|
|
- kendi başına uçabilmesi ile insanların uçma hayallerine konu olan hayvan.
motor yok pervane yok, sadece kas gücü ile aerodinamik özelliklerini kullanarak havalanabilir. canları sıkılınca alemlere akarlar mekan değiştirirler bi kaç bin kilometre kasmadan uçarlar göç vakitlerinde*. mekanlarını beğenmeyip ibnelik yaparlar satarlar doğdukları toprakları sıcak miami sahillerine bazı türleri, yerlerinde duramazlar: (bkz. göçmen kuş)
uçamayan modelleri de mevcuttur : (bkz. deve kuşu) (bkz. tavuk) (bkz. kivi) gibi.
- çoğu insana sevimli gelse de benim pek sev(e)mediğim hayvan türü. zira alçaktan sürü halinde uçanlardan hep tırsmışımdır bi tarafıma çarpacaklar diye. ayrıca havadan salarlarlar nereye sıçtıkları belli değil. bütün gün cikcik cikcik. sikeyim öyle hayvanatı.
(lethe, 25.01.2005 03:18)
- (bkz: her kuşun eti yenmez)
- en fazla korktuğum hayvan.hele o camilerin önünde insanların yem verdiği binlercesi yok mu..tam bi kabus benim için onların yanından geçmek zorunda olmak.
- (bkz: kuş gribi)
- latince aves ordosunu oluşturan canlı
- sabahleyin öten kimi zaman huşu içinde dinlediğim kimi zamansa çifteliyle avlamak istediğim uçan şey.
- bir uzvun yerine kullanılan hayvan türü. ata demirer in gösterisinden bir alıntı:
babacan amca: kuş uçuyo mu kuş kuş kuş (eliyle hareketi yapar)
çocuk: ne kuşu bee... hii kafes almam lazım !
- çok masum bir kelime, isim. eğer bir kuşun ne olduğunu bilmeseydim sadece kuş kelimesi bile onun tatlı güzel bişey olduğunu düşündürebilirdi bana.
- tanrı'nın yaratırken en fazla torpil geçtiğini düşündüğüm hilkat-i şahane..
- yüksek ötüş gücü sayesinde kulağa tutunma yetisi maksimum olan uçan cisim.
- esnek türkçemiz sayesinde her yöne çekilebilecek bir kelimedir.bir hayvan ismi,hafif,kel,beyinsiz anlamlarının dışında:
öğretmen-hadi çocuklar bana kuşları gösterin.nerde kuşlar?
öğrencinin biri pipisini açar ve onu gösterir.
- bizim fakültede (bkz: dokuz eylül üniversitesi işletme fakültesi) kızların birbirine hitap şekli. daha rahat anlamanız için hemen cümle içinde kullanıp örneklendireyim:
-kuuş, defterim sen de mi?
-kuşş, makyajım olmuş mu?
-saçım bozulmuş, yapıım, şunu bi tutar mısığn kuş?
koridorda, kantinde, orda burda seslenme halleri de var tabii: -kuuuşşşş, bekle bekle, beni de bekle!
- ay kuş, alışverişe çıksak ya bugün..
-kuşum, yarın pazara gidelim mi?
işte okulda günlerim böyle geçiyor benim. dayanamıyorum, 'sensin kuş' diyesim geliyor, diyorum da bazen, ama anlamıyorlar, saf saf bakıyorlar, ve de hemen unutuyorlar.. ertesi sabah yine aynı şekilde:
-günaydın kuş!
iç sesim ' kuş ne lan kuş neee?! sensin kuş! mal!' dese de, ben dışımdan:
- :) (gülümsemek oluyo bu) sana da günaydın canım.. saçların ne güzel olmuş bugün..
ben de biraz şeymişim sanki, yazınca farkettim. ikiyüzlü gibi böyle biraz, ama tam öyle de değil sanki.. kendime söz söylemek istemiyorum, idare etmek için yapıyorum çünkü, gerçekten! napiim, hakediyorlar ama*
- kuşlar gibi özgürüz...
özgürmüş gibi kuşlar...
(bkz: met-üst)
- ormanda yaşaması gereken bir hayvan. kuşlar ormanda olmayınca, ya da ormanda kuşlar olmayınca, hem kuşlar hem ağaçlar eksik kalıyor.
bir gün üşenmeyin de en yakın orman neredeyse atlayıp gidin. gündüz vakti, hatta mümkünse sabahın erken saatleri olsun. inin arabanızdan, otobüsünüzden, bisikletiniz veya uçan dairenizden; ormanın içlerine doğru bir-iki kilometre kadar yürüyün. sonra durun, sessiz olun ve dinleyin. ağaçların, dallarındaki kuşlar vasıtasıyla, birbirlerine seslendiğini duyuyorsunuz değil mi? geceleyin dallarından, gövdelerinden çıkardıkları çatırtılarla haberleşen ağaçlar, gündüz kalıbı dinlendirir. haberleşme işini de kuşlara devrederler. ormanda kuşlar, ağaçların gündüz sesleridir.
şehrin ağaçları binalar. çok katlı, betonarme, çatılı, bacalı, asansörlü yapılar. onların da kendilerine göre sesleri var ve onlar da sesleniyor birbirlerine. ama sesleri kuş sesleri değil, daha çok boş bir midenin guruldamasını andıran bir takım homurtu ve şarıltılar. o sesleri duymak için sessiz olmaya da, beklemeye de, dinlemeye de gerek yok. siz ne yaparsanız yapın, ister meşgul, ister rahat, ister mutlu, isterseniz üzgün olun, o homurtular, gurultular, şakırtılar ve takırtılar bir biçimde gelip sizi bulacaktır.
şehrin asfalt ve betonarme çevresinde ikamet eden ağaçlar ise birbirlerine seslenmezler. seslenseler bile siz duyamazsınız, duysanız da anlam veremezsiniz ki zaten. şehirde ağaçlar kuşlarından, kuşlar seslerinden, sesler kimliklerinden yoksun kalır.(tembel, 19.04.2008 10:12 ~ 12:03)
- uçağın fikir babası. (-iyi mi oldu şimdi) (+rahatladım dostum, eğer rahatlamışsam yani bu beni iyi hissettirmişse iyidir dostum.maan.yo yo)
- "küçük kuşlar çoğunlukla yürümez, sekerler.yürüme hızları normalin üzerinde olduğu için yürüseler bile yürüyormuş gibi görünmezler.ispinoz, baştankara, serçe ve karga gibi yaşamlarının büyük bir bölümünü ağaçlarda geçiren kuşlar seker.çünkü dalların arası açıktır ve kuşun daldan dala geçerken yürümekten çok zıplaması gerekir."
- başka bir yaşamak alternatifi...
seçme şansım olabilseydi eğer yerinde olmak istediğim, ölümüne özendiğim tek canlı...
uçmayı, cik cik cik ötmeyi, ve minicik midesini doldurmakla sınırlı küçücük ama bi dünya hayat...
hiç kimseden izin alma zorunluluğu olmadan, thy, pegasus, atlasjet, bok püsür vikvik airlines tan rezevasyon yaptırıp bilet almak durumunda olmadan istediği her yere uçabilen, istediği her yere konabilen...
denize, dağa, ormana, buluta ve mütemadiyen gökyüzüne dokunarak bir o yana bir bu yana salınabilen...
albüm yapmak, almak, indirmek zorunda olmadan gönlünce şarkılar söyleyebilen...
stresle hiç tanışmayacak, antidepresan kullanması gerekmeyecek...
ne aşk acısı ne de evlat acısıyla yanıp tutuşacak... kalp ağrısı nedir bilmeyecek...
insanları anlamak zorunda kalmaycak,tecavüze uğramayacak, terörist olmayacak, şehit düşmeyecek, dindar ya da ateist olmayacak...
dans edecek gökyüzünde...
hesap vermeden...
belki onun minicik gövdesini avlayıp, etine tenezzül eden bayağı insanlar tarafından vurulacak...
yine de denize, dağa, ormana, buluta ve mütemadiyen gökyüzüne dokunarak bir o yana bir bu yana salınabilecek...
- güzel bir karakedi şakısıdır. şiddetle tavsiye edilir.
gittiğin yollar yol değil
ettiğin sözler laf değil
kafesteki kuş korkar mı uçmaktan?
seni bırakmak zor değil
şiddetim senin suçun
yara bere içinde
ya unut yavrum beni
ya sev başka biçimde
artık dönmem geriye
artık dönmem geriye
artık dönmem geriye
yüreğim dişlerinin arasında
dudaklarında kanım
son defa gör beni bu gece rüyanda
bu da benden olsun canım
şiddetim senin suçun
yara bere içinde
ya unut yavrum beni
ya sev başka biçimde
artık dönmem geriye
artık dönmem geriye
artık dönmem geriye
- sabah sabah odamın camının önünde ölüsünü bulduğum hayvan. sadece kanatları var, bi de bikaç kemik. hayır, kedi yedi attı desem, yedikten sonra niye yukarı doğru fırlatsın, psikopat mı bu hayvan. yukardan yendi atıldı desem, kanatları yenmemiş, gövdesi de çiğ çiğ yenmiş bi kuş görüntüsü var önümde. böyle insanlarla yaşıyorsam, bavulumu toplayıp kaçarım burdan.
allah'ım nasıl günlere uyandırıyorsun beni. kendimi 90'ların tarık tarcan'lı filmlerinde gibi hissediyorum.
eğer bu bi doğa olayıysa neden benim camımım önü yahu?
- kuş
ağlasana kuş!
herkes gitti
yalnız bıraktı seni
ama bunu sen istedin
pişman mısın?
yoksa yorgun mu?
bitmesini mi istiyorsun yalnızlığının?
ağlamak istiyorsun
ama boğazında kalıyor hıçkırık
birikiyor, biriktikçe doluyorsun
akmıyor
akmıyor lanet olasıca
neden aksın ki?
leşlerin dünyasına
sadece gözyaşı değil o
umutların, korkuların
sevinçlerin, hüzünlerin
ve yorgunluğun
özledin mi?
kim bilir hangi baharda terk ettin evini
kaç bahar geçti?
uçtular birer birer yuvadan
yalnızlık dedin durdun
tadı güzel sandın
önce tatlıydı evet
sonra ekşidi
şimdi acı mı geliyor?
hak ettin bunları kuş
kim kaldı çevrende?
son bir çırpınışla
bağır, çağır
nafile bu haykırışların
kimse gelmeyecek
kimse duymayacak
yalnızsın kuş, yalnız
(bkz: myster)
|