|
|
- alexander graham bell tarafından icat edilen,zamanla gelişerek tüm dünyaya yayılan ve en sonunda tellerden kurtularak uydular aracılığıyla iletişim imkanı sunan çok faydalı bir araç.
- telli ve telsiz olarak ikiye ayrılır. ayrıca avuç içi kadar olanları da vardır. (bkz. handy) (bkz. cep)
- insanlık tarihinin en tehlikeli icatlarından birisi.insanlar arasındaki iletişim kopukluğun en büyük nedeni;aynı zamanda en önemli iletişim aracı,iki ucu keskin bıçak misali.tek kelime ile korkunç.
- cızırdadığında acayip uyuz olduğum, yararlı gereç.
- olmazsa olmaz. az ya da çok kullanımı,çoğu tartışmaların nedenidir.*
(smyrna, 12.08.2004 17:12 ~ 17:13)
- (bkz: http://www.komikaze.net/...)
(camel, 23.11.2005 04:59)
- (bkz: tele on)
- icad edildiği tarih modern iletişimin miladı olarak kabul edilen,iskoçyalı bilim adamı graham bell'in icat ettiği varsayılan konuşgaç.onu her açtığımızda ezbere ağzımızdan çıkan alo alışkanlığının, graham bell'in sevgilisi olduğu iddia edilen allessandra lolita oswaldo adlı bir bayanın isminin baş harflerinden kaynaklandığı söylenir.hikaye şöyle başlar:genç graham telefonu ilk icad ettiğinde(burda bakır bi tel ve konuşmak için tasarlanmış metal bir aparatdan söz ediyoruz gibi geliyo)ilk hattı atölyesinden sevgilisinin bulunduğu yan odaya çekmiş.her defasında telefonu açıyor ve karşısındakinin sevgilisi olduğunu bilerek alle lol os diyormuş.cicim aylarının sona ermesiyle zaman içinde konuşmalar sertleşmiş ve genç graham telefonu alo diye açar olmuş.sonunda olan olmuş ve tarih sahnesinde şu ana kadar karşımıza zeki,gururlu ve romantik bir figür olarak çıkan genç graham sevgilisinden ayrılmış.>iki yıl önce/new york:sesin bakır tel ve elektrik yardımıyla iletilebildiğini farkeden italyan mucit antonio meucci uzun deneme yanılmaların sonunda sesi iletebilen bir aygıt geliştirmiş ve teletrofono adını verdiği buluşuna maddi destek aramak için yollara düşmüş.ancak şanssızlık oradada peşini bırakmamış,hangi kapıyı çalsa kapı yüzüne kapanır olmuş.günlerden bir gün seyahat ettiği buharlı gemide kaza geçirmiş ve feci şekilde yanmış.karısıda parasızlıktan evdeki tüm eşyeları satmış tabi kocasının konuşan telgraf olarak tanımladığı teletrofonosunuda.>iki yıl sonra >antonio altı dolara satılan teletrofonosunu geliştirip patentini almak için çalışmalar yaptığı sıralarda graham bell elinde telefon olarak adlandırdığı icadıyla çıkıp adını tarihe altın harflerle yazdırmış.antonio amcada sefil bir şekilde ölüp gitmiş.bu bilgiler ışığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a-graham bell telefonu icad etmiştir,meucci de italyanların icadıdır.
b-etek giyen adamdan mucit olmaz meuccinin karısıda amma yapmış ha.
c-biz mesajımızı atıp telefonumuzu pili bitmeden şarj etmeye bakmalıyız kimin icad ettiğinin önemi olmamalı falan yani
d-tarihdir,söylenenlere inanmak nesilden nesile aktarmak lazım gelir.
*tartışmalara son noktayı;bir zamanlar graham bell abimizi telefonun mucidi ilan etmiş ve türklerin ermenilere soykırım uyguladığının,amerikan ve türkiye yönetimi tarafından kabul edilmesi gerektiğini savunan amerikan temsilciler meclisi koymuş ve antonio meucciye iade-i itibar etmiştir.
- (bkz: teletrofono)
(solti, 01.02.2007 16:56)
- alexander graham bell tarafından icat edilen, gelmiş geçmiş en yararlı iletişim araçlarından birisidir.
- birleştirirken uzaklaştırandır. gözler'den yoksun olduğundan ağza geleni söyletendir.
kıran, kırdırandır bazen.
vardır ama iyi ki..
- an itibariyle tekerlekten sonraki en şahane icat olduğunu düşündüğüm cihaz. zira başka hiçbir şey telefonun çalışı kadar mutlu edemezdi beni şu anda.
şu an istisna desem de mesela, telefonun çalışıyla hepimizin modu, günü değişiyor sıkça. tam da o anda düşündüğünüz biri sizi aradığında, şaşırıyor, gündelik hayat teorileri üretmeye başlıyorsunuz misal. ya da ne bileyim, arayan kişiden bi başkası hakkında bişi duyup, o bişi duyduğunuz kişi hakkında fikirleriniz değişebiliyor o kişiden habersiz. gece yarısı çalan telefonlardan korkma gibi bi durum var mesela çoğumuzda.(ama bu korkulan ev telefonu olur hep, cep telefonundan sevgili arar ne de olsa.) ya da arayan sevgiliyse, her şekilde bi mutlu olma haline bürünüyorsunuz. bu kadar şey söylerkenki çabam, hadiseyi telefonun ietişimde bir çığır olmaktan daha çok şey olduğuna getirmekti. oldu da sanırım.*
- bebek gibi bir aparat. ne zaman ses çıkaracağı kestirilemiyor malesef, bu konuda tek fark kapatma tuşu olması.
- bir sapık* kitlesine alet olan ilk teknolojik icatlardan.
- grup vitamin in üşüttük adlı albümünde yer alan bir şarkı.sözleri şuna yakın bir şey.
helloorr ıhhahhahhha *
çok sinir olurum vallahi billahi
telefonla aram hiç iyi değil
ne zaman işim var zart diye telefon
inanın dayanılır gibi değil
dün sabah yine uyurken çaldı
ne uyku kaldı ne huzur kaldı
arayan uzaktan eski bir dostmuş
gayet uzun bi mevzuya daldı
"tamam" diyorum bu mevzu bitmez
bi insana bu kadar da eziyet edilmez
telesekreter telesekretmez
konuşur konuşur susmak bilmez
adana çık aradan bi sen eksiktin
telefonda geçer oldu ömrüm
eşler dostlar falan filan
sen de gel adana arayın ulan
telefon sesi duyunca dellenirim
sabah sabah arayana küfür ederim
ben bu telefonu icad edenin
üç kuruşluk keyfimin içine ettiler
sabahın bir köründe çalmaya başladı
iki saat içinde on kişi aradı
dangalağın birtanesi yanlış düşürdü
üç kuruşluk keyfimin içine ettiler
hellooor nıha yihahahah ha
gene beenim beenn *
gece yarısı zarr diye telefon.
"kim o?" ses yok telefon sapığım
"o ahizeyi al" diyorum
içli dışlı bir küfür ediyorum
kezban'ın evine döndü ulan ev
telefon susmak bilmiyor.
ahize kulağıma girdi nerdeyse
arayanlar bunu bilmiyor
"yeter" artık insaf edin
biraz da başkasına telefon edin
her günaradığınız yetmedi
bu nası jetonmuş bitmedi
bıktım artık da en sonunda
kestim telefon tellerini
eşler dostlar falan filan
sıkıysa şimdi de arayın ulan
telefon sesi duyunca dellenirim
sabah sabah arayana küfür ederim
ben bu telefonu icad edenin
üç kuruşluk keyfimin içine ettiler.
sabahın bir köründe çalmaya başladı
iki saat içinde on kişi aradı
dangalağın birtanesi yanlış düşürdü
üç kuruşluk keyfimin içine ettiler
http://www.youtube.com/...(sdf824, 30.09.2007 13:40 ~ 02.02.2008 16:29)
- yüreğimize gömdüğümüz anıları depreştirme aracıdır telefon.
mesafelere sığınırdık eskiden. unutmak daha bir kolaydı sanki o zamanlar. acının onca anlamından biri sızmaya başladığında bedenimize, kaçacak yerimiz olurdu. ama artık yok.
hani bir ses ver yeter derler ya.. telefon işte bu noktada işin içine giriyor. kimi zaman uzaktaki yarimizin uzaklığını anlatır, kimi zaman yanımızdakinin aslında çok uzaklarda olduğunu suratımıza vurur.
bir metre uzağımda konuşurken sevdiğim kadın telefonda, ya da telefon kablosuyla bağlandığı internette mesajlaşırken, önce kendimi ezerim. sıkıcılığımın başka bir ispatıdır, yanımdakinin başkasıyla olması... telefon birleştirici olurken kimi zaman da ayırıcı olabiliyor. hani bir ah et, yeter derler ya... işte o ahın gelme aracı oldu telefon... yüzsüzlüğün en çok arttığı durumlarda kullanılır oldu. bir dakika sonra ordayım yalanlarının, başkasnın elini tutarken seni çok özledim demenin yolu oldu ingiliz malı kablolar...
yaratılmış sanal dünyada var olmanın bir koşulu olarak, insanlara sanal yaşamın kapısı oldu telefon. ilişki aslında hiç var olmamış, destanlarda görülen bir duyguya dönüştü. iletişim seslerin, simgelerin, piksellerin ordan buraya gitmesi; karşılıklı duygu yoğunluğu, bir kaç smiley ile bir kaç şeklin ekranda tezahür etmesi artık. belki bu nedenle insanlar artık çok daha rahat "seni seviyorum" diyebiliyor, sonra da bundan vazgeçebiliyorlar. bir adım sonra tekrar dönebiliyorlar. başka bir profille karşılaşınca bir daha unutabiliyorlar.
hayatımızdaki aşk, sevgi dahil her şeyin kaçınılamaz bir uçuculuğa bürünmelere sebeptir telefon. "anladım", "anlıyorum" sözcüklerinin yüzeyselleşmesi; içteki derin acıların, coşkuların balonlaşması sürecinin kökenidir telefon.
not: bunların çoğu internet için geçerli denilebilir, ama dedim ya kanımca köken telefondur.
- insan bazen tiksinir bundan..
ararsın ararsın açmaz ya karşındaki, elinde tuttuğun telefonu atasın gelir camdan aşağı, olmadı duvara falan!
- oktay rifat'ın ethel rosenberg ve julius rosenberg'e ithaf ettiği güzel şiirinin adıdır.
gözlerin var ya çekik kara kara
önce gözlerindi en güzel ışık
beyaz dişlerindi bacakların omuzun
damalı örtüde bir kâse çorba gibi
buğulu bir lezzetti karıkocalık
şimdi bir çınar yeşeriyor içimde
bir şarkı söyleniyor uzun uzun
hürriyetin rüzgârlı bayrağı oldu
bize yeten aydınlığı sevdamızın
aman dayanamazsam ne etmeli
bütün pencereler üstlerine açık
kimler soyar çocukları kimler örter
biri on bir yaşında öteki küçük
ya anne diye bağırırsa uykusunda
belki korkmuş belki de susamıştır
geceleri su içmeye alışık
çorap öyle mi giydirilir don öyle mi bağlanır
gömleği bir tuhaf sarkıyor arkasında
çocuklara bakma dayanırım
gide gide çoğaldım halkım ben artık
dağ taş kalabalık kalabalık
satar mıyım onları onlar da çocuklarım
ben kadınım çocuklarımla varım
telefon nafile açmam seni
söylemez dillerim yarınla bağlı
tutmaz parmaklarım kocamdan belli
telefon benim ki de analık
çocuklara bakma dayanırım
sevgiydim önce bir çeşit incelik
şimdi işe yarıyorum kaba saba
tuzlu bir deniz kokusu havada
benimle başladı bu müthiş tazelik
benimle yaklaştı güzel günler
o günlerin eşiğinde beni hatırlayın
hatırlayın onların vahşetini
her telefon çalışta kesik kesik
|