the grudge 

adana çık aradan

  1. 17 aralık günü sinemalarda gösterilecek olan korku-gerilim türü japon-amerikan ortak yapımı film. orjina adı the grudge olan filmin yönetmeni takashi shizimu.sarah michelle gellar , jason behr, kadee strickland filmin başlıca oyuncuları ve film 94 dakika. filmin kısaca konusu şöyle:
    karen (sarah michelle gellar), japonya'da sosyal görev eğitimi alan, bir değişim programı öğrencisidir. ve her şeyden habersiz bir şekilde o gün işe gelmeyen bir hemşirenin yerine çalışır. söz konusu eve girdiğinde, yaşlı bir kadın olan emma (grace zabriskie)'nin karmakarışık bir hale gelmiş evde donakalmış olarak oturduğunu fark eder.
    yaralanmış ve paniğe kapılmış kadının yanına doğru yaklaşırken, üst kattan tuhaf sesler duyar. ne olduğunu araştırdığında, hayal bile edemeyeceği kadar korkutucu doğa üstü bir kabusla karşılaşır.
    bu evin içinde yıllar önce doğan korkunç bir uğursuzluk, evin içindeki terör zincirinin nedenidir. daha fazla insan öldükçe, karen bu dehşet döngüsünün içine çekiliyor ve intikamcı lanetin sırrını öğreniyor.
    daha geç olmadan onu durdurmak zorunda.
    filmin internet sitesi:
    http://www.sonypictures.com/...
    lanetin kurbanı olmamaya bakın.
    (chixculub, 16.12.2004 13:48 ~ 13:57)


  2. türkiye'da "garez" adıyla vizyona yeni girecek olan sarah michelle gellar* filmi
    (azwepsa, 16.12.2004 17:11 ~ 17.12.2004 10:31)
  3. ekşisözlüğe reklam vererek, theme olmuş film. theme nasıl derseniz, insanın gözünün içine ediyor, yazıları okunmaz ekşisözlüğü çekilmez hale getiriyor.
    (ironic, 17.12.2004 02:14)
  4. japon versiyonu takaşi şimizu imzalı bol gerilimli * korku filmi..
    (zeus, 20.12.2004 21:23)
  5. konusu olmayan bir film.amaç korku filmiyse ki öyle deniliyor başarılı olmuş denebilir.film başında daha hafif olmak üzere sona doğru yaklaştıkça ani çıkışlarla dolu.bunu yan taraftaki kikirik kızların başlardaki şen kahkahalarının ilerleyen vakitlerde kesilmesinden, hatta yerlerinde zıplamalarından anlamak mümkündü.öbek öbek korku öğeleri içeren,arkadaşımın filmi koluma sarılarak izlemesine neden olmuş ama oldukça güldüren filmdir ayrıca.
    (j ai tout oublie, 24.12.2004 13:25)
  6. gerçekten de kikiriklikleri değil kahkahaları durduran filmdir,herkes gerim gerim gerilerek izlemiştir filmi ama aynı zamanda da çok güldürmüştür.bi tempo yakalayıp onu hiç bırakmıyo.bence çok kısa bi filmdi ve pek te güzel değildi.bi de ju-on başlıklı japon korku üçlemesinin ilk filmiymiş.devamı olduğu zaten belli,acaba onlar nasıl.
    (bettyboop, 25.12.2004 20:18)
  7. japonların su,saç,çocuk üçlüsünü kullanarak yaptığı bir başka korku filmidir. ancak nasıl yapıyorlarsa başarıyorlar, her seferinde perdeden gözlerimizi alamamızı sağlıyorlar, helal olsun. takashi shizumu abimizin elini öpmek lazım.
    (neverland, 26.12.2004 02:49 ~ 02:50)
  8. walla çok korktum çok gerildim diyen yalan söyler. öyle aman aman bir film değildi. filmi görmeyenler sözüm size sakın gitmeyin onun yerine sevgilinize çamsakızı çoban armağanı bi yılbaşı hediyesi alın malum bilet fiyatları el yakıyor....
    (mamtili, 26.12.2004 03:07 ~ 03:08)
  9. halka'dans sonra ticari amaçlarla çekilmiş izlenimi veren film. gerelim diye bokunu çıkarmışlar, kasmışlar. izlenir ama hayalkırıklığıyla çıkarsınız.
    (kahraman, 26.12.2004 21:44)
  10. filmin beğenilecek tek bir yanı tespit edilmemiştir, korkutma efekti olarak kedi miyavlası ,acaip bir böğürme sesi kullanılması ayrı bir antipati yaratırıyor seyircide,gülüp geçilecek bir film.
    (cashmere, 28.01.2005 23:20 ~ 23:21)
  11. öncelikle internet sitesiyle ilgimi çeken,bi korku filmi fanatiğinin bile korkutmasa da sinirini bozabilecek nitelikte japon-amerikan karması film..yönetmeninin "ben ne şekilde olursa olsun korkutucam" diyip yola çıktığı ve ilk saniyesinden sonuna dek non-stop bunu denediği ve bu uğurda doğadaki ve klişe korku filmlerdeki bütün korku öğelerini kullanarak bir bakıma uyanıklık edip kolay yolu seçmesi bu teoriyi doğruladığı filmdir ayrıca...özellikle de nasıl yarattığını çözemediğim geğirme ve diş gıcırtısı karışımı sesi duymak bile sinirlerin harap olmasına yetiyor..
    ayrıca japonların çocuk yetiştirme tarzlarını da irdelemenin zamanı geldi kanısındayım..nedir bu çektirdikleri çocuklara ve de seyircilere kardeşim..
    (tutkuyakar, 30.01.2005 00:41 ~ 03.02.2005 15:39)
  12. böyle bir aptal film olamaz.filmin sonunda verdiğiniz paranın acısının yanı sıra filmin dübüklüğünü alkışlayan bir topluluk olunca daha bir saçma oluyor.ayrıca sanırsam gecenin bir yarısı polikliniğinde çenesi kopmuş her tarafından kan akan şekilsiz biz kız cesedine minny(her ne haltsa) sana ne oldu? neden her tarafın kanıyor iyimisin gibisinden malca bir soruyu senaryosunda bulundurduğu için daha beter olan film.
    (pudra, 07.02.2005 19:30)
  13. yaratıkların böööööö diye ordan burdan fırlaması gibi en basit korku filmi yöntemlerinin kullanıldığına şahit olduğum, hayatımın 2 saatini heba etmeme neden olan biçimsiz film..
    (ava adore, 10.04.2005 19:04)
  14. başarılı bir gerilim. gerilemkten 'film bitse de gitsek artık' dedirtir. japon korku sinemasının bilindik bütün öğelerini içerir.
    bir de filmi izledikten sonra geğiren insanlara ve geğirme sesine karşı bakış açınız değişebilir.
    (easy company, 30.05.2005 05:50 ~ 05:51)
  15. tool'un lateralus albümünün şahane mi şahane giriş şarkısıdır. sözleri şu şekildedir:

    wear the grudge like a crown
    of negativity
    calculate what you will
    will not tolerate
    desperate to control
    all and everything
    unable to forgive
    your scarlet letterman

    clutch it like a cornerstone
    otherwise it all comes down
    justify denials and
    grip 'em to the lonesome end

    clutch it like a cornerstone
    otherwise it all comes down
    terrified of being wrong
    ultimatum prison cell

    saturn ascends
    choose one or ten
    hang on or be
    humbled again
    humbled again

    clutch it like a cornerstone
    otherwise it all comes down
    justify denials and
    grip 'em to the lonesome end

    saturn ascends
    comes 'round again
    saturn ascends
    the one, the ten
    ignorant to
    the damage done

    wear the grudge like a crown
    of negativity
    calculate what you will
    will not tolerate
    desperate to control
    all and everything
    unable to forgive
    your scarlet letterman

    wear the grudge like a crown
    desperate to control
    unable to forgive
    and sinking deeper

    defining
    confining
    sinking deeper

    controlling
    defining
    and we're sinking deeper

    saturn comes back around
    to show you everything
    lets you choose what you will
    will not see and then
    drags you down like a stone
    or lifts you up again
    spits you out like a child
    light and innocent

    saturn comes back around
    lifts you up like a child
    or drags you down like a stone
    to consume you 'til you
    choose to
    let this go
    choose to
    let this go

    give away the stone
    let the ocean take and transmutate
    this cold and fated anchor
    give away the stone
    let the waters kiss and transmutate
    these leaden grudges into gold
    (love metal, 13.06.2006 15:35)
  16. related tags:

    (bkz: tool) (bkz: lateralus) (bkz: maynard james keenan) (bkz: danny carey) (bkz: simya) (bkz: astroloji) (bkz: alchemist) (bkz: kabala) (bkz: tree of life)


    hop oturup hop kalkan , çok gaz bir tool şarkısıdır kendisi. danny carey davulu ayaklandırmış , ona hükmederken ; maynard da kızgınlıklarımızı ve kinimizi nasıl yenebileceğimizi tarif etmekte. buyrun bir kulak verelim , belki işimize yarar :


    wear the grudge like a crown of negativity
    calculate what we will or will not tolerate
    desperate to control all and everything
    unable to forgive your scarlet lettermen


    duyduğumuz tüm kızgınlık ve kini korlaşmış durumdayken üzerimize alıp , bu kızgınlık geçmeden ne tür olayları hoş görüp nelere tolerans göstermeyeceğimizi düşünüp taşınmamız , ölçüp biçmemizi istiyor bizden başlangıçta. ardından da o durumdayken herhangi bir şeyi kontrol altında tutmamızın ne kadar zorlaşacağını , ve sonuç olarak mantıklı düşünemeyerek ve öfkemize yenilip hiçbir şeyi kabul etmeyeceğimizi , affetmenin de bir o kadar zorlaşacağını anlatıyor.bunu anlatırken de "scarlet lettermen" gibi bir metafor kullanıyor kendisi. çok eskilerde , eşlerini aldatanlar affedilmeleri için kırmızı bir kağıda mektup yazıp eşlerine verirlermiş (scarlet letter). kadın mektubu alır-okur ve genelde eşini affedermiş. maynard da bu metaforu kullanarak öfkenin ve kinin bizi öyle bir hale soktuğunu ki bu kırmızı mektupları yazanları bile affedecek gücümüzün kalmayacağını , o gücü kinimize teslim ettiğimizi anlatıyor.


    clutch it like a cornerstone
    otherwise it all comes down
    justify denials and grip them to the lonesome end
    terrified of being wrong
    ultimatum prison cell

    saturn ascends , choose one or ten.
    hang on or be humbled again.


    literal olarak ; öfkenizi temel taşlarınızdan biri gibi kucaklayın , tüm inkarlarınızı temize çıkarın ve yapayalnız sonsuzluğunuza kadar onları sımsıkı tutun. hata yapmaktan ne kadar korkacağınız göreceksiniz , çünkü satürn yükseliyor ve seni etkilemeye devam etmekte. bir veya on. ya bu öfkeyi devam ettir ya da alttan almayı dene.

    maynard'ın bahsettiği satürn , bir ve on metaforları , köklerini yahudilikten alan ve 'byzant kaballah' (kabala inancı) olarak bilinen inancın bir parçası olan tree of life*** -hayat ağacı-'nda önemli kısımlardır.

    tree of life : (bkz: http://img50.imageshack.us/...)

    *** binah (satürn) bu inançtaki üçüncü yörüngedir. simgesi siyah renktir ve kendisi de sağduyu , anlayış ve zekayı simgeler. sahip olduğumuz irade , gizlilik , sır tutabilme , gelişim , anlayış vb. özellik ve duyguların bu yörüngeden çıktığına inanılır.

    *** keter (plüton) , birinci yörüngesidir hayat ağacının. tabi plüton gezegenlikten çıkarıldığı için artık keter'in simgesi ne olacak sorunsalı kafaları kurcalamakta. neyse efendim , birinci yörünge akıl , erdem , azim , ilham ve gücü temsil eder. maneviyatla ilgili soruları çözebilme , ilham ve aydınlığın keter'deki potansiyel güçten kaynaklandığına inanılır. beyaz renkle temsil edilir.

    *** malchut (dünya) onuncu yörüngedir. maddiyatı , fiziksel ve dünyevi gerçekliği ve tüm somutlukları temsil eder.

    bu bilgileri verdikten sonra şarkıdaki referansları anlamaya çalışırsak ; satürn öfke ve kinimizin farkına varmamızı sağlayan güçtür. bize sağladığı iradeyle duyduğumuz kini devam ettirip ettirmeyeceğimize , biri mi yoksa onu mu seçeceğimize karar verebilmemizi sağlar. birinci yörünge (the one) öfkemizi terketmemizi ve onu bedenimizden çıkarıp atmamızı simgeler. onuncu yörünge ise (the ten) kinimizi devam ettirip sadece somutlukların farkındalığında kendimizi sonsuzluğa kadar yapayalnız götüreceğimiz anlamına gelir. onu seçersek bilinçaltımıza teslim olup , dünyevi gerçekliklerle beraber öfkemizi yaşarız. ama birinci yörünge akıl ve sağduyunun bize sağladığı erdemin öfkemizi yenmesini sağlayacaktır. maynard bu seçimi yapmamızı istiyor bizden.


    wear the grudge like a crown
    desperate to control
    unable to forgive
    we're sinking deeper


    bu kısım da öfkemize teslim olup , kontrolü kaybettiğimizde ve affetmeye gücümüz yetmediğinde nasıl derinlere gömüleceğimizi anlatıyor. maynard'ın "to sink deeper" ile kastettiği öfkemizi devam ettirmeyi seçtiğimiz anlamına gelen onuncu yörüngeyi seçtiğimizdir. ve tree of life'ta da onuncu yörünge en altta bulunur (deeper) ***.


    saturn comes back around to show you everything
    let's you choose what you will not see and then
    drags you down like a stone or lifts you up again
    spits you out like a child , light and innocent


    baştan beri verilen referansları topluca bir kez daha anlatıyor maynard. üçüncü yörünge (satürn) bize sağladığı iradeyle seçimimizi yapmamızı sağlayacak olan. seçimimizi yaptıktan sonra da her seçimin bir kaybediş olduğunu ve kaybettiğimiz ve artık sahip olamayacaklarımızın neler olduğunu bize gösterecek olan da satürn. ve bizi bir kaya gibi aşağıya çekicek olan da , küçük bir çocuk gibi yukarı kaldıracak olan da o. kaya gibi aşağılara inmek onuncu patikayı seçtiğimiz anlamına gelir ki , hayat ağacında onuncu yörünge en alttadır***. veya hayat ağacının en üstünde bulunan birinci yörüngeyi *** seçeriz ve satürn bizi oraya kadar hafif ve masum bir çocuk gibi yükseltebilir. ve sonucunda da öfkeyi bedenimizden çıkarıp atmamızın bize verdiği rahatlamayı yaşayabiliriz. seçimi bize bırakıyor maynard.


    give away the stone
    let the oceans take and transmutate this cold and fated anchor
    give away the stone
    let the waters kiss and transmutate these leaden grudges into gold

    let go , let go , let go , let go...


    ve maynard'ın tavsiyesi... tavsiyesini verirken de simyacılık bilgisini sunuyor ve anlatımını buna değindirerek yapıyor. buradaki stone , lead , gold , water , transmutate gibi kelimeler tamamen simyayla alakalı terimler. paulo coelho'nun alchemist'ini okuduktan sonra bu birkaç mısraya göz gezdirirseniz maynard'ın ne anlatmak istediğini ve bunu nasıl mükemmel şekilde başardığını çok çok iyi anlayabilirsiniz.

    salıverin öfkenizi , o sadece kıymetsiz bir parça kurşun. bırakın da sular onu alsın ve sizin için çok kıymetli olabilecek birşeye dönüştürsün. bu kıymetsiz metalin altına dönüşebilmesi için tek yapmanız gereken onu elinizden çıkarmak. suların bir dokunuşuyla öfkeniz yok olucak , ve elde edeceğiniz şey de öfkenizin neden olduğu o soğukluktan sizi kurtarıp size çok sağlam bir dayanak noktası sağlayacak. bırakın gitsin...


    "...letgo letgo letgo letgo letgo letgo..."
    (pushitonmeshitonme, 29.10.2006 17:18)
  17. tool un insana "justin bu şarkıyı nasıl yaptın" şeklinde sorduran şarkısı
    devamında şöyle devam eder "justin o geçişleri nasıl yaptın" "justin yaratıcılığın kaç basiyo"

    nasıl bir insansın?
    (justfrozen, 07.07.2007 04:42)
  18. (bkz: http://www.delimasyon.com/...)
    (thedewil, 23.11.2007 23:47)
  19. iki insan arasında yaşanmış ve bitmek üzere olan (belki de çoktan biten) bir ilişkinin "kin" boyutu. aslında, şarkıda geçen bu kavramın, iki kişiden çok, artık hoşlanılmayan herhangi bir olay veya kişiler hakkında olabileceği de bir ihtimal.

    bu arada, şarkıyı birebir türkçe’ye çevirirseniz gerçekten birbiriyle hiç uyuşmayan kısa cümlelerin bi araya geldiğini göreceksiniz, dolayısıyla bu şarkıda da bir çeşit sıralama olabileceği bir başka ihtimal olsa da, henüz bu yönde bir bilgiye rastlamışlığım yok. kim bilir belki bir süre sonra böyle birşey ortaya çıkar.

    şarkı başındaki inanılmaz volak-ritm uyumu ve 6:58 da girip tam 24 saniye süren maynard james keenan çığlığına lüften dikkat! maynard james keenan tam da bu çığıktan sonra tam 46 kere “let go” diye bağırıyor. bunun ilginçliği ise; bu 46 “let go” ‘nun 44’ü kısık sesle 2’si gayet yüksek sesle; sanki ilk 44’ten ayrılmalıymışcasına söylüyor.

    forty six and 2da da bahsettiğim gibi eğer tool burada 44+2 kromozomuna “bırak gitsin” diyorsa?
    (useful idiot, 12.07.2008 20:25)