omar khayyam *  

adana çık aradan

  1. harold lamb'ın 1999'da yurt yayınları'ndan suat kaya çevirisi ile çıkmış kitabı.. orijinal adı; omar khayyam.. türkçe'deki isim ise yıldızların efendisi hayyam..

    tarihi bir roman; adından da anlaşılacağı üzere ömer hayyam'ın hayatını inceliyor..

    ilk sayfadan itibaren iddiasını ortaya koyuyor..

    kitap üzerine:*
    "elinizdeki kitap, ömer hayyam üzerine yazılmış az sayıda eserden biridir. esasen hayyam üzerine bilinenler çok azdır; elimizde bulunan ve ona atfedilen rubailerin bile çok çeşitlilik göstermesi, bu durumun bir delilidir.
    bu durumun temelinde hayyam'ın o zamanın genel geçer bilgi ve kavramlarına muhalif bir tutum takınması yatmaktadır. o zamanın koşullarına göre bir bilim adamı sıfatını taşıyan hayyam, bilim düşmanı çevreler tarafından dinsiz olarak nitelendirilmiş ve yine bu çevreler tarafından tüm izleri silinmeye çalışılmıştır. günümüzde hayyam hakkındaki bilgilerin azlığı, dogmatiklerin bu konudaki başarılı olduklarını göstermektedir.
    bu kitap, hayyam üzerine çeşitli kaynaklardan edinilen bilgilerden yardımıyla yazılmış bir hayat hikayesidir. hayyam’ın hayatındaki boşluklar yazar tarafından doldurulmuştur, fakat yine de yıldızların efendisi hakkında bizlere yeterince açık bir tablo çizmektedir."

    buradan sonrası kitabı okuyacaklar için sakıncalı bilgiler içermektedir!

    kitap 5 bölümden oluşuyor.
    önce;hayyam'ın gençliğine tanık oluyoruz ve hayatına yön verecek küçük kadın yasmi ile tanışıyoruz. yine bu bölümde hayyam malazgirt savaşına katılıyor ve alp arslanın ölümüne dair şakayla karışık bir kehanette bulunması çadırcı ibrahim'in oğlu(ibn-i ibrahim) ömer'in hayatında dönülmez bir yön veriyor. 3 aşamalı bir kehanetin tutması, melikşahı şaşırtmakla beraber, hayyam'ın sultanın müneccimbaşı olma yolunu da aralıyor. bu sayede hayyam, rasathanesi için gerekli olan her şeyi sultan melikşah'tan(yavru aslan) isteme ve elde etme şansını yakalıyor. yıldızevi böylece kuruluyor.
    nizam(nizam-ül mülk) ve çaşıtbaşı(muhbir, casus) hayyam'ın dürüstlüğünden etkilenerek ona doğruluğun kanıtı diye hitap etmeye başlıyorlar; ancak bu dürüstlük, nizam'ın ustaca ördüğü imparatorluk ağı için bulunmaz bir fırsatken aynı zamanda ipe götürecek sıfat haline gelmesi işten bile olmuyor. (nizam bir kızını roma kralı ile evlendirmiş, diğer kızını da melikşahla evlendirerek iki büyük gücü bünyesinde barındırmayı hedeflemekte ve bunun ardından daha büyük hedefler için planlar kurmaktadır, bunun için sultana yakın olmak zorundadır ve bu iş için hayyam'ı kullanmayı planına eklemiştir.)
    söz söyleme düşkünlüğü kitapta dikkat çeken bir unsur; nizam'ın sözü gerçekten etkileyici; "taşı, taşların arasında; kum tanesini de çölde gizlemek gerek."
    ilerleyen vakitlerde, yasmi'nin bir anda ortadan kaybolması, nizam-ül mülk'ün ve çaşıtlarının oyunları ile hayyam iktidarın isteklerinden uzaklaşıyor. bu sırada karşısına çıkan hasan sabbah, hayyam'ın olaylara dışarıdan bakmasına yardımcı olmakla beraber, bu güzel zamanlamasıyla ismaili tarikatının da temellerini güçlendiriyor; hayyam'ı tarafına çekmekte gecikmiyor. ustaca planlanmış bir karşılaşma, ışıklar, eğitimli bir kartal; hayyam'ı etkiliyor. ancak nizam bu konuda da hazırlıklı; hayyam'ı daha öncesinde uyarmayı ihmal etmiyor.
    gel zaman git zaman, 1075'te yasmi'nin vebadan ölümü ile hayyam'ı derin acılar içinde buluyoruz. acısını çalışarak, kendini melikşah adına bir takvim yapmaya adayarak unutmaya çalışıyor hayyam.. en yakını şarlatan cafarak haline geliyor; yasmi'nin ve malazgirt savaşında ölen can dostu rahim'in yadigarı.. batlamyus'un yıldız harştasında bulunan hatalar, yıldız evi'nin bahçesine dikilen mermer yapı, su saatleri derken; hayyam takvim konusunda epey ilerleme kaydederek yükselişini sürdürüyor. ülkenin ileri gelen bilim adamları, metametikçileri hayyam'ın himayesine giriyor, çalışmalarına destek oluyor.
    melikşah durumdan oldukça memnun, hayyam'ın müneccimbaşı olması kararından duyduğu gururla ve hayyam'a sınırsız güveniyle hayyam'ın sözü olmadan, onayı olmadan sefere çıkmıyor.
    bu sırada hayyam'a atfedilen bir buluş söz konusu; dünyanın güneş etrafında döndüğünü söylüyor hayyam kitapta ancak hayyam'ın günümüzeulaşan çalışmalarında buna dair bir bilgi mevcut değil. bu, yazarın okuyucuya verdiği bir hediye gibi.. dönemde bu fikri savunanlar olduğu biliniyor ancak hayyam'ın da bunlardan biri olup olmadığını söylemek için yeterli bulgu mevcut değil..
    birgün nişabur'daki köle pazarında hayyam'a yasmi'yi anımsatan bir köle ile (ayşe) olayların akışı yeniden şaşırtıcı bir hal alıyor. ayşe, önce yasmi'nin hayaleti olarak hayyam'ın hayatına girmiş olsa da bilgisi ve görgüsü ile yasmi'nin izlerini silmekte gecikmiyor.
    tam da bu sırada sahneye gazali çıkıyor.. gazali'nin hayyam'ın hayatına girişiyle şarap sofradan eksilir oluyor, yerini tartışmalara, sohbetlere bırakıyor. ayşe ve tüm diğer hizmetkarlar gazali'ye minnettar.. hayyam gazali'de kendi gençliğini görür gibi olsa da; gazali'nin hayata bakışındaki katılık, ömer'in belirsizliği ile uyuşmuyor ve bu sayede belki de hayyam, gazali'yi yetiştirip hoca yapmak istiyor..
    bu sırada tabii ki nizam'ın oyunları bitmek bilmiyor.. istekleri artıyor, hayyam'ı daha önemli işlerde kullanmaya çalışıyor..hayyam bu noktada deliriyor ve mektupları açmama, bahçesine kimsenin girmesine izin vermeme kararı alarak bir çeşit inzivaya çekiliyor.. ancak bu karar kalıcı olamıyor..
    hayyaım'ın melikşah'ın sefer kararına ilk reddi de bu döneme denk geliyor. nizam bu durumdan son derece rahatsız, planlarının işlemesine engel teşkil eden herşeyi yakıp yıktığı gibi bundan gayrı hayyam'a eskisi gibi bakmaz oluyor. hayyam'ın saraydan nizam'ı karşısına alarak çıkması, o kapıdan bir daha asla giremeyeceğini gösteriyor..
    hasan sabbah bu sırada dağların şeyhi olarak anılmaya başlanmış ve nizam'la görüşmeler yapmaktadır. ömerin ziyareti de nizam ile sabbah'ın görüşmesi ertesine rastlar; sabbah, hayyam'ı beklemektedir..
    hayyam'ı alamutta daha evvel hiç görmediği kitaplar ve hayyam'ın kitaplarıyla yetişmiş öğrenciler ve tabii ki hasan sabbah beklemektedir. tüm bunlar hayyam'ın etkilenmesi için yeterli değildir ancak..
    hasan sabbah'ın maharetlerini görmesi ancak hayyam'ı ikna etmeye yetecektir. bu noktada durumun ve olay örgüsünün derinliğini anlamak için fedailerin kalesi: alamut adlı kitabın okunmuş olması gerekir. ömer hayyam da cenneti görür; sabbah'ın cennetini..
    karşılığında hasan sabbah, hayyam'ın dailerinden biri olmasını ister.. hayyam için bu karar oldukça zordur.. zoe(malazgirt'te edindiği köle)yi hatırlatan bir huri onu alamut'a çoktan bağlamıştır bile... nacak hayyam için hiçbir şey bu kadar kolay değildi.. zekice bir plan ile hasan sabbah'ın cennet sırrıına vakıf olmayı umuyor; başarıyor da.. hatta alamut'tan çıkmayı bile..
    bu sırda; ömer'in yokluğunda melikşah oldukça sinirlenmiş ve hayyam'ı köşe bucak aratmaya başlamıştır.. dönüşü panikle karşılıyor cafarak ve ayşe.. nizam görevinden azlediliyor.. üstelik bunun sebebinin dağlardan gelen bir güvercin postasının olduğunu -işin içinde hasan sabbah parmağı olduğu- öğrenince hayyam için işler daha da karışıyor.. ömer buna yanıt olarak alamuttan çıkarken yanına aldığı güvercin ile sabbah'a mektup yazmakta gecikmiyor..
    tüm bu olanlardan sonra melikşah'ın en güvendiği insan haline geliyor hayyam.. matematiksel çalışmalarını sekteye uğratacak kadar çok zamanını melikşah'la geçirmesi hayyam'ı agresifleştiriyor.. dünya'nın güneş etrafında dönüşünü melikşah'a anlatıyor, ancak melikşah; hayyam'ın kehanetleriyle ilgilendiği kadar bu buluşla ilgilenmiyor bile..
    bir gece, evinin önünde kınsız bir hançer ve bir parça ekmek ile bulduğu mektup, alamut ile ilgili konunun henüz kapanmadığını anlatıyor..ardındansa cafark'ın öldürülüşü, hayyam'ın hzurunu içten içe kaçırıyor..
    nizam, kitabını yazmaya devam ediyor; zaman geçiyordu.. bir gece nizam'ın öldürülüşü de hasan sabbah ve fedailerinin işiydi..
    arka kapak yazısının sırrı burada ortaya çıkıyor..
    arka kapak:
    "şimdi” dedi ömer sesini yükseltmeden, “hareket etme ve adım atma. korkacak bir şey yok. sadece kule senin etrafında dönecek.” gazali, yüzünde hafif bir tebessümle, öylece bekliyordu. böyle bir şeyin mümkün olmadığını gayet iyi biliyordu. bu bir şakaydı. ansızın hızlı bir nefes aldı. aydınlatılmış perde gözlerinin önünde dönmeye başlamıştı. bir süre sonra kule hafif bir sarsıntıyla durdu ve gazali denizlerinin üstüne düştü.
    “yarabbi… neler oluyor?… allah’ın izniyle… kim?…” kelimeler ağzında dolanıyordu hüccet ül-islam’ın. “böyle büyük bir kuleyi ne döndürebilir ki? onu dönerken gördüm.”
    ömer hiçbir şey söylemeden gazali’nin ayağa kalkmasına yardım etti."
    bu sayede hayyam; dünyanın hareketini açıklamış oluyordu gazali'ye.. hiç unutamayacağı bir şekilde..
    bu hikaye beklenenden kısa süre içinde nişaburu sarıyor.. ancak bu haber kadar kısa sürede yayılan bir diğer haberse sultan melikşah'ın ölümü.. işte bu noktadan sonra hayyam için hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.. ömer hayyam yargılanıyor, kadı huzuruna çıkarılıyor, yıldız evi'ne el konuyor, varı yoğu ne varsa kaybediyor hayyam..
    nişabur'da yaşamak gün geçtikçe zorlaşıyor.. derken bir mektup daha geliyor hasan sabbah'tan.. ancak ömer okumuyor bile.. sadece şu rubaiyi yazıyor:
    hayyam bilgelik çadırını dokudu;
    sonra dert potasında yandı kül oldu.
    bir pula satıldı kader çarşısında,
    ölüm celladı geldi boynunu vurdu..

    ve karanlıkta kayboluyor hayyam..

    kitap böyle..

    değerlendirecek olursak;

    aşk, politika, bilim üçgeninde sıkışmış bir adamın hikayesi, hayatı diyebiliriz.. çok katmanlı bir yapı sergilemesi nedeniyle tekrar tekrar okunduğunda farklı tadlar veren bir kitap.. ancak bazı noktalarda mantık hataları var. örneğin hasan sabbah ile hayyam'ın ilk karşılaşmasında, hasan, atomdan bahsediyor.. oysa ki atom o döneme çok yabancı bir kavram.. bunun yanında; yasmi'nin vebadan ölüşü ile defin işlemlerinde orada bulunan kölelerin hastalanmasına karşın hayyam'a hiçbir şey olmaması dikkat çekici.. yaşları karşılaştırdığımızda ise yaklaşık sonuçlar ile açıkçası gazai ile hayyam arasında, kitapta sezdirildiği denki büyük bir yaş farkıın olduğunu düşünmüyorum; ki aynı durum hasan sabbah ile hayyam arasında da geçerli..

    fedailerin kalesi: alamut ile çelişen bilgiler mevcut; örneğin hayyam, sabbah ve nizam'ın okul arkadaşı oluşlarından bahsedilir alamut'ta; ancak burada hasan sabbah'ın örgüsü ile dahil oluş sözkonusu.. kilit nokta ise yine nizam..

    yasmi, zoe ve ayşe'den ibaret bir gönül ise hayyam için pek inandırıcı gelmiyor açıkçası.. bunun nedeni hayyam'ın ilerleyen dönemlerde çokça saptırılarak anlatılmış olması da olabilir tabii..

    çok uzun lafın kısası ise; dönem hakkında güzel bilgiler veren, keyifli bir kitap.. tabii ki bir tarih kitabı beklentisi ile okunmamalı; ancak edinilebilecek bilgiler bakımından oldukça doyurucu..

    okumayı tamamlamak için iki kitabı daha okumak gerekiyor; bunlar fedailerin kalesi: alamut ve güvercinin gerdanlığı: alamut'a dönüş..
    (melagrana, 01.07.2008 00:50 ~ 28.09.2008 20:45)