|
|
- misafir gelince gerginliği kat be kat artan anne,misafir sayısıyla salondaki yemek masasının sandalyelerini birebir eşleştirir.eğer bir iki misafir açıkta kalacak olursa 'büyüklerle' yemek yeme hayali kuran çocuk hemen mutfak masasına şutlanır.böylelikle annenin kıymetli misafirlerine salondaki masada oturacakları bir yer açılır.
tabi çocukken mutfak masasına sürülme çok da kötü bir şey değildir.hele de misafir gelirken çocuğunu da getiriyorsa mutfakta deli gibi azar sağı solu dağıtırsınız.size iğrenç gelen brokoli çorbasını kimsecikler görmeden çöpe dökersiniz.misafir çocuğun da çorbasını çöpe dökerseniz o çocuğun gözünde ilahlaşırsınız.
ama yaş 17-18 i bulunca mutfağa sürülmek gerçekten de sürgün olur.mutfakta yemek yemenin acı yüzünü keşfedersiniz.örneğin misafirler salonda bir tepsi böreği deli gibi yerken anneniz sizin için kıytırık düğünlerdeki ordövr tabağı tarzı bişeyler hazırlar.içerde kişi başına düşen börek miktarı üçü dördü bulurken size bir iki tane ( o da yanmış veya böreğin sert sert olmuş kenarlarından) düşer.ya da herkes içerde deli gibi mantı yerken size mantının soğumuş tarafları gelir,ha akıllıca davranıp ocakta kaynayan mantıyı hemencecik tabağınıza alırsanız soğuk mantıyı yiyen içerdeki tayfa olacaktır.
tabii ki de mutfakta yemenin tek kötü yanı artık yemekleri yemek değildir.içerdeki tayfadan bir teyze cengaverlik yapıp annenize yardım etmek ister ve kirli çorba tabaklarını toplayıp önünüze yığar.işte o an kendinizi bilimum ağalı töreli dizilerdeki neşe içinde mutfakta yemek yiyen hizmetçi gibi hissedersiniz.((bkz: asmalı konak))
ama en kötüsü de misafirin 7-8 yaşındaki çocuklarıyla mutfağa sürülmektir.'ablası sen bunlara mukayet ol' göreviyle mutfağa gönderilirsiniz.eğer bu misafir çocukları teyze amca çocuklarıysa onları maymun gibi oynatır eğlenirsiniz.yok eğer bu veletlerle bir kan bağınız yoksa sesinizi çıkarıp ben mutfakta yemem diyin olsun bitsin.(hürrem, 09.12.2007 13:51 ~ 13:51)
- 17-18 yaşında da başıma geliş olsa sallamamış olacağım durumdur.
anne babayla pek içli dışlı olmayan misafir'in sohbeti çekilir. hatta bazen ilginç bile gelebilir. ama sizin doğumunuzdan da öte bir ahbaplık varsa arada aman aman, ayıp olmayacak kadar bir süre kalın, sonra bir bahaneyle kaçın gitsin. kim uzaktan yakından alakası olmadığı, çok büyük olasılıkla da olmayacağı zilyon tane ismin döndüğü geyikten tat alır? kendisini eğlendirme yeteneğini bile kaybetmiş sıkıcı beni oyalamıyorsa kimse. gerçi arkadaşların nesil de önemli değildir farklı çevrede sıkılma gerçeği. büyük, küçük, yaşıt demeden sıkar tanımadık kanka muhabbeti. isterse kainatın en kafa kişilikleri olsunlar. eh zaten ayıp olmsın diye oturuyordun di mi genç? ne duruyorsun genç? mutfakta kısırını ye böreği mideye indir ve evin derinliklerine siktir git. (reklam gibi oldu kusura kalmayın.)
- en güzel yanı, salondakilere bir dilim börek, iki tane kurabiye, 4-5 tane sarma, bir posta -kaseye doldurulup ters çevirilerek tabağa boca edilmiş şekilde- kısır düşerken, sizin kısır tenceresini kaşıklamanız, kurabiyeleri kafanıza göre 4-5 tane seçmeniz, sarmayı parmaklarınızla yemenizdir.
lâkin dikkat! 2-3 saate götünüze bereket yağacaktır.*(venom, 07.04.2008 01:43)
- bir de "başka bir kente misafirliğe giderken mola verildiğinde erkeklerden oluşan protokol lokantada adam gibi yemeğini yerken, mutfağın hemen yanındaki masaya erkeklerden ayrı oturtulup tek başına yemeğini yiyen bakan eşi" vardı. (ulaştırma bakanı binalı yıldırım'ın eşi semiha hanım)
(cohen, 07.04.2008 01:52)
|