|
|
- 2006 güney kore yapımı ve harika bir chan-wook park filmidir. 26. uluslararsı istanbul film festivali'nde gösterime girmiştir. ayrıca, festival kapsamındaki şans yönünden cömertliğe uğramış gündüz seansı izleyicileri, filmin yönetmeni ile de, film sonrasında tadından yenmeyen bir sohbet etme imkanı bulmuşlardır.
chan-wook park'ın diğer filmleriyle kıyaslandığında, bu son filmi, bambaşka bir çizgisi olan bir filmdir. benim bilgim dahilinde olan o diğer filmleri için;
(bkz: old boy)
(bkz: sympathy for lady vengeance)
(bkz: sympathy for mr vengeance)
yukarıda adı geçen filmler, bir intikam üçlemesi olarak karşımıza çıkmıştır ve sanırım özellikle '' old boy '' ile pek çok kişiyi olduğu gibi, beni de benden almıştır. hepsi için söylenebilecek ortak şeyler; sert, şaşırtıcı, vurucu ve az biraz da karanlık öğeler barındırmaları olabilir.
fakat, bu son filmine baktığımızda; gerçekten hakkı verilmiş bir komedi ve çok sağlam bir ironi sezmemiz, hiç de zor olmaz. old boy ve diğer filmlerden '' hayatın sillesini yemiş gibi '' derbeder bir halde çıkanlar, bu filmden böyle bir mutluluk, bir zevzeklenme ve bir neş'e pıtırcığı olarak çıkmışlar ve de bu anlatmaya çalıştığım farkı, bizzat yaşayarak anlamışlardır.
film, bir akıl hastanesinde geçmektedir. ana karakterler olarak; kendini cyborg zanneden bir kız, sihirli güçleri olduğuna inanan ve isterse herkesin bir özelliğini çalabileceğini zanneden bir adamla, kibarlık takıntısı olup, habire herkesten özür dileyen bir adamı sayabiliriz. bu arkadaşlar ki, o akıl hastanesinin pek güzide, öyle kolay kolay her filmde rastlanılamayacak kadar gerçekçi ve de süper eğlenceli karakterleridir. şahsen bende '' keşke o hastanede olsaydım '' hissi bile uyandırmıştır. film, bu müthiş tipler arasındaki olaylar silsilesinin ve de ufak ufak filizlenen bir aşkın filmidir.
uzun lafın kısası diyeceğim şudurki; mutlaka ama mutlaka izlenmelidir. asla pişman etmez izleyeni, o derece yani, kendinden garantili bir filmdir. tadı hala damağımdadır, gideceğini de pek sanmam zira.
ayrıca; o şanslı izleyicilerden biri olarak, hızımı alamayıp, yönetmenin filmi hakkında ettiği birkaç kelamı da sizlerle paylaşmak isterim;
park, hayatında olan bitenlere karşı tepkisini kolay kolay veremeyen ve dolayısıyla da hep içine atıp, orda da türlü türlü kızgınlıklarla biriktirip coşturan bir karaktere sahipmiş. zaten bu intikam üçlemesine konu olan, o öyle herkesin aklına gelmeyecek intikam tekniklerini de geceleri kafasında üretiyormuş. birine kızdığında, yüzüne hiçbirşey söyleyemediği için, gece yatağına girdiğinde, '' şimdi burda olsa, ona şöyle yapardım, şurda olsak, onu böyle benzetirdim '' diye imgelemler kurarmış, ama böyle en bir '' marazi '' olanlarından.
o filmlerdeki, akla hayale gelmeyen intikam çeşitlerinin, bu küçücük içi dolu fıçıcık ( bu böyle değildi sanırım, ama herneyse ) ve sevimli adamdan çıkmış olması karşısında, bir salon ağızlar beş karış açık '' aaa '' nidaları atarken, tek kaşımızı da böyle azıcık havaya kaldırıp, derhal manidar süzüşlere geçip, bu sevimli görüntünün arkasında bir bit yeniği aramaya çalıştık, hatta hızımızı alamadık, işi freud'a kadar götürdük!
(bkz: ota boka freudyen kesilen insan modeli)(claritine, 27.05.2007 21:26 ~ 14.05.2008 01:23)
- kainatın en güzel filmlerinden biri...evet evet böyle...
- sade ve tutkulu bir şekilde ilerleyen, izlenilebilecek en masum aşk filmi.
|