sarmalak   

adana çık aradan

  1. genelde mzahla, özelde leman dergisiyle arasının çok iyi olduğunu sandığım yazar.
    (mayakovski, 27.02.2007 07:08)
  2. bana katlanmış, bir şekilde destek vermiş yazar, teşekkür ederim efendim.
    (ephendy, 16.03.2007 00:41 ~ 00:42)
  3. girilerini muhtemelen batıkentteki evinden yazan dördüncü nesil yazar...
    (bkz: kardelen/@1278433)
    (bkz: ergazi/@1278428)
    (bkz: harbiş/@1278423)
    (bkz: yenibatı/@1278421)
    (bkz: ilkyerleşim/@1278418)
    (bkz: mesa/@1278415)
    ve nihayet (bkz: batıkent/@1278411)
    edit: an itibariyle pariste yaşayan ama içindeki batıkent aşkı bambaşka olan yazardır kendisi...
    (steinmetz, 22.03.2007 23:39 ~ 23:49)
  4. sözlüğe azimle girdiği faydalı bilgilerle haftanın en atraktifi ünvanını ve benim nacizane takdirimi kazanmış yazar. ellerine sağlık..
    (me vale madre, 03.04.2007 01:50)
  5. henüz tek girisini dahi okumadığım halde yazılarını zevkle takip ettiğim * sohbetiyle eğlenceli bir gece geçirmemize vesile olmuş yazar arkadaş.
    (mevlana beni görse sen gelme derdi, 12.07.2007 08:25)
  6. hemen hemen her girisini zevkle takip ettiğim,çok sık karşılaşmış olmasak ta yazılarından ve ilk sohbetinden oldukça memnun kaldığım yazardır.bir gün kendisini ailecenek ziyaret etmek istediğim bu sebeple kendisine "j'espère vous rendre visite"demek istediğim,sadece hemen hemen ortak anılara sahip olmamızla yetinmemiş ayrıca hayallerimi çalıp çatır çutur yaşamış beni kıskandırmış arkadaş olunası yazardır.son olarak kendisine "je suis jaloux de vous"diyorum ve kıskançlıktan çatlıyorum.
    (chansonnn, 15.07.2007 22:56)
  7. polis olmasından şüphe edilen yazardır. bu giriyi mevzunun üstünden günler geçtikten sonra yazmam tamamen korkumdandır.* muhabbeti güzel beni eczanede nöbet tuttuğum esnada yalnız bırakmamış yazarlardandır, teşekkür edilesidir.
    (sirseri, 17.07.2007 00:53)
  8. (bkz: simitçi kılığındaki sivil polis kılıklı simitçi)
    (bkz: korkuyorum anne)
    (zoser, 25.07.2007 23:34)
  9. kendini özlettiren insan. (bile bile mi yapıyordur nedir...)

    (bkz: neredesin sen)
    (zoser, 13.10.2007 12:18)
  10. yurtdışında yaşamanın avantajlarının yanı sıra dezavantajlarının olduğununda farkında olan yazar.
    vatan hasretini kısmen sözlükte yazarak gideriyor. buralarda neler olup bitiyor herşeyden haberi var maşallah. ama bu aralar yalnızlık iyice koymuş kendisine. bugün katıldığım zirve* üzerine aramızda şöyle bir konuşma geçti:

    sarmalak:guzel gecmistir eminim
    sarmalak:ben buralarda kimse bulamadim
    sarmalak:ikinci kisi olsa yapicam hemen
    sarmalak:belki 4 yas zirvesine yetisirim
    jass:sen yaz 1.paris zirvesi diye
    sarmalak:yok ki kimse
    jass:emin ol gelen bulunur
    jass:ama bunu dile getirmen lazım
    sarmalak:yok iste kimse pariste veya fransa da
    jass:sadece düşünüp söylemezsen sesini kimse duymaz ki
    sarmalak:bazen fransa veya paris basliklarina yazanlarin girilerini okuyorum
    sarmalak:gelen olursa veya gozleme dayali giri olursa mesaj yaziyorum burada mi yasadigina dair
    sarmalak:ama malesef yok
    sarmalak:turist olarak gelen olsa bile onu yakalayip zorla zirve yapicam havaalaninda

    evet durum ortada. buradan avrupadaki sözlük yazarlarına sesleniyorum. bir zirvede avrupada bekliyoruz. turist olarak havalanında bile olsa.
    (jassmine, 06.01.2008 00:58)
  11. sancılı rüyalar böler ya geceyi
    aniden fırlarsın yatağından hani
    rastlantısal kabuslar bunlar
    mantığı yok hiçbirinin diyerek
    avutursun kendi kendini
    lüzumsuz bir sıkıntı kaplar benliğini
    aradaki mesafe ve ulaşılamazlık
    kahreder hem seni hem geceyi.
    (jassmine, 12.02.2008 15:03)
  12. hayatımın ayarını vermiş adamdır.scherzi'nin malum duyurusundan sonra yapılan bir msn görüşmesinde:

    scherzi:
    abi senin nick süper gerçekten
    scherzi:
    başta bunu söyliyim
    mevlana beni görse ''sen gelme'' derdi..:
    dediğim gibi euro ya geçildikten sonra piyasa iyice kötüye gitti
    sarmalak:
    adam zaten oradan arti oy aliyor

    demiş ve nickimden nefret etmemi sağlamıştır. burdan diğer yazarlara sesleniyorum bir girimi nickimden dolayı oylarsanız ibnesiniz olm o kadar diyorum.
    (mevlana beni görse sen gelme derdi, 18.02.2008 03:41)
  13. benim gibi yurtdışından * bildiren nadir yazarlardan.. sıla hasretimizi sözlükle mi gideriyoruz ne yapıyoruz bilmiyorum..
    (jose, 05.03.2008 17:23 ~ 17:23)
  14. defalarca uyarmama rağmen nickim üzerinden bana sarma(la)ktan vazgeçmemiş yazardır.

    (bkz: @2230562)
    (bkz: @2230584)
    (bkz: @2273443)

    kendisi fransa'da ikamet etmekte olan kendi deyimiyle bir ''simit manyağı'' olduğundan simit hasretiyle yanıp tutuşmakta sürekli simit aşermektedir. bırakın görmeyi simitin adını duysa dellenmektedir. türkiye'ye geldiğinde kendisini ilk olarak bir simit sarayında ağırlayıp fırından yeni çıkmış sıcak simit, üçgen peynir ve çayla kahvaltı ettikten sonra aynı simit sarayında simitin antropolojik ve etimolojik kökenleri hakkında sohbet etmeyi düşünmekteyim.konuyla alakalı olarak;

    (ara: simit)
    (bkz: sen kaşındın)
    (mevlana beni görse sen gelme derdi, 16.03.2008 04:18 ~ 04:20)
  15. memleket hasretiyle, sevdiklerine duyduğu özlemle zor günler yaşayan yazar.

    yurtdışına çıkmak sanırım ülkemizdeki pek çok gencin hayali. haklılarda nitekim. artılarını ve eksilerini tarttığınızda maddi alanda yurtdışındaki bir yaşamda elde edecekleriyle burada kaldıklarında elde edecekleri arasında ciddi bir uçurum var. ama gelecek sadece maddiyat içermiyor.

    yurtdışında yaşamaya başladıktan bir süre sonra bunu gerçek anlamda hissediyorsunuz çünkü. sevdikleriniz memlekette kaldıysa bir de bu fark etme hissi çok daha erken yaşanıyor. başlarda kendinizi avutuyorsunuz ‘şu işleri bir yoluna koyayım ilk işim sevdiklerimi görüp hasret gidermek olacak’ diyerek, farkına varmadan yılları geçiriyorsunuz. ha bugün ha yarın derken bir bakıyorsunuz yıllar geçmiş siz işleri yoluna koyasıya kadar.

    pazar sabahları dışarıdan gelen simiiiittt sesiyle uyanıp yatak keyfi yaparken, annenizin ‘hadi oğlum kalk artık saat 12 oldu, herkes masada seni bekliyor’ sözleriyle yataktan kalkıp vaktiyle burun kıvırdığınız şimdilerde özlemini duyduğunuz pazar sabahı aile kahvaltılarının hatıraları her pazar boş eve kalkarken yakanızı bırakmıyor. özlemini duyduğunuz şey bazen çıtır çıtır simidin kokusu oluyor bazense annenizin uyandırmaya kıyamadığını hissettiğiniz sesinin tonu.

    özellikle özel günlerde onlardan ayrı olmak daha bir koyuyor insana. nişan, düğün, ölüm, doğum günlerinde onların yanında olabilmek, sevdiğinizi ve sevildiğinizi hissedebilmek istiyorsunuz ama yaşamın getirdiği mecburiyetler engel oluyor isteklerinize.


    bunların hiçbirini ben yaşamadım. kendi vatanımda gurbeti yaşadım evet ama simit özlemi duymadım hiç. hep elimin altındaydı simit, hatta kızılay meydanında yedisi bir milyona satılana burun kıvırdığım çok zaman oluyor. bu yüzden ilk simit hasretinden bahsettiğinde ilginç gelmişti bana özlemi. sanırım özlem duyduğu tek şey simit değil.


    sevdiklerinden uzakta bir yaşına daha girdin arkadaşım yüreğindeki tüm özlemlerle. umarım yeni yaşın sana mutluluk ve özlemini dindirme fırsatı getirir.
    (jassmine, 20.03.2008 15:17)
  16. itü sözlük'ün ilk yurtdışı zirvesinin* organizatörü.
    tanışmamız da düzenlenen zirve kadar ani oldu, "nerede yaşıyorsun?" sorusundan "aa ben de tam paris'e gidiyordum." tarzı bir cevaba, oradan da içinde uzun süredir ukte kalmış olan zirvenin gerçekleşmesine kadar her şey çarçabuk oldu. zirve tarihi belirlendi, künefe hasretinin dineceği mekan ayarlandı. gündüz saatlerinde paris gezisiyle zirve başladı. ellerimizde telefon kalabalık bir meydanda onca insan arasında "türk'e benzer birini aramak" başarıyla neticelendikten sonra, müthiş bir misafirperverlik ve ev sahipliği ile karşılaştık ben ve yanımda getirdiğim +1 (ki şu saatlerde aramıza yeni katılmış 5.nesil bir yazardır kendisi, bu da yine sarmalak sayesinde).
    gezdiğimiz ortamlardaki normal şartlarda bön bön bakıp geçeceğim fransızca bilgileri bize aktarması, paris'in en güzel seyredilebildiği yerlere götürmesi, rehberliği, cömertliği sayesinde müthiş bir paris zirvesi yaşatmıştır katılanlara. akşam yemeği için seçtiği yer de damağımda derin izler bıraktı ki bilenler bilir gurbette özlenir memleket yemekleri. özellikle benim gibi türklerin çok çok az bulunduğu bir ülkedeyseniz.
    tabii ki bununla da bitmedi yaptıkları, zirveye başka şehir ya da ülkelerden gelen ben, +1* ve frollo'nun akşam için kalacak bir yer bulamaması konusunda ise müthiş bir performans sergiledi, gecenin bir vaktine kadar bizimle sokak sokak boş odası olan hotel aradı. ki sonunda buldu da. o da yetmedi, ertesi gün evlerimize döndüğümüze dair teyit almadan içi de rahat etmedi.
    kendisine olan minnettarlığımı anlatamam, "teşekkür etmek" çok çok az kalır.
    şimdilerde kendisini olası bir italya zirvesine beklemekten başka yapacak bir şeyim yok, kapımız her zaman açıktır.

    velhasılıkelam, çok çok iyi insandır. o gün bizim için yaptıklarını yapacak az insan vardır. işte böyle bir yazar.
    (ness, 31.03.2008 04:08)
  17. fransızca tercümanım. fransa'dan gelen mailleri benim için türkçeye çevirir.
    ta ki o puslu ve kasvetli geceye kadar...

    yağmur, soğuk rüzgarın etkisiyle camıma patır patır vurmaktaydı. mum ışığında binbir ışık oyununun moral bozucu etkisiyle bana gelen metni korkudan titreyerek anlamaya çalışırken, aklıma yardımını istemek geldi. birden içimi rahatlatan bir sıcaklıkla metni ona yolladım. aldığım cevap karşısında ise adeta donakalmıştım:
    "abicim bu fransızca değil ki"
    (busburak, 28.05.2008 22:45 ~ 22:54)
  18. sevgi pınarıma, paristen uzunca bir yol katederek ulaşan dost eli. kendi kendine bir savaş ilan etmiş şahsımla. her ne kadar benim bu savaştan haberim yoksa da, biliyorum ki galip o olacaktır.
    (jassmine, 07.08.2008 00:14)
  19. on numara terbiyeli bir insan. ben de eskiden öyleydim. hiç küfür kullanmazdım yazılarımda. daha sonra ne oldu bilemiyorum, ben biraz cıvıttım. aslında günlük hayatta kesinlikle küfür eden biri değilim.
    hal böyle olunca sarmalak gibi değerli bir adama karşı rezil oluyor hissediyorum kendimi. aslında eskiden kanka listesine girdiğim her kişiye karşı.
    bu konudaki rahatsızlığımı kendisine bir mesajla ilettim.
    aldığım cevap ise benim ne hayvan, ne öküz, ne en terbiyeli adamı bile yoldan çıkaran bir göt olduğumu anlamamı sağladı.

    "espri ile fazla siritmiyor. bi de sanki hepimiz sarayliyiz mina koyim etmiyomuyuz ediyoruz. bak gaza getiriyosun beni:)))"
    (busburak, 11.08.2008 00:02)
  20. ziyadesiyle yardımsever olan yazar. şöyle ki; başlamasına sayılı günler kalan, bitiş tarihini ise kestiremediğim fransa maceram öncesi sorduğum bir dolu soruya üşenmeden cevap vermiş ve yardımını esirgememiştir. yaklaşımıyla ben daha fransa'ya ayak basmadan beni adeta karşılamıştır. kendisine canı gönülden teşekkürü bir borç bilirim.

    sanırım daha önce bir paris zirvesi düzenlemiş* ben de şimdiden bundan sonra düzenleyeceği ilk paris zirvesine katılmayı taahhüt ediyorum. ayrıca buralardan istediğin neler var, sen sipariş ver ben getireyim önerime de simit istediğini belirterek yüzümde bir gülümsemeye yol açmıştır.

    gerçi daha iki haftam var, listeyi büyütebiliriz. aklında olsun derim*
    (o s c a r, 11.08.2008 00:26 ~ 12.08.2008 15:35)
  21. kilometrelerce öteden sizi sözleriyle öyle sarıp sarmalar ki, onun güveniyle en hırçın dalgaların arasına kendinizi bırakabilrsiniz. sadece sesinin bir tonuyla milyonlarca hatta zilyonlarca güzelliği aynı anda hissettirir ve sizi asla unutmaz. mükemmel insan.
    (lierre, 01.09.2008 23:59 ~ 02.09.2008 00:01)
  22. allah çarpsın kilitlendim, zor yazıyorum. bu gece ikimiz de altımıza sıçıcaz galiba gülmekten. ahuahzhua bu şimdi fransa'da yaşıyor bilmeyen varsa.. klavye de türkçe klavye diil haliyle.. bi konuda tartışıyoruz, bu bana diyo ki "sorun yok mudur". ben alt üst oluyorum ne sorunu olucak diye tabi.. meğer demek istediği "sorun yok müdür" ahauahzuahz.. müdür bu olm buna konuş. aahhhaa. lan valla çok güldük kesin kötü bişey olucak
    (busburak, 07.09.2008 20:36)
  23. lan yeter lan demek istediğim yazar. ya lütfen bakın cep mi yazsam naapsam.. biri kontrol etsin beni. vallahi kalbim ağrıyor.. ölmek üzereyim gülmekten. ne komik adammış.. bambaşkaymış.. hem de espri de yapmıyor. normal konuşması kitliyo beni. bi insan bu kadar mı doğal komik olur be kardeşim
    (busburak, 07.09.2008 20:41 ~ 20:42)
  24. kötü gün dostum.

    geçenlerde konuşurken fark ettik ki nerdeyse 2 yılı devirmiş dostluğumuz. az buz zaman değil. hele ki günümüzde arkadaşlıklar bile çok basit nedenlerle 3 gün içinde tüketilirken, hakiki bir dost bulmak vede bu dostun özellikle kötü günlerinizde nasılsa becerip her defasında yanınızda bulunması cidden güç bir mesele.

    nasıl beceriyor ne yapıyor anlamıyorum. ben "tamam artık ben bittim. bundan daha fazla batamam" dediğim anda başımı kaldırmama ve düştüğüm yerden kalkabilmek için gerekli dost elini uzatmaya muvaffak oluyor. iyi oynadığımı düşündüğüm iyicilik oyununu asla yutmadı. gerek sözlükte, gerek msn sohbetlerimizde, gerekse telefondaki konuşmalarımızda daha ilk kelimede nasıl beceriyorsa hemen çözüyor yorgun ruh halimi. ve koyuyor tespiti ortaya; "boşuna oynama jass. ben yutmam. sen iyi değilsin. noluyoruz anlat"

    babam böyleydi benim. daha telefondaki ilk kelimemde hissederdi ruhumdaki sıkıntıyı. ne kadar "baba ben iyiyim. herşey yolunda merak etme. sadece seni özledim." desem de o hissederdi bişeylerin ters gittiğini hayatımda. ben de bilirdim ki bu telefon konuşmasının ertesi sabah babamı kapımda bulacağımı. onu öyle özlüyorum ki. hayatın bana verdiği en büyük hediyeydi babam.

    sesinizin titremesinden sizi anlayacak, yardımınıza koşacak birisini istemez miyiz her zaman. işte sarmalak, hayatımda babamın ölümünden sonra boş kalan bu kadroyu başarıyla dolduruyor bir süredir. her ne kadar konuşmamızın sabahında aramızdaki mesafe nedeniyle kapımda ve yanımda olamasa da, varlığı benim için çok değerli.

    varlığın ve desteğin için teşekkür ederim iyi insan, canım dostum!
    (jassmine, 14.09.2008 01:27)