solti 

adana çık aradan

  1. itü'nün tek fakülte gazetesi ametist in genel koordinatör'lüğü görevini sürdüren okulu uzatmış petrolcü
    (dragut, 18.09.2004 01:13)


  2. ayıbalığı demek. ayrıntılı bilgi için lütfen (bkz: @399806)
    (solti, 18.09.2004 01:34 ~ 29.04.2005 09:28)
  3. arkadaşları mezun olmuş, askerden dönmüş olduğu halde okulundan kopamamış, yer altı ve yer üstü alemlerinin kralı*, maden kantininin muhtarı, her daim karşısındakini güldürebilen, aynı zamanda dayı kişilik. ha bi de telefonu bebek ağlaması şeklinde çalar.
    (excalibur, 06.10.2004 11:42)
  4. artık gönüllerin genel koordinatörü
    (dragut, 15.02.2005 20:55)
  5. olmayan durumları olmuş gibi yazabilen, hayal dünyası aşmış arı.
    (gülümsün, 11.03.2005 20:41)
  6. evet artık inanmıyorum, bu adam kendini yazıyor, vallahi bak!
    (gülümsün, 31.03.2005 12:11 ~ 12:17)
  7. robotik yaşamı özümsemiş kardeşim.
    (excalibur, 15.06.2005 13:32)
  8. mühendis bey olmuştur son dersini vermesiyle
    (dragut, 15.06.2005 16:52)
  9. kapı-fobik sarı...
    (luccy in the sky with the diamonds, 07.07.2005 23:30)
  10. en büyük asker bizim askerlerden birtanesi daha vatan ondan hizmet bekliyor...
    (dragut, 09.12.2005 10:28)
  11. askere gitmesine az bir zaman kala sözlükte tanıdığım, sağlam bir üslubu olan, yazdıklarını okurken zaman zaman gülümsememe sebep olan birinci nesil bir şey. *
    umarım hayatı boyunca acemi birliği kurasında olduğu gibi şanslı olur.
    (maloğlan, 11.12.2005 01:11)
  12. 12.12.2005 sabahı askerlik görevini yapmak üzere denizliye gidecek ve askerliğin 11.piyade tugay komutanlığında bitli piyade olarak vatani görevini gerçekleştirecek birinci nesil ben.

    (bkz: hoşça kal itüsözlük)

    edit: dağıtım kurası sonucu denizli topçu taburu 2.bataryada hizmetine devam edecek olan ben.
    (solti, 11.12.2005 19:20 ~ 15.01.2006 16:21)
  13. kendisine buradan vatani görevinde başarılar ve bol şanslar dilediğim canım kardeşim.
    (bkz: en büyük asker)
    (excalibur, 11.12.2005 22:22)
  14. ben duruyordum yerimde sakin sakin. ‘gel’ dedi, duymamazlıktan geldim. elini uzattı, görmemezlikten geldim. korktum. ‘çok derin burası’ dedim. ‘ben buradayım’ dedi.
    sonra;
    derin merin hak getire! baktım ki, uçsuz bucaksız, görüp göreceğim en şahane manzaranın ortasındayız. git git manzara daha da güzelleşti. kâh düştük, kâh yorulduk ama dediği gibi buradan, yanımdan hiç ayrılmadı.
    bir ara o’na fark ettirmeden açtım baktım lugata, acaba dedim ben mi yanılıyorum, şu kelimelere bir daha bakayım;
    güvenin eş anlamı; şüphesiz.
    yalnızlığın zıttı; aynen öyle.
    sevginin yakını; ıııhhh, özü.
    hayatın parçası; hayır efendim, bizzat kendisi.
    (gülümsün, 21.08.2006 16:25)
  15. nasıl hınzırca gülerek gönül çalar, görseniz uyuz olursunuz. olur olmadık zamanlarda mutluluk getiriyor etrafına; deli oluyorum. kocaman kahkahasını, gülen gözlerini meydanlara saldı mı sakının derim ben. bizim evin kapısından içeri de böyle girdi. evde adı gözleri gülen, sempatik çocuk olarak kaldı. sevdirdi bir çırpıda kendini. bahsettiğim meydanda benim için düelloya girilecek sandım, yanıldım. bırak düelloyu, ihtilalden sonra yeni bir rejim gelmiş gibi neredeyse kutlamalar yapılacaktı o’nun için. yalanım yok. kıskandım tabi, sindim bir köşeye.
    şimdiyse meydanlarda bir coşku, bir tezahürat, bir çakırkeyiflik sormayın gitsin.
    (gülümsün, 10.11.2006 15:12)
  16. çok keyifli, deli dolu, süper arkadaş.
    (excalibur, 20.02.2007 17:50)
  17. sıcak bir gündü, kampüste bahar şenlikleri devam ediyordu. benim finaller bitmiş, keyif yapıyordum. o’ysa son dersinin finali için okula şöyle bir uğramıştı. o gün merkez kantinde (itü) kesişti yollarımız. sonra nasıl olduysa, o’nun istinye’de “buna bir ad koymanın zamanı gelmedi mi” demesiyle başladı serüvenimiz. önceleri merak konusuydu nasıl olur, ne olur?… kafamdaki tüm soru işaretlerini elinin tersiyle itti, başladı anlatmaya; ne ben dedi, ne sen. bizle devam etti. kendini bana kattı, daha bir güçlendim. başın ağrıdığında omzum burada diye yer gösterdi, adres boş çıkmadı, başımı koyacak bir yer hep yanı başımdaydı artık, güvendim, inandım.
    bu adamla aşkı öğrendim ben. aşkın her halini beraber öğrendik. sabırsa al sana sabır; uzun bir askerlik döneminde bile umudumuzu yitirmedik. varsın uzak olalımdı, bu da biterdi elbet bir gün. bitti de. türk filmlerinde görüp de burun kıvırdığım asker mektupları tek avuntum oldu. dünyanın en güzel yazıtlarıydı onlar. sonra, 1-2 dakika da olsun yapılan telefon görüşmeleri küçük bir çocuğun telefona koşması ile eş anlamlıydı, o derece heyecanlıydı. ankesörlü telefonun varlığına bile şükredilen günler daha dik tuttu bizi. ve yatcaz kalkcaz diye diye bitirdik sayılı günleri. özlem, sabır, umut, şükür ile kalp yeniledi kendini. olgunlaştık. ama ayakkabısının bağını bile bağlamadan mahalledeki arkadaşlarının yanına uçar adımlarla koşan çocuklar gibi de çocuk kaldık hep.
    ben o’nu anlattığım kadarıyla sınırlandırmak istemem. hele ki, noktayı koydum, bu adam budur, bu kadardır diyemem abi.
    babamdır, sırdaşımdır, ailemdir. sevdiğim adamdır. o kocamandır, bissürüdür.
    (gülümsün, 25.02.2007 13:32)
  18. maden fakültesinin özlenen şahsiyetlerinden
    (dragut, 08.10.2007 23:30)