canınızın parçası hissettiğiniz sevdiğiniz (ya da sevdikleriniz) sizden uzaktayken, onun da beğendiği en ufak bir şeyi bile yalnız yapmanız durumunda, kurduğunuz iç parçalayan cümleciktir bu. gerçekten de içe sinmez o çukultayı yalnız yemek, ya da arkadaş hatrına girilen o filmi seyretmek. bazen güçlü bir aşkın tarifidir "içime sinmiyor onsuz..", bazen de anne-baba-evlat üçlüsünün gurbet habercisidir.
ve aşağıdaki diyaloğun gözleri nemlendirmesinde birinci dereceden sorumludur, içime sinmiyor...:
- babacım, yıllar sonra istanbul'dasın ama gene istanbul'u içinde yaşamıyorsun be. bak ne kadar yakınız taksime, çıkıp bi akşam yürümüyorsun ışıklar altında. şöyle salına salına gezsene..
- annensiz içime siner mi sanıyorsun? o gelsin öyle çıkıcaz beraber.
olmuş olacak ne varsa umrumda değil diyerek çaresizlikle dinleyen şahsın gözlerinin dolmasına sebep olan ve sana ait ne varsa yakıp yıksaydım keşke haykırışıyla salya sümük ağlatan şarkı.
ayrıca insan içinde sigarasız dinlenmemesi gereken şarkı (bkz: ağlamıyorum,duman kaçtı gözüme)