o teröristi salondan çıkarmazsanız konuşmam   

adana çık aradan

  1. avrupa parlementosundaki toplantıya katılmak üzere binaya gelen dışişleri bakanı ali babacan'ın içeride terör örgütünün avrupa üst düzey sorumlusu ve türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı! terörist gülabi dere'nin de salonda olduğunu öğrendiğinde söylediği söz öbeği.

    http://tinyurl.com/...

    ilk duyulduğunda kulağa hoş gelen ve bazılarına "aferin sn bakana" dedirten durumdur. ancak türkiye cumhuriyeti devletinin kırmızı bültenle aradığı bir terörist, sade vatandaşların bile alınmadığı, alınanların ise onlarca güvenlik noktasından ve soruşturmasından geçirildiği bir ortama elini kolunu sallayarak giriyorsa, ve bunu öğrenen türkiye cumhuriyeti devleti dışişleri bakanı sadece ilkokul çocukları gibi mızmızlanarak "o varsa ben oynamam" gibi komik ve zavallıca bir tepki gösteriyorsa bu işte bir yanlışlık var arkadaş. adamlar göz göre göre pis bir oyun oynuyorlar ve sende bilfiil bu oyuna yardım ve yataklık ediyorsun ve bunu benim adıma yapıyorsun. sen böyle davranarak gösterdin ki zaten bu adamların kulu kölesi olmuşsun.

    ama çıkıpta deseydin ki sn bakan, deseydin ki ben t.c. devletinin bakanı olarak bu alçakça oyuna kendimi ve milletimi alet ettirmem, deseydin ki siz bu yaptığınızla alçaklığınızı ve bizanslılığınızı bir kez daha gösterdiniz, deseydin ki bizim alçaklarla ve şerefsizlerle işimiz olmaz, ve deseydin ki "bu aşk burada biter ve ben çekip giderim", işte o zaman sn bakan, işte o zaman size bu kadar karşı ve muhalif olan ben bile, evet ben ve benim gibi binlercesi yüzbinlercesi sizi bağrına basar, oyunu da gönül rahatlığıyla verirdi.

    ama siz uşaklığınızı birkez daha cümle aleme gösterdiniz ve bunu utanmadan, sıkılmadan göğsünüzü gere gere ve her zaman söylediğiniz % 47 di adına, onlardan aldığınız güçle yaptınız. ama unuttuğunuz birşey var sn bakan. size göre küçük ve önemsiz birşey. %53 var sn bakan ve birde türk gençliği. gençler bu yapılanların hepsini görüyor ve hesap günü yaklaşıyor sn bakan.

    hesap günü yaklaşıyor sn bakan ve bizim kim olduğumuzu ve gerçek bir devlet adamının nasıl olması gerektiğini anlamanız ve kavramanız için ufak bir anektod;

    birgün italyan büyükelçisi ata ile görüşmek ister ve huzura kabul edilir. o zamanın muhtelif ekonomik - siyasi konuları hakkında
    konuşulduktan sonra, büyükelçi "ekselans, dün roma ile yapmış oldugum bir görüşmede hükümetimizin hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi" der.

    odada buz gibi bir hava eser. ata, büyükelçiye birşeyler daha ikram eder ve iki dakikalığına odadan ayrılır. döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması, belinde tabancası vardır. doğruca masasına gider, manyetolu telefondan mareşal fevzi çakmak'ın bağlanmasını ister ve çakmak'a: "paşa, italyan dostlarımız hatay'a gelmek istiyorlarmış. hazır mıyız" der. fevzi çakmak durumu anlar ve "biz hazırız paşam" diye yanıtlar...ata büyükelçiye döner ve: "biz hazırmışız. hükümetinize söyleyin, isterlerse gelip hatay'ı alabilirler" der...
    (safsata, 28.05.2008 14:11 ~ 14:12)
  2. avrupa parlemontesu kendini ve türkiye yi ne zannediyor acaba? herkes bir yerlere tutunmuş nereye gitmeye çalışıyor. avrupa parlementosunda yaşanan basit ucuz numara ardından sayın bakanın çocuksu tavrı oyunlar oynandığının ama bunun aslında hiç de hoş olmadığının kanıtıdır.
    (insansevdiğiniöldürürmüanne, 28.05.2008 14:17)
  3. brüksel'de akp hükümeti dış işleri bakanının söylediği sözlerdir. kırmızı bültenle aranan bir şahsın orada ne işi olduğu sorusunu sormak ve aynı bülten gereğince yakalanmasını sağlamak dururken, yersiz ve saçma bir tepkidir. yoksa bu brüksel denen yerde uluslararası güvenlik prosedürleri geçersiz midir? kırmızı bülten bizde kırmızı da onlar da yeşil mi? zannetmiyorum ama belki de gerçekten suçluların uluslararası ortamda aranması ve yakalanmasına yönelik olan kırmızı bülten bu ülkede geçerli değildir. hukukçu arkadaşlardan bilgilendirme rica ediyorum. işin siyasi değil hukuki boyutuna dair bir fikir edinelim önce, siyasi kısmını yorumlamak zaten çok zor olmasa gerek.
    (martin hayda gel, 28.05.2008 14:27)
  4. askeri üniformasını yanına almayı ihmal ettiğinden ve de 9mm'lik beretta'sını helada unuttuğundan dolayı böyle zayıf, cılız ve dahi trajikomik bir tepki vermiş olsa gerek. yoksa anlı şanlı bir türk dışişleri bakanı hiç değilse salona peşrevlenerek girmeli ve doğrudan teroristin üzerine gitmeli, pis musibeti bir elense bir kündeyle bertaraf ettikten sonra arkasına geçip iki puan almalıydı.

    o bu değil de, kurtuluş savaşı'ndan taze çıkmış bir ülkenin devlet başkanının kısa süre öncesine kadar ülkesini işgal etmekte olan bir yabancı devlet temsilcisine verdiği tepkiye bakarak, ulusal kimliğini bir üst kimlik içine katabilme savaşı veren bir devletin dışişleri bakanının reaksiyonunu beğenmemek de bambaşkaymış.
    (tembel, 28.05.2008 14:42)
  5. ali babacan'ın atatürk kılığına girerek yaşar paşa'yı arayıp "paşa, tez topla yeniçerileri, avrupa'ya sefer var" demek yerine önce diplomasiyi kullanmak için sarfettiği sözlerdir.

    kırmızı bültenle aranan şahsın orada ne işi olduğunu merak edenlerin merakını bir nebze olsun giderebilirim. hani 1996'da balıkesir'in susurluk ilçesinde bir kaza olmuştu. o kazada mercedes marka aracın içinde kimler vardı? tbmm iktidar partisinden bir milletvekili (sedat bucak), tc devleti polis teşkilatından bir polis şefi (hüseyin kocadağ), bir adet manken (gonca öz). ayıyetten bagajda bir cephanelik. peki, bu araçta bir kişi daha vardı, kimdi o? türkiye cumhuriyeti devletinin bütün dünyada kırmızı bültenle aradığı bir mafya lideri: abdullah çatlı.

    demekki öyle her kırmızı bültenle aranan bulunamıyor, iyi kamufle oluyorlar. dönemin içişleri bakanı da sana kol kanat gererse değil kırmızı bültenle, dürbünle aransan bulunmazsın.
    (galliani, 28.05.2008 14:55)
  6. avrupa'nın türkiye ve pkkyı bir araya getirerek ortalığı karıştırma çabasıdır. buna benzer bir oyun bundan seneler önce ankara hükümeti ile istanbul hükümetinin lozan görüşmelerine çağrılmasıyla yapılmıştı.

    eğer bakan bilmeden konuşmasını yapsaydı, ya da önemsemeyip yokmuş gibi davransaydı avrupa'da "türkiye artık pkk yı terörist olarak görmüyor" manşetleri atılacaktı. birer birer avrupada pkk türkiye'nin zoraki baskılarıyla sokturduğu terörist listesinden çıkarılacaktı. görülen o ki amaçta buydu.

    + pkkyı neden terörist listesinden çıkardınız
    - e ama işte sizin bakan şöyle de böyle de bik bik

    ortam hazır. yapılacak hazır. bahanesi hazır. bu belçika hükümetinin yaptığı ilk vukaat değil. onlar bilmiyorlarmıydı içeridekinin pkk mensubu olduğunu bal gibi biliyorlardı maksat pkknın avrupada türkiye baskısıyla sıkışmış götünü kurtarmak.

    hatırlarsanız sırf uzun süre bekletildi diye üst düzey bir ordu mensubu beyaz sarayda görüşmeye katılmamış geri dönmüştü.

    ben uluslar ilişkiler okumadım. yüksek lisansım da yok notları geçer seviyesinde sürünen iletişim öğrencisiyim akıl vermek değil niyetim fakat burada koskoca türkiye'nin dış işleri bakanının bana göre net bir biçimde tavrını koyması bu yapılan etik olmayan etik olmayı siktir et haince kurulan oyuna tepki gösterip zanlının tutuklanmasını istemesi reddedildiği takdirde; orayı terk etmesi, ülkesine dönmesi ve sert bir bildiri yayınlaması gerekirdi bana göre. böyle olduğu takdirde bu komployu kuran kişiler her zaman yaptıkları gibi "ehe bu sefer olmadı artık bir dahaki sefere" şeklinde düşünmez baltayı taşa vurduklarını anlarlardı.
    (dna, 28.05.2008 15:31 ~ 30.05.2008 16:04)
  7. tepki olarak pasif kalmış gibi..

    asıl,

    "o teröristi tutuklamazsanız toplantıya katılmam olmalıydı".. bence..
    (elm sokağı nda freddy i arayan adam, 28.05.2008 15:36)
  8. devlet bakanının bazı olayların bizde nasıl paranoya oluşturduğuna dair sarfettiği cümlesi. gazi mustafa, savaş alanında mücadele verdiği milletlerin temsilcileri ile aynı masada yemek yiyebilecek kadar politik bir kimliğe ve kendine güvene sahipti. aynı güveni ali babacan'dan beklememiz tabi ki mümkün değil. irade sahibi olmayanlar, kendisine söylenen çerçevesinde ancak bu ölçüde tepki gösterebilirler.
    (tonguç, 28.05.2008 16:22)
  9. elbet kırmızı bültenle aranan herkes bulunuyor diye bir kaide yok. derin devlet mevzuları ile karşılaştırılabilecek bir olay da değil bu. yolda giden bir arabanın içinde kaza sonucu ortaya çıkan çatlı farklı, ayan beyan ortalıkta yapılan uluslarası camia tarafından izlenen bir toplantıya katılmak ayrıdır. burada herhangi bir çabaya gerek yoktur kırmızı bültenle aranan şahsı bulmak için. yapılan, uluslarası anlaşmalarla belirlenmiş güvenlik prosedürlerine uymamaktır. bu durumda elbet tepki yersiz, yetersiz, ve saçma kaçmıştır.
    bu arada mustafa kemal atatürk ile yapılan kıyaslamaların da abesle iştigal olduğunu düşünüyorum. hem günün şartları, hem de karakterler bağlamında alakasız kaçmakta.
    (martin hayda gel, 28.05.2008 20:23)
  10. türkiye büyük millet meclisi'nde bulunurken konuşan bir bakanın, dışarda aslan kesildiği anlarda sarfettiği sözlerdir. malum diyarbakır çıkarması da yapılmış diğer bakanlarca.

    bizim şehitlerimizin kanları dökülürken, ''ben dağdaki kardeşlerime terörist diyemem'' diyenlere para ve sıfat veriyoruz milletvekili diye. sen bu ahkamlarla ancak altın vererek, kömür dağıtarak, kuran-ı kerime el bastırtarak topladığın oyların sahibine hava atarsın.
    (jugador, 28.05.2008 20:53)