oğuz atay tekvando kulübü   

adana çık aradan

  1. 2000li yıllar civarında bir ara, itü maslak kampüsünde eskiden yemekhane sonradan merkez kantin olan mekanın duvarında ilanlarını gördüğüm oluşumdu bu. ilanda bir deklarasyon vardı, itü'de kafayı yememek için direniyoruz, oğuz atay'ın yolundayız gibi bir şeyler diyordu. fonda da bacağını havaya doğru kaldırmış bir tekvandocu resmi.

    sözlükte var mıdır acaba bu clandestine oluşumun üyelerinden?
    (man with a digital camera, 20.05.2007 17:49)
  2. (bkz: karamazov kardeşler kebap salonu)
    (ornitrin, 20.05.2007 17:52)
  3. oğuz atay'ın sahiplenilmesi savaşının hangi tarafı?..

    şiddet değil bu, hayır. seçkincilik de değil. oğuz atay'ın -güya- her düşünme pratiğine cevaz veren ve her hıyarım var diyene tuz yetiştiren türde bir manifesto olduğunu düşünenlere karşı bir tepki. oğuz atay'ı sevimsiz, birey düşmanlığı güden, köleleştirici ideolojilerinin gazavatına vesile kılan ve bir deterjan markası sananlara karşı bir direniş.

    oğuz atay'ın türk tarihiyle, medeniyet dairemizle ilgili ironilerini kendime kılavuz yaparım. değinmem yerindeyse tanpınar'ınkileri de; ancak bu yazarların gözden kaçırmadığım ve samimiyetle benimsediğim tutumları da sağduyudur. oğuz atay'ın "bu memleket adam olmaz" dediğine ilişkin -hele ki son dönemlerine ilişkin olarak- bir iddia öne sürülemez.

    dikkat! kişilerin kişisel inançlarına ve sentezlerine ilişkin bir itirazı dillendirmiyorum. örgütlü bir düşmanlıktan; yaşama tarzımızın, şöyle böyle de olsa işleyen bir demokrasinin , oğuz atay'ın kullandığı ironi "silahının" düşmanlarından sözediyorum.

    şiddet değil; hayır. ben iyi hocalardan tarih okudum. şunu öğrettiler; gerçek tek değildir. zaten hayat tecrübemle de bu zorlayıcı gerçeğin gerçekliğini sınadım. o yüzden bireye önem veriyorum; o hayat tecrübelerini de kişiselliğe önem vermeyenler üzerinden edindim zaten. sosyalist ya da islamcı ya da şu bu tarikatin, cemaat ruhunu ve dayanışmasını korumak için nasıl acımasızlaşabildiğini müşahade ettim. bu müminliklerin adının nasıl "tersiiddiaedilemez" kutsal mücadeleler olduğunu gördüm, yaşadım, acı çektim.

    ayıptır benzetmesi, oğuz atay da bu tecrübelerden geçmişti. buna rağmen yıkıcı, nasıl diyeyim, küçük burjuva bir anarşizme saplanmadı. kan davası değil düşünce davası güttü. gördüğü işkencelerin çetelesine göre az ya da çok devrimci olan şekilperestlerden değildi. mesafelerin adamıydı. bu bence çok önemli bir meziyet.

    yaşadığım ülkenin demokrasisini geliştirmenin yolu demokrasi düşmanlarını ve asıl niyetlerini teşhir etmektir diye düşünüyorum. düpedüz birey düşmanı olan ve oğuz atay gibi acımasız ironicileri otokratik/faşist menzillerinin gerektiği zaman inilecek tramvayları gibi görenlerden iğreniyorum.

    ben sezai karakoç'u severim, oğuz atay'ı da. tanpınar'ı severim, cemal süreya'yı severim; ama necip fazıl'ı pek severek okumam. nazım hikmet şiirini çok iyi tanımam. kutsal kitaplardan çok şey öğrendim, öğreniyorum; ama dindar değilimdir. internette yazan kemalist yazarlardan bazılarını çok itici bulurum örneğin. görüldüğü üzere edebi vaziyetim pek kategorik değil. diyorum ki oğuz atay kimsenin tekelinde değildir; doğru. kimin ne okuyup neyi beğeneceğine de kimse karışamaz; ama insaf lütfen, ölmüş bir yazarın da bu denli iğdiş edilmesi çok rahatsız edici.

    oğuz atay'ın avukatı ya da putlaştırıcısı değilim. hasip akgül ya da yıldız ecevit gibi hakkında kitap da yazamam. yeter ki havaya kur'an'ı kerim gibisinden yılışıkça kaldırılmasın. buna ilişkin itiraz hakkımı dile getiriyorum ve kullanıyorum.
    (salieri ve çiğnenen onuru, 27.11.2007 15:13 ~ 12.12.2007 02:32)