kreutzer sonat   

adana çık aradan

  1. tolstoyun büyük ölçüde kendi hayatını anlattığı romanı. okuyunca müzik konusunda da büyük insan tolstoydan farklı yorumlar edinilir. sanata dair görüşleri oldukça değerli olan değerli bir sanat adamından değerli bir sanat eseri.
    (choban, 15.12.2005 19:14)


  2. bekarların okumaması gereken bir kitap çünkü evlilik hakkında dehşete düşürücü ve bir o kadar da gerçek savları var. işte bu benim evliliğim denebilecek yerler de var. şahsen ben öyle hissettim.
    (dilemma, 06.02.2006 08:49)
  3. "evliliğin devamı için yalnız evlilik öncesinde değil, evlilik sırasında da seksten kaçınmak şarttır." düşüncesine hakim olan tolstoy kitabı.
    (mira, 02.07.2006 01:09)
  4. beethoven'ın keman ve piyano için yazdığı sonatı (op.47). 1.bölümün melodileri çok güzeldir. bir sinirlidir,bir bakarsınız heyecanlıdır,bir bakarsınız aşkı anlatıyordur. 2.bölümde buruk bir sevinç vardır. 3. bölümde ise bir kahramanlık hikayesi vardır.
    (transistör kazancı, 23.01.2007 20:03)
  5. ünlü rus yazar tolstoy'un 1889 yılında yazmış olduğu, kadın erkek ilişkileri uzerine oldukça güzel bir kitap. baştan sona kitap, bir trende karşılıklı konuşma içinde, karısını kıskançlık sebebiyle öldürmüş yaşlı bir adamın evlilik anıları anlatması üzerinden gidiyor. okunulması tavsiyeli küçük bir kitap.
    (nicinicichachanickita, 21.03.2008 17:46)
  6. tolstoy zamanında bu kitabı okuyanlar "evlilikten seks in kaldırılması ve sadece üreme amaçlı birlikte olma" fikriyle sarsılıp "ne diyo la bu? acaba ben mi yanlış idrak ediyorum" diyerek tolstoy a mektuplar yazarlar. bu mektuplarda tolstoy dan duruma açıklık getirmesi istenir. o da cevaben "evet bunu kastettim. seks evlilikten uzak olmalı" diyerek hepsini dumur eder.
    (epicomius, 27.04.2008 15:37)
  7. şiirsel aşka inanan tolstoy'un inançları doğrultusunda yazdığı müthiş eser.okuduktan sonra herkezde bu sonatı dinleme aşkı yaratıyor.
    (inarsenewetrust, 19.05.2008 02:37)
  8. lev nikolayeviç tolstoy'un kendi başarısız evliliğini betimlemeye çalıştığını düşündüğüm kitap. roman boyunca durmadan okuyucuya hissettirilen duygu umutsuzluk ve evlilik kurumunun boğuculuğu. gerçekte, özellikle cinsel haz üzerine, toplumun içerisinde bulunduğu kadın erkek ilişkilerinin rahatlığı ve batı kültürü açısından önemli noktalara temas ettiği muhakkak. fakat evlilik konusunda çok fazla karamsar olması yahut bazı noktalarda gereğinden fazla paranoyak bir ruh halini yansıtması, fazlası ile gereksiz ve kitabı amacından saptıran bir öğe olmuş. şimdi bu yazıyı okuyan bazıları farklı şeyler düşünecektir. fakat hiçbir yazar eleştirilemez değildir. söz konusu kişi tolstoy olsa da.

    sanırım başından itibaren kadının ataerkil toplum yapısı içerisinde dişiliğinin farkında olması, cinsel zevk açısından ve hayvani şehveti bastırabilecek yegane şey olarak düşünülmesi, bugünlerde de fazlası ile doğru. gerçekten de kadının metalaşması ve toplum içerisinde elde edilen siyasi haklar yanın da, kadınların halen pek çok konuda yönetilmeye muhtaç olmaları ya da öyle gözükmeyi seçmeleri bu çıkarımı kanıtlar nitelikte. yazarın belirttiği dünyada neredeyse her şey kadınlar için üretiliyor düsturu, erkeğin sırf kadın için dağları bile delebileceği savı ile birleşince, toplum içerisinde neden belirli bir kokuşmuşluğun zamanla oluşmasını kanıtlar niteliktedir. burjuva hayatının ve artan kapitalistleşmenin rus toplumuna etkisi, gerçekten de kitapta belirtilen yol ile olmuş, cinsel ahlaksızlık, aynı anda pek çok kadınla yaşanılan ilişkiler ve evli çiftlerin birbirlerini durmadan aldatması gerçekten de bugün bile tartışılan bir konu olarak yerini korumuştur.

    tabi sorun sadece aile hayatında çiftlerin samimiyetsizliği değil, sorun kitaba göre uzun süreli bir aşk diye bir şeyin olmamasıdır. özellikle "o tür aşklar ancak kitaplarda olur" sözü yazarın nasıl bir ruh hali içerisinde olduğunu ortaya koyar nitelikte. peki gerçekten de evli çiftlerin sadakatlerini korumaları, birbirilerine sevgi ile katlanmaları mümkün değil midir? bana kalırsa mümküdür, fakat tolstoy öyle karamsar bir tablo çiziyor ki, çiftin çocukları bile sanki ayrı bir dünyadan, ayrı bir ailenin çocuklarıymış gibi. ne baba, ne ana tam manası ile çocukları sevmiyor, adeta onları sadece hayvani bir ihtiyaçla sahipleniyor. üzerine ilişkinin cinsel boyutu da dip yapınca dolayısı ile evlilik hayatı cehennem haline geliyor.

    her neyse, fazlaca sorgulanması gereken bir kitap değil bana göre, elbet pek çok gerçeğe temas ediyor, fakat fazlası ile insani duyguları es geçiyor.
    (madbrother, 20.06.2008 19:31)