|
|
- yüksek bunalım pain of salvation eseri...şöyle de sözleri vardır bunun...
let me go
let me go
let me seek the answers that i need to know
let me find a way
let me walk away
through the undertow
please let me go
let me fly
let me fly
let me rise against that blood-red velvet sky
let me chase it all
break my wings and fall
probably survive
so let me fly
let me fly...
let me run
let me run
let me ride the crest of chance into the sun
you were always there
but you may lose me here
now love me if you dare
and let me run
i'm alive and i am true to my heart now -
i am i, but why must truth always make me die?
let me break!
let me bleed!
let me tear myself apart i need to breathe!
let me lose my way!
let me walk astray!
maybe to proceed...
just let me bleed!
let me drain!
let me die!
let me break the things i love i need to cry!
let me burn it all!
let me take my fall
through the cleansing fire!
now let me die!
let me die...
let me out
let me fade into that pitch black velvet night
- (bkz: second love)
(bkz: dryad of the woods)
- rtn'de pek bi güzel çaldıkları duygusal parça. pos'un en iyilerinden...
- tool un 1993 çıkışlı, 2. albümü
intolerance
prison sex
sober
bottom
crawl away
swamp song
undertow
4 degrees
flood
disgustipated
- 12:5 konser kaydını dinlemeden yorum yapmanın yanlış olduğu pain of salvation şarkısı.
- ing. deniz yüzündeki akıntıya ters giden dip akıntısı.
ayrıca progressive metalin ilahlarından olan tool'a ait albüm ve bu albümdeki bir şarkısının adı. albüm 90 lı yıllara damgasını vurmuş sober, ve bunun yanında prison sex, undertow gibi şarkılarla müzikal açıdan oldukça doyurucu.
şarkını sözleride aşşağıdaki gibidir;
gone under two times.
ı've been struck dumb by a voice
that speaks from deep
beneath the cold black water.
ıt's twice as clear as heaven,
and twice as loud as reason.
ıt's deep and rich like silt on a riverbed
and just as undisturbing.
the currents mouth below me opens
up around me.
suggests and beckons all
while swallowing.
ıt surrounds and drowns
and sweeps me away.
but ı'm so comfortable...
too comfortable.
shut up shut up shut up shut up
shut up shut up shut up shut up
you're saturating me.
so how could ı let this bring me
back to my knees again
again again.
under for the third time.
ı've been baptized by your voice.
ıt screams from deep
beneath the endless water.
and it's half as high as heaven
and half as clear as reason.
it's cold and and black
like silt on the riverbed.
but ı'm so comfortable.
far too comfortable.
why don't you kill me,
ı'm weak and numb and insignificant,
and ı'm back on my knees.
lost in euphoria.
ı'm back down. ı'm in the undertow.
ı'm helpless and awake
in the undertow.
ı'll die within your undertow.
ıt seems there's no other way
out of this undertow.
euphoria.
- pain of salvation şarkısı.kendinize eziyet etmek istediğinizde başka birşeye gerek bıraktırmayacak kadar güzeldir.
let me break the things i love i need to cry
let me burn it all
let me take my fall(mabel, 01.02.2007 15:59)
- şarkının konser kayıtlarından oluşan pain of salvation 12 5 albümündeki akustik hali belki biraz daha yumuşaktır ama çok daha güzeldir.
- akabinde intihar edilesi pain of salvation parçası.özellikle klavye kullanımının şarkıya çok şey kattığını düşünürüm.herşeyden vazgeçtikten, herşeyi arkaya aldıktan sonra, tek vazgeçilemeyene yalvarıştır.ağlatır, hem de salya sümük.özellikle 4:08'den itibaren daniel gildenlow'un enfes vokaliyle şarkıdaki hüzün yerini pes etmeye bırakmıştır.
- pain of salvation ının tanrıya yakararak söylediği şarkıdır. bunalıma sürükler fakat öyle güzeldir ki haykırarak eşlik edersin sende, bunalımın böylesiyse, koşa koşa gidersin gözlerin kapalı.
- eylülde,evt evt eylülde ülkemize gelicek olan tool un eski albümünün ismi
bottom,intolerance,sober,crawl away,prison sex,swamp song albümden dinlemeniz gereken sarkılardır...(lupus, 11.07.2007 21:09)
- tekrar tekrar dinleyip kendimi gebertmekten sapıkça bir zevk aldığım şarkı ötesi. ahanda yine dinlemekteyim.
you were always there but you may lose me here.. now love me if you dare..
edit: yine..
let me break the things i love i need to cry
konserlerde değişik bir versiyonu çalındığından burdaki o can alıcı, parçalayıcı cry telaffuzu yapılmamaktadır, farklı, çok güzel bir havası vardır ama canlı canlı o haykırışı duymak bambaşka olurdu..
- let me fade into that pitch black velvet night gibi harika bir söze sahip pain of salvation'ın muhteşem eseri. sözleri pain of salvation eserlerinin genelinde olduğu gibi sağlamdır.
- bir bölümü this heart of mine'la aynıdır, sevilesi bir şaheser..
- çığ gibi bir şarkı. ufak bir kartopu gibi, usul usul ilerliyor, derken kocaman, yıkıcı bir kütleye dönüşüyor..
ezici..
- isim anlamıyla türkçemizde "deniz yüzündeki akıntıya ters giden dip akıntısı." olarak karşılık bulan kelime.
- herhangi bir - lanet olası - "son dakika kahramanı"nın eline düşmeden çekip gitme arzusunu diri tutan ağıt; bir türlü dinmeyen acıya ve karşılığında duyabildiğin boş sözlere: "hayır, yapamazsın, gidemezsin!" - fakat tek cevap: "it's better to burn out than to fade away."
- en sevdiğim, pek sevdiğim pain of salvation şarkısı.
şu satırları da yazmama vesile olmuştur..
pain of salvation, undertow. müziğin sesi sonuna kadar açık. çığlık çığlığa eşlik ediyorum, “let me dıe!”. acı, yok sayılamayacak boyutlarda. rüyalarımda sürekli aynı adamı görüyorum. uyumaktan korkuyorum artık. gözlerimin altındaki halkaların sebebi bu. dinlediğim her şarkı onunla başlıyor, onunla bitiyor. sonu olmayan bir kabus gibi. uyanmak istiyorum. nefes almak git gide zorlaşıyor. çığlık. “let me breathe!” kendini tekrar ediyor her gün, yeni baştan. kaçmak istiyorum. uzağa. en uzağa. gölgemden bile kaçmak. kalmak bir başına. yapayalnız. izin vermiyor. izin vermiyor yansımasından uzaklaşmama. uçup gitmemi, mutlu olmamı istemiyor. “let me fly!” çığlığımı duymuyor. kendinden başka herkese, her şeye sağır olmuş kulakları. oysa gitmeliyim. terkedilmiş bir kasaba. belki deniz kıyısında, sahilde bir baraka. bir bodrum katına da razıyım. duvarlar çırılçıplak olmalı ama. benden başka kimseye yer olmamalı. benden başka her şeye gizlenmiş çünkü. her yerde onun yüzü. gidebilsem… adım atamıyorum. histerik çığlıklar… “let me go!” duvarlara konuşur gibiyim. elimde bir fincan kahve. tadı tuzu yok. benim gibi. sert. bir yudum. sigaram parmaklarımın arasında. beni bırakıp gitmeyen, terk etmeyen tek sevdiğim. bir nefes. gözlerim ıslanmaya başlıyor. bir damla yaş, sıyrılıp gidiyor diğerlerinin arasından. başlattığı darbeye diğerleri de katılıyor sonra. tek tek akıyorlar, arka arkaya. elimin tersiyle siliyorum gözlerimi. kimse görmemeli ağladığımı. kimse bilmemeli içimde yaşattığım, besleyip büyüttüğüm, senden kalma acıyı. ağlayabilsem rahatça, akıtsam içimde ne var ne yoksa, geçer mi ki, biter mi bu işkence? susmak zorundayım oysa, kimse görmemeli bilmemeli bende bıraktığın yaraları. “let me cry!” diye bağırsam var gücümle, işe yarar mı? yaramıyor. gerçek gözyaşının, gerçek hıçkırıkların yerini hiçbir şey tutamıyor. şarkı çığ gibi. ufak bir kartopundan, yuvarlana yuvarlana yıkıcı bir kütlenin oluşumuna benziyor. nasıl gideceğimi biliyorum. ama sarmış dört yanımı, tıkamış tüm yolları. ciğerlerim acıyor. boğazım. gözlerim. gitmek istiyorum. bıraksa, eminim yolumu bulabilirim. eminim bir yol bulabilirim. parçalıyorum kendimi. “let me fınd a way! let me walk away!” umurunda bile değil. gitmemi isteyen, beni terk eden adam, uzaklaşmama izin vermiyor ve ben dayanamıyorum. acı. katlanarak büyüyor. çığ gibi. psikolojik acıyı fiziksel acıyla bastırmak istiyorum. elimde jilet. façaya boğuyorum bileklerimi, dudaklarımı… kan akmıyor! hiçbir acı bastıramıyor bunu. tanrım! “let me bleed!” sinir krizi. aynadaki aksimi yumrukluyorum önce. elime saplanan cam kırıkları. sonra deviriyorum gördüğüm ne varsa. ne varsa senden bana kalan, yok etmek istiyorum. parçalıyorum sırayla, duvara fırlatıyorum elime geçen her şeyi. şarkı eşlik ediyor bana. “let me break the thıngs ı love ı need to cry!!!” yere çöküp ağlıyorum. cam kırıkları, parçalanmış anılar. içimde acı, dışımda ondan kalanlar. gözlerim çakmağa takılıyor. bulanık görüyorum, yaşlar birbirini izliyor. alkole beziyorum her yeri, bir yudum bana, şişelercesi odaya. elimde kibrit kutusu. ağlamaktan korkmuyorum bu defa. kanlar boşalıyor elimden. ağlamama, kanamama izin verdiğin için sana minnet duyabiliyorum. garip. gözlerim gözlerini arıyor. yok. boşluk var sadece. ve bir kutu kibrit. kibriti çakıyorum, alev alıyor her yer, alev alıyor bedenim. dumana karışan son çığlığım, simsiyah bir şarkıyı mırıldanıyor…
“let me burn ıt all! let me take my fall! through the cleansıng fıre! now let me dıe! let me dıe…”
[uyuyanquzel.comdan alıntıdır. site benim olduğundan, çalındığı zannedilmesin.]
- naçizane çevirisi şu şekildedir kendisinin:
izin ver gideyim
izin ver gideyim
izin ver arayayım bilmem gereken cevapları
izin ver bir yol bulayım
izin ver yürüyüp gideyim
anaforun içinden
izin ver gideyim
izin ver uçayım
izin ver uçayım
izin ver yükseleyim o kan kırmızı kadife göğe
izin ver kovalayayım hepsini
kanatlarımı kırıp düşeyim
belki sağ kalırım
yani izin ver uçayım
izin ver uçayım...
izin ver koşayım
izin ver koşayım
izin ver süreyim şansın başlığını güneşin içine
sen hep oradaydın
ama beni burada kaybedebilirsin
şimdi cesaretin varsa sev beni
ve izin ver koşayım
canlıyım ve sonuna kadar doğruyum şimdi, ben, ben kendim,
ama neden gerçek beni hep öldürmek zorunda?
izin ver kırılayım
izin ver kanayayım
izin ver parçalayayım kendimi, nefes almaya ihtiyacım var!
izin ver kaybedeyim yolumu
izin ver yanlış yola yürüyeyim
belki devam ederim...
yalnızca izin ver kanayayım!
izin ver kuruyayım
izin ver öleyim
izin ver kırayım sevdiğim şeyleri, ağlamaya ihtiyacım var!
izin ver hepsini yakayım
izin ver düşüşümü kabulleneyim
temizleyen ateşin içinden
şimdi izin ver öleyim...
izin ver öleyim...
izin ver çıkayım
izin ver çıkayım...
izin ver solayım, o simsiyah kadife gecenin içinde...
daniel gildenlöw ün şarkı sözü yazarlığının doruk noktası olarak kabul ettiğim, vazgeçilemeyenin, ama aynı zamanda vazgeçilmek istenenin, içinde hapsolunanın, kurtulmak için belki de ölmek gerekenin anlatıldığı, 12:5 albümündeki versiyonunun en iyi yorumu olduğu(bence!), ancak pain of salvation un masstival performansında şarkıyı bambaşka bir boyuta taşıyan daniel * kişisinin akıl hayal sınırlarını zorladığı ağıt. ölmeden mutlaka dinlenilmesi gereken tanrısal melodi.
http://www.youtube.com/... (bu da masstival performansının linki, dinlenile)
|