hasan hüseyin korkmazgil   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. türkiyenin yetiştirdiği en iyi şairlerden birisidir.grup yorumun bestelediği haziranda ölmek zor isimli mükemmel şarkının da yazarıdır kendisi.
    (rotten, 11.06.2004 15:12)
  2. (bkz: bir oğlum olacaktı adı temmuz)
    (bkz: haziranda ölmek zor)
    (allah kızlara güvenseydi zar koymazdı, 06.10.2004 21:46)
  3. 1927'de gürün'de doğdu. adana erkek lisesi (1948) , ankara gazi eğitim enstitüsü (1950) mezunu. göksun'da (k.maraş) başladığı öğretmenlikten siyasi eylemde bulunduğu gerekçesiyle atıldı, tutuklandı, hüküm giydi. daha sonra gürün'de ve sivas'ta arzuhalcilik, tabela ve portre ressamlığı, inşaat işçiliği yaptı (1955-60) .1960'da istanbul'a, sonra ankara'ya yerleşti. akis dergisinde çalıştı, bir süre de forum dergisini yönetti (1968-70) . kızılırmak kitabı nedeniyle hakkında 142. maddeden dava açıldı, yargılandı, aklandı. lise yıllarında şiir yazmaya başlayan hasan hüseyin'in ilk şiiri 1959'da dost dergisinde çıktı. bu yıllarda mizahi hikayeleri de yayımlandı. kavel (1963) adlı kitabı ile 1964 yeditepe şiir armağanı'nı, kızılkuğu (1971) ile trt'nin 1970 sanat başarı ödülü'nü, filizkıran fırtınası (1981) ile 1981 toprak ve nevzat üstün şiir ödüllerini aldı.
    (libertar, 26.05.2006 21:40)
  4. pek çok yüce gönüllü insan gibi hak ettiği değeri bulamamış şair.güzel insan.
    (miçemez, 02.06.2006 22:10)
  5. ve ille de ''akarsuya bırakılan mektup''..
    ''incecikti
    gül dalıydı
    dokunsam kırılacaktı
    kurudu

    gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
    ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını

    neden akşam oluyorum tren kalkınca
    kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
    mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
    öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
    az önceki çiçekler nasıl da diken diken
    gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
    o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
    o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
    artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
    günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
    oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
    kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
    nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
    gitme sonbahar oluyorum sonrası hiç''
    (miçemez, 02.06.2006 22:15)
  6. yolcu

    "görüyorum ki, bir an önce varmak istiyorsun oraya. gerginsin
    kıpır kıpırsın, soluk soluğasın, yay gibisin ey yolcu
    coşkunluğun ne güzel, öfken ne güzel
    sana selam, sana saygı
    ey yolcu

    fakat düşündün mü yolunun uzunluğunu ?
    neler var yolunun üstünde, düşündün mü?
    koşar-adım aşabilecek misin şu dağı, geçebilecek misin
    bu hızla şu beli, tırmanabilecek misin bu solukla şu sırtı ?
    ovada dikenler yollara uçmuştur, kuru dereleri seller basmıştır,
    kar yağmıştır belki o tepelere ? böyle, uçar gibi geçip
    gidebilecek misin oralardan, hemen varabilecek misin oraya ?
    belki sırtlanlar üşüşmüştür leşlere, kuzgunlar tutmuştur belki
    yolları. belki silinmiştir ayak izleri yolcuların.
    bütün bunları düşündün mu ey yolcu ? çünkü sen, ne ilk yolcususun
    bu yolun, ne de son.

    derim ki sana :
    nehirler boyu git
    nerelerde ve niçin durgundur nehirler,
    nerelerde ve niçin hırçındır nehirler,
    nerelerde ve niçin mendereslidir,
    nerelerde ve niçin çağlayanlı ve de çavlanlıdır nehirler,
    gözlerinle gör, duy kulaklarınla
    gör ve duy ki, nasıl varır nehirler denizlere

    derim ki sana :
    denize varmaktır amacı nehrin, denize varmak, ey yolcu
    büyükse dağ, aşamıyorsa üstünden nehir, dolanır çevresini dağın.
    büyükse kaya, söküp atamıyorsa nehir, birikip birikip taşar
    üstünden, dolanır yanını yöresini. yokuşsa yolu, koşamıyorsa
    menderesler çizer nehir. uçurum çıkarsa önüne, kapıp bırakır kendini
    nehir, açar kanatlarını; varır varacağı yere, oraya denize

    derim ki sana :
    nehirler boyu git ve gör nehirlerin nasıl yol aldıklarını
    sen de bir nehirsin ey yolcu
    senin de varmak istediğin bir yer var
    gerçekten varmak istiyorsan oraya, nehirlere iyi bak
    engeller
    nasıl aşılır, öğren nehirlerden
    yarı yolda yokolup gitmek değildir
    amaç, nehirler gibi akıp, nehirler gibi ulaşmaktır oraya
    varmaktır oraya, ey yolcu

    derim ki sana :
    iyi oku yolunu, avucunun içi gibi bil
    dizlerini, ciğerlerini,
    yüreğini sıkı tut, iyi dengele
    ovada koşar gibi vurma kendini
    dik yokuşlara
    uçuruma atlar gibi bindirme kayalara
    "daha koş, daha koş" diye alkış tutanlara kanıp da, kesilip
    kalma yarı yolda
    dipdiri varmalısın oraya
    hız koşusu değil bu,
    ey yolcu, engelli koşudur bu
    engelleri aşa aşa, gücünü koruya
    koruya varmalısın oraya
    çünkü oraya varmaktır amacın, koşmak değil
    boşuna sevmedim nehirleri
    aktıkça büyümesi boşuna değil
    nehirlerin
    akan büyür, ey yolcu
    "erişir menzil-i maksuduna aheste giden" demiyorum ben sana,
    "tiz reftar olanın payine damen dolaşır " demiyorum. böyle
    demiyor çünkü nehirler. duracaksın, dolacaksın, atlıyacaksın,
    aşacaksın, koşacaksın ve varacaksın oraya, diyor nehirler.
    öyle diyorum ben de
    beni dinle, beni anla ey yolcu

    adım adım
    kulaç kulaç
    ilerliyor nehir
    yoklayıp
    araştırarak
    tartıp
    dengeliyerek
    adım adım
    pençe pençe
    ilerliyor nehir
    birdenbire koçbaşı
    birdenbire ipek bir çarşaf
    ve balıklar kurbağalar yosunlar
    köprüler ve yoksul değirmenleri bozkırın
    birdenbire bir uğultu
    birdenbire bir kıyamet
    bindirip
    çekilerek
    çekilip
    toparlanarak
    varıyor cüceleşip
    devleşerek
    varıyor
    nehirlerce kahkalarla

    şarkılar söylemeliyim
    nehirler gibi uzun
    nehirler gibi kollu
    nehirler gibi hırçın
    ve yumuşak
    ve nehirler gibi
    dur
    durak bilmeyen şarkılar söylemeliyim

    gitmek
    nehirlerle yanyana
    gitmek
    nehirler gibi zor
    nehirler gibi çetin
    nehirler gibi umutlu
    gitmek
    nehirlerden de öteye
    oraya
    taaa oraya
    o büyük kurtuluşa
    yüreğim
    yaralı kuşum
    topla ve aç kanatlarını"
    (eleanor, 08.10.2006 13:31)
  7. acıyı bal eyledik deyip, yüzde acı tebessüm zuhur etmesine vesile olan şair,güzel insan. daha çok hasan hüseyin olarak bilinir. drama köprüsü,haziranda ölmek zor,akarsuya bırakılan mektup,acılara tutunmak şiirseverlerin en aşina olduğu şiirleridir. toplumcu bir şair olarak nitelendirilir. kimi şiirleri ezgilendirilerek dillere pelesenk olmuştur.
    (bkz: acılara tutunmak)
    (bkz: drama köprüsü)
    (bkz: acıyı bal eyledik)

    1984 yılında ankara'da hayata gözlerini yummuştur.
    (muglak, 10.03.2007 20:44 ~ 20:46)
  8. (bkz: kandan kına)
    (bkz: grup dinmeyen)
    (sarmalak, 02.04.2007 02:00)
  9. ahmet kaya'nın bir çok güzel şarkısının sözleri yazan şair.

    (bkz: amenna)
    (bkz: güzel günler)
    (kolbaşının kır atı, 02.04.2007 02:07)
  10. incecikti
    gül dalıydı
    dokunsam kırılacaktı
    dokunmadım
    kurudu
    (hayatberbat, 02.04.2007 02:23)
  11. dünyam benim;
    küçücük dünyam,
    işim,
    aşım,
    uğraşım.
    kusurum, yanlışım, yanılmışlığım,
    kızgınlığım, kıskançlığım, alınganlığım,
    birdenbire evrenliğim;
    birbaşıma kalmışlığım bir anda.
    belalara koşmuşluğum;
    sinmişliğim inimde.
    dünyam benim;
    küçücük dünyam benim,
    sevincim, üzüntüm, gerçeğim benim.

    dünyam benim;
    kocaman dünyam benim.
    gündüzlere, gecelere sığmayanlığım,
    caddelere, alanlara sığmayanlığım,
    kocaman dünyam benim.
    kulübede bir ölüm,
    dağbaşında bir ışık,
    kafeste bir kanarya,
    saksıda bir tohumcuk,
    bilinende acım benim.
    bilinmezde kurtuluşum.
    yana yana kül oluşum,
    külde çiçek açışım,
    özlemim, susuzluğum, kaçışım benim.
    kocaman dünyam benim.
    (hemokudumhemyazdim, 29.06.2007 11:12)
  12. yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
    beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
    hep böyle havalar besler fırtınaları
    korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek

    dizelerinin sahibi,şiirlerini okurken farkında olmadan gözlerimizi dolduran şairimiz.

    sen aşk şiiri yazamazsın hasan hüseyin
    çünkü aşk şiirden önce gelir sende
    oysa şiir önünde gitmelidir her şeyin

    sen aşk şiiri yazamazsın hasan hüseyin
    çünkü aşk
    kavganın içindedir
    çünkü sen
    içindesin kavganın

    elmayı kokusundan
    güvercini biçiminden soyutlamaktır
    yaşamak denilen kavgayı aşksız düşünmek

    sen aşk şiiri yazamazsın hasan hüseyin '

    dese de muhteşem aşk şiirlerine imzasını atmıştır.böyle de güzel bir üslubu vardır.
    (hodbinim işte, 23.07.2007 12:48)
  13. bir oğlum olacak adı temmuz
    uykusuz
    korkusuz
    beter mi beter
    ben beynimi satarak yaşıyorum
    o benden proleter


    dizelerini daha 3-4 yaşlarındayken ezberlemiştim. babam sağolsun. her gelen misafiere de okuturdu. belki onunda etkisi vardır hala şiir okumayı pek sevmem. ama bu dizelerinde geçtiği kızılırmak kitabı içimde yeniden şiir okuma isteğinin oluşmasına yardımcı olmuştur.

    ..................................................
    ..................................................
    ve der ki kitabın ortayerinde
    bütün ırmakları dünyanın
    kızılırmaktan geçer
    ..................................................
    ..................................................


    kitap bu şekilde başlar.
    (dystopia, 28.07.2007 15:13)
  14. karıma altıncı evlilik yıldönümü armağanı

    silahımsın
    başım havalarda gezerim
    en yıkık günlerimde bile
    atımsın
    ölümü çiğnetmedin düşmana
    karanlıkta kurşun yağarken üstüme
    karımsın
    dölümü paylaşan tarlamsın benim
    kollarımda uyuttuğum geceler seni
    göğsüne sığındığım geceler senin
    öfkemi bir tabanca gibi denediğim geceler sende
    kulaç atmışcasına kızılırmak'ta
    yorulup düştüğüm geceler senden
    ve ilk görüyormuşum gibi baktığım gözlerine
    kızıltılı sonbaharlar
    alabulut yazlar
    tren tren yolculuklar
    seni ben
    ekmek paramız olmadığı günlerde de gördüm yiğittin
    seni ben
    korkunun kara tırnaklı elleri
    bileklerime bir hayalet gibi sarıldığı
    günlerde de gördüm yiğittin
    seni ben
    zorlayıp o peygamber köşkünün kapılarını
    hücreme temiz çamaşır ve sigara ve selam
    yolladığın günlerde de gördüm, yiğittin.
    bir çift ateş karanfil
    bir dost kitap
    ve bir bardak su gibi beklediğin günler de oldu
    hasta yatağımın başucunda, yiğittin
    soframızda kuşsütü balık yumurtası yoksa da
    işçi ellerinin tadı
    aydın gözlerinin balı var.
    ne zaman kekik koksa
    gül koksa çamaşırlarım
    elma erik ceviz zeytin portakal
    anam koksa çamaşırlarım
    ucuz çamaşırlarım
    ucuz sabunlarda ellerini anımsarım
    ellerin
    canım karım ellerin
    yaban güllerine mısırlara pırnallara değen
    ellerin
    ellerin
    canım karım ellerin
    iki taştan bir undan eden ellerin
    ve göller bölgesinin gül bahçelerinden
    gül toplar gibi haziranda (şafakta)

    çetin kitaplardan bal toplayan ellerin

    canına okumuşlar ekmeğimizin
    zincire yatırmışlar delikanlı günlerimizi
    kan etmişler ellerimizi düşlerimizi
    canım gülüm
    kan
    gayri bize ölüm yok
    kavgayı
    şiiri
    ve seni çok seviyorum.


    hasan hüseyin korkmazgil
    (varuna, 03.08.2007 22:48)
  15. benden bilmeyin

    istanbul'da bir fabrika
    fabrikayı ben koymadım oraya
    ben diyorum ki size
    istanbul'da bir fabrika

    fabrikayı işçiler çalıştırır
    işçileri bir milyoner
    ben diyorum ki size
    fabrikayı işçiler çalıştırır

    grev gittikçe büyüyor
    grevi ben istemiyorum
    ben diyorum ki size
    grev gittikçe büyüyor

    bini boşaldıkça biri doluyor
    binini ben boşaltmıyoum
    ben diyorum ki size
    bini boşaldıkça biri doluyor

    bu düzen beyler düzeni
    bu düzeni ben yapmadım
    ben diyorum ki size
    bu düzen beyler düzeni

    ortalık gitgide karışıyor
    ortalığı karıştıran ben değilim
    ben diyorum ki size
    ortalık gitgide karışıyor

    birgün kıyamet koparsa
    kıyamet kopsun istemiyorum
    ben diyorum ki size
    birgün kıyamet koparsa

    gençler kuytularda öpüşüyorlar
    marulun vakti geçti
    şimdi karpuzlar kızaracak
    ardından fındık fıstık
    ardından ayva
    ayvayı sarartan ben değilim
    ben diyorum ki size
    gençler kuytularda öpüşüyorlar
    ayvanın vakti
    (azersinsarac, 10.09.2007 21:21)
  16. mezarında bile rahat bırakılmayan üstad. iddiaya göre oyuncu bir hanım kızımız* onun kızıymış. eşinin söylediklerine göre yokmuş öyle bir şey. magazin dünyası böyle yüce bir insanı bile kullanmaya başladı ya. pes!
    (genjuure, 09.10.2007 22:47)
  17. haziranda ölmek zor

    -orhan kemal'in güzel anısına-

    işten çıktım
    sokaktayım
    elim yüzüm üstümbaşım gazete

    sokakta tank paleti
    sokakta düdük sesi
    sokakta tomson
    sokağa çıkmak yasak

    sokaktayım
    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    yaralı bir şahin olmuş yüreğim
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    havada tüy
    havada kuş
    havada kuş soluğu kokusu
    hava leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    ne anlar acılardan/güzel haziran
    ne anlar güzel bahar!
    kopuk bir kol sokakta
    çırpınıp durur

    çalışmışım onbeş saat
    tükenmişim onbeş saat
    acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
    anama sövmüş patron
    ter döktüğüm gazetede
    sıkmışım dişlerimi
    ıslıkla söylemişim umutlarımı
    susarak söylemişim
    sıcak bir ev özlemişim
    sıcak bir yemek
    ve sıcacık bir yatakta
    unutturan öpücükler
    çıkmışım bir kavgadan
    vurmuşum sokaklara

    sokakta tank paleti
    sokakta düdük sesi
    sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
    dallarda insan iskeletleri

    asacaklar aydemir'i
    asacaklar gürcan'ı
    belki başkalarını
    pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
    dökülüyor etlerim
    sarı yapraklar gibi

    asmak neyi kurtarır
    sarı sarı yaprakları kuru dallara?
    yolunmuş yaprakları
    kırılmış dallarıyla
    ne anlatır bir ağaç
    hani rüzgâr
    hani kuş
    hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

    asılmak sorun değil
    asılmamak da değil
    kimin kimi astığı
    kimin kimi neden niçin astığı
    budur işte asıl sorun!

    sevdim gelin morunu
    sevdim şiir morunu
    moru sevdim tomurcukta
    moru sevdim memede
    ve öptüğüm dudakta
    ama sevmedim, hayır
    iğrendim insanoğlunun
    yağlı ipte sallanan morluğundan!

    neden böyle acılıyım
    neden böyle ağrılı
    neden niçin bu sokaklar böyle boş
    niçin neden bu evler böyle dolu?
    sokaklarla solur evler
    sokaklarla atar nabzı
    kentlerin
    sokaksız kent
    kentsiz ülke
    kahkahanın yanıbaşı gözyaşı

    işten çıktım
    elim yüzüm üstümbaşım gazete
    karanlıkta akan bir su
    gibi vurdum kendimi caddelere
    hava leylâk
    ve tomurcuk kokusu
    havada köryoluna
    havada suçsuz günahsız
    gitme korkusu
    ah desem
    eriyecek demirleri bu korkuluğun
    oh desem
    tutuşacak soluğum

    asmak neyi kurtarır
    öldürmek neyi
    yaşatmaktır önemlisi
    güzel yaşatmak
    abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
    ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak

    ah yavrum
    ah güzelim
    canım benim / sevdiceğim
    bitanem
    kısa sürdü bu yolculuk
    n'eylersin ki sonu yok!
    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    nerdeyim ben
    nerdeyim ben
    nerdeyim?
    kimsiniz siz
    kimsiniz siz
    kimsiniz?
    ne söyler bu radyolar
    gazeteler ne yazar
    kim ölmüş uzaklarda
    göçen kim dünyamızdan?

    asmak neyi kurtarır
    öldürmek neyi?
    yolunmuş yaprakları
    ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
    söyler hangi güzelliği?

    kökü burda
    yüreğimde
    yaprakları uzaklarda bir çınar
    ıslık çala çala göçtü bir çınar
    göçtü memet diye diye
    şafak vakti bir çınar
    silkeledi kuşlarını
    güneşlerini:
    «oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
    memet!»

    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    üstümbaşım elim yüzüm gazete
    vurmuşum sokaklara
    vurmuşum karanlığa
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    bu acılar
    bu ağrılar
    bu yürek
    neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
    bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
    bu geceler niçin böyle insansız
    bu insanlar niçin böyle yarınsız
    bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

    kim bu korku
    kim bu umut
    ne adına
    kim için?

    «uyarına gelirse
    tepemde bir de çınar»
    demişti on yıl önce
    demek ki on yıl sonra
    demek ki sabah sabah
    demek ki «manda gönü»
    demek ki «şile bezi»
    demek ki «yeşil biber»
    bir de memet'in yüzü
    bir de güzel istanbul
    bir de «saman sarısı»
    bir de özlem kırmızısı
    demek ki göçtü usta
    kaldı yürek sızısı
    geride kalanlara

    nerdeyim ben
    nerdeyim?
    kimsiniz siz
    kimsiniz?

    yıllar var ki ter içinde
    taşıdım ben bu yükü
    bıraktım acının alkışlarına
    3 haziran '63'ü

    bir kırmızı gül dalı
    şimdi uzakta
    bir kırmızı gül dalı
    iğilmiş üzerine
    yatıyor oralarda
    bir eski gömütlükte
    yatıyor usta
    bir kırmızı gül dalı
    iğilmiş üzerine
    okşar yanan alnını
    bir kırmızı gül dalı
    nâzım ustanın

    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    bir basın işçisiyim
    elim yüzüm üstümbaşım gazete
    geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
    şuramda bir çalıkuşu ötüyor
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    hasan hüseyin korkmazgil
    (ohannesburger menu, 06.11.2007 01:45)
  18. (bkz: dar acı)
    (ferix, 13.11.2007 15:26)
  19. şair, insan.


    "damda birlikte yatmışız
    öküzü hoşça tutmuşuz
    koyun değil şu dağlarda
    san kendimizi gütmüşüz
    hor baktık mı karıncaya
    kırdık mı kanadını serçenin
    vurduk mu karacanın yavrulusunu
    ya nasıl kıyarız insana..."

    hasan hüseyin
    (nicknicktir, 04.05.2008 12:02 ~ 12:03)
  20. "artık çocuk değiliz, susarak da konuşabiliriz" demiştir.
    (üç kilo reçellik vişne, 19.06.2008 00:20)
  21. "kör olasın demiyorum
    kör olma da gör beni."

    hasan hüseyin (mutluluk bu değilse)
    (natalya casta, 19.06.2008 00:29)
  22. şu mâni de ona aittir:

    "kirpiyi ellemeli
    acıyı dillemeli
    sevmek nedir bilmezin
    anasını bellemeli"
    (natalya casta, 19.06.2008 00:39)
  23. her ne kadar haziranda ölmek zor şiirinde nazım'a usta dese de bence kendisi de bir o kadar usta olan şairdir. grup yorum'un söylediği nurhak'ın da yazarıdır.
    (bulletproof, 19.06.2008 00:48)
  24. beni en çok etkileyen bu şiirin de yazarıdır.

    kavuşmak özgürlükse
    özgürdük ikimiz de
    elleri çığlık çığlık
    yanyana iki dünya

    ikimiz iki dağdan
    iki hırçın su gibi
    akıp gelmiştik
    buluşmuştuk bir kavşakta
    unutmuştuk ayrılığı
    yok saymıştık özlemeyi
    şarkımıza dalmıştık
    mutluluk mavi çocuk
    oynardı bahçemizde

    acı çekmek özgürlükse
    özgürüz ikimiz de
    o yuvasız çalıkuşu
    bense kafeste kanarya

    o dolaşmış daldan dala
    savurmuş yüreğini
    ben bölmüşüm yüreğimi
    başkaldıran dizelere

    aramakmış oysa sevmek
    özlemekmiş oysa sevmek
    bulup bulup yitirmekmiş
    düşsel bir oyuncağı

    yalanmış hepsi yalan
    yalanmış hepsi yalan
    sevmek diye birşey vardı
    sevmek diye birşey yokmuş

    acı çektim günlerce
    acı çektim susarak
    şu kısacık konutlukta
    deprem kargaşasında

    yaşadım birkaç bin yıl
    acılara tutunarak
    acı çekmek özgürlükse
    özgürüz ikimiz de

    acılardan arta kalan
    işte bu bakışlarmış
    kuğu diye gözlerimde
    gün batımı bulutlarmış

    yalanmış hepsi yalan
    yalanmış hepsi yalan
    savrulup gitmek varmış
    ayrı yörüngelerde.
    (mecaaz, 19.06.2008 01:08)
  25. kahvaltı

    her sabah ekmeğime
    bir dilim can sıkıntısı
    bir dilim can sıkıntısı
    bir dilim can sıkıntısı
    sürüp yiyorum
    sonra üstüne
    bir köylü cıgarası
    bir köylü cıgarası
    bir cıgara köylüsü
    (ntcik, 26.07.2008 17:43)
 sayfa  / 2