görseller
kadınlarkadınlar
  
belki ilginizi çeker
  1. · adolf hitler
  2. · klara polz
  3. · bütün kadınlar çiçektir
  4. · erkek ve kadın ilişkisi
  5. · charles bukowski
  6. · öldürmeyip süründüren şeyler
  7. · fa90
  8. · her zaman her yerde erkekler teklif ediyormuş
  9. · erkekleri ağlatan şeyler
  10. · kadın zekası
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · author gibi erkekler
  2. · call of duty modern warfare 2
  3. · disko kralı
  4. · dinde zorlama yoktur
  5. · erkekte ses tonu
  6. · banu güven
  7. · allahın belası piç şerefsiz altıncı nesil yazarlar
  8. · zakkum
  9. · sıfırın önündeki bir

kadınlar  

 sayfa  / 3
  1. (bkz: adolf hitler)
    (bkz: klara polz)
    (skuba, 31.01.2005 22:19 ~ 22:19)
  2. insanların bilinçüstü idollere farkında olmadan ve istemsizce tapınarak o idollerin anlayışına iştirak etmelerinin bir zorunluluk olduğu ve bu şekilde olacak biçimde tanımlanmış ve tasarlanmış bir dünyada , çocuk bilinçaltını en çok etkileyerek onun idolünü belirleyen anneler tarihin de tüm günah ve sevaplarına gebe olan kimselerdir.

    bu yüzden kadınlar tarihe yön veren insanlardır , onların doğasının etkilerini anlamak için çocuğu için kendini ölüme atan ve göz oyan kargaları ayrıca erkeğini yiyen karadulu aynı anda düşünmek , hayal etmek gerekir.

    ayrıca kadınlar elbette evrimlerini tamamladıkları için insan ırkının pasif cinsidir.evrim erkeğe göre olduğundan ve biyolojik olarak y kromozomunun evrimini tamamlamamasından dolayı sürekli gelişmeye iştirak eden erkek davranışı , kadın davranışına baskındır.

    fakat önem ile belirtmek isterim ki victor hugo şöyle demiştir ;

    "kadınlar zayıftır fakat analar güçlüdür."

    ki zaten yazının başında bahis ettiğim olguyu kısmi olarak özetlemektedir bu yüce söz.

    ama niteliksel farkların yarattığı olgular elbette reddedilecek , biyolojinin getirdiği faşizmden korkulacaktır , elbette doğal.
    (skuba, 31.01.2005 22:27 ~ 22:28)
  3. ahmet kayanın yorumladığı bir şarkının adı.
    (all of nothing, 15.04.2005 00:13)
  4. sade gibi ama çok karışık, zayıf gibi ama çok güçlü, akıl karıştıran ama hayranlık uyandıran, insanı çıldırtan ama mükemmel, çok güzelse nadiren sadık, çok sadıksa nadiren güzel olan varlıklardır.
    (scarlet, 26.04.2005 13:46)
  5. (bkz: çiçek)
    (asyymetric, 28.04.2006 22:06)
  6. (bkz: bütün kadınlar çiçektir)
    (bkz: kadınlar çiçektir ve çiçekler su ister)
    (pati, 28.04.2006 22:11 ~ 22:12)
  7. charles bukowski'nin bir kitabı.

    ayrıca,kadınlar hakkında bıdı bıdı konuşanlara onlar kadar başınıza taş düşsün demek istiyorum.
    (bettyboop, 28.04.2006 22:21)
  8. her kadının anne olma potansiyeli olduğu düşünüldüğünde cennetin ayaklarının altında olduğu ademoğulları
    (marvin, 01.05.2006 12:38)
  9. kadının biri maldiv adalarında bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, kadın lambayı kumların içinden çıkarmış ve ovalamış. lambadan bir dudağı yerde bir dudağı gökte bir cin çıkmış... cin e fırsat vermeden kadın atılmış;
    -üç hakkım var değil mi?
    cin in canı sıkılmış.
    -evet ama yüksek enflasyon, iç piyasadaki daralma, üçüncü dünya ülkelerindeki düşük maaş oranları ve güney asya daki tsunami yüzünden sadece sana bir dilek hakkı verebilirim.
    kadın kabul edince sormuş;
    -vet söyle. nedir dileğin?
    kadın hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak;
    -orta doğu da barış istiyorum. bu haritadaki ülkeleri görüyor musun? bu ülkelerin birbiriyle savaşmayı bırakmasını barışın tesis edilmesini diliyorum.
    cin haritaya bakmış ve dehşetle;
    -yav kadın. bu ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar. tamam işimde iyiyim ama o kadar da değil. bunun yapılabileceğini sanmıyorum. başka bir dilekte bulun.
    kadın birkaç dakika düşünmüş ve;
    -hayatım boyunca doğru erkeği bulamadım. bilirsin işte hem düşünceli hem eğlenceli biri. mutfağı sevecek, ev işlerinde yardım edecek, annemin yanında kuzu olacak, sürekli futbol izlemeyecek ve sadık olacak bir erkek diliyorum.
    cin derin bir iç çekmiş;
    -uzat şu kahrolası haritayı.
    (kibarfeyzo, 15.07.2006 20:20)
  10. her zaman kendilerinden bahsettirirler.
    (ccuk, 26.08.2006 19:57)
  11. bir kadın çocuktur aslında.
    çocuk gibi davranmayı sever.
    erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister.
    bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını.
    ama her kadın çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.
    yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz,
    ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz.

    bir kadın güçlüdür aslında.
    hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.
    ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez.
    ister ki erkeğin gücü kendisine huzur versin.
    kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler.
    böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de
    erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.
    ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz.
    yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.

    bir kadın sevgilidir aslında.
    içinde her zaman sevgiyi taşır.
    sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. sevdiklerini kolay kolay kıramaz.
    zor sever ama tam sever.

    bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için
    yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.
    ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.
    belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.
    ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz.
    sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette.
    bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acımak" duygusudur.

    bir kadın yalnızdır aslında.
    hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz.
    kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır.
    o dünyaya kimsenin girmesine izin vermez.
    hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz.
    yalnızlık onun sığınağıdır.
    o sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

    bir kadın bilgindir aslında.
    neler yapabileceğini erkek akli hayal bile edemez.
    yaratıcılığının sınırı yoktur.
    ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler.
    hoyratça harcamaz yaratıcılığını sadece erkeğine saklar.
    bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir.
    çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır.

    bir kadın hayattır aslında.
    çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor.
    yemek yemek, su içmek bile.
    bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup
    içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz?

    anlıyorsanız ne mutlu size. anlamıyorsanız, ne yazık ki yaşamıyorsunuz.


    can dündar / bir kadın
    (ohannesburger menu, 08.01.2007 19:53 ~ 19:54)
  12. nâzım hikmet'in bir şiiri.

    ve kadınlar,
    bizim kadınlarımız:
    korkunç ve mübarek elleri,
    ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
    anamız, avradımız, yarimiz
    ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
    ve soframızdaki yeri
    öküzümüzden sonra gelen
    ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
    ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
    ve karasabana koşulan
    ve ağıllarda
    ışıltısında yere saplı bıçakların
    oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
    kadınlar,
    bizim kadınlarımız
    (ornitrin, 12.01.2007 01:24)
  13. "her türlü iyilik ve kötülük bizim bacaklarımızın arasından çıkar ve gençliğimizde her iyilik ve kötülük gene oradan girmeyi hayal eder."
    (ohannesburger menu, 07.03.2007 22:19)
  14. kadınların da anlamadığı şey.
    (gitaristkaptan, 16.03.2007 19:25)
  15. - bütün kadınlar baş belasıdır ismet... senin annen, benim annem bi de senin kız kardeş hariç...
    + teyzemi de severim ben.
    - teyzen de hariç...
    + amca kızı?
    - tamam ismet konu kapandı.
    + aaa. amca kızı dışarda kaldı..

    (bkz: yiğit özgür)
    (stairway to heaven, 29.05.2007 01:00)
  16. bir kadın ve bir erkek varsa aynı ortamda, herhangi bir konu üzerinde eğer kadın isterse uzlaşırlar.

    iki erkek varsa her türlü uzlaşabilirler.

    bir kadın varsa zaten orada mutlak kararsızlık vardır.

    eğer ki iki kadın varsa biri mutlaka diğerinin savunduğunun tersini savunacaktır.

    kadınlar çiçektir dersiniz, eğer ki canı saçma sapan bir şeye sıkılımışsa "bana ot mu demek istiyorsun sen?" diyerek arıza çıkabilirler. kızıp bağırırsınız ne kadar da "erkeksin" diyerek iyice bağlanırlar.

    bir çiçekle de bir pırlantayla da mutluluktan havalara uçabilirler. ekonomi bilimini tek bir kararlarıyla göt edebilirler. çok severlerse her şeyi yapabilirler, eğer ki bir şeyleri göze almaktan çekiniyorlarsa sevgilerinde bir problem vardır. kadınlar için aşk sözkonusu olduğunda risk ortadan kalkar.

    bir arkadaşım ailesi türkiye'de başka bir şehirdeyken okul için gittiği italya'dan sevgilisini görmeye izmir'e gelmeyi göze alabiliyorken başka bir bağyan arkadaşım sevgilisini "ayh annem görür, ayh babam görür" bahanesiyle 5 dk görmek için bile dışarı çıkmazdı. ikinci örnekteki bağyan bir yaz tatilinde sevgilisini iki erkekle aldattı. birinci örnekteki mi? bilet parası biriktirip yine gizli gizli italya'dan türkiye'ye gelme planları yapıyor...

    neyse, bu dahil bütün genellemeler yanlıştır ama kadınlar için yapıan genellemeler genellikle doğrudur.
    (tazmanya canavarı, 29.05.2007 01:18)
  17. (bkz: @1514608)
    (coughlin yasası, 02.06.2007 12:23)
  18. en zayıf noktaları kalpleridir. buna karşın zayıf noktasından bir kez vurduğunuzda o nokta en güçlü noktaları haline gelir ve asla unutmazlar.
    (dna, 17.08.2007 22:50)
  19. onları yaz yaz bitmez boş sayfalara.

    (bkz: rüzgar)
    (bkz: gripin)
    (weird science, 09.09.2007 18:09)
  20. dört duvara hapsedilmiş, yarı esir olanları vardı eskiden.

    "evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan kızartıyor,
    televizyon seyrediyor, akşam çalan kapıyı açıyorum,
    açtığımı gören olmuyor.
    pişirdiğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor.
    çay demleniyor, demleniyor, demleniyor…" **

    en büyük taktiri de analar hak ediyor. pişirdiğini yediklerimiz...
    (one more cup of coffee, 24.10.2007 11:24)
  21. göğüs çatalını açmak, ama kimsenin kendisine bakmadığını hissetmek isteyen insan cinsidir. hayır, ama kadınlar birilerini kendilerine baktığını, önemsendiklerini hissetmek isterler. ama aynı anda dekolte giymiş bir kadına bakan bir erkeğe de kaş çatarlar.
    zeki, kendini yetiştirmiş erkekle birlikte olmak isterler. ama dur, entelektüel erkekler ve kadınların büyük çoğunluğu seçicilik kriterleri nedeniyle yalnızlıktan muzdaripken tüm serseri tipler mutlaka birileriyle beraberdir. kadınlar aslında. hayır ama… lan! lan kafam karıştı. zor bu kadınlar, gidip bi uma thurman izleyeyim ben.
    (one more cup of coffee, 25.10.2007 00:49)
  22. sual olun(a)mayacak zat-ı muhteremler. kadın erkek genellemeleri yüzünden hapsedilmiş, hayat orgazmının -den halleri.
    (serzenis, 14.11.2007 12:51)
  23. çok sevilmenin hayalini kuruyoruz hep. "sevdiğinle değil seni sevenle daha mutlu olursun." öğütleriyle dolduruyoruz kulaklarımızı. filmlerde anlatılan romantik aşk hikayelerine inanalım istiyoruz. inanıyoruz çoğu zaman da. tanıştığımız anda tüm hayatımızı değiştirecek, ayaklarımızı yerden kesecek, dünyanın geri kalanını unutturacak birilerini bekliyoruz. beğendirme benzeri güdülerle yetişiyoruz. "seni oğluma almayacağım." diye espri yapıyoruz kendi aramızda.

    etkilenip ağladığımız filmler midir gerçekten? yoksa sahip olamadığımız ve olmak için kendimiz olmaktan vazgeçebileceğimiz muhteşem(!) aşk mıdır yoksa? kahramanların hayatlarının milyonda biri, olabildiğince abartılı yansıtılırken ekrana, biz de zaten bunu görmek istiyoruzdur. aşk için insanların her şeyi gözden çıkaracağına, işinden, ailesinden, yaşadığı şehirden, hayat tarzından vazgeçebileceğine inanmak istediğimizden ağzı açık izleriz bu tarz filmleri. hangi dönemde geçerse geçsin ortak nokta birbirlerini bulduktan sonra değişen hayat görüşleridir. birbirleri için değişirler(?). biz izledikçe beynimize inceden işlenir bu düşünce. değişmeyen kişileri aşık olmamakla suçlarız yeri gelir. "beni yeterince sevseydi şundan vazgeçerdi" gibi şeyler döner zihnimizde. yeterlilik derecesi peşinde koşarken biz kayıp gider avuçlarımızdan varolanlar.

    "sen hiç bana çiçek almıyorsun!" bununla da kalmaz sürekli olarak onaylatmak isteriz: "beni sevmiyor musun artık?" kendimizi mutsuz ederek başlatırız genel mutsuzluğu. ne istediğimizi bilemeyiz bir türlü. çok kıskanç diye şikayet ederken, kıskanmayınca önemsenmediğimizi hissederiz. hiç ilgilenmezken etkileyici bulabilirken, ilgisini hissettiğimizde "ağzımın içine düşecek, fenalık geldi." deriz. hiçbir zaman kırmak istemeyiz. hep arkadaş kalmak isteriz. pek çoğu tam evlenilecek kişidir fakat biz şuan evlenmeyi düşünmüyoruzdur. sevgili olmak isteyen birinin neden arkadaşlıkla yetinmek istemediğine anlam veremeyiz.

    "nasıl olsa değiştiririm." düşüncesi oldukça güçlüdür zihnimizde. değişmediğini gördüğümüz zaman yaşadığımız buhranlar başarısızlık duygusunu yedirememektir aslında. ilişki boyunca her şey için olabildiğince olumsuz yorumlar yapabiliyor iken, anlaşılmaz bir olumluluk çöker üzerimize gönül ilişkilerinin son dönemlerinde. anlamak istemeyiz. "seni artık sevmiyorum dedi ama, ben biliyorum aslında hala seviyor beni." veya "ayrılmak istedi, fakat göreceksiniz tıpış tıpış gelecek ayağıma." hatta ve hatta, "nasıl olsa gelecek geri bak o zaman nasıl süründüreceğim onu." bunların sonu sadece daha fazla acıdır. kabullenmeyi reddetmek uzadıkça, çekilen acılar artar. nedense yürümeyen veya başlamayan ilişkileri karakterimize hakaret olarak algılarız.

    gerçeklerden uzaklaştıkça beklentilerimiz artar, daha fazla bekledikçe gerçek hayattan daha fazla uzaklaşırız. sonuç olarak da yara bırakmış kötü tecrübelerin semeresini her zaman yeni insanlara çektiririz. biz en çok kendimizi düşünürken, karşı taraf daha çok bizi düşünsün isteriz. ve tüm bunları gerçekten sonuna kadar hissederiz. geceler boyu ağlar, tüm umudumuzu ve güvenimizi kaybederiz. hayat bundan sonra devam etmeyecekmiş veya etse bile biz acılar içinde kıvranacakmışız gibi hissederiz. böyle bir anda izlediğimiz bir aşk filminin etkisi altında kalabiliriz kolaylıkla. "ben böyle bir aşk istiyorum zaten, onunla mutlu olmazdım" diye teselli ederken kendimizi, kafamızdaki şablonun detaylarını keskinleştiririz. hayatımıza girenleri bu şablonlara yerleştirmeye çoğu zaman da sıkıştırmaya çalışırken karşı tarafı ne kadar yaraladığımızın farkına varmadan, "yine olmadı, ben asla aradığım aşkı bulamayacağım" diye feryat ederiz. aramak boşunadır.

    aman allah’ım biz kadınlar ne kadar karışığız...
    (closer, 21.11.2007 12:48)
  24. ayrı dünyalardır.

    belli bir döngünün parçası olduklarından o döngünün yaydığı enerji hayatlarını etkiler. duygularını, düşüncelerini, herşeylerini... memnun edemezsiniz hiç bir şekilde kadını. memnun olduğunu söyleyen kadın memnuniyet sızdırıyordur. bugün değil yarın değil ama illaki gün gelecek sizinle mutsuz olacaktır.. mutluysa bile mutluluğu bozulacağından korkup mutsuz olacaktır. seçme şansı olmayanlar, mutsuz olmasına rağmen erkeğine mutluluğu elde ettiğini düşündürterek bitirecektir hayatını. erkek kafasında bir tilki bile yaratamazken kadının kafasında 40 tilki dolanacak ve hiç birinin kuyruğu diğerine dolanmayacaktır. bir güzel gülümseyişlerini erkeklerden esirgemedikleri zaman işte o zaman hayatın güneşi doğar. zordur elde etmek kadınları. doğadaki her hayvanın dişisine kur yaparken çektiği zorlukları insanoğlu da çeker. ama insanoğlundan başka hiç bir türde kapris yoktur. kadınınızı elde etmek elde tutmaktan her zaman daha zor olacaktır.

    sizin için ölen sizsiz bir şey yapamayacak kadınınız, gün gelir karın boşluğunuza sapladığı bıçağı kanırtarak "ben başkasını seviyorum" der.
    (hansvoralberg, 29.12.2007 22:46)
  25. oscar wilde'nin kadınlar üzerine özdeyişleri vardır:

    kadınlar sevilmek için yaratılmışlardır, anlamak için değil.(gizli olmayan sfenks adlı eserinden)

    kötü kadın can sıkar, iyikadın bunaltır. aralarındaki tek ayrım budur.(lady windermere'in yelpazesi adlı eserinden)

    kadınlara iyi davranmanın tek yolu, güzelse onunla, sıradansa başkasıyla sevişmektir.( ciddi olmanın önemi adlı eserinden)

    sıradan kadınların sığınağı, güzel kadınların yıkımıdır ağlamak. (lady windermer'in yelpazesi adlı eserinden)

    sade kadınlar çok yararlıdır.saygın biri olarak ün kazanmak istiyorsanız, onları yemeğe çıkarmanız yeterlidir. öteki kadınlar çok çekicidirler. ama bir yanılgıdan kurtulamazlar.genç görünmek için boyanıp dururlar.(dorian grey'in portresi

    boşuna uğraşmayın kadınları anlamak için: bir resimdir kadınlar, erkeklerse bir sorun..(önemsiz bir kadın adlı eserinden)
    (baharda geldim, 02.01.2008 12:45)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil