ceviz kabuğu programında amerikaya övgüler yağdırdığı bir şiirinin okunmasıyla yuh bu kadar da olmaz dediğim, yine de türk şiirine emeği geçen şairlerdendir.gerektiğinde saygı duymayı da bilmek gerek.
"beni osman yüksel serdengeçtiden başka kimse anlamadı. o da yanlış anladı: ayağa kalk! dediğim yerde amuda kalktı" sözlerinin sahibi, "üstad, sultanüşşuara = şairlerin sultanı" olarak anılan mümtaz şahsiyet.
bir duruşma esnasında birisinin üstadı aşağılamak isteğiyle kendisine hıyar fırlattığı, üstadın da bunu eline alarak "birisi hüviyetini kaybetmiş" dediği rivayet edilir.*
kendisi hakkında önümüzdeki haftalarda bir prestij kitabı çıkarılacaktır ve hayatından, seçme şiirlerine kendisi ile bir çok bilgiye ulaşılacak bir kaynak eksikliği belki de kapatılacaktır.
canım yurdumda, tutucu-mutaassıp kesim tarafından ziyadesiyle sahiplenilmiştir.
(bkz: içinde allah kitap geçmeyen şiirleri okumamak)
siyasi kimliği yüzünden, cumhuriyet sonrası yazılı ve sözlü edebiyatımızın en önemli temsilcisi olacakken, hakettiği değere ulaşamayan şairimizdir. piyesleri, şiirleri ve düz yazılarıyla türk edebiyatı'nı derinden etkilemiştir. gençlik döneminde yazdığı, eski arkadaşı hasan ali yücel'in en çok sevdiği ve çetin altan'ın ıslami bir kanalda bağıra bağıra okudugu "kadın bacakları" şiiri: "bir uzuv bu kadar mı güzel resmedilir" dedirtir insana. fakat; necip fazıl, bu şiiri "çile" adlı şiir kitabına almamıştır ve kabul etmemektedir. huzurlarınızda "kadın bacakları":
her kadının bastığı yerde sanki kalbim var
kalbim ki vahşi bir zevk alır ezilişinden
omrümüzün geçtiği yolda, bana sorsalar
gidiyorum bir kadın bacağının peşinden
bir kadının içinden ağlayışı, gülüşü
gözlerinden ziyade bacaklarına yakın
bir lisandır onların duruşu, bükülüşü
kadınlar, onlar varken konuşmayınız sakın
ince sütunlardaki ilahi güzelliğe
bacakların ruhudur şekil veren diyorum
bacakları bir kalın örtüde saklı diye
mermerde kalbi çarpan venüsü sevmiyorum
boynuma doladığım güzel putu görseler
insanlar öğrenirdi neye tapacağını
kör olsam da açılır gözüm ona sürseler
isa’nın eli diye bir kadın bacağını.
fikir sancıları ve buhranları ile ünlü, kaynağı imansızlık zannedilen türk toplumunca, lakin sadece korku ve psikloijk yıkımlarla dolu çocukluğunun sonucu 30 yaşına kadar evhamlarından kurtulamayan ve vehimlerini yücelten yazar ve şairimiz. bir de şeyhini kaleminin gücüyle yükselten şahsiyet
tek kitabı "aynadaki yalan" olarak bilinen, onun haricinde şiirleriyle tanınan; hatta özellikle bir çok kesimin siyasi kimliği nedeniyle tanıdığı, benim de şiirlerini okumaktan zevk aldığım cumhuriyet dönemi şairi. 1904-1983 arasında yaşamış olan şair büyük doğu projesi ile ilgili görüşleriyle de tanınır.
anlatım tarzıyla insanın "hiç böyle düşünmemiştim" demesine neden olur.
ölümü anlatır, ölüme gülersin. ızdırabı anlatır, güzelmiş dersin. aşkı anlatır, korkulacak bir şey yok diyerek cesaretlenirsin.
yaradana senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi diyerek tasavvufun derinlerine iner.
sevdiğine gelme, artık neye yarar diyecek kadar kendiyle baş başa kalmayı tercih ederek, kendine değer vermesini bilir.
istanbul'a seslenir; ana gibi yar olmaz, istanbul gibi diyar...
biricik meselem, sonsuz'a varmak der çile şiirinde, bu dünyayı hiçe sayarak.
kadına seslenir; bir ufuk ki, ilâhî sırrı bekleyen serhad...
20li ve 30lu ve 40lı yılların en kral şairlerinden.daha sonraki yıllarda yeni şiir akımlarını ve dünyadaki islami dalgalanmaları kendi önyargılarına hapsedip bir kalemde silebilecek kadar da aynadaki yansımasına aşık adam.
bu yağmur, delilik vehminden üstün,
karanlık kovulmaz düşüncelerden.
cinlerin beynimde yaptığı düğün,
sularsan, seslerden ve gecelerden.