trende üst bölmeden bavul almaya çalışırken aşağısında huzurla oturan, herşeyden habersiz kadıncağızın kafasına eşşek ölüsü gibi bavulu düşürmek. durumu kurtarmaya çalışırken en az üç beş sefer daha kafasında bavulu hop hop hoplatmak, hoplatmalara doyamayıp iki üç defada top gibi sektirmek, boyun kırmaya, yolcu katili olmaya bu kadar yaklaşmak
(yolcu kellesiyle basket oynamak)
(bade i çu nar, 13.03.2007 21:48 ~ 21.10.2009 00:41)
dizüstünde sörf yaparken,mutfaktan kola aldıktan sonra konsola kolayı koymak ve akabinde elin bardağa çarpması sonucu büyükçe olan bardağın dizüstünün klavyesini kaplayacak şekilde düşmesi,sonucunda da dizüstünün yanması.
final döneminde kafa iyice dağılmış halde ders çalışılırken ayağın sandelyenin altında olduğu farkedilmeden , tam serçe parmak hiza alınacak şekilde oturulur ve üstüne üstlük sakarlıklar silsilesine devam ederek beş dakika boyunca sandalye üstünde debelenerek parmağın iyice harap olması sağlanır. olay ertesi gün sevgiliye anlatılır , birlikte bir güzel dalgası geçilir. olayları takip eden ertesi gün olan olur ve bu sefer sevgilinin üstünden monitore bakmaya calışırken bu sefer o ayağın orda olduğundan habersiz olan sevgili sandalyeyi bu sefer de aynı ayağın baş parmağının üstüne indirir ve ezme işlemine sevgilisinin kaldığı yerden devam eder ve tüm bu olaylardan sonra da bana pelt olmuş bir ayağı uzatmak sureti ile bu giriyi girmek kalır...
doğum günümde iş arkadaşım tarafından hediye edilen 25 yıllık hitachi marka gıcır gıcır teybi (ekolayzırlı, 140 tane düğmeli süper bir cihaz) akşam üstü eve götürürken ve eve 150 metre kala yokuş aşağı dikkatsizce inerken ayağımın takılması sonucu yüz üstü düşerken (ben düşüyorum cümle düşmüş çokmu?) refleksle kendime siper edecek şekilde altıma almam ve yokuş aşağı teyp ile çatır çutur kaymam.
sonuç: hurdahaş bir hitachi teyp. rezil oldu resmen cihaz. aporlorler düğmeler filan mahfoldu, anteni kırıldı. inatla çalışıyor.
itü sözlük e üye olurken yaşadığım hadise.formu doldururken e-mail adresimi doldurmak için kutucuğu seçtim.ve hemen bakmadan alltta çıkan adreslerden en üstteki mail adresini seçtim.çünkü her zaman bilgisayarda bu durumlarda benim mail adresim ilk başta çıkıyordu.bana gönderilen şifreye bakmak için mailime girdim fakat bir türlü mailin gelmemesi ile kıllandım.ulan acaba bi yanlışlık mı yaptım diye neden sonra tekrar sözlüğe geri döndüm ve farkettim ki bütün doldurduğum bilgiler eski kız arkadaşımın mail adresine gitmiş.sinir ve utancı aynı anda yaşarken tekrar üyelik formunu doldurdum.
not:nickim bu yüzdendir ki bulsaraa.aslında sadece bulsara olacaktı.neyse sağlık olsun mu diyeyim ne diyeyim anlamadım.
kalabalık aile toplatısında eve gelmiş yabancı gençlere gayet rahat gözükme çabasıyla elindeki çatalla "yahu anne, nerede benim tabağım" derken çatalı gözüne sokmak ve akabinde göz kapağının arka kısmını zedeleyip günlerce gözünü açamamak, kör oldum sanmak.
bilgisayarın karşısına geçmiş arkadışımın gönderdiği bir chat yazısını okuyordum.bir yandan heyecanla okurken diğer yandan da kucağımdaki tabakta mısırı yiyordum ve arada sırada masanın üstündeki tuzu üstüne döküyordum...biara bir ıslaklık hissetim ve ve farkettim ki tuz yerine su bardağını mısırın üzerine boşaltmışım... afiyet olsun
-salonun en ucra yerindeki sandalyeye günde ortalama on kez ayağımı vurmak
-kapıların içinden geçmeye çalışmak
-yatarken kafamı ranzanın başına vurmak
-uykunun derinliğine inerken ayağımla (ne hikmetse ailenin en sakar kişisi olmama rağmen bilgisayar masası ve üstündeki bilgisayar ranzanın ayak ucunda) bilgisayarın ekranına uçan tekme atmak
her bayramda yaptığım gibi yine o bayramda da markete gelen müşterilere şeker ve kolonya ikram ediyordum. ama kolonya çok az akıyordu. biraz daha sıktım. olmadı. biraz daha... yine çok az akıyor. biraz daha derken birden kolonyanın tıpası çıktı ve adamın gözüne... ardından fışkıran kolonya ise adamın yüzünü adeta yıkamıştı...
dandik bir bileziğin açılan zincir halkasını dişlerin arasında sıkıştırmaya çalışmak, o zincir halkasının ön iki diş arasına sıkışması, çıkartırken dişlere zarar vermesi, yıllarca ön dişte zor duran dolgu yapılması, düşmesi, tekrar yapılması derken artık dolgu tutmayan ön dişlerin porselen kaplanması zorunluluğu. bir yığın para, ağrı, zaman.
üniversite sıralarına gelmiş olan öğrenci insanı ben, sınav kağıdına bilmediği hocasının adını yazmaya çalışır. başarır da. bu başarı sınavdan çıkıp hocanın isminin sınav kağıdına yazdığı ile alakası olmadığını öğrenince bunu sakarlığına vurur, "elim sürçtü" ayağına yatar. ama sınav sonuçları açıklanıp 05 aldığı açıklandığında bunun sakarlık değil aptallık olduğu açığa çıkar.
parktaki çocuğun, ellerini bırakarak sallanma sevdası yüzünden salıncaktan düşmesi ve oturduğu yerden hemen kalkmamasıyla salıncağın gerilip bir de kafaya toslaması... daha da aptalcası salıncağın bu sefer önden arkaya salınırken ikinci kez kafaya geçirmesi...
50 km/h süratle salona girmek, ortadaki sehpaya sağ ayağın üç parmağını çarpmak, ayağın acısıyla kolu havaya savurmak ve avizeye çarpmak, elin acısıyla kendini geri atmak ve kafayı televizyon sehpasına çarpmak. bunu birebir seyreden eşimin de çığlıklar arasında "ay dur artık" diye haykırışını duymak. evet yaptım bunu.
sensorlu açılan kapıdan geçerken arkadan elde sallaya sallaya tuttuğunuz montunuzu kıstırmak, ters taraftan sensörü çalıştıramayıp kalakalmak, sonrasında ziyadesiyle hoş bir adamın olaya el atması, kendini göstermesi, kapıyı aralaması, sıkıntıdan darlanmış siz, elinizde salak montunuz, uzaklaşan kurtarıcınız... hayır yani, filmlerde bu sakarlıklar hep sevimli gelir de, gerçek hayatta bönleştiriyor.
şehirlerarası otobüste servis yapan elemanın on kere gidip gelip birşey içer misiniz demesinden sonra tekrar servis yaparken eh hadi bari bir meyva suyu içeyim diyerekten karışık meyva suyu alınır.
akabinde masum masum dışarısı seyredilirken yudum yudum içilen meyva suyu abuk bir şekilde elinizden fırlar, lakin otobüs ne çukura girmiş nede fren yapmıştır, yanınızda oturan anneniz ve kendiniz dahil olmak üzere güzel bir şekilde meyva suyuna bulanmıştır. sakarlıklara alışmış olan anne hafiften kızar ama tepki vermez. bu arada tam meyva suyunun dökülmesi sırasında arka koltukta oturan çiftin dişi olanı ufak bir kahkaha atar anlam verilememiştir üstüne alınmayıp devam edilir. alelacele ıslak mendil çıkartılıp etraf silinmeye çalışılırken arkadaki çiftin erkek olanı "afedersiniz acaba bende ıslak mendil alabilir miyim, meyva suyu bana da sıçradı da" diyerek beni dumurdan dumura sürükler, mendil verilir on kere özür dilenir ama nafiledir rezil olunmuştur birkere. haliylen sinirden gülünmeye başlanır.
nasıl bir beceridir ki arka koltukta oturana bile meyva suyu sıçratılır vebundan sonra bir daha otobüste birşey içmemeye karar verilir.
"leblebiyi 10 cm yüksekliğe atıp ağzımla tutacam" diye kasmak, leblebinin burun deliğine girmesi (hayır burun o kadar büyük değil, leblebi tanesi ufak), akabinde doktora gidilmesi, onca hemşirenin ve hastane eşrafının önünde doktorun "sokacak başka bir şey bulamadın mı lan" demesi.
bir gün arabanın içinde oturmuş pederi bekleyen ben can sıkıntısından ne yapacağımı bilemeyip arabanın bütün özelliklerini keşfetmeye çalışıyordum. sıra çakmak kısmına gelince yanlışlıkla çakmağa basıp bir kaç saniye içinde çakmağı geri çektim. sonra çakmağı dikkatle incelerken baş ve orta parmağımın arasına alarak bastırdım. akabinde öncelikle ses duydum sonra kokusunu aldım ve en sonunda şiddetli bir acıyla kendime geldim. arabanın içi 1 hafta yanmış et koktu. iğrenç... buradan şunu anlıyoruz: ses ve koku acıdan daha önce beyne iletilir.
-yeni alınmış fotoğraf makinesiyle denizi çekmeye çalışırken fotoğraf makinesini denize düşürmek.
-salonda koşarken antika eşyaya çarpıp onu kırmak.
-yatakta yatarken kafayı hızlıca kaldırmak ve kafanın tam yukarısındaki rafa çarpmak.
"olum çalışıyo lan" deyip arkadaştan bir cd'nin içinde heroes of might and magic 3 armageddon's blade isimli oyunu almak, beni oku dosyasındaki her boku eksiksiz yerine getirmek, oyun açılmayıp üstüne aptal saptal hatalar verince "lan the restoration of erathia'da iyi" deyip eskiye dönmek istemek..
ama olay bu değil. oyunun şöyle:
"uygun dil bulunamadı. programın yeniden yüklenmesi sorunu giderebilir" hatası vermesi.
akabinde kurulum cd'sinin allaha emanet çalıştığını ve belki de bir daha oyunu yükleyemeyeceğini bildiğin halde:
denetim masası>>program ekle kaldır>>heroes of might and magic iii>>kaldır yapmak!..
not: elinde cd'si olan varsa paylaşalım lan, oynayamıyorum. satın bile alabilirim.
not2: ama bu sakarlık değil, salaklık
küçükken üst katlarda yaşarken acaba bahçe nasıl gözüküyor buradan diye merak etmek ve kafanı balkon demirlerinin arasından sokarak aşağıya bakmak merakını tatmin ettikten sonra koca kafanı oradan çıkaramamak ve ağlayarak annene seslenmek