1- marx ve engels gibi fikir adamlarının ortaya attığı ve geliştirdiği diyalektik materyalizm ve bu anlayışın topluma ve tarihsel gerçeklere uygulanması sonucu edinilen toplumsal materyalizm kavramlarının ışığında , sınıfsal çatışmaların sonucu edinilecek olan sınıfların olmadığı bir toplum yapısı olan komünist sistemin , vatana , millete hayırlı olacağına ya da tüm dünyaya fayda getireceğine (enternasyonal) kanaat getiren bireye verilebilecek isim.
2- komünizm fikrinin yandaşı olma.
3- birtakım çevrelerce sadece "anti-faşist" ya da milliyetçilik ile belirgin bir çatışması ya da ortak zıtlık noktası olmadığı halde "anti-milliyetçi" , "bölücü" gibi saçma sapan isimlerle anılarak anlamı boşaltılan , yozlaşan kavram.
ülkücü gençlerin favori insanlarıdır, pek severler onlar hakkında atıp tutmayı.
tek tiptir bunlar, kolayca tanımları yapılabilir. hele kendileri aleyhinde dedikodular ayyuka çıkar...
paylaşmayı bilen, hayatı sıkıca kavrayan, hayalleri olan insanlardır.aralarında her insan kadar, her politik insan kadar gereksiz insanlar bulunur. ayrıca askerliklerini "sakıncalı" olarak yaparlar.
kelime anlamı olarak komünizm yanlısı olan kişi olsa da ülkemizde,tuhaf bir şekilde,sağcı olmamak anlamına gelmektedir. sağcı olmayan herkese "komünist" denir.
hakkını arayan işçiye,öğrenciye "komünist" denir,"bu neden böyle,bu değişmeli" diyene "komünist" denir.
komünizm yıkılalı bunca yıl olmasına rağmen neden hala bu halkın en çok yadırgadığı,tepki gösterdiği şey komünistliktir anlamak gerçekten zordur. yıllarca komünizmle özdeşleştirilmiş rusya'da bile tahminimce insanlara bu kadar çok komünist damgası vurulmuyordur.
mükemmel insan için yazılmış bir ütopyayı * ilke edinen, herşeyin yazılanlar gibi olamayacağını kavramamakta ısrarcı, uygulanabilirliği olmayan ve bunu yakın tarihin de defalarca ispat ettiği ideali savunan güruh.
basitçe sınıfsız bir toplum isteyen insanlardır. ota boka komünist diyen, 17 yaşındaki çocukları asan zihniyet yüzünden çoğu cahil kimse tarafından öcü olarak görülmektedirler.
böyle de bir örnek vermek istiyorum, artık "ota boka komünist diyen insanların" varlığını kabullenemeyen aptallara.
http://www.milliyet.com.tr/...
kapitalizmin bu derece vahşi yaşandığı, insanların yabancılaşmayı artık kendi içlerinde parçalara ayrılacak kadar yoğun yaşadığı, enternasyonallikle emperyalizmin karıştırıldığı bir dünyada idealleri için (hala ve inatla )yaşamayı seçen insanlardır. güzel insanlardır.
yurdum insanı gomonist der onlara, çoğu yaşlı insanın korkulu rüyasıdır.
özellikle ninelerin dedelerin aklında komünist = din düşmanı, servet düşmanıdır.
devlet sevmez komünistleri, kimini yıllarca inkar eder, okul kitaplarında boy göstermesini yasaklar*, kimi sınır köylerinden birinde faili meçhul! bir cinayete kurban gider*.
herkes eşit olsun diyen kişi olması gerekirken günümüzde herkes benim istediğim gibi olsun düşüncesini savunan kişidir.
(bkz: kavramların içini boşaltmak)
hala türkiyede komünistlere ateist gözüyle bakılması sanırım bu kelimenin anlamının sapmasından kaynaklanmaktadır komünizme girmeden önce basitce kelime kökenine bakmak birçok şey anlatır bence. (bkz: kavramların içini boşaltmak)(bkz: populizm).
komünizm komün yaşamak kökünden gelmekle beraber, komün yaşamın ateistlik veya dinsizlikle pek bir bağlantısının olduğunu sanmıyorum.(bkz: komün)yani bir insan 5 vakit namazda kılabilir,haccada gidebilir. bu onun komünist olmasına engel degildir.aslında ülkemizde bu tip sorunların çıkmasının tek nedeninin insanları sınıflandırmak oldugu kanaatindeyim.bu yüzden,nesillerden beri birbirimizi bak x komünistmiş,bak y ülkücüymüş diye ayırıyoruz.aslına bakarsanız bu ayrımın bazılarının işine yaradığı bir gerçektir.
(bkz: böl ve yönet)
şekil değil şuurdur. şekilci olanları ise; 30 yaşını aşmış komünistlerdir, pos bıyık bırakıp, saçlarını üç numara yaparlar, bir de gözlük takarlar ki beş yüz metreden komünist olduklarını anlarsınız.
taksim bakırköy gibi kalabalık yerlerde öğrenciler tarafından satılan haftalık dergi.
zaman üniversite zamanı, taksimden mecidiyeköye gitmem lazım ve cebimde sadece otobüs param var. taksim mc donaldsın önünde kızlı erkekli bir grup ellerinde dergi, canhıraş bir şekilde insanların önüne çıkıyorlar ve satmaktan öte insanların ilgilenmesini istiyorlar.
gerçekten heyecanlılar.
farkettim ki onları seyretmeye başlamışım. dedim ki içimden "gidip ben de bi tane alayım, ama alırsam mecidiyeköye kadar yürümem gerekecek," demirel geldi aklıma "yollar yürümekle aşınmaz" deyip yanaştım birinin yanına.
peşlerinden koşup nazlarını çektikleri insanların yerine kendi ayağı ile dergi almak isteyen biri gelince, iki üç kişi oluverdiler hemen ve çok takdir ettiğim bir şekilde "dergimizi ilk defa mı alıyorsunuz? toplumsal problemlerle ilgili misiniz" gibi beni tartmaya yönelik sorular geldi hemen akabinde. dedim ki "düşünce yapımın sizin düşünce yapınızla hiç bir ilgisi yok, sadece mücadeleniz, gayretiniz hoşuma gittiği için almak istedim".
politik görüşümü öğrenmek istediler, "siyasete inanmadığımı" söyleyip, "kolay gelsin" dileyerek yürüdüm mecidiyeköy'e.
nasıl diyor siz sözlükçüler bu da böyle bir anım işte.
bu vesile ile,
düşüncesi için mücadele eden herkese sonsuz bir saygım ve gıptam var. bunların içinde komünistler, dindarlar, misyonerler ve akla gelebilecek tüm ideoloji sahipleri var. bazılarının yaymaya çalıştığı fikirler benim için hiç bir anlam ifade etmese de, değil mi ki gayrettedir insanlar, o yeter.
çünkü insan olmanın şiarı kendi için istediği güzeli, başkası için istemesindedir.
eğer kızıl şafakların doğduğu gün herkesin mutlu olacağına inanan bir devrimci, fikrini bana sana anlatmak derdinde değilse insanlıktan nasibi o ölçüdedir, yine aynı şekilde dindar insanlar kendileri dinlerinin gereklerini yapıp sonsuz hayatlarını kurtarma telaşındayken sağlarına sollarına bakmadan kendilerinden başka kimseyi düşünmeden yaşıyorlarsa din kemalden çok uzak demektir.
ve daha nice örnek mümkündür.