altıncı nesil, imlâ mânâlı yazar. beynime bir pil dayadım ve elektrokimyasal hücrelerim çalışmaya başladı. ''ki'' kiribati için üst seviye alan adıdır. kiribati ise adalardan oluşan iklimsel değişiklikler sonucu batmak üzere olan ve türkiye'nin tanımadığı bir ülke. tarih değiştirme çizgisinin batısındaki ilk ülke, güneşin doğduğu yer. marla; ''büyük turist. onun yalanı, benim yalanımı yansıtıyordu.'' belki oyun oynayalım diye ayrı kaldı bağlaç olan ki belki benim kafam iyi tyler. belki hepimizin kafası iyi. "eğer bi tümörüm olsaydı; adını marla koyardım. marla! damağındaki o küçük yara. dilinle oynamasan hemen geçer ama bir türlü duramıyorsun, oynuyorsun."
son günlerin en çok konuşulan ismi. ortalığı karıştıran, gündemi sarsan açıklamalar yaptı herkesi birbirine düşürdü. hayır en sonunda bunun üstüne üşüşcekler ondan korkuyor.
bi de sürekli çalkantılı özel hayatıyla gündeme geliyor.uzatmalı sevgilisinden yine ayrıldı.folloş oldu o iş diim ben.
'bak kızım diyorum,kaldın ilk dönem 2dersten otur ders çalış,ha bak şu kadar ortalama yapmış şu dersten a yla geçmiş desinler' diyorum.başarınla gündeme gel.bırrak bu işleri. medyatik olcam diye cıkcıkcık...
işletme diye tıpa gittiğinin düşünülmesinin nedeni tek dönemlik psikoloji dersinin hocası tarafından tıp tadında, evet tıp tadında, işlenmesidir. yoksa kendisi aslanlar gibi(?!) işletme okumaktadır.
bilgilerinize arz ederim..
ilkokulda tebeşir kokan sınıfta başladı her şey. ilk kopyamızı beraber çektik. okulun bahçesinde dolaşırken bi gün bi oyuncak bulduk, dedik bu bizim olsun. ismi de isimlerimizin baş harflerinden olsun, bi gün sende kalsın bi gün bende. aylarca dolaştırdık onu evimizde. bizimdi o yada o bizdik. sonra kayboldu, ama bizden hiçbi şey kaybolmadı.
hayaller kurduk hep, eczane açıcaktık. isim falan da bulmaya çalışırdık ama güzel bi şey gelmezdi aklımıza. ortaokula geçip de ben matematikten bişey anlamadığımı anlayınca eczane hayalimiz de bitmiş oldu.
ortaokulda beraber oturduk bi sene boyunca, aynı sırada, her gün. büyük sınıflara aşık olup peşlerinden koştuk, isimler taktık. matematik sınavlarında o benim kağıdımı doldurdu, ingilizce sınavlarında ben onun kağıdını.
ortaokuldan sonra anımız olmadı hiç. yedinci sınıfta o başka okula geçti, sonra ayrı liselere gittik. çok uzun süreler görüşmedik ama hiçbi şey eksilmedi.
ne zaman derdim olsa aradım, anlattım. dinledi, çözüm üretti. ne zaman bi derdi olsa da dinledim, yardım ettim elimden geldiğince.
dostlar insanı tamamlar mı? beni tamamlıyor işte. yediğimiz içtiğimiz hep ayrı gider, bazen aylarca yüzümüzü görmeyiz, mesajlar, msn ve telefon sadece. ama aramızdaki o görünmez bağ o kadar kuvvetli ki hiçbi şey koparamaz onu, biz bile. çünkü artık iki taraf da birbirine kırılmaz, kızmaz. aştık onları derler ya, işte öyle..
ne kadar zaman girerse girsin araya, aradığımda hep o sıcacık "alo"suyla karşılaştım.. sesi hep mutluluk verdi bana, huzur verdi, güven verdi. beni umursayan bi insan olduğunu hatırlattı bana. bugüne kadar yaşadığım tüm arkadaşlıklarda, bana gerçek dostluğun ne demek olduğunu sadece o anlattı, başka kimse tutamadı yerini, tutamaz da. hayatta kaybetmekten korktuğum, beni bırakırsa yarım kalacağımı bildiğim bi ailem var, bi de o. eminim bundan sonra da böyle olmaya devam edicek.
huzur bulduğum iki yer; biri evim, diğeri onun o koskoca kalbi..
kim sevgilisini bu kadar güzel terkedebilirdi? (bkz: @3207833 )
ağlatıyor sonra başka birinin hikayesiyle (bkz: @3502644 )
eceviti özledim diyor, yazıyor (bkz: @3241416 )
bazen melankoliye bağlıyor (bkz: @3466198 )
yeter bu melankoli diyip güldürüyor(bkz: @3461623 ) (bkz: @3505609 )
toplumsal bilinçli oluyor (bkz: @3580910 )
ve daha kaç tanesi..'itü sözlüğe gel' dedin geldim.ben sen gibi yazmıyorum, yazamıyorum. seni okumak için burdayım. sen yaz, hep yaz. ellerine sağlık.
evden çıkmayalı bugun tam 6 gün olan yazar. yapacak şey bulamıyor, en yakın arkadaşları kendisine sırt döndü. kendini sanal aleme verdi.sözlüğe yansımış olacak ki giri sayıları kendi standartlarında artıyor. onlara, derdini anlatamamaktan dem vuruyor bu sıralar. konuşmak isteyip susturuluyor, yanlış anlaşılmaya maruz kaldı, hiç konuşmadan..
sadece herkes kadar anlaşılmaya ihtiyacım var, herkes kadar.
evet yazıyorum ben. kusursuzca değil belki ama, şuursuzca.. çok kişisel yazıyorum bazen, bazen kıçımdan uyduruyorum ama prim olsun diye değil, içimden öyle geldiği için. prim olsun diye yaşamıyorum çünkü, içimden öyle geldiği için yaşıyorum.. o gün mutlulukla ilgili 30 tane giri yazılmışsa, ben mutlu değilsem yazmıyorum, yazamıyorum. sözlüğü kapatıp normal hayatıma dönüyorum samimiyetsizlikle suçlanıyorum, ilk defa 'haksızlık bu' diyorum ve ilk defa 'amaan salla' diyemiyorum..
hissettiklerime bakıyorum, formata uygun nik altı giriler yazarlara dair hiç bir şey anlatmıyor, anlıyorum. bu nik altında da kendim söyler kendim dinlerim dedim, öyle yazdım. nasılsa alışığım şu ara.
bir nik altı giri için bu kadar vakit çaldığım için özür diliyorum, ama dedim ya içimden öyle geliyor..
ne kadar yalnız ve ne kadar huzurlu, bütün mesele bu.
so no one told you life was gonna be this way
your job's a joke, you're broke, your love life's d.o.a.
it's like you're always stuck in second gear
when it hasn't been your day, your week, your month, or even your year
but i'll be there for you
when the rain starts to pour
i'll be there for you
like i've been there before
i'll be there for you
'cause you're there for me too
you're still in bed at ten and work began at eight
you've burned your breakfast; so far, things are going great
your mother warned you there'd be days like these
but she didn't tell when the world has brought you down to your knees
but i'll be there for you
when the rain starts to pour
i'll be there for you
like i've been there before
i'll be there for you
'cause you're there for me too
no one could ever know me, no one could ever see me
seems you're the only one who knows what it's like to be me
someone to face the day with, make it through all the rest with
someone i'll always laugh with
even at my worst, i'm best with you
yeah!
it's like you're always stuck in second gear
when it hasn't been your day, your week, your month, or even your year
i'll be there for you
when the rain starts to pour
i'll be there for you
like i've been there before
i'll be there for you
'cause you're there for me too
ehem ehem çok sevgili yazarlar günün bu muhtelif saatinde yatağımdan kalkıp buraya çok kişisel bir giri yazacağım için özür dilerim. zira kendi nik altıma yazmıcam lağnn diyorum diyorum. yazıyorum.
ama şu bakınıza dikkat (bkz: köpek gibi yalnızız bu yüzden sözlüklere yazıyoruz)
yatmaya karar vermişken yatağından kalkıp en berbat doğum günü ilgili bir yazı döşemek inanın benim için de pek kolay değil. ama 'yazmasaydım çıldıracaktım' diyen bir yazar vardı, sahi kimdi o?
1990 yılında 7 kasım günü karlı bir ankara varmış.. sevgili annem doğuma yetişememekten korktuğu için erkenden yola çıkmış 10 dakikalık hastaneye gitmek için. ve beni tam 16 yazıyla; on altı, saatlik bi sancıyla doğurmuş zavallım. şimdi 19 20 yıl geriden başlarsak giri sabaha biteceği için ben bu güne geliyorum hemen.
bu doğum günümde yalnızlık yüzüme 2 tokat çarptı. bana küs olan arkadaşlarımın tam bu gündebensiz toplaşması mı sinirimi bozdu, yoksa en yakın lise arkadaşımın şu saate kadar kutlamaması mı daha sinir cezbediciydi şimdi karar veremesem de en son sevdiğim adamın buz gibi sikko salak mesajında karar kılıyorum. bir de 2 hafta önce köprüleri attığım bir arkadaş vardı kutlamadı. ama kaybım sikko salak bi mesaj dahaysa ben bir şey demiyorum.
buraya ergen tripleri yazmak istemezdim ama hakkaten lan bir doğum gününde bu kadar beklenilen insanlardan böyle şeyler hoş değil yani. ben de bir genç kızım benim de duygularım var. ahah ah bura komik oldu tamam. zira ben bugun hayatımın trajedisini yaşadım. uyku tutmadı bak kalktım neler yazıyorum. ama doğum günü lan bu insan hatırlanmak, hoş tutulmak ister.. evde ders çalışmak, telefonda mesaj beklemek de nedir?
sözlükte bile bir tek zeynepp kutlamış, o da sağolsun ilk okuldaki pileli önlüğümü bile hatırlıyor zaar.