undertow   

adana çık aradan

  1. yüksek bunalım pain of salvation eseri...şöyle de sözleri vardır bunun...

    let me go
    let me go
    let me seek the answers that i need to know
    let me find a way
    let me walk away
    through the undertow
    please let me go

    let me fly
    let me fly
    let me rise against that blood-red velvet sky
    let me chase it all
    break my wings and fall
    probably survive
    so let me fly
    let me fly...

    let me run
    let me run
    let me ride the crest of chance into the sun
    you were always there
    but you may lose me here
    now love me if you dare
    and let me run

    i'm alive and i am true to my heart now -
    i am i, but why must truth always make me die?

    let me break!
    let me bleed!
    let me tear myself apart i need to breathe!
    let me lose my way!
    let me walk astray!
    maybe to proceed...
    just let me bleed!

    let me drain!
    let me die!
    let me break the things i love i need to cry!
    let me burn it all!
    let me take my fall
    through the cleansing fire!
    now let me die!
    let me die...
    let me out
    let me fade into that pitch black velvet night
    (radiance, 24.09.2004 22:09 ~ 22:10)
  2. (bkz: second love)
    (bkz: dryad of the woods)
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 04.10.2004 19:36)
  3. rtn'de pek bi güzel çaldıkları duygusal parça. pos'un en iyilerinden...
    (soulforged, 04.10.2004 19:50)
  4. tool un 1993 çıkışlı, 2. albümü

    intolerance
    prison sex
    sober
    bottom
    crawl away
    swamp song
    undertow
    4 degrees
    flood
    disgustipated
    (katil sincap, 04.10.2004 20:08)
  5. 12:5 konser kaydını dinlemeden yorum yapmanın yanlış olduğu pain of salvation şarkısı.
    (ben bilmem beyim bilir, 12.08.2005 01:19)
  6. ing. deniz yüzündeki akıntıya ters giden dip akıntısı.

    ayrıca progressive metalin ilahlarından olan tool'a ait albüm ve bu albümdeki bir şarkısının adı. albüm 90 lı yıllara damgasını vurmuş sober, ve bunun yanında prison sex, undertow gibi şarkılarla müzikal açıdan oldukça doyurucu.
    şarkını sözleride aşşağıdaki gibidir;


    gone under two times.
    ı've been struck dumb by a voice
    that speaks from deep
    beneath the cold black water.
    ıt's twice as clear as heaven,
    and twice as loud as reason.
    ıt's deep and rich like silt on a riverbed
    and just as undisturbing.
    the currents mouth below me opens
    up around me.
    suggests and beckons all
    while swallowing.
    ıt surrounds and drowns
    and sweeps me away.
    but ı'm so comfortable...
    too comfortable.
    shut up shut up shut up shut up
    shut up shut up shut up shut up
    you're saturating me.
    so how could ı let this bring me
    back to my knees again
    again again.
    under for the third time.
    ı've been baptized by your voice.
    ıt screams from deep
    beneath the endless water.
    and it's half as high as heaven
    and half as clear as reason.
    it's cold and and black
    like silt on the riverbed.
    but ı'm so comfortable.
    far too comfortable.
    why don't you kill me,
    ı'm weak and numb and insignificant,
    and ı'm back on my knees.
    lost in euphoria.
    ı'm back down. ı'm in the undertow.
    ı'm helpless and awake
    in the undertow.
    ı'll die within your undertow.
    ıt seems there's no other way
    out of this undertow.
    euphoria.
    (trouble everyday, 28.01.2006 23:02 ~ 23:16)
  7. pain of salvation şarkısı.kendinize eziyet etmek istediğinizde başka birşeye gerek bıraktırmayacak kadar güzeldir.

    let me break the things i love i need to cry
    let me burn it all
    let me take my fall
    (mabel, 01.02.2007 15:59)
  8. şarkının konser kayıtlarından oluşan pain of salvation 12 5 albümündeki akustik hali belki biraz daha yumuşaktır ama çok daha güzeldir.
    (amorph, 01.05.2007 23:35)
  9. akabinde intihar edilesi pain of salvation parçası.özellikle klavye kullanımının şarkıya çok şey kattığını düşünürüm.herşeyden vazgeçtikten, herşeyi arkaya aldıktan sonra, tek vazgeçilemeyene yalvarıştır.ağlatır, hem de salya sümük.özellikle 4:08'den itibaren daniel gildenlow'un enfes vokaliyle şarkıdaki hüzün yerini pes etmeye bırakmıştır.
    (clvclnx, 06.06.2007 13:06)
  10. pain of salvation ının tanrıya yakararak söylediği şarkıdır. bunalıma sürükler fakat öyle güzeldir ki haykırarak eşlik edersin sende, bunalımın böylesiyse, koşa koşa gidersin gözlerin kapalı.
    (ceng85, 11.07.2007 21:01)
  11. eylülde,evt evt eylülde ülkemize gelicek olan tool un eski albümünün ismi
    bottom,intolerance,sober,crawl away,prison sex,swamp song albümden dinlemeniz gereken sarkılardır...
    (lupus, 11.07.2007 21:09)
  12. tekrar tekrar dinleyip kendimi gebertmekten sapıkça bir zevk aldığım şarkı ötesi. ahanda yine dinlemekteyim.

    you were always there but you may lose me here.. now love me if you dare..

    edit: yine..
    let me break the things i love i need to cry

    konserlerde değişik bir versiyonu çalındığından burdaki o can alıcı, parçalayıcı cry telaffuzu yapılmamaktadır, farklı, çok güzel bir havası vardır ama canlı canlı o haykırışı duymak bambaşka olurdu..
    (hairsprayqueen, 05.08.2007 00:09 ~ 30.09.2007 19:14)
  13. let me fade into that pitch black velvet night gibi harika bir söze sahip pain of salvation'ın muhteşem eseri. sözleri pain of salvation eserlerinin genelinde olduğu gibi sağlamdır.
    (i am a man who walks alone, 06.10.2007 03:55)
  14. bir bölümü this heart of mine'la aynıdır, sevilesi bir şaheser..
    (ellisande, 06.10.2007 04:34)
  15. çığ gibi bir şarkı. ufak bir kartopu gibi, usul usul ilerliyor, derken kocaman, yıkıcı bir kütleye dönüşüyor..

    ezici..
    (sleeplessbeauty, 19.04.2008 02:06)
  16. isim anlamıyla türkçemizde "deniz yüzündeki akıntıya ters giden dip akıntısı." olarak karşılık bulan kelime.
    (ceng85, 20.06.2008 01:48)
  17. herhangi bir - lanet olası - "son dakika kahramanı"nın eline düşmeden çekip gitme arzusunu diri tutan ağıt; bir türlü dinmeyen acıya ve karşılığında duyabildiğin boş sözlere: "hayır, yapamazsın, gidemezsin!" - fakat tek cevap: "it's better to burn out than to fade away."
    (alternatif maliyet, 08.07.2008 01:56)
  18. en sevdiğim, pek sevdiğim pain of salvation şarkısı.

    şu satırları da yazmama vesile olmuştur..


    pain of salvation, undertow. müziğin sesi sonuna kadar açık. çığlık çığlığa eşlik ediyorum, “let me dıe!”. acı, yok sayılamayacak boyutlarda. rüyalarımda sürekli aynı adamı görüyorum. uyumaktan korkuyorum artık. gözlerimin altındaki halkaların sebebi bu. dinlediğim her şarkı onunla başlıyor, onunla bitiyor. sonu olmayan bir kabus gibi. uyanmak istiyorum. nefes almak git gide zorlaşıyor. çığlık. “let me breathe!” kendini tekrar ediyor her gün, yeni baştan. kaçmak istiyorum. uzağa. en uzağa. gölgemden bile kaçmak. kalmak bir başına. yapayalnız. izin vermiyor. izin vermiyor yansımasından uzaklaşmama. uçup gitmemi, mutlu olmamı istemiyor. “let me fly!” çığlığımı duymuyor. kendinden başka herkese, her şeye sağır olmuş kulakları. oysa gitmeliyim. terkedilmiş bir kasaba. belki deniz kıyısında, sahilde bir baraka. bir bodrum katına da razıyım. duvarlar çırılçıplak olmalı ama. benden başka kimseye yer olmamalı. benden başka her şeye gizlenmiş çünkü. her yerde onun yüzü. gidebilsem… adım atamıyorum. histerik çığlıklar… “let me go!” duvarlara konuşur gibiyim. elimde bir fincan kahve. tadı tuzu yok. benim gibi. sert. bir yudum. sigaram parmaklarımın arasında. beni bırakıp gitmeyen, terk etmeyen tek sevdiğim. bir nefes. gözlerim ıslanmaya başlıyor. bir damla yaş, sıyrılıp gidiyor diğerlerinin arasından. başlattığı darbeye diğerleri de katılıyor sonra. tek tek akıyorlar, arka arkaya. elimin tersiyle siliyorum gözlerimi. kimse görmemeli ağladığımı. kimse bilmemeli içimde yaşattığım, besleyip büyüttüğüm, senden kalma acıyı. ağlayabilsem rahatça, akıtsam içimde ne var ne yoksa, geçer mi ki, biter mi bu işkence? susmak zorundayım oysa, kimse görmemeli bilmemeli bende bıraktığın yaraları. “let me cry!” diye bağırsam var gücümle, işe yarar mı? yaramıyor. gerçek gözyaşının, gerçek hıçkırıkların yerini hiçbir şey tutamıyor. şarkı çığ gibi. ufak bir kartopundan, yuvarlana yuvarlana yıkıcı bir kütlenin oluşumuna benziyor. nasıl gideceğimi biliyorum. ama sarmış dört yanımı, tıkamış tüm yolları. ciğerlerim acıyor. boğazım. gözlerim. gitmek istiyorum. bıraksa, eminim yolumu bulabilirim. eminim bir yol bulabilirim. parçalıyorum kendimi. “let me fınd a way! let me walk away!” umurunda bile değil. gitmemi isteyen, beni terk eden adam, uzaklaşmama izin vermiyor ve ben dayanamıyorum. acı. katlanarak büyüyor. çığ gibi. psikolojik acıyı fiziksel acıyla bastırmak istiyorum. elimde jilet. façaya boğuyorum bileklerimi, dudaklarımı… kan akmıyor! hiçbir acı bastıramıyor bunu. tanrım! “let me bleed!” sinir krizi. aynadaki aksimi yumrukluyorum önce. elime saplanan cam kırıkları. sonra deviriyorum gördüğüm ne varsa. ne varsa senden bana kalan, yok etmek istiyorum. parçalıyorum sırayla, duvara fırlatıyorum elime geçen her şeyi. şarkı eşlik ediyor bana. “let me break the thıngs ı love ı need to cry!!!” yere çöküp ağlıyorum. cam kırıkları, parçalanmış anılar. içimde acı, dışımda ondan kalanlar. gözlerim çakmağa takılıyor. bulanık görüyorum, yaşlar birbirini izliyor. alkole beziyorum her yeri, bir yudum bana, şişelercesi odaya. elimde kibrit kutusu. ağlamaktan korkmuyorum bu defa. kanlar boşalıyor elimden. ağlamama, kanamama izin verdiğin için sana minnet duyabiliyorum. garip. gözlerim gözlerini arıyor. yok. boşluk var sadece. ve bir kutu kibrit. kibriti çakıyorum, alev alıyor her yer, alev alıyor bedenim. dumana karışan son çığlığım, simsiyah bir şarkıyı mırıldanıyor…

    “let me burn ıt all! let me take my fall! through the cleansıng fıre! now let me dıe! let me dıe…”


    [uyuyanquzel.comdan alıntıdır. site benim olduğundan, çalındığı zannedilmesin.]
    (sleeplessbeauty, 10.09.2008 01:38)
  19. naçizane çevirisi şu şekildedir kendisinin:

    izin ver gideyim
    izin ver gideyim
    izin ver arayayım bilmem gereken cevapları
    izin ver bir yol bulayım
    izin ver yürüyüp gideyim
    anaforun içinden
    izin ver gideyim

    izin ver uçayım
    izin ver uçayım
    izin ver yükseleyim o kan kırmızı kadife göğe
    izin ver kovalayayım hepsini
    kanatlarımı kırıp düşeyim
    belki sağ kalırım
    yani izin ver uçayım
    izin ver uçayım...

    izin ver koşayım
    izin ver koşayım
    izin ver süreyim şansın başlığını güneşin içine
    sen hep oradaydın
    ama beni burada kaybedebilirsin
    şimdi cesaretin varsa sev beni
    ve izin ver koşayım

    canlıyım ve sonuna kadar doğruyum şimdi, ben, ben kendim,
    ama neden gerçek beni hep öldürmek zorunda?

    izin ver kırılayım
    izin ver kanayayım
    izin ver parçalayayım kendimi, nefes almaya ihtiyacım var!
    izin ver kaybedeyim yolumu
    izin ver yanlış yola yürüyeyim
    belki devam ederim...
    yalnızca izin ver kanayayım!

    izin ver kuruyayım
    izin ver öleyim
    izin ver kırayım sevdiğim şeyleri, ağlamaya ihtiyacım var!
    izin ver hepsini yakayım
    izin ver düşüşümü kabulleneyim
    temizleyen ateşin içinden
    şimdi izin ver öleyim...
    izin ver öleyim...

    izin ver çıkayım
    izin ver çıkayım...
    izin ver solayım, o simsiyah kadife gecenin içinde...


    daniel gildenlöw ün şarkı sözü yazarlığının doruk noktası olarak kabul ettiğim, vazgeçilemeyenin, ama aynı zamanda vazgeçilmek istenenin, içinde hapsolunanın, kurtulmak için belki de ölmek gerekenin anlatıldığı, 12:5 albümündeki versiyonunun en iyi yorumu olduğu(bence!), ancak pain of salvation un masstival performansında şarkıyı bambaşka bir boyuta taşıyan daniel * kişisinin akıl hayal sınırlarını zorladığı ağıt. ölmeden mutlaka dinlenilmesi gereken tanrısal melodi.

    http://www.youtube.com/... (bu da masstival performansının linki, dinlenile)
    (evilmaddox, 19.09.2008 03:06)