kumral ada mavi tuna   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. buket uzuner'in bir zamanlar çok çok satan kitabı.
    sevenlerinin hala zevkle tekrar tekrar okuyabileceği nitelikte olmakla beraber içindeki aşkın acısı gözlerin dolup dolup boşalmasına sebep olmakta çok başarılıdır..
    (smooth, 10.03.2005 22:11)


  2. insanda kumral olma kumral doğma isteği yaratır bu kitap.her erkek aras olamaz (bu arada kendisi itü gemi inşaat mühendisliğini kazanmaktadır kitapta)
    her aşık tuna olamaz.her kadınsa ada olamaz asla.ada kumral bakar,kumral kokar.öyle bi acaip süfer bi kitaptır.baylan'da kup griye yedirtir insana.
    (little pumpkin, 10.03.2005 23:08)
  3. tanıdığım birinin kızına ada ismini koymasına da sebep olmus bir kitaptır kendileri. bambi cafe'de gördüğüm mabel sakızlarının bana çağrıştırdığı, okurken tahminimce her kızda ada olma isteği uyandıran, istediğini elde etme konusunda meriç'in azmini güzel bir örnek olarak bize sunan, tuna'nın iç savaş sırasında gerçeklikleri kabul etmemesiyle okuyucuyu fazlasıyla etkileyen ve aras'ın gidişiyle ilk aşkını kaybetmenin acısını hissettiren gerçekten güzel bir kitap.
    (arch angel, 15.09.2005 18:41)
  4. aras karakterinin ölmesiyle hayatımda ilk defa bir kitap okurken beni ağlatmayı başarmış olan roman.
    (toshiba, 16.09.2005 01:17)
  5. öyle bir svgi anlatılır ki ne aşktır ne dostluktur ne de arkadaşlıktır; şair dayı hafif atilla ilhan'ı çağrıştırır; romanın kuzguncukta geçmesi ise ayrı bir güzelliktir.
    (impera, 22.03.2006 20:39)
  6. romanla birlikte savrulursunuz kimin yerine koysanız kendinizi hüzne çıkar yolunuz ilk başta arasa özenirsiniz ama onun sonu ölüme çıkar ama belki de en acısız olan onunkidir tuna'nın gel gitlerinde onunla savrulursunuz acırsınız belki, meriçin yaşadığıysa kabul edilemez sevdiğin adam senledir ama kalbi başkasına aittir, ada ise çaresizdir bir yanda büyük aşkı bir yanda ne hissetiğini bilemediği karma karışık duygulara savrulduğu tuna ve bir ölümle yitip giden hayat..
    (bkz: mabel)
    (bkz: şair dayı)
    (bkz: kuzguncuk)
    (bkz: kırmızı düğme)
    (bkz: iç savaş)
    (sorunsal, 07.04.2006 22:55 ~ 22:56)
  7. okuyuşumun üzerinden uzun yıllar geçti ama adanın tunaya söylediği laflar halen aklımdadır.soyunup kendini tunaya sunması,tunanın bunu kabul etmeyişi ve ardından adanın sözleri..tuna sen benim biraz babamsın,arkadaşımsın,dostumsun,hiç olmamış erkek kardeşimsin,el değmemiş sevgilimsin...birebir kelimelerle olmamakla beraber buna benzer birşeydi adanın lafları ve ne derece etkilendiysem o zamanlar halen hafızamdadır.okuduğum en güzel buket uzuner kitabıdır ayrıca.
    (dengesiz çay tabağı, 07.01.2007 01:39)
  8. (bkz: buket uzuner) okuduğum en etkileyici kitaplardan biridir. içindeki her karakterde bir parçam vardı sanki. tuna'dan, ada'dan, aras'tan, meriç'ten, doğan dayı'dan... kitabın sonundaki mektupları sanki mektupları ben almışım gibi bir çırpıda okuyarak sevindim. ben olsam napardım dedim, yer yer gözlerim doldu, boğazım düğümlendi, sevindim, üzüldüm, resmen yaşadım anlatılanları.
    aşkın birçok çeşidini sunar kitap; aras ile ada'nın tutkulu aşkı başkadır, tuna ile ada'nın uçsuz bucaksız aşkı başkadır, meriç'in tunaya olan karşılıksız ama sonsuz aşkı ise bambaşkadır... süreyya mercan ve pervin gökay'ın fedakarlıklarla ayakta kalmış özenilen aşkı ile tuna'nın anne ve babasının alışkanlığa dönüşmüş aşkı arasında dağlar vardır. aliye'nin sevgisiz aşklarına bir yandan acır bir yandan söversiniz. doğan gökay ve bürkan'ın aşkıysa soğuk ama sağlamdır...
    aşkın yanında yapılam toplumsal göndermeler, iç savaş olgusu, farklı dinlerin, dillerin, kültürlerin bir zamanlar dostça yaşadığı bu topraklar ne hale dönüştürülmek istenmektedir onu görürsünüz. sosyal mesajları da (bir kısmı hariç çoğuna katılmakla beraber) alttan, derinden ama sağlam ve etkileyici bir biçimde verilmektedir.

    edit: romandaki şair dayının attila ilhan, ada'nın anne ve babasının da çolpan ilhan ve sadri alışık'tan ilham alınarak yaratıldığı iddia edilmektedir. gerçekten de birçok ipucu vardır kitapta bu yargıya varılmasına sebep olan.
    (big bang, 12.01.2007 01:30 ~ 14:32)
  9. "bela tohumlarını taşır elma kendi çekirdeğinde

    bundan önce ve bundan böyle ne yapsa ne etse

    insanın en büyük düşmanı

    sessizce kendi derisinin içinde

    susuyorum ada

    sen orada soruyorsun

    ve nerede nerede nerede .."
    (mabel, 30.01.2007 20:25)
  10. okuduktan sonra kuzguncuğu görme isteği doğuran buket uzuner romanı,

    ayrıca ağlatabilir...

    isimler çok önemlidir... (bkz: ada) (bkz: tuna) (bkz: aras) (bkz: meriç)

    edit: istek giderilmiş, ayriyeten mabel sakızı da alınıp denenmiştir
    (leyl, 24.02.2007 21:38 ~ 12.05.2007 01:51)
  11. tüylerimi diken diken eden, bana duygularımın renklerini, kokularını aratandır. bulduklarımın siyah olmasından korkutandır.

    " uzaktaki sevilen yosunlu deniz kokar. rengi turkuvazdır."

    " anne özlemi fırından yeni çıkmış ev kurabiyesi kokar. rengi yeşildir. "

    " baba özlemi tütün kokar. bu özlem deve tüyü rengindedir. "
    (kurufasulyepilav, 18.03.2007 22:09)
  12. tunanın "hayatımda hiç onun kadar kumral bir şey görmemiştim." ve de "yorgun gulumsedi. o zaman huzun sacildi her yana. ustume bulasti. elledim. kumral renkteydi" dediği satırları tekrardan defalarca bile okuduğum zaman ilk okuyormuşcasına hüzünlendiren,hüngür hüngür ağlatabilen bir buket uzuner başyapıtı.buket uzuneri her ne kadar pek sevsem de bundan daha iyisini asla yazamayacağını inandığım,tek kelimeyle muhteşem kitabı.kanımca buket uzuneri buket uzuner yapan eserdir,mutlaka okunmalıdır,mutlaka.
    (purplemurple, 21.03.2007 01:01 ~ 01:03)
  13. okunası kitap. 360. sayfasından mı ne, başlayan bir bölüm vardı. açıp açıp okumalık. içi eriyordu insanın böyle.
    (portia, 26.04.2007 22:24)
  14. güzel kurgu, kötü edebiyat. hakkını vermeliyim ilk kez okunurken olayların heyecanından kullanılan dilin ne kadar kötü olduğunun farkına varamadım. ancak 2. kez okumaya çalıştığımda cümlelerin düşüklüğü, basitliği, anlatım bozuklukları gözlerimi öyle rahatsız etti ki çok istediğim halde tekrar okuyamadım.
    (yilan tislak, 28.04.2007 12:48)
  15. oldukça etkileyici bir kitap olmasının yanısıra bir kadının olayları erkek bir karakterin ağzından anlatması da takdire şayandır. ve bu durum hiç sırıtmaz kitabı okurken. satır aralarına iliştirilmiş bazı tespitler de ilgi çekicidir. benim en çok meriç karakteri ilgimi çekmişti. sessiz ve derinden giderek istediklerinin tümünü elde eden meriç kitabın sonunda da kendi ağzından " sessizliğin gücü ile kazandığım zaferle alay edenlere sessizce güldüğümü söylemek isterim." der. bir sürü dandik kitabın filminin çevrildiği son yıllarda, sağlam bir yönetmenin elinde güzel bir film olabileceğini düşünüyorum.
    (deget, 28.04.2007 17:16 ~ 17:17)
  16. yapmacık diyaloglardan oluşan kitap. nasıl oluyor da gerçek hayatta asla iki kişi arasında geçmeyecek diyaloglar okunurken insanda gerçeklik duygusu uyanabilir hiç anlamam. peki bu durumda o kitaptaki hikayeye ve aşka inanılır onu hiç anlamam.
    (bkz: kendimizi kandırmayalım)
    (demilan, 12.05.2007 01:34)
  17. mabeli sayesinde tanıdığım roman.bir de aras'ın ölmesiyle üzülmüştüm çok.
    (jeux denfants, 11.08.2007 21:37)
  18. buket uzuner'in, üstat attila ilhan'a ithaf ettiği, okunası roman.
    kitaptaki süreyya mercan karakteri: sadri alışık (balıkçı osman filmindeki rolünden bahsediliyor), pervin gökay: çolpan ilhan ve şair dayı'da üstat attila ilhan'dır genel kanılarca. buket uzuner'i, bir kadın olduğu halde hikayeyi bir erkeğin gözünden ne kadar başarılı aktardığı için kutlamak gerek.
    kitaptaki iç savaş bölümleri bi yerden sonra can sıkmaya başlasa da, çocukluk anıları ve tabi ki tuna'nın adaya olan aşkı insanın imdadına yetişiyor. (böyle bir aşkı kıskanmamak mümkün değil!)
    ve bazen öykünün içine o kadar çok girmişim ki, bunu aras ölünce ne kadar üzüldüğümü görünce anladım.

    kitap okunasıdır. ayrıca kitabın sonlarındaki "tanıklar konuşuyor" bölümünde, eksik kalan taşlar yerlerine birer birer oturuyor.
    (mabelsakız, 07.11.2007 19:19)
  19. ada: "gözlerimi yumdum. söylediklerini kana kana içtim, ama hala susuzdum.çünkü duymak istediğim sözcük yoktu saydıkları arasında."
    sayfa 363
    (closer, 24.12.2007 20:43)
  20. "onu ilk kez gördüğümde yaşantımda çok önemli bir yer tutacağını sezmiştim.

    bu tıpkı,bir filmin daha ilk karesinden bütününü kavramak,sonunu tahmin etmek gibi bir duyguydu.

    onu ilk gördüğümde bundan böyle artık benim için çok önemli olacağını sezmiş ve ürkmüştüm.

    o andan başlayarak yaşantım değişecek,artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

    bunu nasıl güçlü hissettiğimi ve sarsıldığımı iyi hatırlıyorum.fakat elimden gelen hiçbir şey yoktu.

    çünkü güçlü bir çekim alanının etkisine girmiş,büyülenmiştim.bütünüyle tuhaf olarak tanımlanacak bir zevkle bu albeniye kapılmıştım.

    tamamen kendi isteğimle ve tamamen "ben" oluşumla ilgili olarak."
    (mabel, 22.01.2008 17:04)
  21. buket uzuner'in harikulade romanı.
    okumamın üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen hala roman deyince aklıma ilk "kumral ada mavi tuna" gelir.

    !spoiler uyarısı!

    merak etsem de bitmesini hiç istememiştim, sanki romandaki karakterlerle yaşıyordum o günlerde. aşkın her çeşidini sundu. ada kadar kumral ve güzel bir kız görmedim, aras kadar kendine güvenen ve çekici ve tuna kadar içten ve saf... hiç beklemediğim anda bir "tak" sesi ve ada'nın hayatı boyunca 18 yaşındaki aşkına saplanıp kalması... aras nasıl ölebilir! aras ve ada'nın aşkı, tuna'nın adaya hayranlığı,ağzından çıkan her kelimeye tapışı, meriç'in her şeyin farkında olmasına rağmen tuna'ya olan aşkı... aşk hep acı verici galiba.
    (buz dağının görünmeyen yüzü, 23.04.2008 01:40 ~ 04.05.2008 01:31)
  22. okunacak, okunması tavsiye edilecek en güzel, en çekici kitaplardan biri.

    isimler, kumral tasvirleri, aşkın değişik boyutları bu kitapta tekrar tekrar hayat bulmuştur.
    (peyniraltısuyutozu, 26.07.2008 22:30)
  23. roman kahramanlarından meriçin patolog olması sebebiyle bir süre kafamı kurcalamış bir meslek dalı oluşturmuştur bende.ayrıca ada dendiğinde aklıma hala duru bir güzellik getirir.
    (araftaki, 14.08.2008 23:26)
  24. şehirler arası bir yolculukta verilen gece molasında, dinlenme tesislerindeki ufak ama neredeyse satılan tüm kitapların harika kitaplar olduğu bir açık hava kitapçısına gidersiniz. aşkın elleri uzanır rafa, "işte" der... "bunu okumanı istiyorum"... kitap okunur, zamana yayarak, hazmederek, hiç bitmesin diye diye okur insan bu kitabı. kitap biter, sayfaları tükenir belki ama içe düşen yansısı asla tükenmez. adı her anıldığında, o şehirler arası yolculuk, serin gece havası, lastik kokusu ve gidilen şehrin heyecanla beklenen otogarı düşünülür. bitmesin diye yakarılan bir yolculuğun, bitmeyecek öyküsüdür bu kitap.
    (ben ruhi bey nasılım, 14.08.2008 23:50)
  25. "her şey uzaktan görülebilir netlikte ve gerçekmiş duygusu yaratmaya yetecek verilerde... ama yaklaştıkça bulanıyor, düşselleşiyor ve sonra artık dışına çıkılamaz bir labirent içinde labirente dönüşüyor. bütün yollar kör, bütün çıkışlar yalancı... bir karabasan içinden çıkmak istedikçe daha çok sarıp sarmalıyor, yalayıp yutuyor insanı.."

    insanın yaşayabileceği kendiyle olan iç savaşını çok güzel tasvirlerle ve akıcı bir dille anlatmış olan bir buket uzuner eseri. kitapta anlatılan tuna nın adaya anlatılan aşkı, imrenilecek güzellikte ve bağlılıkta.

    kitabı okurken farketmiyorsunuz ancak bittiğinde roman karakterlerinin çok uç noktalarda olduğunu farkediyorsunuz. yani biraz gerçekçiliğin dışına çıkıldığını seziyorsunuz ya da betimlemeler benim zihnimde karakterleri farklı yorumlamama sebebiyet verdi. ama güzel ve okunulası bir kitap.
    (biloperat, 23.09.2008 21:03)
 sayfa  / 2