|
|
- fark edildiğinde insanları depresyona dahi sokabilen işaretler bütünü. yüzde görülen bir adet kırışıklık, saçlara düşmüş bir tel ak, ölmeye başlayan arkadaşlar ve yalnızlık hissi.insanı eve bağlayan, koltuğundan bile ayrılmasını engelleyen o büyük güçsüzlük.
- kişinin eskiden dalga gecerek izlediği abuk aşk sahnelerinde ufaktan gözlerinin dolmaya başlaması, yeni jenerasyon diye bi gürühun gelişini gözlemlemek ve o güruhtan bi gömlek büyük olma hali, "bu çıtırlar da hiç fena değilmiş, nesil güzelleşiyo mu ne" derken artık çıtır sayılamayacağını farketme durumu. daha çok anlayış, daha çok affedebilme yetisi, bi olgunluk bi sakinlik falan..*
- erkekler için; yerçekimini yenememek *
- anneniz ya da babanız gibi düşünmeye başlamak, onları daha iyi anlıyor olmak.
- 'bizim zamanımızda' yı kullandığınız an yaşlanmışızdır.
- artık yaptığınız hal ve hareketler, söylediğiniz sözler annenize benziyorsa, arkadaşlarınızla her istediğinizde değil de belirli saatler içinde görüşebiliyorsanız ve bunun nedeni bir yerde çalışmaksa, geceleri televizyon karşısında pek oturamıyor, bir an önce uyumayı düşünüyorsanız, kardeşinizin eve geç gelmesi sizi de sinirlendirmeye başlamışsa, yaşlanıyorsundur, gözün aydın olsundur.
- ağaca tırmanamamak.
yokuş çıkamamak.
bakkala arabayla gitmek.
- çalan müziğin sesinin belli bir süreden sonra yüksek gelmesi ve sesi kısmak.
- otobüste artık siz değil de, size yer veriliyorsa, yürüyen merdivenlerde yürümek zor geliyor "aman ne olsa çıkıyor ne gerek var bide yürümeye" diyorsanız çevrenizdekilerin %70 sizden küçükse ve artık size amca diye hitap edilmeye başlanılmışsa artık yaşlanıyorsunuz demektir
(yako, 09.05.2006 23:09 ~ 23:12)
- doğum günü pastası üzerindeki mumların pastadan daha pahalı olmaya başlaması.
- üniversite son sınıfa doğru yol almaya başladığınızda; mahalle esnafının size ağbi demesiyle anlarsınız önce yaşlandığınızı. size genç diye hitap ettikleri yaşı geçmişsinizdir çoktan. önce bıraktığınız sakala yorarsınız tüm alametleri. kestiğiniz anda 5 yaş birden gençleşivereceksinizdir, eminsinizdir bundan.
mezun olup çalışmaya başladığınızda; isminizin sonuna eklenen bey veya hanım hitaplarına inat; eskiden takıldığınız mekanlara akarsınız hafta sonları tüm enerjinizle. enerjiniz gençlerinkine eşittir de konuşulan konular, kafaya takılan sorunlar arasında dağlar kadar fark vardır. özellikle ertesi günkü iş saatlerini düşünüp, bu kaçamak iyi oldu be diyorsanız kendinize; evet kabul etmenin zamanıdır: yaşlanıyorsunuz.
bir de kafa dağıtmak için gidilen konserlerde fark edersiniz yaşlandığınızı. özellikle bir üniversitenin bahar şenliklerinde... çevrenizdeki üniversiteliler hareketliliğinizden ve içtiğiniz içki miktarından dolayı sizi uyarma gereği duyup, yaşınıza atıfta bulunarak dizginlemeye çalışıyorlarsa sizi; anlayın ki onlardan biri değilsiniz artık.
hayat dolusunuzdur ya, yediremezsiniz kendinize. sıpalar daha dün bu sıralarda kahkahalar atıyorduk biz, sınav stresi ile ölüp ölüp diriliyorduk demek istersiniz; diyemezsiniz. denmez; yüzünüzde gülümseme ile birkaç yıl sonraki hallerini hayal ederek; sizi de göreceğiz bakalım denilir ancak. işte sadece bu cümle anlatır yaşlandığınızı: sizi de göreceğiz bakalım...
- bir an kendini camdan top oynayan çocuklara bağırıp üstlerine su dökerken bulmak..
- (bkz: haşlanma belirtileri)
- zamanın nasıl geçtiğini anlayamamak
- yüzde gülme çizgileriyle kendini gösteren,artık 10lu yaşları geçtikten sonra gördüğüme inandığım,"biz bu yaşta..."diye kalıp cümleler kullanmayla "acaba yaşlandım mı?" sorusunu akla getiren belirtiler bütünü.
- ergenlik çağında 24 saat seyredilen müzik kanallarının yüzüne bile bakmamak. her albümü, her şarkıyı bayatladıktan sonra duymak.
- gençlerin % bilmem kaçı gibi herşeye heyecanlanmayıp, hayatın bir kısmında olup bitenleri yokmuş gibi saymak, doğum günlerini kutlamamak, gereksiz bir durgunluk içine girmek.
- trt 1 izlemek ve bundan zevk almak. sanat müziği, halk müziği konserlerini dinlemek, aile dizilerini sevmek.
- arkadaşlarla, dostlarla "ya beyler mezun olduktan sonra bile hiç ayrılmayalım, sık sık görüşelim" muhabbeti yapamamak, yapana gıcık olmak.
- botoks yaptırmaya ihtiyacın olduğunu düşünmek.
- unutkan olmak. yapacağınız her şeyi unutmak. sonra unuttuğunuz için kendinize kızmak.
- bir miktar da olsa efor gerektiren aktivitelerde ve sonrasında vücutta solunuma yardımcı olması için ekstra delik aramak, olmadığını farkedince de olması gerektiğini düşünmek...
- el ve boyun derilerinin elastikliğini yitirmesi.
her hafta artan kır saçlar.
iki kaşın ortasında sinir bozucu diklemesine bir çizgi.
akşamdan kalma olmanın acı vermeye başlaması ve bütün günü mahvetmesi.
doğum gününü artık kutlamamak.
yaşını sorduklarında bir kaç saniye düşünüp hesap yapmanın gerekmesi.
gece on sularında uykuya dalmak sabah da yedi gibi kalkmak.
daha az dışarı çıkar olmak.
emeklilik planları yapmaya başlamak (gerçi bunu çalışmaya henüz başlayan bile yapıyor galiba).
bankada iyi miktarda birikmiş paranın olması.
son filmleri, bilgisayar oyunlarını ve albümleri bilmiyor olmak.
sokaktaki çocukların size teyze ya da amca demesi.
çocuğunuza bilgisayar oyununda yenilmeye başlamanız.
çocuğunuzun derslerine veya kariyer planlarına yardım edemiyor olmak.
son teknolojileri kullanma özürlü olmak.
daha hoşgörülü olmak ve daha az sinirlenmek.
gördüğün ülke veya şehir sayısını hatırlamamak.
evlensem mi diye düşünmeye başlamak.
- bir zamanların abi ve ablalarının dede ve nine kıvamına gelmiş olduklarına şahit olmak...
|