|
|
- stendhal'ın önemli bir eseri. rönesans dönemi anlatılıyor bildiğim kadarıyla. ününü ise büyük oranda balzac'a borçlu bir eserdir bu, balzac parma manastırı'nı üst üste üç kez okumuş ve olağanüstü bulduğunu söylemiş. stendhal'a da mektup yazarak bu beğenisini dile getirmiş. stendhal da verdiği cevapta kitabı konsolosluktaki görevinden ayrıldığında can sıkıntısından, elli altmış gün içinde yazıp bitirdiğini belirtmiş.
uktecinin sorusu olan fabricio ise, kitabın baş kişisi. tam adı fabricio del dongo. napoleon liberalizmine sempati duyuyor, başına buyruk, baskıyı pek sevmeyen bir italyan soylusu. aşka aşırı derecede düşkün, hastalık derecesinde seviyor clelia'yı. kitapta yanılmıyorsam fabricio'nun çevresinde dönen bitmek tükenmek bilmeyen entrikalar anlatılıyor. kırmızı ve siyah gibi, aşk hikayesi tadında dönem kitabı.
- 'klasik' dediğimiz bir roman, okurlarına söyleyeceklerinin tümünü hiçbir zaman tüketmeyen romandır. klasik, ilk okumada verdiği keşif duygusunu her okunuşunda yeniden uyandıran kitaptır. stendhal'in romanları, ıtalo calvino'nun bu klasik tanımına tam anlamıyla uygun düşen yapıtlardır. 19. yüzyılın önde gelen fransız romancılarından stendhal, kızıl ile kara'yla birlikte iki başyapıtından biri olan parma manastırı'nda, italya'da geçen bir tutku ve siyasal serüven öyküsü sunar okurlarına. dünya edebiyatının bu iki başyapıtı, duygusal açıdan ailesinden, düşünsel açıdan da burjuvaziden koparak ülkeden ülkeye, otelden otele dolaşıp sürekli yeni takma adlarla yazan stendhal'in ruhsal arayışının ürünleridir. parma manastırı, bir yanan karşı konulmaz tutkulara dönüşen karmaşık duygusal ilişkileri anlatırken, bir yandan 19. yüzyılın ilk yarısındaki italyan ve fransız toplumlarını amansız bir eleştiri süzgecinden geçirir. ama stendhal'in tüm yapıtları gibi parma manastırı'nın da, yaşamın tadına varmanın yollarını arayan bir yazarın kaleminden çıktığını unutmamak gerekir.
(arka kapak'tan)
|