polis   

 sayfa  / 4
adana çık aradan

  1. polis akademisi'nde öğretim görevlisi olan üst düzey bir emniyet mensubu tarafından aşağıdaki biçimde tanımı yapılan kamu görevlileri:
    " p olis
    o rospuları
    l üzumunda
    i bneleri
    s ...n kişilerdir."
    ancak kavramın bu tanımla uzaktan yakından ilgisinin olmadığı saptanmıştır.
    polis; kendisine görev veren yasalar uyarınca kamu düzen, istirahat ve mal, can, ırz emniyetini muhafaza eden, suçları önlemeye çalışan, önleyemediği durumlarda suçları aydınlatan silahlı kentsel genel zabıta kuvvetidir.
    (fempusay, 27.04.2004 13:06)
  2. şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta.
    bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu
    (bilge tonyukuk, 05.04.2005 15:09)
  3. (bkz: polder)
    (bkz: polbir)
    (selenge, 16.06.2005 15:18)
  4. avrupa birliği, hak, özgürlük, eğitilmiş personel falan derken bir nevi çıkmaza sürüklenmiş bir kurumun personeli, kurumun genel adı. (bkz: emniyet) polisin yıpratılması olacak o kadar ile başlamış, şimdi ayyuka çıkmıştır.
    (organometallic complex, 15.09.2005 16:45)
  5. argoda zarbo
    (organmafyasi, 15.09.2005 17:32)
  6. eyleme karşı şuursuz eylem
    (arkeopteriks, 27.11.2005 21:39)
  7. yunan medeniyetinde en küçük bağımsız politik birim. kelime karşılığı şehir devletidir. ama mezapotamyadaki şehir devletlerinden farklıdır. mısır ve mezapotamyadaki birimler geçici birimlerken, yunanda yerleşmiş ve düzenli polisler bulunur.
    yunan medeniyetinde polislerin gelişimini 5 neden bağlayabiliriz:

    1)coğrafik koşullar (dağlarla örülü bu ülkede ulaşımın zor olması)
    2)ekonomik koşullar (ekonomik olarak bağımsızlığın egemen olması. ekonominin ev içinde düzenlenmesi, insanların birbirine bağlı olmadan yaşaması)
    3)askeri koşullar (polisin güvenliğini sağlayabilecek askeri birimlere sahip olunması, korunmak için şehir duvarlarının inşa edilebilmesi)
    4)psikolojik koşullar (yunan ırkının bireysellik ve özgürlüğe olan düşkünlüğü)
    5)dini koşullar (tüm yunan kavimlerinin kendi tanrılarını yaratıp onlara inanması)

    polisler üç bölümden oluşurdu:
    acropolis: yöneticinin yaşadığı, polisin yönetim merkezi. tapınaklar da bu bölgede bulunurdu.

    polis: insanların yaşadığı, gündelik hayatını geçirdiği bölge.

    necropolis: mezarlıkların bulunduğu, kelime anlamadı ölüler şehri olan bölge.

    bizans imparatorluğu için bakıldığında, akropolün sarayburnu, polisin çemberlitaş ve çevresi, nekropolün ise beyazıt ve çevresi olduğu görülür.
    (ascella, 07.01.2006 12:22 ~ 13:01)
  8. ing. police
    alm. polizei
    fra. police
    ita. polizia
    isp. policia
    (dlord, 07.01.2006 12:47)
  9. herkesin dürüst olması durumunda, bu gruba dahil olanların aç kalacağı olan meslek dalı.
    (hattorihanzo, 12.04.2006 14:06)
  10. ne yazık ki, sadece mini etek giydiği için kız dövebilenleri de içinde bulunduran meslek grubu. böylelerini teşkilata alıp da sonra polis neden sevilmiyor, hakaret etmeyin polise demek saçmalıktır. polise hakaret edilmeyecekse teşkilatın adını kötüleyen böylelerinin görevlerine(!) son verilsin.
    http://www.milliyet.com.tr/...
    (twinkle, 11.05.2006 15:04 ~ 02.02.2007 20:50)
  11. aralarında dursun ali morgül adında biri var ki kısa etekli liseli kız dövmeye bayılıyor. galiba kendisi etek boyu hizalama masasından.
    (chixculub, 11.05.2006 16:12 ~ 16:14)
  12. argoda aynasız diye de hitap edilir.
    (flavius, 11.05.2006 16:17)
  13. başrollünde haluk bilginer ve özgü namalın bulunduğu 2007 nin tzaecik filmi. filmin senaristi ve yönetmeni olan onur ünlü'nün ilk filmiymiş ayırca. fragmanını bakarsan izlenesi bir film.
    (başımı koyduğum yer evimdir, 09.01.2007 14:24)
  14. hiç bir zaman objektif olarak bakılamayan, hep birilerinin ve bir şeylerin gölgesinde kalarak gerçek başarısı gizlenen, kendi eksiklerinin farkında ama bazen bunların üstesinden gelemeyen, hep bir alt kültür eseri olarak ferdi hareketlerin faturasının tüm meslektaşlarına çıkarıldığı meslek grubu.

    -----alıntı-----

    türkiye şartlarında ele alınacak olursa, tek taraflı düşünüldüğünde çok karamsar tablolar çizilecek; ancak empati yapıldığında ya da en azından birkaç tanesine mesleği hakkında 'meraklı' sorular sorulduğunda, ülkenin gerçekleri hakkında çok çarpıcı tespitler yapılması mümkün olan meslek grubudur.

    eğitim almamış herhangi birinin, eğitim almış herhangi birinden farkı neyse, eğitim almamış bir polisin, eğitim almış polisten farkı da odur. aslında polis 'herhangi biri'dir. ne gökten inmiş, ne de ithal edilmiştir. niceliksel olarak bire bir eşitlenmese de, niteliksel olarak polis, toplumun ta kendisidir. değilse de aynasıdır. o yüzden aynasız olan polis değil, toplumdur. o zaman, geçelim aynanın karşısına ve soralım aynaya, kazın ayağı nasılmış:

    önerme: polis eğitimsizdir.
    doğru! çünkü toplum eğitimsizdir. toplumumuzda;
    -dışardan bitirme, kredili sistem ve benim dönemimde olmadığı için anlamadığım bir yığın yöntemle en azından lise bitirmenin, eğitimli olmanın ön koşulu sayıldığından,
    -'kişi başına düşen kitap' istatistiği, 'kitap başına düşen kişi' olarak ifade edildiğinden,
    -kısacası, eğitim kavramının içini, fiilen daha çok öğretim kavramının içeriğiyle doldurmuş olmamızdan bunun aksini iddia etmek mümkün değildir.

    önerme: polis rüşvet alır.
    doğru! çünkü toplum rüşvet verir. dostlarımız, polis hakkında açılan başlıkların altına, "3-5 milyon atıp paçayı kurtardım" türevi entry'leri, tepki görmeden ne kadar rahat yazıyorlarsa, polis de o kadar rahat rüşvet alır. kuralsızlığın bir tarafı olmak, "polis olsaydım ben de rüşvet alırdım" demekten farklı değildir. bu şikayetin çıkış noktası, maddi değer kaybeden taraf olmaktan duyulan rahatsızlık olsa gerek. şunun teminatını veririm ki: siz rüşvet vermeseniz, ima ile ya da zorla almaya yeltenen polisimsilere ne pahasına olursa olsun direnseniz; polisi kötülemek için harcayacağınız enerjiyi de, gerekli makamlara başvurup, o polisi gerekirse mesleğinden etmek için harcasanız, o zaman rüşvet hakkında pek az şey konuşuyor oluruz.

    önerme: evime hırsız girdi, polis uyuyor./suç mağduru oldum, polis ilgilenmiyor.
    doğru! çünkü, hırsızlık suçunu işleyenlerin de toplumun bir parçası olduğu gerçeğini göz ardı ederek, başka toplumlara uyum sürecine (bkz: ab uyum yasalari), kendi toplumundan önce hızla sokulmaya çalışılan bir meslek grubundan bu konuda harikalar yaratmasını bekleriz. bir yandan polisin görev ve yetkileri yine toplumun çoğunluğunu temsil edenlerce kısıtlanır; bir yandan da, ülkedeki muazzam iş gücü değerlendirilmez, insanın işi gücü olmadan, havadan besleneceği ve giyineceği sanılır. siz, bir doktorun semt pazarına kapkaç yapmak için çıktığını hiç gördünüz mü? ya da daha dar geliriyle, evinize bir kasabın hırsızlık yapmaya girdiğini? önce, insanları suça itecek nedenleri ortadan kaldırmak gerekir. sonra da, vatandaş olarak üzerimize düşen görevleri bilmek... nerdeyse tüm emniyet içerikli dökümanlardan okuyabileceğimiz uyarılara dikkat etmeyiz, evimize hırsız girince faturayı kesecek yer ararız. mesela, pencerenizi ardına kadar ayırıp yatmayın. allah korusun, hırsızlıktan yakalananların polisten önce savcılıktan çıktığı bu devirde, dükkanı kapatıp evine dönen kasap bile niyeti bozabilir. polisi aradığınızda da, kapısı kilitlenmeyen arabadan teyp çalan doktorun peşinde olabilirler, haberiniz olsun... latife bir yana, polisin kusurunu inkar etmek aymazlık; tüm suçların faturasını polise kesmek de insafsızlıktır.

    önerme: polis trafikte ihlal yapar, hiç kural tanımaz.
    doğru! çünkü bizim ülkemizde trafik kuralı yoktur. trafik kültürünü ilk olarak çarpışan otolarla kazanan bir toplumun bireyi olmakla, trafikteki saygınlığını kullandığı aracın büyüklüğünün belirlediği, 'kimin eli kimin cebinde' sistemi birleşince ortaya doğal bir kuralsızlık çıkar. polis de kural ihlali yaparken bu moddadır. polisin kural ihlalini destekleyen fazladan sadece bir nedeni vardır: sahiplik duygusu. hulasa, trafik magandasının üniformalısı, sivili, sürücüsü, yayası olmaz. kural kuraldır; maganda da maganda.

    akla gelen başka önermeler de var tabii ama işin özü bunları ezberlemek değil, olaya her açıdan bakabilmek, özeleştiri yapabilmektir. emin olunması gereken bir şey vardır: herkes iyi olursa polis de iyi olur. son önerme: "polis daha iyi olmak zorundadır." doğru! bu şartlar oluşursa zaten polis daha iyi olacaktır. çünkü:

    -arkadaşlarıyla arabada içtiği birkaç bira yüzünden kaza yapan 19 yaşındaki gencin cesedini kaldırır. ailesine haber verir, çocuğun başında dövünen ailenin, 19 yıllık umutlarını ne için kaybettiğini kendi gözleriyle görür.

    -gariban bir ailenin yeni doğan bebeğinin yastığına takılan 3 tane çeyrek altın çalınır. olayın araştırıldığı günlerde, bir başka hırsızlık daha olur. bir hakimin evinden birkaç eşyası çalınmıştır. hakimin evine girilmesiyle, o yerleşim biriminde ne kadar kravatlı büyükbaş varsa, hakimin evine giren hırsızın bulunması için girişimde bulunur. kenar mahalledeki fakir ailenin durumu unutulur. çalıntı eşyanın bile hiyerarşisi olduğunu kendi gözüyle görür.

    -trafik uygulama noktasında durdurduğu araçlara sırasıyla ceza yazacaktır. kural ihlali yapanlar, ehliyet ruhsat vermeden önce bilmem nerenin belediye başkanı, bilmem nerenin genel müdürü, bilmem nerenin komutanı olduğunu söyler. ceza yemekten kurtulmaya çalışmalarının rezilliği bir yana, kural ihlali yapanların konumlarının rezilliğini kendi gözleriyle görür.

    işte, polisin kafasındaki, "adalet","sevgi" ve "idealizm" gibi kavramlar, sık sık yaşadığı bu olaylarla oluşur. toplum iyi olursa, o zaten daha iyi olmak için yeterli nedene sahiptir. yeter ki, bu keşmekeşin içinde eriyip gitmesin...

    ------alıntı------
    (leviathan, 24.01.2007 00:28)
  15. bugün* kendisinin ne mal olduğunu bir kez daha ispat eden güruh.maç biletinin stadın girişinde ve biletixlerde satıldığı bir maç öncesi,bahçelievler'de nerde biletix olduğunu yada olup olmadığını bilmediğimizi anlatmamıza rağmen,stad içerisindeki gişeden bilet aldırmayan,buna sebep olarak ise gişe yanına biletsiz geçemeyeceğimizi gösteren zeki topluluk.anlamadığım olay,oraya biletsiz geçilmiyorsa,neden orada bilet satılmakta.hadi onu anladım,bunu anlatmaya çalışırken neden sürekli küfür edilmekte,yok bunu da anladım asıl kafama takılan bunun üstüne üzerimize copla neden yürünüp,biber gazı sıkılmakta.bir türlü anlayamıyorum.
    (middle finger response, 03.02.2007 23:20)
  16. ayıdan post, polisten dost olmaz.
    (aphross, 03.02.2007 23:45)
  17. şiirlerini bir çırpıda ezberlediğimiz ah muhsin ünlü'ün yönetmenliğini yaptığı polis filmi daha gösterime girmeden dillere dolandığına göre gidilip izlenilesi bir filmdir. sabırsızlıkla bekliyoruz..
    (hacivatci vakkas, 05.02.2007 15:14)
  18. şiirlerini bir çırpıda ezberlediğimiz ah muhsin ünlü'ün yönetmenliğini yaptığı polis filmi ile alakalı daha gösterime girmeden böyle akla ziyan haberler alıyorsak bu filmin gösterime girer girmez izlenilmesi gerektiğinin en babasından bir işaretini veriyordur. neymiş bu film kaçmazmış. 16 şubatta film sevreler bu kült filmi izlemek için sinemalara koşmalıdır.
    (hacivatci vakkas, 05.02.2007 15:17)
  19. bugün gösterime giren,sadece ağız sulandırıcı fragmanı hatrına gidilmesi gereken film.
    (cinephile, 16.02.2007 15:12)
  20. haluk bilginer'e bir kez daha hayran olma sebebi film.
    (melony, 16.02.2007 17:45)
  21. izlediğim en özgün ve etkileyici türk filmi. üslup, oyunculuk, açılar, müzik tek kelimeyle büyüleyici. mutlaka görülmeli - new york times

    ---spoiler---

    ayrıca türk ve dünya sinemasındaki en etkili intihar sahnesini barındırmaktadır kanımca.

    ---spoiler---

    edit : ayrıca dvd'sinde yaklaşık bir buçuk saatlik bir kamera arkası kısmı barındırmaktadır.
    (snitch, 17.02.2007 23:14 ~ 24.05.2008 13:36)
  22. artık yönetmene özgü filmlerin daha fazla yapıldığını görüyoruz türkiyede. iyi ya da kötü filmler çekilip izleyicinin beğenisine sunuluyor. polis bence iyi kategorisine sokulacak bir film. yönetmenin takeshi kitano hayranı olduğu bir kenara bırakılırsa, bu film bence hiç de burun kıvrılacak bir filme benzemiyor. kendine has geçişleri, arka planlarıyla onur ünlü film noir'i türk seyircisine daha tiryaki edecek gibi gözüküyor.

    ---spoilerlı buralar---

    intihar sahnesinden settar tanrıöğen'in * kesik kafasına, haluk bilginer'in müthiş oyunculuğundan filmin müziklerine izlenmesi gerektiğine inandığım bir film olmuş. filmin sahnelerinden birinde aile fotoğrafı çekilirken fonda bir sonbahar resmi var, musa rami son günlerini yaşarken hastanede iken yattığı yatağın arkasında karlı bir kış resmi var. zaten ayıklayıp sadece oyuncu kadrosundan seçerek gidiyorum sadece türk sinemasına, bu kez haluk bilginer için gittim, onur ünlü'yü keşfettim. bu güzel film için teşekkür ediyorum onlara.

    musa rami'nin karısının ölüm nedenini, komiserin * funda'ya * aşık oluşunu pekiştirselermiş, ailede musa rami'nin haluk haricindeki diğer çocukların dengesiz oluşunu detaylandırsalarmış mükemmel olurmuş. * *

    filmin güzel diyaloglarından birkaç tanesi..

    - o adam da annesinin yanına mı gitti? (ece)
    -anasının şeyine gitti o. (musa rami)

    -mesela şu 14 kurşun olan ceset? (funda)
    -ben 18 diye hatırlıyorum ama neyse.. (musa rami)

    - yeni doğmuş bi orospu çocuğu gibi diyorum ya... (hayri)

    hayri silahı musa rami'ye verdikten sonra:
    - hayri'ni gör..*

    -bana "seni seviyorum" de bir kez.. (musa rami)

    zor da olsa birkaç saniye sonra:
    -seni seviyorum (funda)
    -yalan söylüyosun!!!!! (musa rami)

    ve son olarak

    - şiddete meyyalim vallahi dertten...
    (centrocampista, 17.02.2007 23:45 ~ 18.02.2007 02:37)
  23. fragmanı, başarılı pazarlama taktikleri ve özellikle haluk bilginer'in varlığıyla, türk filmlerinin bir çoğuna kısmet olmayan o görme isteğini ve hatta yönetmeninin ilk filmi olmasına rağmen bir başyapıt olduğu düşüncesini uyandıran bir filmdi polis vizyona girmeden önce. izledikten sonra yapılacak değerlendirmelerde de etkili olacak unsur bu beklenti olacaktır mutlaka. film hem bu nedenle hem de cesaretle giriştiği farklı olma çabası, yenilik ve denemeleriyle bir kısmın çok beğeneceği, bir kısmın yerden yere vuracağı bir film olacaktır sonuçta.

    içerik ve biçim olarak ayrı ayrı değerlendirilebilecek bu film özellikle kurgusu, kamera kullanımı, ışık ve müzikleriyle övgüyü hak ediyor. bu anlamda özgün yerini bulacak, türk sinemasının yenilikçi filmleri arasında yerini alacaktır polis. tabii ufak tefek aksaklıkları dikkate almayıp, yönetmenin etkilenmelerini-esinlenmelerini doğal karşılamak gerekiyor böyle bir tespit için.

    içeriğine bakıldığında ise polis ciddi eksiklikler ve zaaflar içeriyor. haluk bilginer ve özgü namal'ın etkileyici oyunculuklarına rağmen film neredeyse tamamında inandırıcılıktan yoksun. senaryo boşluklar ve mantık hatalarıyla dolu maalesef. hani film zaman zaman büründüğü sürrealist ve absürd havasını geneli için benimsemiş olsa bu eksiklikler belki anlaşılabilecek, ama film özünde bir dram ve bir kahramanın musa rami'nin hikayesi. yönetmen bu hikayeyi gerek kahraman gerekse olay örgüsü anlamında birbirinden kopuk parçalar halinde, bir bütünlüğe ulaşmadan anlatma yoluna gitmiş ve oluşan eksiklik duygusu için gerçeğe-gerçekliğe yaptığı göndermelere sığınmış ki, bu sinema salonundan ayrılan izleyicilerin yüz ifadelerinden anlaşılacağı üzere iyi filmlerin özelliklerinden biri değil.

    ---spoiler---

    * filmin en güzel sahnelerinden birisi kadın kahramanlardan birinin intihar(öldürülme!)sahnesi. pencereden düşme anı gerçekten türk sinemasında gördüğümüz türden değil. ancak ya aynı kadının morgda göze çarpan nefes alış verişi, buna ne demeli!

    * esprili ve zekice diyaloglarıyla harikalar yaratan musa rami'nin kavga sahnelerindeki eğretiliği, 63 yaşında olmasından mı, beynindeki urdan mı, yoksa çekik gözlü kötü adamların acayipliğinden mi bilemedim. özellikle filmin ilk sahnesi izleyiciyi film hakkında karamsarlığa itecek güçte!

    * özellikle doğum günü sahnesinde sezinlediğimiz son derece "ilginç" aile ilişkileri, en seyirlik halini piknik sahnesinde almakta ki, kanaatimce buradaki kareografi ve i will survive eşliğinde haluk bilginer'in dansı başlı başına bu filmin izlenme nedenidir.

    * "ne zaman biri sevgiden bahsetse eli silahına giden" musa rami, filmin finalinde zaten hikayeyi sona erdirmiş midir yoksa bu "son" filmin en büyük handikapı mıdır, bu uzun süre tartışılacaktır.

    ---spoiler---

    sonuç olarak polis, bütün eksikliklerine rağmen izlenmeye değer bir filmdir ve görünen o ki, ilk filminde bu ilgiyi yakalayan onur ünlü , daha iyilerini yapacaktır.
    (öteki ben, 18.02.2007 15:05 ~ 15:08)
  24. olur ya şarkısı eşliğinde mest olduğumuz film.

    olur ya, kalbinde yer bulur da
    yerleşirim yıllarca, seversin sonunda
    olur ya, evet dersin aşkıma
    şeytana uyarsın da, olmaz mı olur ya

    ---spoiler---

    musa rami o kadar güzel bakıyor ki funda'ya şarkı söylerken, olur ya diyorsunuz, tüm gönlünüzle film boyunca olsun istiyorsunuz. 63 yaşında bir adamın 23 yaşındaki bir kıza olan aşkını olağan karşılıyorsunuz. 2 ay ömrü kalmış, 63 yaşında beyin kanseri bir adam ve avucuna düşen 23 yaşında bir ateş parçası.

    bir sinema eleştirmeni gibi filme eleştiri yapacak kadar bilgi birikimim yok, sade bir izleyici olarak, haluk bilginer'in dövüş sahneleri haricinde bu filmde olmamış diyebileceğim pek birşey yok. belki benim gibi sıradan izleyiciler için anlaşılması zor gelebilecek bir film. ama keşke dövüş sahneleri olmasaymış, kötü adamları başka şekilde alt etseymiş musa rami. haluk bilginer'e tiyatroda, sinemada, tv dizilerinde heryerde hayran olan ben, bu filmde bir kez daha büyülendim.

    çok farklı bir film, değişik, bugüne kadar yapılmamış birşey. denemesi cesaret isteyen bir tarz.
    (katinanınelindemakası, 19.02.2007 10:59 ~ 11:21)
  25. filmin ilk sahnesinde güldürmüştür. kanımca ilk sahnede bir sinema eleştirisi yapmıştır yönetmen ve daha sonra oluşturulmuş sahnelerde geçen diyaloglarla da yüzümüzü güldürmüştür. sıradışı bir film olmuş ve haluk bilginer oyunculuğuyla filmi zirveye taşımıştır.
    (larv, 20.02.2007 00:23)
 sayfa  / 4