eskiden elinde bonibonla eve gelen babanızın "oğlum şu arabayı almayı düşünüyorum, senin fikrin nedir?" dediği andır. tabi baba oğul ilişkisine göre değişik versiyonları da olabilir. "ulan eşşek kadar adam oldun hala bi boka yaramıyorsun" lafı da büyümeyi temsil ediyorsa da kişinin anlaması için biraz kasması gerekebilir. çünkü birinci durumda kişi büyüdüğünü anlar, ikincide baba tarafından telkin edilir.
müzik dinlerken şarkının adı ve söyleyenin adı yeterken artık hangi ülkeden,kaçıncı albümü,kimlerle çalışmış,bu şarkı şunun coverı ...gibi ucu bucayı olmayan araştırmalara,muhabbetlere girildiği an
*20 yaşına bi kaç sene kaldığını farkettiği andır.
*yoğurdun kaymağını paylaştığı andır
*tencerede arta kalan puding kalıntılarını sıyırmayı zaman kaybı olarak gördüğü andır.
artık bazı şeylerin ağır geldiğini, kayıplarının arttığı, hayatın zorluğunu anladığı, sorumluluklar aldığı, bazen yorulduğu ama pes etmemesi gereken andır.
çocukluğunun, ilk gençlik yıllarının yaşandığı yere tekrar gittiğinde, zamanında evlerin yer aldığı alanın büyüklüğünden kaybolduğunda korktuğunu hatırlamak ve sonra her yerde kalan anıyla ne kadar da küçük olduğunun farkına varmak.bir zamanlar en güzel ve en üzücü anlarını yaşadığını eve girebilmeyi, uyuyamadığın gecelerde dışarı izlediğin pencereden bir kerecik de olsa bakabilmeyi istemek ama cesaret edip de şu an başkalarının yaşadığı evin zilini çalamamak..merdivenlerden koşar adımlarla indiğini hatırlamak, ağır ağır aynı merdivenlerden inerken..aynı yollarda yürürken aynı şarkıyı söylerken bulmak kendini..ses biraz daha kalın ve gözlerde saklamak istediğin yaşlarla büyüdüğünü hissetmek.. bisiklete binmeyi öğrenen çocuğu izlerken..
24 yaşında üniversiteden yeni mezun olmuş olup,karşı komşunuzun 17 yaşında üniversite 2'ye gitmesini öğrenmeniz,kendinizi birden herşey için geç kalmış hissetmeniz,iş güç derdine düşmeniz,bunların yetmeyip ablanızın evlenmesiyle ailedeki küçüklüğünüzün öğrenciliğinizin bitmesi büyüdüğümü anladığım andı.