ciftir mesela. o ne güzel kokudur öyle. sonra ruj. bunlar hem asıl amaçları için kullanılsın, hem yensin isterdim. tabii unutmadan bir de arap sabunu. renkli sabunlar da yenebilseydi.
dersaneden aç, yorgun ve de beş kuruşsuz bir şekilde eve gelirken lokanta camının arka tarafında fır fır dönen kızartılmış tavuklar. o an keşke yiyebilsem o tavuğu diyorum. sonra her zaman cebimde bulundurduğum bir parça somun ekmeğimi çıkarıp sözde tavuğa bandırıyorum havasıyla cama bandırıyorum. ardından mekandan bir adam gelip''arkadaş, az önce ekmeğini camıma bandırdın. o yüzden ver bakalım cam parasını'' diyor. sonra ''sen şaban filmlerini çok izlemişsin aga, siktir git'' diyorum. halbuki istesem üstüne adamdan para bile alabilirdim...
tipitip kokulu gardrop kokuları satılıyor ya, hani tablet naftalinin pembe, mavi, sarı, yeşil fosforlu renklere boyanmışı gibi şeyler.. işte yemek istiyorum onları ben.. ne güzel kokuyorlar öyle yahu..