bazen, yaşarken öldüren korkulardır. hayatı yaşayamayıp, sadece seyirci olmaya sebep olur. hele panik bozukluk varsa, her türlü hastalıktan, yolculuktan, trafikten, asansörden, metrodan, kalabalık otobüslerden, her şeyden korkulur. yaşamaktan korkmak desek, daha doğrudur.
benim korkum limanlarda bolca bulunan konteynırlarla ilgili. bunların sabit duranları tabi ki bana korku salmıyor. benim zorum hareket edenleriyle. bunları kasasında 6 adet 10 cm yüksekliğinde demirlerle tutan tırları hızlı bir şekilde sollarken bu bilmem kaç tonluk tenekenin devrilip aracımı parşömele beni de katı fosile çevirirken çektiğim ızdırabı hayal edemiyorum bile. neyse ki metanın büyüklüğünden bu ızdırabım çok kısa sürecek. tırla başa baş noktasında mad maxten çıkma şöfere anlık bir bakış atıp son bir ıkınmayla kendimi kurtardığımda sağ tarafımda tekrardan tarlalar ve tepeler uzanırken bugünleri de gördüğüme şükrediyorum.
elektriğin kesilmesi nedeni ile sözlüğe erişim sağlanamama durumunda önce bireylerde daha sonrada toplum içinde gelişebilecek kuvvetli his durumlarıdır.
uzun süre yazmadığım, yazdığım zaman destansı yazamadığım, bir kayser sozer bir diazepam gibi yazamadığım, sözlüğün popüler kültürünü tam anlamıyla kavrayamadığım için birinciden beşinci nesile kadarki acemi apacemi yazarların arasından uçurulup gitmek, sizlerden ayrı kalmak.sana yalvarmıyorum ama arz ediyorum, beni kendi halimde bırak wondrus.
hamsi buğulamadan inanılmaz derecede korkuyorum. o balıkların toplu mezardaki insanlar gibi üstüste dizili olması, buharla pişmiş madara olmuş domates soğan falan. ooof of tüylerim diken diken oldu düşüncesiyle bile.
hırslı insan george lucas'ın star wars klasik üçlemeyi bulduğu yepyeni bir teknolojiyle yine yeni yeniden "re-master" ve "edit" ederek tekrar piyasaya sürmesi. bu sefer x wing'lerin kıçından she ra'nın atı spirit gibi değişik renklerde fosforlu yıldızlar fışkırtması. en sonundaki düğün dernek sahnesinde mavi ışıklar içinde sezercik'i görmek. obi wan kenobi'nin "bu aslana hemen bir jedi üniforması ayarlansın" şeklinde direktif vermesi. işbu üçlemenin ekstralarıyla birlikte yedi disklik bir set olarak piyasaya sürülmesi. benim söz konusu seti satın alabilmek için dvd dükkanında dokuz yaşında bir kız çocuğuyla kavga etmem, babasından dayak yemem, şeklinde uzayıp gidiyor. herkesin derdi başka görüldüğü gibi.