köy enstitüleri 

 sayfa  / 3
adana çık aradan

  1. komünist yetiştirdiği gerekçesi ile daha sonra kapatılan mekanlardır.
    (digitallart, 30.10.2005 04:07)


  2. zamanında türkiyede gerçek anlamda tam bir "insan" yetiştirmiş kuruluş. asıl kuruluş amacı fakir ve cahil olan ülke insanını en kısa zamanda uygarlaştırmaktı. burada öğrenciler her yönden eğitiliyor, tarımdan matematiğe kadar her alanda uzmanlaştırılıyorlardı. yetişen öğrenciler daha sonra kendi köylerinde öğretmen olarak atanarak, bildikleri ve tanıdıkları coğrafyaya ve insana 20 yıl süreyle hizmet ederek, devleti büyük bir harcamadan kurtarıyorlardı. öğrencilerini yetiştirirken sadece öğretim kısmıyla değil aynı zamanda eğitim kısmıyla da ilgileniliyor, onları milletine faydalı, sosyal yönü kuvvetli, akılcılığı ön planda tutabilen, hakkını savunan insanlar olarak mezun ediyorlardı. torpil olmayan ender kurumlardandı. hatta bir devlet erkanının ziyaretinde yemekhanede ona farklı yemek verildiğini gören öğrenciler bu durumu protesto etmişler. fakat şeker hastası olan öğrencilere çıkan yemekten, kendiside şeker hastası olan bakanın önünde görünce özür dilemişlerdir. daha sonraları "kominist yuvası" , "erkek ve kız öğrenciler bir arada okutuluyor, dine aykırı!" gibi söylemlerle enstitülerin adını kötüye çıkaran bazı kesimler inönüyü zor durumda bırakıp, okulların kapanmasını hedeflemişlerdir. bu politikaları tüm cahil halka yayılınca, inönü bir dahaki seçimleri kaybetmemek için enstitüleri kapatmıştır.
    (coban, 30.10.2005 04:35)
  3. bugün en ücra köşelerde yaşayan dedeler ve nineler okuma yazma biliyorsa, toprağı işleyebiliyorsa, az çok ev işinden anlıyorsa, kendi söküğünü kendi dikebiliyorsa köy enstitüleri sayesindedir. zira burada yetiştirilen bir öğretmen her konuda donanımlı olarak mezun oluyor, tayin edildiği köydeki herşeyden sorumlu oluyordu. köylüye okuma yazma, matematik öğretiyor, çiftçiye modern tarım tekniklerini, kadınlara bir takım el işlerini, çocuklara ise ilkokulda öğrenmeleri gereken herşeyi öğretiyorlardı. bugün dünyada bu enstitülerin dengi başka bir okul yoktur, çünkü sadece karın tokluğuna bu fedakarlığı yapacak bireyler bulmak neredeyse imkansızdır. köy enstitülerinde yetişmiş bir kaç öğretmen bugün hala hayattadırlar, ve mezun olduktan sonra bir daha hiç görmedikleri sınıf arkadaşlarından ağlayarak, hasretle bahsederler. zira küçük yaştan itibaren okulda kardeşten de öt bir birliktelik içinde yetiştirilmişlerdir.
    ayrıca bugün köylere atanan öğretmenlerin bu denli saygı görmelerinin sebeplerinden biri de budur, o dönemde öğretmen köyün herşeyidir; öğretmeni, doktoru, veterineri. bugün herhangi bir köye gitseniz, kahvede otururken ben öğretmenim deseniz, birden bey, hanım olursunuz, saygıyla bakarlar size.
    kapatılma sebepleri hakkında çok çeşitli söylentiler vardır, komunizm gibi bir tehlike yurdun heryerindedir, ayrıca kız erkek bir arada okuyor, ahlak kuralları ne oldu gibi bir takım laflar ile, bu konuya henüz hazır olmayan halk kışkırtılmıştır. hangi sebeple kapatılırsa kapatılsın, bugüne kadar gelmiş geçmiş en köklü eğitim reformlarından birinin temel ayağı olan bu proje, misyonunu kısmen tamamlamış, ama asıl büyük hedefe varamadan dibinden dinamitlenmiştir.
    (lightblue, 30.10.2005 04:58)
  4. fakir baykurt gibi değerli bir yazarı bizlere kazandırmış, eşsiz eğitim kurumları, gerçek anlamıyla ilim irfan yuvası idi.
    (boco, 02.11.2005 02:38 ~ 19:37)
  5. inönünün cumhuriyetin en sevgili eseri olarak nitelendirdiği ve her zaman takip edeceğini söz verdiği ancak oy potansiyelinin düşmesi, enstitülere muhalif olanlara karşı duramamayışından ötürü yine kendi eliyle kapattığı türk devrim tarihinin en önemli eserlerinden biri olan eğitim öğretim kurumu.

    (bkz: hasan ali yücel)
    (bkz: ismail hakkı tonguç)
    (aglaures, 31.03.2006 18:54)
  6. türkiye’de, köy enstitülerinin en önemli amacı,yeni bir aydın fikirli taşra kuşagı yaratmaktır. böylece köye tepeden bakan bir anlayışa karşın, köy sorunlarının içinde pişmiş, her türlü açlığı ve sefaleti görmüş, köyü yakinen tanıyan köylü çocuklarının eğitilerek köye gönderilmesi düşünülmüştür. köy enstitüleri sadece bir eğitim hamlesi olarak ele alınmamalıdır.
    sağcı kesim solculuk aşılandığı iddialarıyla solcu kesimde de bazıları öğrencileri çalıştırmak ve köydeki öğretmenin zorunlu hizmeti nedeniyle karşı çıkıyordu.ama aydınlanmayı yakalayan halk sahip çıkıyordu.
    “ben...güneşin altın sarısından içtiği şarapla mest ve birbirine sokularak bahtiyar bir insanlığın istikbalini kendi milletimin ilerideki mesut günlerinde gören ve bu hayal içinde bütün saadetini bulan biriyim.” diyen hasan ali yücel koministlikle suçlandı.bakanlıktan alındıktan sonra komünistlik suçlamalarını göğüslemek üzere, 3 yıl boyunca mahkemelerde savaş verdi. oradan oraya sürüldü. inönü’yü bir daha hiç görmedi. 1960 haziranında hasanoğlan köy enstitüsüne yaptığı son ziyaretten bir hafta sonra, geçirdiği iç kanamayla öldü.
    köy enstitüleri, öğrenci merkezli,konuşan-kendini ifade edebilen-üreten öğrencilerin özgür köylünün olduğu, halkın çıkarlarını savunan, democrat, bilimsel düşünen insanlar yetiştirmek amacında olan eğitim kurumlardır ve ülkemizin de önde gelen birçok bilim ve edebiyat insanı bu kurumlarda yetişmiştir.
    bu günkü ezberci eğitim köy enstitülerinde yoktu. testler içinde boğulan değil, düşünen, okuyan, üreten, kendini ifade edebilen öğrenciler yetiştiriliyordu., yoksulluk yıllarında bile parasız eğitim verilirken, bugün eğitim sistemimiz paralı hale gelmiştir. şimdiki gibi koltuğunda oturan değil, bilinçli ve çalışkan yöneticiler, mesleğine daha duyarlı, işine saygılı öğretmenler vardı. kısıtlı imkanlarda birçok öğretmen yetiştirilmişken şimdi birçok öğretmen açığımız var. şimdiki gibi sadece öğretim değil, eğitim ve öğretim veriliyordu ve öğrencilerin özel ilgi ve yetenekleri gözardı edilmiyordu.
    biz şu an sadece matematik problemlerini hızlı çözen bir nesil olarak yetişiyoruz. hepsi bu... ötesi yok.
    (hydramec, 10.04.2006 00:12)
  7. 17 nisan 1940 ta açılma kararı alınıp 1951 e kadar hayatına devam etmiş kurumlardır

    17 nisan köy enstitüleri günü olarak kutlanır
    (abece, 02.07.2006 23:10)
  8. kapanmasından bir yıl kadar önce bu enstitüleri değerli ve önemli kılan şu gibi özellikleri kendilerinden alınmıştır;
    -öğrencilerin seviyelerine uygun olmadığı gerekçesiyle klasikler yasaklanmıştır(ki bir öğrenci bir yılda en az 25 klasiği bitirmek zorundaydı)
    -öğrencilerin yönetime katılması uygulaması kaldırılmıştır
    -serbest okuma ve tartışma saatleri kaldırılmıştır v.s.

    bu müfredat değişikliğinden sonra(ki pratikte köy enstitüsü diye bir şey kalmamıştır artık) resmi olarak "benzeri okulların varlığı" sebebiyle tamamen kaldırılmıştır.
    (bkz: ağlamak istiyorum)
    (la mer, 16.10.2006 15:01)
  9. köy enstitüleri kurulduğu zaman bütün dünyada ses getirir, bütün dünya türkiye nin bu sistemine özenir. hala çok önmli pedagoji ansiklopedilerinde türkiye de bir zamanlar uygulanan bu sistem örnek gösterilir. neden?

    -çünkü bu okullarda öğrencilere dersler daha doğrusu eğiti öğretim uygulamaya yöneliktir çünkü amaç nitelikli iş yapan öğretmen yetiştirmektir. örneğin fikikteki hareketli makaraları onlar ğla taşırken öğrenirler, okulun elektiriğini kendileri kurdukları dinamolar sağlar v.s.

    -her öğrenci bir dönemde 25 klasik okumak zorundadır

    -her cumartesi toplantıları olur. bu toplantılar öğrencilerin yönetimi ya da yine kendilerini eleştirmek içindir

    -her sabah 1 saat serbest okuma saatleri vardır.

    v.s. v.s. v.s.
    (la mer, 21.10.2006 00:36)
  10. birçok usta yazarın, tiyatro oyuncusunun yetiştiği yerlerdir.
    (dna, 21.10.2006 01:13)
  11. insanı insan gibi yetiştiren,yetiştirdiği insanlarla gurur duyduğumuz,bu ülkede her doğru giden kurum gibi canına okunmuş ve kapatılmış,ilim ve irfan yuvaları.
    (manha de carnival, 05.12.2006 20:03)
  12. türkiye'nin çağdaş medeniyetler seviyesini sollaması ve sınıf ayrımını ortadan kaldırması için atılmış bir adım, sonradan kaçırılmış fırsattır. ağaların pek işine gelmemiştir anlaşılan.
    (yedinin yedincisi, 05.12.2006 23:32)
  13. topluma aşıladığı paylaşma, emeğe saygı ve dayanışma duyguları nedeniyle, elli yıllık sağ zihniyet tarfından öcü olarak görülmüş. "bunlar pis sovyet işleri" denilerek kapatılmış ve onun yerine ocaklarımız açılmıştır. köylü dediğin iki nutuk sonrası sandığa gidip oyunu atar, neymiş enstitü filan fıstık, anarşik işler bunlar.

    (bkz: türkiye sizinle gurur duyuyor)
    (anarsist, 05.12.2006 23:42)
  14. türkiye tarihinin en büyük eğitim politikasıdır. ülkenin heryeri özellikle de doğusunun eğitim ihtiyacı büyük ölçüde giderilmiştir. ama "anarşist yetiştiriliyor, ülkeyi bölecekler" denerek kapatılmıştır. kapatıldıktan sonra ülkenin eğitiminin can damarı kesilmiştir. doğuya ne kitap ne de doğru dürüst eğitim gitmiştir. gitmemesi sonucunda terör denilen illet doğuya egemen olmuştur. ülkeye bölücü yetiştiriyor diye kapatılmış ama kapatılmasının sonucunda da pkk denilen illeti doğurmuştur.
    (ayyasprens, 06.01.2007 21:23)
  15. mustafa öz (ya da mehmet öz) ün köy enstitüleri ile ilgili "çığlık" diye bir kitabı var ve mehmet öz marksist bir insan, lakin eserinde "köy enstitüleri" nin hiç de marksist esaslarla işlemediğini ispatlıyordu ( ya da 6 yıl önce okuduğumda benim aklıma yatmıştı).

    yalnız köy enstitüleri ile ilgili bir ayrıntı anlatacağım:
    köy enstitülerinde cumartesi günü "eleştiri" günü olarak ayrılıyor ve öğrenciler hocaları, birbirlerini, hocalar öğrencileri eleştiriyorlardı. bir gün köy enstitülerini inönü ziyarete geliyor (dönemin cumhurbaşkanı), hep birlikte yemek yiyorlar, ancak inönü nün geldiği gün inönüye özel yemek çıkıyor. ve öğrenciler de bu durumu cumartesi günü masaya yatırıp tartışıyorlar, herkes "haksızlık" tan köpürmüş durumda. daha sonra konuşma sırası hocaya geliyor ve hoca "arkadaşlar, inönü şeker hastasıydı" diyor. öğrenciler susuyorlar.

    günümüzde bırakın böyle uluorta tartışmayı, büyüklerimize* ayrı yemek çıkmasını (ki yatılı okulda okuyan ya da yemekhane de yemek yiyenler bilirler) yadırgama hakkımız bile yoktur.

    aradan geçen 60 yılı düşünüp bi de önümüze bakıp o kadar bile olmadığımızı görünce insanın içi çok acıyor..

    (yazı biterken, bir cuma töreninde,yandaki lisenin müdürünün megafondan çıkan saygısız sesi, evin içine giriyordu...)
    (jimela morrison, 23.02.2007 15:06 ~ 15:12)
  16. köy enstitülerinin başlıca amacı nitelikli insan yetiştirmekti. eğer bi toplumun önderleri yetişmiş, nitelikli insanlar olurlarsa o topluluğun, toplumun her bireyi aynı niteliğe uygun yetişir ve gelişirler. köy enstitüleri insalar için söylenen bir çok kalıbı yıkıyordu. bir insanın her türlü yeteneği olabileceğini, yeteneğin allah vergisi bir lütuf olmadığını, kadınların da akıllarının olduğunu ve bir mal olarak görülmemeleri gerektiğini, kadınlarla erkeklerin yanyana ve omuz omuza çalışarak başarı da elde edebileceklerini, aydın olabileceklerini, düşünüp, sorgulayıp, üretebileceklerini ispatlıyordu.

    onlara marksistler öğretiler değil, dünya literatüründe yer alan her türlü akım,sistem ve bilgiler öğretiliyor, bireylerin kendi sogulama yetileri geliştirilerek, seçim kendilerine bırakılıyordu. aklın yolu bir olduğu için adamlar marksizmi seçiyorsa, bu, köy enstitülerinin komünist yetiştirdiğini göstermez!

    diğer yandan kadınlarla erkelerin yanyana birlikte olamayacağını akılları almayan eksik ve limitli insanlar- ki bu düşünce günümüze kadınlarla erkekler asla arkadaş olamaz şeklinde yansımıştır- böyle bir okuma ve öğrenme tarzını akılları almayıp kafaları basmadığından dini emellerine alet ederek karşı çıkmışlardır.

    köy enstitülerini bizzat kapatan da yazık ki ismet inönü'dür.
    (steril mikrop, 23.02.2007 15:50)
  17. marshall yardımları çerçevesinde kapatılmışlardır. bir iç politika kararı değildir. uluslar arası konjonktürün sonucudur. türkiye imzaladığı anlaşmada (4 temmuz 1948) eğitimden sağlığa bir çok alanda politikasını değiştirmek zorunda kalmıştır.
    (adsız, 23.02.2007 19:50)
  18. öğrenciler teori ile değil pratikle büyümüşlerdir bu okulda.

    iş teknik dersinde pek çoğumuz tahtaya iki çivi çakmış, amaçsız dokumalar yapmışızdır. bu enstitülerde öğrenciler kendi kullanacakları eşyaları yaparlardı. dokudukları kazakları kendileri giyecekti, yonttukları tahta kendi sıraları olacaktı, diktikleri domatesleri öğle yemeğinde salatanın içinde yiyeceklerdi hatta okul binasını kendileri inşa ediyorlardı. bu nedenle hepsi ayrı özenirdi işine ve aldıkları not önemli olmazdı.

    her hafta bir kitap (dünya klasikleri) okurlar ve toplanıp bunları tartışırlardı.

    atanacakları köyde yabancılık çekmesinler diye modern tarım tekniklerini, hayvancılığı öğrenirlerdi. şimdiki öğretmenler gibi doğuya atandıklarında sudan çıkmış balık gibi olmazlardı.

    yaparak yaşayarak öğrendikleri için pek çok gencin sorduğu "bu bilgi ne işime yarayacak?" sorusunu sormazlar, o bilgiyi hayatlarında kullanacakları için kolaylıkla öğrenir ve zor unuturlardı.

    ezber yoktu.

    öğrenciler eşitlik ilkesiyle öyle iyi yetiştirilmişti ki, devlet bakanlarından biri okulu ziyarete geldiğinde çıkarılan farklı yemeğe itiraz ederek haklarını aramışlardı.

    ne yazık ki bu mükemmel eğitim merkezi, köylünün itaati üzerine sistemini oturtmuş ağaların ve bazı politikacıların karalamalarıyla kapatıldı. "kominist yuvası" dendi, "kızlar ve erkekler bir arada okutuluyor, kızlar fahişelik yapıyor" dendi.

    eğer devam etseydi, ne "haydi kızlar okula" diye bir kampanya olurdu ne de eğitim sisteminden şikayet eden mutsuz gençler...
    (saçmaladı yine bu, 09.03.2007 18:39)
  19. bunla ilgili bir hikaye duymuştum bir öğretmenimizden. araştırmadım, yalan yanlış olabilir ama beni epey etkilemişti.

    dönemin bakanlarından biri (muhtemelen milli eğitim bakanı) atatürk'ün de onay verdiği ve zamanında ziyaret ettiği köy enstitülerini gezmek ve eğitimin ne durumda olduğunu görmek ister. ziyaret bittiğinde en yakın adamını ya da yardımcısını can havliyle yanına çağırır. yardımcı yanına geldiğinde bakan burnundan solumaktadır:
    -bu nasıl bir eğitimciliktir, bu nasıl bir sistemdir!
    -bakanım, geziniz çok mu kötü geçti?
    -rezalet! tek kelimeyle rezalet. bu eğitim sistemi halkımıza yapılan en büyük kötülüktür!
    -köy enstitülerinde kötü bir eğitim mi var efendim?
    -hayır, aksine öyle iyi bir sistem var ki, bir 5 yıl daha devam ederse halkı kontrol etmekte zorluk çekeriz ve bizim koltuklar da elden gider. derhal bu enstitülerin kapatılması üzerine çalışmaya başlamanı emrediyorum.
    -derhal efendim.

    nedense günümüz yöneticilerini çok anımsatan bir diyalog. korkunç. hatta kanı donduracak denli korkunç...
    (saçmaladı yine bu, 09.03.2007 19:06)
  20. "biz, istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. çünkü ümmet devrinin böyle bir adamı vardır. bu, imamdır. imam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin vererek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hâkimidir. bu manevi hâkimiyet, maddi tarafa da intikal eder. çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. biz imamın yerine, köye devrimci düşüncenin adamını göndermek istedik."

    (bkz: hasan ali yücel)
    (ayyasprens, 08.04.2007 19:53)
  21. kapatılmasının büyük hata olduğunu düşündüğüm, kapatılması sonucunda ülkedeki eğitimsizliğin giderek artmasına sebep olduğunu düşündüğüm kurumlardır. zira birileri için birilerinin birşeylerin farkında olmaması daha iyi olacağından kapatılması zorunlu tutulmuştur. yazıktır...
    (why georgia, 24.04.2007 01:01)
  22. devrimin tamamlanmasını sağlayacak idealist bir öğretmen kuşağını yetiştiriyorlardı. ilginç olan şey 13 yıl açık kalan bu okulların toplamda sadece otuz bine yakın mezun vermiş olmasıdır. günümüze olan etkilerini buradan çıkan mezunların niteliklerine, hâlâ haklarında yürütülen tartışmalara bakarak tahmin edebiliriz. belki de otuz bin değil de aynı nitelikte yüz bin, iki yüz bin öğretmen yetiştirilse, devrim tamamlanmış olacak, bugün cumhurbaşkanını halk mı seçsin meclis mi, yarı-başkanlık bize uygun mu değil mi tartışmalarında vakit kaybetmiyor olacaktık.
    (recai pengül, 04.05.2007 10:19 ~ 10:20)
  23. engin ardıç'ın "köy enstitüleri faşist eğitim yuvalarıdır!" diye eleştirdiği kurumlarmış. eh, benim de "köy enstitüleri faşist eğitim yuvaları değildir!" diye savunduğum kurumlardır o zaman. bir iddiayı ortaya atıp, yanına da salata niyetine bir kaç cümle karalayınca eleştiri yapmış olunuyorsa benim yaptığım da hayli geçerli bir savunmadır.

    devrimi tamamlamaya çalışan bir idare ne yapmaya çalışsaydı efendim? "burjuva sınıfı yaratalım, işçi sınıfını geliştirelim." diye köyden kente otobüsler kaldırıp köyleri mi boşaltacaklardı? hâlâ daha yeni rejimin ne olduğunu tam anlamayan, devrimin hedeflediği dünya anlayışına uzak bir köylü kesim varken köylü çocuklarını alıp onları eğitiyorsunuz. tam da devrimin istediği tipte örnek vatandaş modeli hâline getirip, idealist ve militan bir anlayışa sahip olarak köye geri gönderiyorsunuz. oradaki köylüye devleti kuran iktidarın hayat görüşünü anlatsın, benimsetsin diye. belki bir gün toprak reformu yapmaya kalkarsanız bunu destekleyecek bilince sahip köylüler çıksın diye. bu mu hatadır? ağalık sisteminin sürdüğü köylerde çağdaşlık, batı uygarlığı gibi şeyleri köylülere anlatan, onlara pozitif bilimin ışığında üretim yapmanın metotlarını öğreten, kendi kendine yetmeyi öğretip akılcılığı anlatan öğretmenler mi faşist eğitim kurumu ürünüdür? bugünün değer yargılarıyla bir devrimi yargılamak ve onu faşist olmakla suçlamak ne kolay! utanmasalar türk devrimini demokratik olmamakla suçlayacak efendiler. sanki yeni bir ülke, yeni bir ulus demokrasi ile kuruluyormuş, yeni bir rejim demokrasi ile yaratılıyormuş gibi.
    (recai pengül, 04.05.2007 15:50 ~ 15:58)
  24. marshall planı kapsamındaki yardımların bir şartı olarak kapatılmışlardır. göz göre göre...
    (twinkle, 04.05.2007 15:54)
  25. t.c. tarihi içerisinde tek eğitim reformudur denilebilir. uygulamayla pratiğin bi arada yer aldığı, ekonomiye katkısının yanısıra kişilerin birikimlerinde de önemli rol oynamış; kısa süreli bir hayatı olsa da köy enstitülülerinin varlığını bize hala hissettiren kurum.
    (soya bean, 19.05.2007 21:25)
 sayfa  / 3