bu sinir geren açıklama diyarbakır büyükşehir belediye başkanı olan kişiliğe ait olmakla bize bildirildiği an itibariyle zamana dair şerh düşebilmek adına açıklamanın bir kısmı aşağıya kopya edilmiştir.
"strasbourg’da avrupa birliği türkiye karma parlamento komisyonu’ndaki avrupalı parlamenterlere hitap eden diyarbakır belediye başkanı osman baydemir, pkk ve tsk’nın aynı anda silah bırakması gerektiğini söyledi."
pkk'yı taraf olarak gören, onu meşrulaştırıp "gerçek" bir taraf haline getirecek olan söz. pkk bir terör örgütüdür ve teröristle pazarlık olmaz. böylesine bir pazarlık içine girecek olanı ise bu milletin affetmeyeceğinden emin olun.
antimilitarist bünyelerin söylediği laftır. onlara göre sadece tsk ve pkk değil insanoğlu silahları bırakılmalı, gerçekten insan gibi konuşarak, gerekirse koklaşarak, sevişerek anlaşılmalıdır.
osman baydemir bir nevi pkk sözcülüğü yapıp aynı anda silah bırakılması ile barışın (!) sağlanabileceğini iddia ediyor. kendisini de pkk ile birlikte tsk karşısında taraf olarak görüyor. bunu söylerken de bu ülkede kendisini pkk'nın partisinden (bkz: dehap) belediye başkanı seçen seçmeninin cehaletine, avrupa devletlerinin korkma arkanda bir varız manasında göz kırpmalarına, bingöl'de hastane açan, yol çevirip kimlik kontrolü yapan terörist dostlarına güvenerek konuşuyor, hata ediyor.
tsk'nin ülkeyi korumakla görevli, yasal ve gerekli bir kurum, pkk'nın ise ufacık çocuklara bile acımayan, illegal bir oluşum olduğu düşünülünce kulağa çok komik gelen cümle.
bu sözü bireysel ve kitlesel silahlanmaya hayır diyen humanist bir adam söyleseydi sonuna kadar desteklerdim. ancak bu adamın samimiyetsizliği sadece yüzüne vurmamış. yazık.
tsk bir ülkeyi savunma amaçlı kurulmuş bir birlik olduğundan dolayı, söz konusu olamayacak bir durum. pkk ise sözde de olsa bir işçi partisi olduğundan zaten silahlı olması bi saçmalık, hani demokrasi hani halkların kardeşliği, sen kurduğun partiyi silahlandırıyorsan burda değil demokrasi, insanlık bile aramak hatadır. ha tabi bu grup adına parti diyor ama işin sonunda yollar her zaman terörizme çıkıyor, teröriste de silah bırak demek ne kadar mantıklı o da ayrıca tartışılabilecek bi olaydır, ama atalarımızın çok veciz bir sözü vardır ya su testisi su yolunda kırılır, gün gelecek bu da kırılacak ister silahlı olsun ister silahsız.
mantıksız bir açıklama. şöyle ki tsk'nın açılımına baktığımızda orada 'silahlı' ibaresini görmekteyiz. çünkü o kurumun işi bu. yapılması gereken bu kurumu silah kullanmaya mecbur bırakmamak.
ilk olarak oraya çıkarıp konuşturanlara, havlamaya izin verenlere yazıklar olsun. diğer tüm beddualarım,küfrüm bu lafı söyleyenedir.
tsk ile pkk aynı anda silah bıraksınmış.seviyesiz, beyinsiz bir pkk yandaşı açıklaması. tsk silah bıraksından kasıt pkk ya karşı çatışmayı durdursundur. pkk sözde silah bıraksın ve gene hiç umulmadık bir anda yüreğimizi dağlasın diye mi ?avucunuzu yalarsınız pis köpekler.zaten bu açıklamaya hükümet yeşil ışık yakarsa yazıklar olsun.teröristle anlaşma masasına oturulmaz.bunca şehidin kanı yerde konulmaz. ilkinde sana silahını bıraktırır ikincisinde vatanını terkettirmeye kalkar.tabi bunu sadece bir piyon göreviyle yapmaya kalkar.yeterince hadlerini aşmadı mı köpekler.
her 10 kasımda anıtkabire gidip, saygıda bulunduğunuz,hep söz verdiğiniz ulu önder'in kemiklerini sızlatıyorsunuz.yüksek medeniyetler seviyesine böyle mi taşıyacaksınız türkiye'yi.bir kaç aç köpeğin ağzına bakarak mı yoksa teröristlerle masaya oturarak mı?
bu durumda silah bırakıp köşeye çekilmek, sözde halkın huzurunu bozmamak adına yapacağınız her türlü eylemi hakaret olarak algılayacaktır bu millet.kaçacağı kadar kaçtı zaten halkın huzuru.varsın savaş ile kaçsın.hiç olmazsa onurumuzla savaşıyoruz deriz. evden alışveriş için çıkan annemiz sokakda patlayan bir bombayla ölmez, vatani görevini yapan gençlerimiz haince bir pusunun içinde ölmez.anaların yüreği dağlanmaz.
biliriz ki, bir savaştayız,biliriz ki ülke bütünlüğü için herşey...
ben anlamıyorum. pkk sempatizanı olduğumdan falan değil. geçtim siyaseten ne düşündüğümü de. ama ellerinde silah olduğu için bu kadar suçlanıyor adamlar. mecliste siyaset yapanların dağdaki fotoğrafı yayınlanınca "aha bak terörist işte mına koduum" deniyor. bebek katili deniyor. o deniyor bu deniyor.
e ne güzel işte. bıraksınlar silahı. nedir bu artistlik-ağlanma harmanı? hem "onlar kim oluyor" diyeceksin, hem de otuz bin insanı öldürdüğünü söyleyeceksin. sormazlar mı; onlar kim oluyor da otuz bin insanı öldürüyor diye? madem tsk'nın yanında hiçler, bitiriverseymiş şu terör belasını. yoksa sadece terör belası değil mi mesele? nedir yani?
ikisi de saçma. birincisi, hukuki düzlemde ısrarla "teröristlerle masaya oturulmaz" diyenler var. tsk dediğin, devlet amına koyim, silah bırakır mı hiç?
ikincisi, pkk açısından, silah bırakmak intihar anlamına gelir. dahası, siyasallaşma başlığı altında incelendiğinde, bunun da pkknin elini güçlendirdiği iddiası pek inandırıcı gelmiyor.
abdullah öcalanın avukatlarıyla yaptığı son görüşme gayet ilginç. abdullah öcalan, tam bir köylü kurnazı olsa da, siyasetten anlıyor. öncelikle, ergenkon operasyonu için "arkasında abd var" diyor. ama esas nokta burası değil. söylemek istediğim, öcalanın, kendisini devletin konuşturduğunu anlaması. öcalan-pkk çizgisinin imhasının, güneyli kürt siyasetçilerinin önünü açacağı iddiasına tamamen katılıyorum. sanırım öcalanın yaşamını garantiye alan, 99 sürecinden sonra bu ihitmal oldu. daha açığı şu: kuzeyli kürt siyasetinin yerine yenisini koymaktan aciz olan türkiye cumhuriyeti, öcalan'ı imha ederse ırak kürdistanının başına bela olacağını düşünüyordu. kafası çok iyi çalışmayan türk siyasetçilerinin en doğru tespitlerinden birisi herhalde bu.
bugün ise, öcalanın, fiziki durumunu bir kenara bırakıyorum, siyasi otoritesi sallantıda. 2007 newrozunda diyarbakıra barzani ve talabaninin çağrılması; yine aynı newrozdaki konuşmasında, kürtlerin üç önderi arasında öcalanla beraber talabani ile barzaniyi de sayan leyla zana işaretleri vermiştir. türkiye siyasi haritası restorasyona uğrarken, kürt hareketinin bundan azade olması imkansız. kürt sorununun bu topraklardan çıkmasıyla beraber, inisiyatif akp-abd-barzani üçlüsüne bırakılmıştır.
yani şunu demeye çalışıyorum: siyaseten bitirilmeye çalışılan pkk, türkiyedeki kürt hareketinin bir bütün olarak olmasa da belirli oranlarda barzani yörüngesine çekilmeye zorlandığı bir dönemde, üstüne bir de silah bırakırsa, "gerillanın intiharı" tiyatrosunu izleyebiliriz. "pkknin siyasallaşması" denerek küfredilen durum, kanımca pkknin örgütsel varlığını ortadan kaldıracaktır. abd, türkiye, kürdistan üçlüsünün ise bu konuda anlaştıklarına dair emareler var.
altına hangi akla hizmet bilinmez "bir de şu açıdan bakalım, şöyle düşünelim, böyle düşünelim" diye yorumlar yapılmış spekülatif söz topluluğu.evet pkk da kim oluyor aynen öyle.otuz bin kişinin katili olmaları onlara koskoca bir devletin karşında sanki denkmiş gibi laf söyleme pazarlık yapma taraf olma statüsü mü sağlıyor yani?ne kadar kahpelik yaparsan o kadar adam yerine koyulacaksın buna göre.tsk nın uzun yıllar bu mücadeleyi sürdürmesine rağmen başarılı olamaması; bunun nedenlerinin sorgulanması ve silahlı mücadele dışında sosyal, psikolojik veya istihbari uygulanmış ek tedbirlerin revize edilmesi yenilerinin değerlendirilmesi başka bu safsata bambaşka.aslında bittabi değerlendirme bile yapmaya değmez ancak yukarıda yer alan hayret verici yorumları okuyunca o sinirle aklıma çok daha dahiyane bir fikir geldi.pkk nın dağlardaki bütün militanları ve tüm üyeleri teslim olsun.hatta pişmanlık yasasından da yararlansınlar.örgütün türkiyedeki ve yurtdışındaki tüm yönetim birimleri dağıtılsın.üst kademedekiler güvenlik güçlerine ellerindeki tüm mühimmatın yerlerini şu ana kadar dış istihbarat örgütleriyle yaptıkları tüm anlaşmaları, edindikleri bilgileri ifşa edip uyuşturucudan,insan ticaretinden, ülke yardımlarıyla elde ettikleri tüm parayı teslim edip pişmanlık beyan etsinler.hem böylece tsk nın da silahlı güç kullanmasını gerektirecek bir durum kalmayacaktır.ne güzel fikir di mi ama?daha önce niye kimsenin aklına gelmedi acaba?