halkın tepkisinin medyadaki yansımaları   

adana çık aradan

  1. “şehit cenazesinde şehit aileleri zor anlar yaşarken, bayraklarıyla cenazeye katılan halk attığı sloganlarla terörü kınadı...”

    bir haber spikerinin sesi her gün evlerimizdeki kara kutuların hoparlörlerinden yükseliyor; arka fonda ağıtlar, çığlıklar, sloganlar birbirine karışmış bir vaziyette kulağımızı ağlatıyor adeta. her gün yalan söyleyen bu spiker kendini belki de zor tutuyor, "kınadı" derken. zira anlıyoruz elbet gördüklerimizin bu sözcükle ifade edilecek kadar hafif olmadığını. biliyoruz; sözcük bu ağırlığı taşıyabilecek kadar kuvvetli değil.

    evet alıştık. bir üst kademe görevlinin kınama eylemini hiç saptırmadan, tıpkı sözlük anlamında olduğu gibi layıkıyla gerçekleştirdiğini görmeye alıştık; alıştığımız diğer binlerce şey gibi... bir nokta var ki; gözümüze gözümüze sokuluyor her geçen gün, yalan söyleniyoruz, kandırılıyoruz. terörü kınıyormuşuz meydanlarda. ben kınamıyorum arkadaşım, bana kimse şehit cenazesine, teröre lanet mitingine kınamak için gittiğimi söyleyemez! kimse bu denli basite indirgeyemez orada yaşananları! neyi, ne için, nasıl yaptığını bilecek kadar akıllı bu halk. nefret kusuyor insanlar görmüyor musun? devletine başkaldırıyor, askerine başkaldırıyor, sabrı tükenmiş binlerce insan var karşında görmüyor musun?

    kişi kendinden bilir işi misali akıllarınca kınadığımızı söylüyor, neredeyse bize de söyletiyor. hararetli siyaset muhabbetlerimizde dilimize pelesenk oluyor "lanetlemek, kınamak" sözcükleri. böyle böyle, oturduğumuz yerlerden bacak bacak üstüne atmış bir vaziyette
    bir elimizde kahve, diğer elimizde televizyon kumandası, dünyaya açılan o kara kutumuzun karşısında kınamaktan öteye gitmiyormuş gibi bir porte çiziliyor zihinlerde. mitingler anlamsızlaşıyor, sözüm ona milliyetçilik artıyor ve en nihayetinde “ya allah bismillah allahuekber”ciler türüyor neyi ne için yaptığını bilmeden. mitingler ikiye ayrılıyor, bir köşede “tekbir” sesleri diğer tarafta “uyuma şehidine sahip çık” çığlıkları.

    farkında bile olmadan bölünüyor halk gitgide, teröre karşı birlik mi dedi birileri? daha oluşmaya fırsat bulamadan, bahsi geçen birlik çatırdıyor tam orta yerinden.

    işin özü birileri bu meydanların ortak çığlığını yakalamaya çalışıp da kulak vermezse her zaman olduğu gibi bir sorunu halledemeden bir başka sorunla yüzleşecek türkiye. terör’ün de asıl amacı bu değil miydi? ülkeyi kaos ortamına sürükleyip kendine paye çıkarmaya çalışmak. tam bu noktada, gazetecilere, habercilere, gerçekleşeceğini hiç sanmıyorum ama devlet adamlarına büyük pay düşmekte. meydanlar kana bulanmadan, ülke içinden çıkılamayacak hale gelmeden ne olup ne bittiğini, ben, sen, o, meydanda ne gördüysek evlerimize geldiğimizde çarptırılmadan aynı şeyi izlememiz az da olsa sesimizin ne için çıkığını idrak etmemizi sağlayacak. aksi halde bu ses daha da yükselecek. şimdi açın ana haber bültenini bakın ne diyor…

    “şehit cenazesinde şehit aileleri zor anlar yaşarken, bayraklarıyla cenazeye katılan halk attığı sloganlarla terörü kınadı...”


    kınamak mı? hadi ordan…
    (why georgia, 31.10.2007 19:34)
  2. doğrusu "medyanın tepkisinin halk üzerindeki yansıması" dır
    (çay sigara, 31.10.2007 19:48)
  3. (bkz: medyanın tepkisinin halka yansımaları)
    (bkz: doğan rte elele herp beraber savaşa)
    (bkz: galeyana gelmek)
    (bkz: önce gerçekler solar sonra masum hayatlar)
    (nomennocry, 31.10.2007 20:06)