-napıyorsunuz lan?
+lann... çıksana olum dışarı görmüyo musun lan allahın belası
- eeee aşık oldunuz mu ki siz?
+yaaaa sonra olcaz.
-ev kirasını yatırdınız mı?
+olum ödicez sonra onu da
-yaaa sonra kadın dırdır yapıyo beee. adsl faturası?
^yatırdık onu.
-hah iyi bari hadi yenge.
+lan çıksana hayvan!
-tamam tamam. siz devam edin. ben de porno açıyım artık napıyım.
sevişmenin içinde aşk olması gerektiği hala (a şapkasını evde unutumuş) anlayamamış insanların söylemi.
tespit yapanın ingiliz olduğunu varyasayarak ; "making love" versus "having sex".
bonus olarak ;
(bkz: ota boka türkleri karıştırmak)
sanırım söylediğim şey biraz yanlış anlaşıldı. türklerin önce aşık olup sonra sevişmesi burada yerilen değil övülen bir durumdur. ayrıca doğal olan da budur kanımca. biz seksi, sevişmeyi belki biraz fazla abartıyoruz belki çok basit bi şey olduğunu düşünmüyoruz. bunun bir altyapısı olmasını istiyor, bunun çok özel bi şey olduğunu ve oraya getiren şeylerin de sıradan, basit şeyler olmaması gerektiğini düşünüyoruz. yabancılar da sanırsam bunun gündelik bi ihtiyaç olduğunu ve çok da önemsenmesi gereken bi şey olmadığını düşünüyorlar gibi geliyor bana.
genel geçer bir kural değildir. hatunlar açışından ele alındığı şu götürmez bir gerçek. ilk seksini sevdiği kadınla yapan kaç türk erkeği tanıyorsunuz? benimkileri elimin parmaklarıyla sayabilirim; ki 3 tanesini makinaya kaptırdım geçen gün.
iste önce aşık olayım da sonra sevişeyim hadisesi bence olayın normal seyridir...haniyanisi yozlaşmamış bir seks kültürüne sahipseniz iş böyle ilerler; ama genelde hatun kisi iseniz ve kendinizi hediye paketi olarak saklamak mecburiyetini görmediyseniz ilkin özel olmasından gayri sevmeyi bekler ve ondan yediğiniz darbe sonrası "önce bi sevişelim de, uyarsa aşık da oluruz" moduna girersiniz.
sonuç olarak seksin aşık etmediğini kim söylemiş ki? kara saca kara göze aşık olmayı biliyorsak (marifetmiscesine) mikembel bir sekse de aşık oluruz.
konuyu dağıtmadan;
her daim tutmayan önermedir. hatta genelde tutmaz bak, benden demesi.
ilk görüşte seks bizde pek geçerli olmadığından, yani türk dilberler kolay kolay vermediğinden
ilk önce sevişip sonra aşık olma hadisesi bizde pek görülmüyor.ilk görüşte veriyorsa dilber, ya elit tabakadandır, ya da görmüş geçirmiş kızdır, ama karşısındaki partner bildiğin karizma ve baya da yakışıklı bir erkektir. işte anca bu kadar çok şey bir araya gelirse bizde bu durum geçerli. çünkü türk dilberler cidden kolay kolay vermiyor, illa süründürüyor.bunu yapması da aslında bir çok şeye bağlı. mesela türk dilberler partnerine karşı hep güven duymak istiyor, ee güven duyması için de baya bi tanıması gerekiyor. baya bi tanıması içinde epey zaman geçmesi gerekiyor. ama bu zamanda değişiklik göstermiyor değil. dilberin kişilik özelliklerine ve onun arkadaş çevresinden biri olup olmadığınıza da bakıyor biraz. arkadaş çevresindenseniz bu adımı kolaylıkla geçeriyorsunuz ama bu sefer de türk dilberinin psikolojik dengesizlikleri baş gösterebiliyor. bunları halletseniz bile sizi birçok bahanelerle yine atlatabiliyor, ama yılmazsanız kesin sonuç alıyorsunuz bu da önemli birşey. bu bakımdan emeğin karşılığını elbet veriyor türk dilberi, o kadar da hakkını yememek lazım doğruya doğru.
başlığı açan arkadaşın "gavurlar sevgili olur, yatar kalkar, ama seni seviyorum lafını söylemek onlar için seksten bile daha büyük, daha zor bir olaydır" demek istediğini varsayıyorum. bu yanıyla doğru bir önermedir. bilumum amerikan menşeili gençlik dizilerinde "ı love you" denildiği an çıkan krizler, kızların etekleri tutuşarak koşturup bunu en yakın arkadaşlarına anlatması, ya da "ulan daha ilk date'inizde ay lav yu denir mi?" diye en yakın arkadaştan azar yiyen esas oğlanlar falan gördükçe ben başlarda fecii şaşırıyordum, yalan değil: yahu, sen daha dün gece adamla al takke ver külah sevişiyordun; orda bi problem yok da, sevdiğini söylemek mi zor geliyor? adamın seni çırılçıplak görmesi değil de onu seviyor olman mı gururunu incitiyor? zaten sevmesen sevişmezsin ki? yoo, sevmeden de sevişiyo lan bunlar *aydınlanma anı*
sonradan, bazı bazı hak vermeye başladım: tamam, bizim için (en azından bir kısım türk gençliği için, özellikle kızlardan bahsediyorum) bekaret önemlidir ve sevmediğin adamla yatmazsın. o yüzden seviştiysen zaten default olarak âşık olmuşsundur. ama yabancıların bu "ı love you" deme işini bu kadar abartması da tamamen anlamsız değildir: biz duygularından pek de utanmayan, rahat rahat ifade edebilen, hatta bazen normalden fazla abartabilen bir milletiz. ama onlarda seni seviyorum dendiği anda laf ağızdan bir kere çıkar, alelade bir biçimde söylenmiş değildir, söyleyenin gerçekten âşık olduğunu ifade eder (gerçekten âşık değilse, en fazla i like you der zaten...). hatta biraz kasarsak, üniversitelerde vize ve finallerden önce imzalanan "kopya çekmeyeceğime dair söz veriyorum" mealindeki bir sayfalık dökümanın altına imza atmakla bu seni seviyorum cümlesini kurmak arasında bile bir ilişki kurabiliriz: şimdi, acı ama gerçek: bizde, öğrenciler bu imzayı atıp gene de çatır çatır kopya çekmekte hiçbir beis görmez. ha, amerika'da da bunu yapan vardır, yok değil tabii... ama ben şahsen bu imzayı atmayı reddeden, sınav kâğıdını imzasız veren (o yüzden de hoca tarafından notu düşürülen) elemanların var olduğuna şahit oldum, tikky ağzıyla söylersek oha falan oldum yani... yani tamam, bu adamların yaptığını mallık olarak da adlandırmak mümkün, lan açık açık ben kopya çekicem diyorsun, ama bir yandan da adamlar dürüst davranıyorlar kardeşim... yapamayacağı şey için söz vermiyor... işte bu açıdan, gerçekten hissederek demedikten sonra seni seviyorum demek de dürüst gelmiyor, o yüzden o üç kelimeyi kullanma işini böyle büyütüyorlar diye bir sonuca varabiliriz...
öyle yani... ben şahsen yine de önce âşık olup sonra sevişmekten yanayım, orası ayrı :) o yüzden de "seni seviyorum" diyemeyenlere şu şarkıyı armağan ediyorum:
sevişmek için aşık oluyorum sikertmeyin şimdi dediğim şahıslar.
ne yani sevişip, sikişmeden aşık olmanın anlamı nedir dediğimdir, çılgınca sevişmeliyizki aşkımız şekillensin, aşık olmanın en iyi geçerli sebeblerindendir inkar edeni sikerim.