sigaraya başlamak   

adana çık aradan

  1. gurbette dost aradığınızda yapılabilen eylem.

    önceleri başka bir ülkeye uzun süreliğine gidecek olmanın heyecanı vardır üzerinizde. dostlarla vedalaşmak için toplanılır, teker teker sözler verilir, mutlaka mailleşeceksinizdir, mutlaka haberleşecek hatta arada birbirinize kartlar bile atacaksınızdır.

    ailenizle de keza sık sık telefonlaşacaksınızdır.

    bir de sevgiliniz vardır, o daha da uzaklardadır zaten. onunla iletişim kurmak için teknolojinin cılkını çıkartmışsınızdır* bile.
    varılır başka bir ülkeye, sık sık telefonlaşırsınız ailenizle, dostlarınıza sık sık mailler atar hatta maliyetine bakmadan telefon da açarsınız birkaç kez. sevgilinizle de mesafeler yokmuşçasına iletişim kurarsınız.

    zaman geçer sonra biraz, çok da değil ha, bir ay bile geçmemiştir daha. mail attığınız onca insan cevap vermemeye başlar, “yoğunuz” derler sorunca, halbuki beklediğiniz iki cümlelik bir paragraftır. siz hepsine ayrı ayrı mailler yazarsınız cevap veremeseler de okurlar en azından diye düşünürsünüz, ama bir süre sonra maillerinizi okumaya dahi vakit ayırmadıklarını fark edersiniz.. msnde dahi nasılsın diye sormamaya başlar sonra siz sorarsanız da cevapsız kalır mailleriniz gibi. elbet cevap atarlar diye düşünürsünüz ama gelmez bir türlü beklediğiniz iki cümle.

    aileniz de aramamaya başlamıştır, zor günleri atlattığınızı düşünüyorlardır belki..siz aradığınızda evde olmamaya ya da erkenden uyumaya başlamışlardır gündelik yorgunluklarla.. kimseyi suçlamazsınız, ilgiden kudurmak zorunda değilsinizdir ya sonuçta..

    peki sevgiliniz? o her şeyinizdir sizin 6 yıldır.. dostların ve ailenin hissettirdiği boşluğu o kapatacaktır tabi ki.. o ne olursa olsun size hep destek olacaktır.. ya da siz öyle sanırsınız.. gurbetin hüznü yüreğinizde kor gibi yanarken bir akşam mesaj atarsınız sevdiceğinize, onu ne kadar özlediğinizi söylersiniz, sesini duymak için sabırsızlandığınızı.. cevap gelmez.. imkanı yoktur, eve gitsin arar dersiniz, beklediğiniz şeyler olmaz.. ertesi gün olur haber yoktur.. bir gün daha geçer haber yoktur.. bir gün daha sonra.. kızmışsınızdır size ulaşmamasına.. telefonlarınıza cevap vermiyordur.. kendi de aramıyordur.. sonra ulaşırsınız birbirinize, onsuz geçen 3 günde merak, endişe, yalnızlık, öfke, özlem hepsini yaşamışsınızdır. haliyle karşınızda bir açıklama en azından bir özür beklersiniz.. gelmez o açıklama, sorularınıza verilen cevaplar saçma sapan bahanelerdir keza özür fln hiç yoktur, üstelik konuşmanız boyunca bir “nasılsın” sorusu gelmez size yöneltilen.. sevilmediğinizi düşünür kahrolursunuz.. kızgınlıklarınızı yatıştırmaz sevdiğiniz, bilakis beraber köpürür bir de güzel kavga eder üstüne ağır sözler sarf edersiniz.. o da yetmez, mesafelere yenik düşüyoruz olmuyor diyip ayrılırsınız..

    gurbet acısının üstüne sevgiliden ayrılma acısı eklenir. yapayalnızsınızdır. öyle bir yalnızlık ki telefonunuzu şarj etme gereği hissetmezsiniz ve meşgul olmanıza rağmen msnde online modunda kalabiliyorsunuzdur, kimse titretmiyordur bile sizi, kimse konuşmuyordur siz başlatmadıkça. başlattıklarınızın bir çoğu da hal hatırdan sonra kesiliyordur.

    sigara mı? kendisinden nefret edersiniz, içenlerin kokusundan tiksinir, sevgilinize bırakması için yıllardır baskı yapmaktasınızdır. hayatta başlamazsınız içmezsiniz siz sigarayı. sigara denince bögh! sesleri bile çıkarırsınız. düşünün böyle bir insansınız.

    yüreğinizdeki acının hararetli olduğu bir akşam, yalnızlığınıza alışalı birkaç gün geçmiştir. otobüs bileti almak için uğradığınız büfenin vitrinindeki sigara paketleri çarpar gözünüze, elinizdeki bozukluğa bakarsınız, vitrindeki sigaranın etiketinde yazan fiyatla eşittir.. bok gibi italyancanızla bir paket sigara istersiniz, hangisi diye sorar satıcı haliyle, tanıdık bir marka arar gözleriniz marlboro dersiniz, yine hangisi diye sorar satıcı, afallarsınız, ne demeli ki şimdi? normal dersiniz sonra, normal marlboro.. sigara paketini sanki yıllardır tiryakisiymişçesine cebinize atar otobüse atlarsınız.. odanıza girer mp3 çalarınıza sezen aksunun tüm albümlerini yüklersiniz..sonra da tüm eğlencelik güllük gülistanlık şarkıları elersiniz içinden, atarsınız çöp kutusuna.. sigarayı yanınıza alıp bulunduğunuz binanın terasına çıkarsınız.. her şey istediğiniz gibidir, kimsecikler yoktur, hava karanlıktır.. mazoşişt duygularınızı bastırabilirsiniz..

    sezen ablanız söylemeye başlar, siz de ilk sigaranızı yakarsınız.. alışma sigarasıdır bu, çok çekmezsiniz içinize, bir kaç kere nasıl tutsam diye düşünürsünüz, sağ elinize alırsınız rahat edemezsiniz, solaksınızdır, sol elinize daha çok yakışmıştır, kokusu da ne berbat gelir.. içersiniz ve çok içinize çekmezsiniz.. o bitince hemen ikinciyi yakarsınız, şimdi içe çekme zamanıdır, sezen ablanız yüreğinizin içine ediyordur, hem sigara ciğerinizi yakmaya başlar hem şarkılar yüreğinizi.. öksürürsünüz.. kimi zaman sigara dumanından kimi zaman şarkılardan gözleriniz dolar.. üçüncü sigaraya gelir sıra, işte burnunuzdan duman çıkardınız tebrikler! içinize çekince öksürtmez bir önceki gibi hem.. siz sigarayı içinize çektikçe ciğerinizde öyle bir yanma hissedersiniz ki kendinize verdiğiniz zararın boyutunu geçirirsiniz zihninizden, salaklık ettiğinizi düşünürsünüz..ama..aman be! der geçersiniz.. bu arada sigaranın birikmiş külünü tek tıkla düşürmeyi öğrenirsiniz, söndürürken kimi zaman kendi kendine sönüşünü izlersiniz kimi zaman ayağınızla ezersiniz kimi zaman “en son hangi noktasına kadar içime çekebilirim acaba?” diye kendi kendinizle iddiaya girersiniz.. arada öksürük nöbetlerine tutulursunuz..saate bakarsınız, 3 saattir terastasınızdır hafiften üşümüşsünüzdür ama her üşüdüğünüzde sigaradan bir nefes daha çekersiniz.. sigara paketinize bakarsınız.. ilk sigara paketiniz.. dışında italyanca uyarılar bulunuyor, hiçbirini anlamazsınız.. kim bilir hangi zararını anlatıyordur.. içine bakarsınız dehşete düşersiniz.. 3 tane kalmıştır, 3 saatte 17 sigara içmişsiniz.. 6.sını içerken dumandan şekil çıkarabiliyor muyum diye denemiş başarısızlığınızı fark edince vazgeçmişsinizdir uğraşmaktan.. 9.sunda zorlanmadan içinize çektiğinizi anlamışsınızdır, ciğerlerinizin dumanla dolduğunu hissetmişsinizdir. dokuzdan sonrasını saymamışsınızdır zaten ki ancak 17.yi içtikten sonra aklınız başınıza gelmiştir. 3 saat için bu sayı fazla dersiniz.. sezen ablanız yeterince gözyaşı döktürmüştür size, ağzınız üstünüz başınız sigara kokmaktadır buram buram.. ayağa kalkarsınız başınız döner, mideniz bulanır, ciğeriniz ağrımaktadır.. odanıza geri döner dişlerinizi fırçalarsınız, ellerinizi yüzünüzü yıkar üstünüzü değiştirirsiniz.. yarım saat sonra canınız deli gibi sigara istiyordur..kalan 3 sigaraya bakar sonra yine yakarsınız ardı ardına.. işte bitti bir paket.. ilk akşamdan bir paket.. sabahın olmasını yeni paket almak için beklersiniz.. beklerken de duygularınızı böyle yazıya dökersiniz, içinde bulunduğunuz yalnızlıkta başka bir yöntem yoktur çünkü..

    ne demiştim, gurbette dost aradığınızda yapılabilen eylem.
    (ness, 04.10.2007 06:17 ~ 06:18)
... toplu gösterim ...