sırf recep tayyip erdoğan trabzonspor-fenerbahçe maçından sonra "bu sene fenerbahçenin şampiyon olmasını istiyorum" dedi diye onyıllardır sol partilere oy çıkmadığı halde bu yerel seçimlerde chp'yi seçen ilimiz. rte'ye tokat gibi bir cevap verdiklerini öne sürmüşlerdir bu olaydan sonra. kendilerini demokrasi kavramına getirdikleri bu yenilikçi yaklaşımdan ötürü kutluyorum.
bu şehrin insanları ülkenin dört bir yanına dağılmıştır.her yerde bir trabzonluya rastlanabilir.öyleki şu yakın zamandaki depremlerden sonra,buralarda yaşayan trabzonluların geri dönmesiyle şehrin nüfüsu % 33 artmıştır. hatta bir keresinde trt spikeri somali de babasının trabzon dan geldiğini söyleyen bir türk e rastlamıştı.
tarihi dokusu, zengin doğal güzellikleri ve yayla turzmi nedeniyle gezilip görülmesi hararetle tavsiye edilebilecek bir doğu karadeniz ili.
görülebilecek yerler:
1-meryem ana kilisesi
2-uzungöl
3-kale
4-boztepe
5-düzköy yaylası
6-sürmene ve sonrasında gelen sahiller....
ardı arkası gelmeyen uzakça dağ köyleri, sınırsız ve alabildiğine yeşil, çiçekli basma misali yaylalar, kan davaları, kız kaçırmalar, cenaze törenleri ve ağıtlar, yoksulluklar, nataşalar, hamsi ve uşaklar, limanlar, seferberlik yaşamış örseli suratlar, kara lastik, çalbara, kıyli, mısır ekmeği ve ayran, yağlaş, tirma, kara yemiş ve muşmula. aslında daha uzar gider memleket manzaraları. tanıma kelimeler kifayetesiz kalır gidip görülesi, görülüp toprağına yüz sürülesi memleket, özden öte, özlenen yer.
karadeniz kıyılarının en eski ve en büyük şehridir. karadeniz kıyılarından anadoluya açılan bir kapı* olması ve sahili itibariyle bir liman özelliği göstermesi nedeniyle kurulduğu sanılmaktadır. nice medeniyetler görmüş geçirmiş bir şehirdir.
insanı yaz kış bulutlu kasvetli havası yüzünden güneş görmeye hasret bırakan ve özellikle aşırı nemli havası ile insanı nefes almaktan tiksindiren bunlara rağman insanı, doğası ve yemekleri şahane olan karadeniz şehri.
beşikdüzü, vakfıkebir, çarşıbaşı, akçaabat, yomra, arsin, araklı, sürmene, tonya, düzköy, şalpazarı, maçka, köprübaşı, dernekpazarı, hayrat, çaykara ve of olmak üzere 17 ilçesi vardır. ilk 16 tanesi kendisine bağlıyken sonuncusu olan of oflulara göre doğrudan doğruya allah'a bağlıdır.
doğa güzellikleri enfes olan ancak sahile çöp dökecek beyinsiz insanlar taraından yönetilen bir şehirdir.
şu sıralar halkı tutucu olsa da ilk milli bayan tenisçiyi çıkaran, zamanında gençler tarafından sörf yapılan 1950 li yıllardan beri üniversitesi olan ve abidin dino gibi birçok aydın yetiştirmiş bir memlekettir.
eğer eski fotoğraflarını bulursanız bakın gayet gözalıcıdır...
rte'nin ısrarla,azimle sahillerinin içine sıçtığı,
çernobilin lanetiyle akciğer kanseri oranlarının %70'lere çıktığı,
provakatörlerin acizce yıpratmaya çalıştığı,
pkk'nın sınırlarına girmeye çalıştığı anda esnafların kepenk kapatıp teröristlere kurşun sıkmaya gittiği,
çayın günde 24 öğün tüketildiği,
balığın ekmek,ekmeğinde balık niyetine yenildiği,
çocuklara yürümeye başladıkları anda ayakkabı yerine futbol topu alındığı,
bilinenin aksine laz kökenlilerden çok rum kökenlilerin yaşadığı,
ve en önemlisi,
uzun eğri burunlu ve konuşmayı şehvetle seven insanların,sırtı lacivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin zaferi için hiç kimseden hiçbir şey beklemeksizin,bir şarkı söyler gibi ölebildikleri memlekettir...
fatih sultan mehmet tarafından 1461'de fethedilmiştir. merkez nüfusu 214 bin civarındadır fakat nüfus yoğunluğu bakımından km2 başına 170 kişi ile türkiye genelinde 5. sıradadır. aynı yıl yapılan sayımda türkiye ortalaması 73 kişidir. ilçeleri:
plaka numarası 61'dir ve trabzonluların yüzde sekseninin cep telefonu numarası 61 ile biter. bir de aklınızda bulunsun; trabzonluya hangi takımı tuttuğu sorulmaz!
az önce bir arkadaşımın makine fakültesinden halledemediği kayıt işleminini uzaktaki arkadaşı vasıtasıyla halletmesine mekan olan uzak ama teknik altyapısı demekki sağlam olan şehirdir.
sahil şeridindeki gardır şudur budur bilimum itici faktör ve araya giren yollar, mesafeler, kir duman gürültü sağolsun merkezinin sahille ilişiği kesilmiş, sahil kenti olmakla alakası kalmamış gibi görünen karmaşık şehir. yayalaştırılsa pek şık olabilecek belediye meydanı falan fena görünmese de her yerden çılgın manevralarla fırlayabilen özel araçlardan daha sık görülen minibüsler dehşet saçmaktadır.
bu karmaşadan çıkıp altındere milli parkına gidildiğinde ise insana merkezdekinin tam tersi bir rahatlama, iyileşme hissi sunabilir. nefes alıp verişinizi değiştirebilecek, enerjinizi artırıp keyiflendirebilecek, hastaysanız daha sağlıklı hissettirecek kadar yeşildir.
bi de piramit diye bi fast foodcu var iyiymiş maşallah.