edit :
2 tane smiley içeriyo diye muhteşem girileri telef eden arsız moderatör.
mirc logları konusunda hassas olup 2 saniye sürmeden hepsini silmiş ve sözlüğe olan ilgi alakası ile saygımı kazanmıştır *. elinden sadece uçan ile kaçanın kurtulabileceğini, ilk zirve*deki muhteşem foto capture yeteneği ile bir kez daha ispatlayan, zıplamasa da aya gidecek son ütücü arı.
(bkz. x sensin y de sana girsin) sekansları ile gecemi uykusuz bırakan, ortak gireceğimiz mat102e vizesinde kader arkadaşım olacak kankam. 1 mayıs 2004 yemişim finalleri zirvesinin ardında alemlere akılır, o birasını yudumlarken karşısında nescafe içilir kişi. söz verdim içicektim ama olmadı. (bkz. bira) (bkz. nescafe) (bkz. akdeniz bar)
gözlerini silen süper sevimli bir gülüşe sahip, hiper şirin zibidi kişilik, tırtıklı moderatör.
sözlüğe yeterince sardırdığı yetmiyormuş gibi bir de irc ye merak salmış olması derslerini çöpe gönderecektir. ailesinden ayarı aldığında çöpe giden dersler için can ver tuşunu arayacak olması muhtemel.
jim carrey'nin en güzel oyunculuğunu sahnelediği, milos forman'ın yönettiği 1999 yapımı film. film andy kaufman'ın gerçek hayat hikayesini anlatmaktadır. jim carrey'nin oynadığı diğer filmlerden çok ayrı bir yerdedir.
sözleri
mott the hoople and the game of life. yeah, yeah, yeah, yeah.
andy kaufman in the wrestling match. yeah, yeah, yeah, yeah.
monopoly, twenty one, checkers, and chess. yeah, yeah, yeah, yeah.
mister fred blassie in a breakfast mess. yeah, yeah, yeah, yeah.
let's play twister, let's play risk. yeah, yeah, yeah, yeah.
see you heaven if you make the list. yeah, yeah, yeah, yeah.
hey, andy did you hear about this one? tell me, are you locked in the punch?
hey andy are you goofing on elvis? hey, baby. are we losing touch?
if you believed they put a man on the moon, man on the moon.
if you believe there's nothing up my sleeve, then nothing is cool.
moses went walking with the staff of wood. yeah, yeah, yeah, yeah.
newton got beaned by the apple good. yeah, yeah, yeah, yeah.
egypt was troubled by the horrible asp. yeah, yeah, yeah, yeah.
mister charles darwin had the gall to ask. yeah, yeah, yeah, yeah.
hey andy did you hear about this one? tell me, are you locked in the punch?
hey, andy are you goofing on elvis? hey, baby. are you having fun?
if you believed they put a man on the moon, man on the moon.
if you believe there's nothing up my sleeve, then nothing is cool.
here's a little agit for the never-believer. yeah, yeah, yeah, yeah.
here's a little ghost for the offering. yeah, yeah, yeah, yeah.
here's a truck stop instead of saint peter's. yeah, yeah, yeah, yeah.
mister andy kaufman's gone wrestling [wrestling bears]. yeah,yeah,yeah,yeah.
hey andy did you hear about this one? tell me, are you locked in the punch?
hey andy are you goofing on elvis, hey baby, are we losing touch?
if you believed they put a man on the moon, man on the moon.
if you believe there's nothing up my sleeve, then nothing is cool.
olan r.e.m in "automatic for the people" adlı albümünün en güzel şarkısı "everybody hurts" ten sonra
fotoğraf makinası ile iyi muz çekicem bahanesi ile arka plandaki finlandiyalı liselim kafilesindeki sarışınları zumlayarak pilleri bitirene kadar fotoğraf çeken, güler yüzlü; moderatörken sanal terörist ruhunu bürünen (düzeltme : o terörist olamaz asla *) ama gerçekte sakin olan objektif ve subjektif insan *
sözlükte ilk tanıştığım insanlardan olan,cana yakın,hoş sohbet,güleryüzlü,anladığım kadarıyla dersleri fazla takmayan,x sensin y de sana girsin muhabbetlerinde aklımın ucundan geçemeyecek lafları bulan feci yaratıcı,çalışkan moderatör.
losing my religion ve every body hurts çok daha fazla insan tarafından bilinir, sevilir ama yine de benim favorim man on the moon, süper ötesi şarkı, nesi beni bu kadar etkiliyo çözebilmiş değilim
sözlük konseptine verdiği önem ve sözlükteki yanlışları düzeltmedeki azmiyle her geçen gün daha da takdir ettiğim, zirvelerde fotoğraf çekimi görevini pil azmanı emektar makinesiyle üstlenmiş olan moderatör ruhlu uzaylı arı.
bir de kuşlarla arası iyi olsa, kendisi için daha hayırlı olacak... *
moderatörlerin moderatörü, sıkı içicilerden, en az nemo kadar sevimli, insanın kanını kaynatan insan. görürseniz yolda bir yerlerde, kesin önünü iki laf konuşun, unutturur bu adam tüm dertlerinizi size; yolda bulamazsanız bile ircdedir kendisi her daim.
itusohbet'e aydan canlı bağlantı yapan mütevazi moderatör. re-istanbul'da tam da beklediğim gibi çıkan, zibidi deseniz bile kızmayan*, sinirlerini aldırmış akıllı-uslu kişi.