|
|
- tek düze zihniyetelerin ürünüdür. içinde samimiyetsizlik barındırır. kelimler hep "yaradan rabbim" veya "allah-ü teala" dır. ezan ve kuran okuma makamları hep aynıdır. kuran'da ya da çok sevdiğimiz saptırılmış hadislerde bile yazmaz kuran'ın bu makamla okunacağı, sadece hz. muhammed'in bir sözünde vardır "kuran'ı sesinizle ahenklendirerek okuyun" tarzında bir şey.
herkes aynı tür müzikten hoşlanmadığına göre ibadetini neden saba makamında ya da bilmemne makamında yapmaktadır? (tasavvufi müzik seviyorsa neden ibadet etmediği zamanlarda rap dinlemektedir?) zannımca bu bir "samimiyetsizlik göstergesi"dir, "cennete girme yalakalığı"dır.
ezberden öteye gidememiş dolayısıyla analizi sentezi bir kenara bırakın, kavrama basamağına bile geçememiş, dini anlamamış insanların hareketidir. anlamayanlara şöyle söyleyim, insan herhangi bir şeyi ezberledikten sonra (tanım, terim, kavram), yorumlama basamağına geçer. bu yorumlama öyle "süper anlama" gerektiren bir şey değildir, çevirmedir, sadece verilen cümleyi kendi kelimelerinle tekrar oluşturmaktır. ondan sonra kavrama, en sonunda analiz sentez gerekir ve sentez işleminin sonunda gerçekleşir gerçek öğrenme, ondan öncesinde kalınmışsa yoktur öğrenme diye bir şey ve kimse dini, bildiğini iddia edemez.
herkesin günlük hayatında kullandığı kelimeler, edası tavrı, hayata bakışı, duruşu, düşünüşü, konuşuşu farklıdır da iş ibadete gelince en özgün adam bile müezzin kesilir? neden kendi hayatına indiremez, neden kendi hayatı dininin dışında kalır? neden en sevdiği müzikte "allah" ı düşünemez? neden dini anlatırken arapça kelimeler kullanır?
"ben sizin allah'ınıza inanmıyorum." dedirtir bu durum ki aslında farklılık yoktur. anlamamış bu adamların sadece ezbere allahları vardır.
|