söyle açıklanılabilir.ulusal kurtuluş savaşı ve atatürk'ün ölümünden sonra türkiye'de milliyetçilik değişmiştir.atatürk zamanında "türkiye milliyetçiliği" olan düşünce akımı,cumhuriyet sonrası ve özellikle de 1950'li yıllardan sonra "türk milliyetçili" halini almış,bu milliyetçilik görüşünü benimseyen kişiler de zamanla kapitalist milliyetçilik akımına kapılıp boğulmuştur.
türkiye'deki yönetim sistemine bakıldığı zaman,1950'li yıllardan sonra "kapitalist milliyetçilik",bir anda "kurumsallaşmış faşizm"e dönüşmüştür.bu düşünce,normal şartlar altında siyasi kararları uygulayan ordunun,bir anda siyasi kararlar vererek ülkeyi parlamentonun değil,ordunun yönetmesine müteakip doğmuştur.ve bunun da adı siyasi literatürde cumhuriyet ya da demokrasi değildir.
bütün bunların içerisinde,ordunun halkı sürekli yönetmesi için türkiye gençleri üzerinde oynadığı oyunlar başlamıştır.
siyasi literatürde "muhafazakar demokratlık" olarak görünen "sağ" görüş,bir anda ilerleme,devrim ve demokrası karşısında konuşlanmıştır.."ilerici demokratlık" olarak tanımlanan "sol" görüş ise,değişen milliyetçilik karşısında bir anda "anti-milliyetçiliğe" dönüş(türül)müştür.
bütün bunlara bağlı olarak,milliyetçiliği faşizm sanan insanlar hatalı ve yanlış düşünce içerisinde değillerdir.
suçlu olanlar,küresel kapitalist çıkarları için siyasi görüşlerin içini boşaltarak,"adam gibi kapitalizm" isteyen insanlardır.suçlu olanlar,bu ülke insanlarına milliyetçiliği sadece "türk,bayrak,andımız,istiklal marşı" dörtgeninin içerisine hapsederek,gerçek milliyetçiliği halkına öğretmeyen iktidarlardır,ordudur..
vatan sevgisini ve geçmişte bu topraklar için kan dökmüş şehitlerimize saygıyı ve sevgiyi tamamen bambaşka ve saçma bir şekilde (bkz: kıçından anlamak) anlayanlardır bunlar. geçmişe saygı duyup, şimdiki hayatlarını onlara borçlu olduklarını düşünmeyen sürünün toplumda zavallıca gözüken "sıyrılma" çabaları içinde kaybolmuş insanlarıdır.
faşizmde, ülkeyi yöneten kadro, ülkenin tek hakimidir. alınan kararlar, yapılan uygulamalar tamamen bu kesimin iradesiyle gerçekleşir. söz konusu kadro sadece kendi sahip olduğu ideolojiyi hakim kılmaya çalışır. bu nedenle halkın, yönetim üstündeki eleştirileri, tavsiyeleri dikkate alınmaz. halka empoze edilmek istenen ideolojiye ters düşen fikir ve düşünceler baskıcı yöntemler kullanılarak susturulmaya çalışılır. halkın oluşturabileceği kurumlar ve yapabileceği faaliyetler sadece bu yönetim tarafından şekillendirilir. kısacası faşizmde her birey, yönetimin oluşturduğu resmi ideolojiye hizmetle yükümlü olan bir araç haline getirilir.
milliyetçilik ise millet sevgisi , geçmişe bağlılık , vatan sevgisi... dır. peki dünyadaki milliyetçilere bakalım bir neler yapmışlar diye...faşizmin tanımından farkı nedir?milliyetçilik kim ne derse desin anlamından sapıp ilkelleşmiştir.kendi milletini sevmek yüce birşey ise peki bütün insanları sevmek yani hümanizm daha yüce bir davranış olmaz mı?
ayrıca bu başlıkta da bir nevi faşistlik yok mu?herkes ne isterse düşünür.kimseye benimle aynı düşünmüyor diye öküz diyemem.gerçi öküzler düşünmez bile ya neyse.
biraz da; milleyetçiliği faşizm zannederek bu şekilde davranan, vatan millet yurt sevgisini her insanın hayatına kolayca karışmak, her problemi silahla ve zorbalıkla çözebileceğine inanmakla eş tutan zihniyetlerin varlığından kaynaklanan bir gerçek olduğunu da fark etmek lazım gelir.
milliyetçiliği faşizm zanneden öküz yazarlar olduğu gibi, milleyetçiliği faşizm zanneden binlerce insan var bu ülkede ve belki de bu öküz yazarların bazılarının lafları onlaradır.
hem miliyetçiliğin hem faşizmin günümüz üretim modeli çerçevesinde miyadı geçmiş üst yapısal tandanslar olduğunu düşünen bendenizden dahi daha öküzdür bunlar.
hatalı yazarlardır. zaten adam gibi milliyetçiliğe dayanan yazılar artıları topluyor. ama işi despotluğa çeviren yazılar eksilerden nasibini alıyor haklı olarak. yani milliyetçilik ile despotluğu ayırma yetisi genel olarak gelişmiş yazarlara sahibiz.
not: şuan aldığımız bir bilgiye göre seri eksi kavramı yokmuş, hayırlı olsun.
"öküz yazarlar "tabiriyle milliyetçilik-faşizm ayrımını yapabilmesine ihtimal dahi vermediğim çünkü kendi düşüncesinden olmayanları bayağı tabirlerle aşağılama çabasında olan güruhun kendini belli ettiği yargıdır.
milliyetçilikten tek anladıkları ziya gökalpin türkçülüğün esasları kitabında sözü edilenlerdir ki bunu da ordan burdan duymuşlardır asla anladıklarını anlatamayacak olan, maksimum kelime kapasitesi 250, ki bu abartılmış bir rakamdır, olan sözlük yazarlarının gözündeki benim. onlara göre ben ve benim düşünceme sahip olanlar birer öküzüz.
evet efendim, eğer siz kendinizi kurt dışında herhangi bir hayvan hatta insan modunda görüyorsanız ben öküzlüğümle gurur duyarım.
(bkz: öküz-yazar ilişkisi)
düşüncenin doğruluğu ve yanlışlığını bir tarafa bırakarak sözlük içerisinde hakaret sınırlarını zorlayan ifade biçimlerine nadide bir örnektir. kimsenin kimseye öküz deme hakkı olmadığı gibi, milliyetçiliği faşizm ile özdeşleştirmek de öküzlük değildir, belki de kişinin kavramları ve tanımları yeniden gözden geçirmesi, bunu yaparken de sözlüklerin ve ansiklopedilerin ötesine geçip bu kavramların gerçek hayattaki yansımalarını irdelemesi gerekiyordur; o kadardır, ötesi değildir.
milliyetçilik yapayım derken , sınırı aşıp başka milletlere küfre varan laflar eden insanları gördükçe , anlam karmaşasına kapılan yazara , hakaret etmek amacıyla kullanılan söz .
öküz olmamakla birlikte tek kusurları bu iki kavram arasında bulunan köprünün çok kısa olduğunu zannetmeleridir. ayrıca bu yazarlara öküz diyenlerin yaptığı büyük bir orangutanlık vardır.
sanırım burda milliyetçilik ile kastedilen vatanseverliktir. yoksa bu yazarlara öküz deme çabasının bir manasını göremiyorum.
asıl öküzlük vatanseverlik ile milliyetçiliği karıştırmaktır.
(hemen açıklayayım)vatanseverlik bulunulan sınırlar içerisinde ikamet eden vatandaşların bu birlikteliği aynı topraklar üzerinde sürdürme arzusu ve bu vatana hizmet etme,yükseltme çabasıdır.
dikkat ederseniz vatandaşlar diyorum.bunların içerisinde farklı milliyetletrden insanlar olabilir. pek tabiidir. atalarımız doğdukları noktada ölenlerden oluşsaydı amerika'da hala barış çubuğu içip yaşayan kızılderililer rahat rahat ferah ferah oturuyor olurdu.
gelgelelim milliyetçilik ve faşizme. çok da söylenecek bir şey yok aslında milliyetçilik milliyetine, kökenlerine sahip çıkmak, bağlı olduğu soyu yüceltmekken,faşizm kafatasçılığa kadar giden her bilimi (coğrafya,antropoloji, filoloji) bu etki üzerine açıklayan bir düşünce yapısıdır. sözgelimi araplar pis, fransızlar ukala, ruslar soğuk, amerikalılar aptal demek gibi.
öyle zannetmekle çok da haksız olmadıkları aşikar olan yazarlardır.. en azından milliyetçiliği faşizm zannedenleri öküz olmakla genelleyip ayrı bir faşizm yapanlardan her zaman daha makbüldürler...