füze şeklindeki vücut, küçük pullarla kaplanmıştır. yan çizgi hemen hemen düz olup, pullarla örtülüdür. yan çizgide pul sayısı 95-100 adettir. keskin dişleri vardır. sırt tarafı koyu mavi yeşilimtırak, alt tarafı gümüşidir. büyüklüklerine göre isimlendirilirler. 10 cm'den küçüklere defne yaprağı, 10-15 cm olanlara çinekop, 15-20 cm arasındakilere sarıkanat, 20-30 cm arasındakilere lüfer, daha büyüklere kofana denir.
karşı karşıya geldiğinizde, size "sittir lan karşımdan, keraneci " der gibi manalı bakabilen balık türüdür ve denizin canavarıdır. yarım metre daha büyük olsa denizlerde balık kalmazdı.
31 ağustos balık yasağı kalmasıyla birlikte yine kasalarda yerlerini alacak,mangallarımızı ateşleyecek,soframızı şenlendirecek,rakının yanına cup diye meze olacak namı diyar çinokop un babasıdır.
bi de lüfere limon sıkılır mı sorunsalı vardır ki,kişinin keyfine kalmış arz talep meselesi bir durumdur bu.
bir balıkçının tutmaktan en çok zevk alacağı balıklardan biridir. bu kadar seçici, bu kadar hin, bu kadar taşaklı bir başka balık yoktur (aynı büyüklükteki balıklardan bahsediyorum; "köpekbalığı vaaar, kılınç balığı vaar, pirhana vaaar" diyen gözlüklü arkadaş, 1)köpekbalığı balık değil memelidir, 2) kılıç balığı olacak, kılınç değil, 3) pirhana için hiçbir şey demiyorum, sen bul).
15 eylül-15 kasım arasında en lezzetlisi avlanır. bu dönemde lüfer sürüleri, marmara'da yağlanır.
av için en güzel yöntem canlı zargana kullanmaktır. lüfere çıkmadan bir gün önce, yeşilyurt, ambarlı civarlarından kepçe ile canlı zargana toplanır. sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, yenikapı-sarayburnu arasında mevzilenilir. kotralarla lüfer avlamaya gelen, camel-style giysili sportmen danaların oltalarına istavrit taktıklarına şahit olunur ve taşak geçilir. pancar motorlu, dümeni yanda (dandik bir kol) olan tekneler idealdir; akıntıya göre teknenin yeri sık sık düzeltilir. canlı zargana, uzun oltaya usulüne uygun şekilde takılır ve gagası kırılır. 750 gramlık iskandil (kurşun), güçlü dip akıntıları için uygun olacaktır. zaman zaman 1 kg.lık iskandil bile kullanılabilir. iskandil dibe inene kadar misina bırakılır; dibe değdikten sonra yaklaşık yarım kulaç toplanır. balığın geldiği hissedildiği anda misina hızla 1 kulaç çekilir. balık yakalandıktan sonra, boşluk bırakmadan seri hareketlerle çekilir, önce iskandil tekneye alınır sonra balık.
canlı zargana bulunamamışsa, yaprak zargana, o da yoksa istavrit kullanılır. güneş doğarken lüfer çaparisi de denenebilir. eskiden kaşık ve yapay yem de kulanılıyor idiyse de lüferin gözü açılmıştır; bugünlerde kaşıkla lüfer yakalamaya çalışanlar, denizin derinliklerinden bir "şaak!" sesi duyduklarını ve ardından gülüşmeler geldiğini iddia ediyorlar.
en leziz pişirme yöntemi ızgaradır. balığın yanlarına çizik atmayınız, yağını dışarı akıtmayınız. orta-hafif kömür ateşinde, her iki yüzünü de 10'ar dakika pişiriniz, fazla pişirip balığı kurutmayınız. ızgaraya yapışmasını önlemek için;
1) balığı ve ızgara telini hafifçe yağlayınız,
2) ızgara teli el dokunmayacak kadar ısınmadan balığı üzerine yerleştirmeyiniz (ideal yöntem, teli ateşin üzerine koyduktan sonra en az 7 dakika beklemektir).
taze lüfere limon sıkmayınız, karanlığın devleri, denizin cüceleri uykunuzda sikerler. balığı yerken mümkünse çok çok az rakı içiniz; rakı aperatif ve ağır aromalı bir içkidir, lüferden alacağınız tadı minimuma indirir. lüferinizi yedikten sonra kafası ile bir büyük rakı içecek kıvama gelmiş olacaksınız, sabrediniz, afiyet olsun.
denizin canavarıdır.
yarım metre daha büyük olsa denizde canlı kalmazdı.
racon balıktır. yolunu falan değiştirmez karşısına çıkarsanız. dik dik bakarlar. zaten çete halinde gezerler.
olta balıkçısını manyak edendir. bütün gece oltanın ucuna bakarak çok adam manyak olmuştur.. ama dadından yinmez balıktır. rakının en has adamıdır. kılçığı kuyruğu, kafası her yeri yenir. candır.
denizin canavarıdır. hele bir de çiftlik değilse.
bu aralar en lezzetli dönemine giriyor, yağlanma zamanıymış. lezzet açısından hiç bir balıkla kıyas edilmesi mümkün olmayan bu balığın en dayanılmaz hali ağır ağır pişirilmiş ızgarasıdır. ama buğulaması, kızartması, şişi ve çorbası da yapılır; hepsi de ayrı ayrı lezzetli olsa da bence hiç biri ızgarasının yerini tutmaz.
ayrıca kişinin balıktan anlayıp anlamadığını denemek için mükemmel bir seçimdir. mis gibi ağır ateşte ızgara edilmiş bir lüfere daha çatal değdirmeden limona boğan biri karşınızda duruyorsa; elleri titremeden bu katliamı yapmışsa, kendisinin en fazla tonetto kıyılmış konserve ton balığını salata arasında yemesi en doğrusudur. boşu boşuna pişirilen balıkları heba etmeyin. son olarak hakikat şudur: "balığa limon sıkılmaz"
denizlerin kral balığı lüfer in küçüğü.lüfer 40 ytl olduğunda 15 ytl den alınıp lüfer lezzetini doyasıya yaşatabilecek lüferimsi balıkçık artı rakı tabii.bu da böyle bi entry işte
edit:bu yazdıklarım çinekop için geçerlidir.yazıyı anlamadıysanız bunu göz önüne alarak bi daha okuyun
yarısı ısırılmış lüferi kendi gözlerimle gördüm.lan yarın yok hale ne bu efe efe dolaşmalar,eh öyle işte...çok iyi yakılmış bi şopar mangalında ağır ağır pişmesi caizdir.limon asla sıkılmaz.eğer rakısız yutarsanız ben değil bizzat lüferin kendisi ahirette yakanıza yapışır,yapışacaktır.