|
|
- küçük çocuklara arapça kuran okumanın ve dualar ile surelerin ezberletildiği yerlerdir. mevcut kanuna göre kuran kursları belirli kriterlere uymak zorundadır. bu kuralların konulmasının sebebi de bu kuran kurslarının içindeki bazı çürük yumurtaların geçmişte çeşitli tarikatlara mürid yetiştirmiş olmaları ve küçük çocuklara yanlış bilgiler vermeleridir. bu kanun sayesinde kuran kursları bir nebze de olsa denetim altına alınmış,irtica sorununa kökten darbe vurulmaya çalışılmıştır.
şimdi recep tayyip erdoğan kuran kurslarının önünü yeniden açmak istiyor. bu istekteki dayanağı da kuran öğrenmenin kötü birşey olmadığı. insanların çocuklarının tam teçhizatlı dini eğitim alma isteklerinin önüne geçmek tabi ki saçmadır. zaten kimse de şu an bunun önüne geçmiyor. devletin kuran kurslarından kapıda iki aslan içeride en az beş fil bulundurma,kurs hocalarının parisli olması gibi yapılması imkansız ya da zor istekleri olduğunu hiç zannetmiyorum. devletin istediği tek şey önüne gelenin bu kursları açamaması,kontrol altında tutulabilmesi.
lakin zamanında "camiler kışlamız" diye bağırıp sonradan 180 derece çark edenlerin ara ara yaptığı bu çıkışlar da insanı korkutuyor. yoksa kuran kurslarının kontrol altında tutulması "değiştim" diyenlerin işine mi gelmiyor? şu an insanların kuran öğrenmesinin önüne kim geçiyor ki kuran kursları kontrolsüz bırakılmaya çalışılıyor? bizim kurudu dediğimiz nehrin önündeki baraj tahminimizden çok daha fazla mı su tutuyor ki birileri bu barajı yıkmaya çalışıyor? işin daha da vahimi görevi o barajı orada tutmak olan,bunun için para alan adamların otlakları,tarlaları ürünlerini vermek için kuruyan nehrin sularını mı bekliyor?
- yaz aylarında istemeye istemeye gidilen, özellikle annanne ve babannelerin 'bak ayşeye ne güzel giymiş eteğini, almış eline kur'an ı gidiyor sen neden evde oturuyorsun' diyipte baskı yapması sonucu çocuk için işkence haline gelen yerlerdir.
(bkz: istisnalar kaideyi bozmaz)
- hakkında atıp tutanların çok büyük bir çoğunluğunun hayatlarında kapısından bile içeri girmedikleri kurumlardır. adı üstünde kuran kursudur. eskiden camilerde yeni başlayanlara arap alfabesi öğretilirdi. arap harfleri ile okumayı öğrenenler de kuran okumaya başlardı. haftada bir gün de temel dini bilgileri dersi yapılırdı. burda da abdest nasıl alınır, namaz nasıl kılınır o öğretilirdi. kimsenin beyni yıkanmazdı, propaganda yapılmazdı, siyaset konuşulmazdı, üstüne üstlük güzel arkadaşlıklar kurulur, kurstan kaçarak türlü maceralar yaşanırdı.
şu an da kuran kursları devlet denetimi altındadır ve ilköğretim yaşını geçmemiş çocukların kaydı kabul edilmemektedir. zaten devlet tarafından zorunlu din eğitimi verilmesi abes birşeydir. laik ülkelerde de durum böyledir. ancak bu ülkelerde de isteyene bu hizmet devlet denetiminde özel okullar tarafından verilmektedir. çağdaşlığı herkesi kendi itediği hale getirmek sananlar, (bkz: tek tip insan yetiştireceğiz) çağdaşlığın ve insan haklarının temellerinden olan herkesin istediği dini seçme, öğrenme ve yaşama özgürlüğünü hiçe sayanlar tarafından gereksiz bir paranoyayla tamamen kapatılmaya çalışılmakta. bunu da utanmadan 'nehrin önüne baraj çekmek' olarak nitelendirebilmekteler. özgürlüklerin önüne baraj çekmek ancak diktatörlüklerde görülen bir yöntemdir ve benim ülkem diktatörlükle yönetilmiyor.
ayrıca 'asıl amacının dışında olduğunu ve ne yapılmak istendiği herkes tarafından gayet açık şekilde biliniyor' deniyor fakat bu amacın ne olduğundan kimse bahsetmiyor. söyleseler de öğrensek neymiş bu gizli hedef.
- hakkında atıp tutanların anadolu'nun dört bir köşesindeki tüm şubelerini gezdiğini zanettiği kurslardır. 11 yıl boyunca kuran kursu verilen bir caminin 5-10 metre yanındaki bir apartmanda oturup sayısız defa kuran kursuna gidip gelen 11-12 yaşlarında sarıklı erkek çocukları görmüş bir insan olarak bir takım şeyleri kimseden izin alma gereği hissetmeden yazma özgürlüğüm bulunduğunu zannediyorum.
ilk ve temel olarak şu söylenmelidir ki kuran kursları kapatılmaya değil,devlet kontrolünden çıkartılmaya çalışılıyor. kuran kursları,eğitim veren her kurum gibi,devlet kontrolü altında bulunmak zorundadır. ehliyeti olan herkes,acemi sürücülere otomobil kullanmayı öğretse ve bu eğitimi yeterli sananlar trafikte yol almaya başlasa olabilecekleri bir düşünün. kuran kursu verenler ve kursların verildiği yerler en azından eğitim veren yerler oldukları için kontrol altında tutulmaya mecburdur. bu kontrolden rahatsız olanların ise bazı kuran kurslarında meydana gelecek irticai olaylardan menfaatleri olduğu da muhakkaktır.
bu ülkede kuran kurslarının tamamen kapatılmasına yönelik bir çalışma yoktur.
laik bir ülkede yaşadığının farkında olup,irtica yoluyla bu laik düzeni yıkmaya çalışanların önüne set çekilmesinden memnun olanların utanması gerektiğini söyleyen asıl utanmazlara da kara çarşaflı ve sarıklı insanları daha sık görebilecekleri çeşitli ülkelerde bir süre yaşamalarını salık veririm. birkaç ay içinde salya sümük dönüp bu cennet vatanın topraklarını ağlaya ağlaya öpeceklerini de bir kağıda yazar,altına da imzamı atarım.
kravata medeniyet yuları diyen zihniyetin her fırsatta arkasına sığındıkları demokrasi ve insan hakları, o medeniyet yularını takanlarca onların emrine sunulmuştur. yeterli ve istediği kadar din eğitimi almak herkesin hakkıdır ve şu an da ülkemizde isteyen istediği kadar din eğitimi alabilmektedir. esas istenilen şey ülkede sönmeye başlayan irtica ateşini yeniden canlandırarak,utanmazların kurduğu barajın ardında bekleyen durgun suları çağlar hale getirip kendi tarlalarını sulamaktır. lakin bu millet zor günde birlik olur. olur da o barajı yıkıp ardındaki sularla tarlasını sulamak isteyen olursa bu millet aynı suda o paragözleri boğar.
- kur'an kursları devlet kontrolü altındayken bile münferit birçok olay meydana gelmektedir. keza devlet kontrolü ancak kendisi de bir devlet memuru olan, kursu yöneten imam da iyi niyetli ise sağlıklı hale gelir. bugün yasa ile devlet kontrolü altında olan her şey sorunsuz çalışsaydı hala hamam böceği yuvası olan ekmek fırınlarımız olmazdı.
bu ülkede istanbul dışındaki şehirlerin ilçelerinde yaşayan çocuklardan çoğu (ki buna ben de dahilim) kur'an kursuna kısacık bir süre de olsa devam etmiştir. ancak göze batan gerçekleri ifade etmek için illa bir komünitenin üyesi olmak gerekmez. aynı militanı olmadan asala, pkk ve/veya apo eleştirilebileceği gibi.
bu satırı üstteki iki cümleyi idrak etmesi için beyni ilginç şekilde çalışan arkadaşlara bir nefes alma arası olarak bırakıyorum.
türkiye'de kur'an kursu dahil hiç bir yerde din eğitimi almak isteyenleri tatmin edecek bir eğitim verilememektedir ve din gibi çok fazla kullanılmak istenen, sağa sola çekiştirilen, kimilerinin, siyasi oluşumları ya da pek bir vatansever cemaatleri için arka bahçe olarak kullanmak istediği bir kavram olarka devam ettiği sürece bu mümkün olamaz.
bugün türkiye'de kur'an kurslarının üzerindeki kontrolün azaltılmak istenmemesi ateizmden ya da satanizmden değil bizzat pek dindar olduğunu iddia eden inanç sömürücülerinin geçmişte yediği b.klardan duyulan endişedir. binlerce müslümanın (ben gibi o gibi ama sen gibi değil)*, din eğitimi verilmesinde kontrol sağlayıcı kısıtlamalara "he, evet" demesinin de sebebi budur.
yoksa müslüman çocuğa kur'an öğretip, iyi ahlaklı olmasını sağlayan kurumlarla kimsenin zoru olamaz.
bana şiddetle başörtüsü sorunundaki, "ya bir dön de bak kendine sorun belki sendedir" sözünü söyleyemeyen bünyeleri hatırlatan durumdur bu.
dünyada din inzivaya çekilenleri uğraşı olmamıştır asla, siyasetin en çok başvurduğu alandır. birileri bu gerçeği yadsımaya başlayıp, aman canım olur mu öyle şey ayağı yapıyorsa bilin ki ya sizi kandırıyordur, ya da birileri onu çoktan kandırmıştır.
kur'an kursları gerçek amacı dışına çıkmadığında çok faidelidir, hatta toplumda düzene yardımcı olacağı gibi siyasi kirlenmeyi azaltacak nesiller yetişmesine de katkıda bulunur. keza tehlike bilgiliden değil cahilden, bilenden değil kanmıştan gelir.
kaçak kur'an kursu açana verilen ceza düşürülerek, muhtelif demeçlerle kimi kesimler cesaretlendirilerek bu ülkede yozlaşma sorunu çözülemez azdırılır. kimse kimseye gördüğünü, duyduğunu, yaşadığını masumiyet ya da değişmişlik kisvesi ile unutturamaz.
kontrol altına alınamayan kursların amacını merak edenler, kaçak bir kursun hangi mantıkla açıldığını; insanların evlatlarını devletin din ve hukuk adamları ile biraraya gelip en iyisini yapmış olması teorik olarak zorunluluk olan kuralları çizili kurslar yerine, rahatlıkla meczup olarak nitelendirebileceğimiz insanlara teslim etmesinin sebebini iyice bir düşünmesi yeterli olacaktır.
- ebeynlerin, çocuklarını özellikle yaz tatillerinde dini eğitim almaları için gönderdikleri kurslardır. anne ve babanın amacı, çocuklarının okul döneminde öğrendikleri mihver derslerin yanı sıra yaz tatilinde de maneviyatını güçlendirecek bir şeyler öğrenmesidir. ancak günümüzde bazı çevreler, toplum olarak belirlenen ortak amaçtan sapmaktadır. kuran kuslarına kayıt için, devletin koyduğu kuralların olduğu muhakkaktır,ancak ne kadar uygulandığı tartışılabilir. öyle ki;veli gelip okul müdürüyle anlaştığında,okula gelmeyen çocuk-nereye gittiği malum- sınıfını geçmekte, sonra çocuğun ilköğretim diplomasının olduğu iddia edilmektedir.dolayısıyla devletin sadece kural koyması yeterli değil, koyduğu kuralları uygulaması gerekir.
- tayyibin ülkeye ektiği irtica tohumlarından biri. hangi tarafından bakılırsa bakılsın kaçak kursların cezalarında indirime gitme eyleminde iyi niyet aramak mümkün değil. öncelikle bir icraatın altında talep olması lazım ki kuran kursların yetmemesi gibi bir durum da söz konusu değil. aksine diyanetin kuran kurslarına katılım seneden seneye düşmekte. müfredatı yetersiz denilse hangi konuda derler adama. kuranı eksik anlatıcak değil ya devlet denetimi olan kurslar. neyini gizlemek istesin çocuklardan.
sonra tekrardan kaçak kurslara verilen cezanın düşürülmesi geliyor akla. bir şeyin cezasının düşmesi onun artık suç olmadığı anlamına gelmez. bugün hiçbir eğitim kurumu denetimsiz kuralsız faaliyet gösteremez. aksi şekilde davranmak yasa dışıdır. kaldı ki yeni yasa ile azaltılmış da olsa cezası olduğuna göre hala suçtur. o zaman cezası düşürülerek caydırıcılığını azaltmak suça teşviktir. yani insanlara gelin bu suçu işleyin biz göz yumucaz denilmektedir.
işte bu kursların denetimli olanlardan ayrılacağı nokta da burada başlıyor. kuran eğitiminin ötesine geçmek, siyaset yapmak, çocuklara şeriatı öğretmek. ne yazık ki bu aşamada laikliği hazmedememiş halkım bunda bir sakınca görmemektedir. oysa ki isteyene dilediği gibi incil kursları, hıristiyanlık dersleri verme ya da satanizm propagandası yapma özgürlüğü tanınsa yine en önce karşı çıkıcak olanlar kuran kurslarına sınırsızlık isteyenler olacaktır.
- evet asıl amaçlarının başka olduğu yerlerdir.küçük bir çocuk gerçekten inanan bir aileye mensupsa zaten gerekli dini bilgileri ebeveynlerindende alabilir amaç sadece kuran hatim edip cennete bilet kesmek olmasın ilk başta.küçük çocukların ruh dünyalarını gerçekten etkileybilir kanımca,kuran dan bazı kesitler öğretilmesi daha uygun olur.kuran kursu bana göre gereksiz bir aktivite.
- bizim ülkemizin en büyük sorunu ne? cahillik... her alanda, her konuda cahillik... ve bunu tek düşman belleyip ona göre hareket etmiyor bazı kesimlerin oyuncağı oluyoruz farkında değiliz. en başta politikanın... politikaya dinin karıştırılması tamamiyle laiklik anlayışının yanlış yorumlanması ve uygulanmasından kaynaklanmaktadır.
din dersinin okullarda kaldırılması yerine dinler tarihi gibi genel bir adda bütün dinlerin incelenmesi daha mantıklı ve yerinde olacaktır.
ülkemizde % 90 oranda olmasa da çoğunluğu müslümanlar oluşturmaktadır. onların (veya diğer dinden olanların) dini bilgilerini, kitaplarını, dualarını öğreten bir kurumun olması laiklik ilkesinin de yerine getirilmesi açısından önemlidir. bunu o insanların inançları doğrultusunda yapmak da en hassas noktalardan biridir. sonuçta kuran'ın alfabesini veya kuran'ı okuturken abdestli olup, başın örtülmesi öngörülmektedir.
(bkz: kuran ı kerim)
(bkz: abdest)
eee burda ikilime şimdiden düşmeye başladık. bu dersi okullarda vermeye kalkarsan şu an olduğu gibi kamu alanlarına tesettürlü giriliyor, laiklik elden gidiyor diye yine ayaklanmalar olacaktır. bu dersin camide veya belli bir kurumda verilmesi gerektiğinde ise yaş sınırlaması konulmakta...
ülkemizde t.c. vatandaşı olup diğer dinden olanların kiliseye veya ibadet yerlerine gidip gitmemesine, dinlerini çocuklarına öğretme yaşına karışıyor musunuz veya karışabiliyor musunuz? yoksa herkesin anladığı veya anlamak istediği şekilde yorumladığı laiklik ilkesi sadece müslümanlara karşı mı kullanılıyor?
(bkz: laikliği dinsizlikle bir tutmak)
ve neden çocuk dini öğrenmeye kalktığında bu kadar tepki veriliyor anlamıyorum? aynı çocuk müslüman olmasına rağmen kiliseye gitse hristiyanlığı öğrense tepkiler her konuda sıralanabilir ama çocuğun yaşı üzerine bir kargaşa çıkmaz nedense. çocuk yaşken eğilir. ve hangisi olursa olsun bir insanın bir dine mensup olması çok önemlidir. çünkü bu zamana kadar hiç bir din (kabul edilen 4 din haricindekiler de) insanlara veya topluma zarar verebilecek nitelikte olmayıp, insani değerleri yükseltmiştir.
dinin yanlış öğretilmesi konusuna değinmiyorum bile.. çünkü daha kendimiz etrafımızdaki insanları eleştirmeden edemiyor, sadece kendi düşüncelerimizi dayatmak için uğraşıp doğruyu görmemize veya görmelerine engel oluyoruz.
unutmayın ki dini tam olarak bilmeyip, ondan bundan duydukları ile yetinenler genelde bir çok insanı yanlış yönlendirmekle birlikte kötüye de kullananabilmişlerdir.
bazı kesimler nedense cahillikten çok dinini bilip yaşayanlardan korkmaktadır. size “cahil bir dostum olacağına, akıllı düşmanım olsun” sözünü hatırlatmadan edemiyeceğim. eğer buna hak vermiyorsanız cahil insanların neler yapabileceği hakkında en ufak fikriniz yok demektir. bir örneğini görmek isterseniz şööyle ülkemizin doğusuna doğru göz atabilirsiniz.
eğer anne-babanın dini bilgisi var ise çocuklarının öğrenmesi için bir kuruma gitmesi gerekmez, otursun evinde öğrensin gibi bir düşünceye de katılmamaktayım. o zaman “kültürlü, okuma-yazma bilen aileler, çocuklarına neden okula gönderiyorlar” diye bir soru ile karşılaşırız ki hoş sonuçlar ortaya çıkmaz. bir şeyi öğrenemenin yanında, sosyal olmak ve o kesimin içinde bulunmak da çocuğun kişiliğinin oturmasında önemlidir.
sadece bir konuda değil her konuda cahilliğe savaş açmamız gerekiyor. bu ülkenin ilerlemesi ancak bu şekilde olur. bırakın insanlar sadece din değil istediği her konuyu öğrensin. eğer insanlarımıza araştırma, öğrenme bilinci edindirebilirsek korkmamıza da gerek kalmaz, dini kullanan siyasetçiler de olmaz, insanların inançlarına saygı göstermeyip dil uzatanlar da...
teknolji, bilim alanında ilerleyememiz cahillikten, kültür karmaşası yaşayıp tepkilerin büyümesi cahillikten, düşünce özgürlüğünü yaşayamamız cahilliğimizden, savaşların çıkması cahillikten, tartışmaların çatışmaya dönüşmesi cahillikten...
- heüz veletken nenemin zoruylan her yaz gönderldiğim yerdir..lakin cüzü bitirmeyi başaramamışımdır..yani neymiş zorla güzellik olmaymışşşş..
- yazları aşağı mahalledeki camiye-kuran kurslarına- gönderirlerdi bizim mahalledeki kızları. o günlerden aklımda kalan en belirgin şey, hocanın "sizi falakaya yatıracağım" sözleridir.
- yaz aylarında boş boş gezmiyim diye eniştemin 7 yaşındayken zorla götürdüğü ama dayanamayıp kaçtığım yer.
- çocukken bir kaç yaz kimine kendi isteğimle kimine de annemin isteğiyle gitmişliğim vardır. çok sıkılıyordum küçücükken bile esasında. yok pantalon giyilmez etek giyin, yok baş öyle örtülmez böyle örtün, anlamını bilemediğim, sağdan sola doğru ilerleyen yazılar, bunları ezberlemek zorunda olmak...düşününce bile içim sıkılıyor hala. yaşım ilerleyince anladım ki insan dinini öğrenmek istiyorsa ona kendi dili yeterli olacaktır. artık ne zaman bir şeyler okumak istesem açıp türkçesinden okuyorum.
- son derece faydalı kurslardır. inananlara ahiret ve dünya hayatı ile ilgili bilgiler öğretirler.
lakin ülkemde şöyle bir durum söz konusudur, kuran kurslarına giden insanlar bilimum yobaz ve örümcek kafalı insanlardan oluştuğu sanılmaktadır ve hatta orada öğretilenlerin "din elden gidiyor, nerede şeriat nerede nizam, tüm kadınlar günahkardır ve kapanmalı, bizden olmayanlar cehennemin dibinde katranla yakılacaklardır!" gibi çağ ve mantık dışı şeyler olduğuna inanmaktadırlar.
hayır efendim yok öle şey!! gayet müslümanlığı ve gereklerini edebince öğreten kurumlardır fakat bu güzel ülkemde bazı hassas konularda bazı yüzü karaların yaptığı lekeler tüm kesime yayılmaktadır, ben buna üzülürüm.(jonpromie, 16.08.2006 21:19 ~ 24.04.2007 17:42)
- yarı şaka yarı ciddi islam dininin temellerinin alındığı yerlerdir. tabii ki aralarında birkaç tane çürük yumurta olacaktır, ancak genel olarak iyi niyetli insanların ufacık çocuklara dinlerini öğrettikleri yerlerdir.
- tesbihle oynadım,sinek yakalayıp kanadını kopardım.
çok sıkılmadım.sure öğrendim arada okuyorum.
ters bişey öğretende olmadı. ama bu 15 sene önceydi
şuan durum ne bilemem.(marigold, 01.10.2007 22:34 ~ 02.10.2007 10:26)
- bir yaz tatili klasiğidir , okumayı yazmayı yeni öğrenmiş çocuk tam sıyırdım bitti bu iş derken bu sefer arapçayla burun buruna gelir.insan ilk önce anlayamaz neden karşı cinse mensup kardeşi ve kuzeninden ayrı ders aldığına.çünkü aynı çocuk onlarla kurs bittikten direk denize koşmaktadır..ve o küçük çocuklar tüm kurs boyunca deniz hasretiyle yandıkları için elifi bile hatırlamazlar.
yazarın kişisel notu:sureler için sağol babanne
- bir site ortamına nazaran daha çok bir mahalle ortamında büyüyüp,oralarda top koşturan çocukların büyük çoğunluğunun ilkokul ve öncesinde gittiği dini devlet nezaretinde bir kurumudur. bu tür kurslara gitmek insanı efendi kılar,savı sözü sayılır bir adam yapar tabi çocuğun içinde varsa
- 6-7 yaşındaki kızların baş örtüsü taktırılıp, kuran öğrensin ayağına gönderildikleri aslında siyasal bir oluşum. hocaların cehaletiyle eğitildiğini sanan yavrulara mı acısam, ileride üniversite kapısında türban türban diye tutturup bela olacaklarına mı karar veremedim.
- evlatlarım, ilk günümüzün birinci dersi:
"allah, küçük çocukları iman etsin diye yaratmamıştır."
- gereksizdir ve son derece saçmadır. öğrendiğiniz sadece elif be'den bile ileri gitmez ayrıca sosyolojik ve psikolojik araştırmalar göstermiştirdi, din ve inanç kavramı çocuklara aileleri tarafından verilmelidir, bunun nedeni ise çocukların ilk olarak anne babaya güvenmesidir. ancak gel gör ki, inançlılık adı altında küçücük çocuklar, anlamlarını bilmedikleri kelimeleri okumakta, ve tamamen yanlış yönlendirilmektedirler. 5-6 ya da 7 yaşındaki bir çocuğa nedenini anlamadığı bir şekilde arapça öğretmek saçmalıktır.ya da nedenini anlamadığı bir şekilde arapça öğrenirken başını kapatması gerekliliği daha büyük bir saçmalıktır. ilk emir oku ise bunun nedeni haybeye gereksizce ve cahilce oku demek değildir. bunun anlamı anlayarak, bilerek oku demektir. bırakalım 5'i 11-12 yaşındaki çocuklar bile bir çok açıdan din ve allah kavramlarından çekinirlerken, ne diye anlamadıkları bir dilde ibadet etmek, ezberlemek zorunda olduklarını anlamak mümkün değildir. ahlak'ın ya da dinin ya da insanlığın en iyisi dilini anladığınız insanlardan öğrenilmektedir. kuran kursu arapça kelimeler bütünün, çocukları hap yap kara kap zihniyeti içinde kullanmaktan ve çok küçük yaşlarda bir çok açıdan soru sormalarını engellemek amacıyla ortaya çıkartılmış şark kurnazlığıdır.
çocuklara bir dini, inanışı ya da tanrıyı bilmedikleri bir dille, anlamadıkları bir şekilde öğretemezsiniz.öğrettiğinizi zannedersiniz sadece o da garibim benim bu yaptığımdan gurur duyuyorlar diye (yani kendi istediğinden değil ailesini mutlu ettiği için), bu kurslara gitmeye devam eder.
- küçükken mahalledeki çocukların tümü gittiği için,yalnız kalmamak adına gittiğim kurslardır.ailemin memleketine tatile gittiğimizde de aynı nedenle oradaki kurslara gitmişliğim vardır. yani ülkemizin apayrı iki şehrinden kuran kursu tecrübesine sahibim.bir kere bu kurslarda elif be den öteye geçebilen yoktu. hocanın okuduğu arapça kelimeleri aynen tekrar edebilenler aferin alıyordu da bu tekrar bir şey öğretmiyordu. öğretilen elham, subhaneke vs dualar zaten aileden bilindiği için bu bağlamda da bir katkısı olmuyordu bu kursların. benim aklım erer ermez uzaklaştığım bu kurslardan aklımda kalan bir kaç şey ise şöyleydi.
-kızlar gülerken dişlerini göstermeyecek şekilde gülmeli ve eliyle ağzını kapatmalıdır.
-sokakta gördüğümüz kara kediler şeytandır, hemen ilgili bir dua okunmalıdır.
-şöyle yaparsan cehennemde cayır cayır yanarsın, böyle yaparsan allahın gazabına uğrarsın vs. ki burada yapılmasından sözedilen şeyler o yaşta her çocuğu yaptığı yaramazlık, büyük sözü dinlememek, anne babaya öf demek gibi şeylerdi.
bu kurslara gitmem için herhangi bir aile baskısı yoktu, herkes gidiyor diye gidiyordum ama bugün benim çocuğum gitmek istese kesinlikle engel olurum. o yaştaki çocukların cayır cayır yanmak gibi kavramlardan uzak olması gerekir çünkü.
- seçme özgürlüğümün olmadığı çocukluk zamanlarımda, yaz tatiline yakın, arkadaşlarla aramızda konuştuğumuz tek bir konu olurdu: görevli bir imamı olmayan ve imamlık vazifesi cemaatten birince yerine getirilen camimizde bir kuran kursu açılacak mı? ama tabi, sağolsun, cami cemaatinin dini bilgisine her daim hürmet ettiği şimdinin rahmetlisi, o zamanın ihtiyarı emin hoca seksenine varmış olsa da "sevap" isterdi ve bu sevabına vesile olmamız için bizleri yaz boyu camiye kapatmayı kendine görev edinirdi. yani, tartışma konumuzun nasıl neticeleneceği, emin hoca ölmedikçe aşikardı ama biz çocuk milleti, "ümit fakirin ekmeği" hesabı her zaman bir ihtimal bu konuyu tartışır, "bence açılmayacak!", "bence açılacak!" münakaşalarıyla girdiğimiz iddiada "açılacak"çıların kazanmasına her seferinde, nedendir bilinmez, şaşar kalırdık.
------aç emin hoca paragrafı------
bu emin hocamız, çok hayırsever de bir adamdı rahmetli. herşeyi tamamen "sevap" için yapar, ama kendisine sunulan "hediye"yi az bulduğunda da bunu kişinin yüzüne karşı değil fakat, hediyeyi verenin duymasını mutlak surette sağlayacak bir başka kişinin yanında kesinlikle dile getirirdi. bu dile getirme işini de yine "dine ve allah'ın kelamına" olan saygısından yapardı; o ilim öğretirdi ve ona verilen hediye, ilme duyulan saygının da bir göstergesiydi. o halde az verilmemeliydi.
yine emin hocamız, her okunan ve geçilen sure için, o surenin adına gönderme yapan bir hediye ismi uydurur, o hediyenin getirilmemesinin sureye saygısızlık olacağını iddia ederdi. türlü yemekler, havludan tutun da torunlarının çeyiz malzemesi olabilecek -fesatım evet- çeşitli bez parçalarına kadar akla hayale gelmeyecek eşyalar, bazen para (yasin'in harf sayısı kadar mı neydi, tam hatırlamıyorum ama, para almıştı bir keresinde) bu istenen hediyelere konu olabilirdi.
her dersin sonunda tespih çekmemizi ister, söylediğimiz zikirden de bir miktar olanını "öğrencilerinin duası hoca için cehenneme kalkandır" gerekçesiyle kendisine hediye etmemiz için bizi yönlendirirdi.
emin hocamız gerçekten hayır(hediye)severdi; allah taksiratını affetsin.
------kapa emin hoca paragrafı-----
biz tartışaduralım, okul kapanır, kurs açılır, hepimiz babalarımızın zoruyla -babam zorlamış mıydı beni? "git" demişti, o kadar- kursa gitmeye başlardık. elifbe'yle başladığımız kursta, geçen yıldan bir şey hatırlayan varsa onlar daha üst bir seviyeye alınmak suretiyle hızla kur'an okumaya doğru ilerlerdik.
arada hocamız dualar, sureler ezberletirdi; kabir azabını, cenneti, cehennemi anlatırdı. dinlerdik. tüylerimiz ürperirdi. hele cehennem sahneleri tasvir edilirken daha bir birbirimize sokulur, bizi o azaba sokmasın diye allah'a daha bir yalvarırdık. ama anlatılanlar bitirilince de hemen tüm çocukluğumuzla oynamaya dalardık. kendisini dinlemeyi unutuğumuz seksenlik hocamızın kuru elinin kaflarımızda çıkardığı tok sese uyandığımızda da hocamız daha yeni ve kulağına dokunulmamış bir menkıbeyi bize, titreyen sesiyle anlatmaya koyulmuş olurdu. yine havada uçuşan melek isimleri, ibret vesileleri, hayal alemi canavarları bizi alıp götürür, korkunun pençesine bırakıverirdi. yine dinlerdik. yine birbirimize sokulurduk.
hatırlıyorum, bir oyun geliştirmiştik aramızda. bir arakadaşımız ölüyordu bu oyunumuzda. onu bir bahçeden aşırdığımız el arabasının içine koyup, kızlar zaten başımızda hazır bulunan örtülerimizle ambiyansı da yakalamışken, ağıtlarla ve telkinlerle toprağa vermeye hazırlanırdık. imam olan arkadaşımız, hocamızdan duyduğu menkıbeleri, en az onun kadar sesini titreterek anlatırdı ölüyü defnettikten sonra. ve oyunumuz bitince dağılırdık evlerimize. bu korkutucu oyunu bize anlattığı hikayeleriyle ve "siz de geleceksiniz cenazeye. usül öğrenin biraz; allah korkusu öğrenin. hepimiz öleceğiz sonunda nasıl olsa." diyerek bizi ama özellikle erkek çocuklarını zorla cenazelere götüren emin hocamız öğretmişti.
bir cenaze olduğunda histerik kahkahalar atan bir çocukla karşılaşmadınızsa bilmezsiniz; ben, cenaze olduğunda kuran kursu tatil olacak diye sevinen çocuklardan biriydim.
ve bu cenaze haberini alır almaz "müjde"yi birbirimize ulaştırmamız, sevinçlere garkolmamız ve aynı acı sonu, itiraf ediyorum, hocamız emin için de dilememiz çok da uzun sürmezdi. ve yine itiraf ediyorum, bu duamız kabul olsun da kurs ebediyyen kapansın diye aramızda çocuk aklımızca toplu dua ritüelleri de yapardık. duamızın tutması da maalesef biz büyüdükten onra oldu, ama olsun, bizden sonraki nesil kurtuldu -psikopatım evet-.
kursta arap alfabesini öğrendim.
bu kursa zorla gönderilenlerdik biz ve bu zorla gönderilmişliğimizin acısını da bir ömür islamı korkulacak bir şey olarak algılamakla ödedik. daha doğrusu, ben bu sıkıntıyı aştım ama aşamayan arkadaşlarımdan bir kısmı yobaz oldu, bir kısmı ateist. hocamız da öldü.
babam iyiniyetliydi evet. ben ona kızmıyorum.
o günleri anlatıyorum ona ve şimdi o kendisine çok kızıyor. "niye o zamanlar gitmek istemediğini söylemedin bana? ya da böyle saçma oyunlar oynadığınızı?" diyor. düşünüyorum da, aslında haklı, ben babama hiç "ben bu kursa gitmek istemiyorum" demedim.
desem değişen birşey olur muydu?
bilmiyorum.
(kurslar olmasın demiyorum; gidecek çocuklara yaş sınırı konulsun ve onlara din anlatılırken kokutucu ifadeler kullanılmasın diyorum. din korkulacak birşey değildir zira.)
|