenir. ve kendilerinden utanmasına gerek olmadığını, sorunu herneyse çekinmeden anlatabileceğini söyler.

    delikanlı sorununu anlatır: "cinsel açıdan bir türlü tatmin olamıyorum, her gün defalarca sevişiyorum fakat bir türlü doyuma ulaşamıyorum. hep daha fazlasını istiyorum. bunun için bana ne verebilirsiniz?"

    eczacı kadın, bunun önemli bir konu olduğunu söyler ve arkadaşlarına da sormak için içeri girer. geri geldiğinde cevabını verir: "yatacak yer ve yemek bizden, aylık da 1000 dolar maaş".
    (chaghdash, 08.04.2006 13:14)
  24. insanları gülme krizine sokan , hatta gülerken gözlerinden yaş gelmesine neden olan kısa hikayeler.

    bill gates ölür ve mahşerde allah'ın karşısına çıkar ;

    allah: seni ne yapacağımı bilemiyorum. acaba cennetemi göndersem yoksa cehennememi? windows programın sayesinde insanlığa çok büyük bir yardımda bulundun ve hemen hemen bütün insanlık bu programından yararlandı ama öbür taraftan da sen bir kafirsin. en iyisi sen karar ver nereye gideceğini.

    bill gates'te olur der ve önce ceheneme bir bakıyım der. bikinili kızların güneşlendiği , top oynadığı uçsuz bucaksız bir sahil görür cehenemde ve çok beğenir. birde cennete bakıyım der ve cennete geçer. cennette de bulutların üstünde çok güsel bir yaşam görür etrafta uçan melekler vardır. bill gates allah'a gider ve derki :

    bill gates: ben cehenneme gitmek istiyorum.

    allah şaşırır ve verdiği sözü tutar. onu cehenneme gönderir. biraz zaman geçtikten sonra allah bill gates'in ziyaretine gider. bill gates'i zincirlerle bağlanmış her tarafı yanmış bir halde bulur ve sorar :

    allah: nasılsın bill mutlumusun?

    bill gates: ne mutlusu burda çok acı çekiyorum.

    allah: sana seçme hakkı verdim ben , sen cehennemi seçtin.

    bill gates: e ben cehenneme baktığımda burda bikini kızlar güneşleniyordu , çok güzel bir sahil vardı.

    allah: (gülümser) o ekran koruyucuydu.
    (ikincimertebe, 11.04.2006 23:38)
  25. adamın biri karısını hava alanında kaybeder. sürekli olarak hava alanı içinde bir oraya bir buraya koşup karısını aramaktadır. tam karısını aradığı sırada karşıdan yine kendisi gibi koşarak gelen birini görür. durur ve adam sorar;

    -hemşerim sen neden koşuyorsun.

    -karımı kaybettim.

    -ya sorma benimkide kayıp, bende onu arıyordum.

    -karın nasıl biriydi tarif etsene bana, belki görmüş olabilirim, sana yardımım dokunur.

    -1,80 boyunda, sarışın, mavi gözlü, 90-60-90, enine boyuna biri, kardeş benim karım böylede seninkinin tipi nasıl bende görmüş olabilirim.

    -siktir et benim karıyı direk seninkini arayıp bulalım.
    (jamesdean, 16.04.2006 02:14 ~ 02:19)
 sayfa  / 31