go   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. 7000 yıllık bir tarihe sahip dünyanın en eski strateji oyunu..
    (zeus, 07.03.2004 04:28)


  2. ingilizce: "git"...
    (8844455, 07.03.2004 04:58 ~ 17.12.2004 12:15)
  3. üç defa ardarda tekrarlandığında counter-strike'ı hatırlatan söz
    (hangmannn, 07.03.2004 05:21 ~ 25.09.2004 18:05)
  4. satranç bir dövüşse go savaşın ta kendisidir.
    (chete, 14.03.2004 01:03)
  5. satranç tüccarların go filozofların oyunu derler
    (dr conners, 14.03.2004 01:03)
  6. yeni başlayanlar tarafından genellikle amacı adam hapsetmek/almak/öldürmek olan bir oyun sanılan ama asıl amacı alan kapamak olan oyun.
    (chete, 14.03.2004 01:04)
  7. go oynayandan zarar gelmez. kızsa tam evlenecek kızdır, erkekse sözüne güvenilir er kişidir. **
    (chete, 14.03.2004 01:05)
  8. bi an öğrenmek için gaza geldiğim ama kitabının tuğla gibi olduğunu görünce vazgeçtiğim masaüstü oyunu.
    (darqclown, 19.03.2004 17:33)
  9. büyük tahtada sonu gelmeyen; hengen, çift göz, atari gibi terimlere sahip oyun
    (alf, 19.03.2004 17:42)
  10. orta seviyede bir bilgisayar oyuncusu geliştirilemeyen oyun. bir süre sonra her şeye uygulanabildiği görülen bir felsefe aynı zamanda.
    örnek: kantinde kızların oturduğu 4 masanın ortasındaki masaya oturmak imkansızdır.

    (bkz. gerçek yaşamdan go örnekleri)
    (chete, 21.03.2004 02:00)
  11. itü'deki kulübünün "beynini rölantide çalıştırma" sloganıyla takdirimi kazanmış olduğu oyun
    (bınar, 21.03.2004 02:02)
  12. orjinal adı "igo" olan, çin asıllı japon strateji oyunu. oynamak lazım tabi
    (enip iqi, 21.03.2004 09:52)
  13. kitaptan öğrenmenin zannımca pek zor olduğu oyun..
    oynayarak öğrenmek için (bkz. http://www.kiseido.com)
    öğrendikten sonra felsefesini biraz yakalamak için şibumi'yi okuyun derim
    (idioteque, 22.03.2004 20:36 ~ 28.03.2004 22:07)
  14. haddim olmayarak go üzerine düşüncelerimi gireyim. oynarken yaşadığım ruhsal dengesizliklerin bir kısmı şudur:
    go öğrenmeye başlayan insan, yetenekleri artıkça farklı hislere kapılır oyun sırasında. go üzerine söylenmiş bir sürü söz okumuşsunuz ama tahta üzerinde hepsini yaşarsınız ve gerçek oluverir birden bire her şey.
    eğer size eğlenceli geliyorsa oyundur, size rahatlık veriyorsa hobidir. eğer sizi sinirlendiriyorsa bu go oyunudur. gerçektir bu. hatalarınıza normalden fazla sinirlenirsiniz. tahtaya ilk taşı koymadan önce, bomboştur alan. sizi sınırlandıran hiçbir şey yoktur. sizin kararınızla başlar her şey. yaptığınız her hatada kendinize kızarsınız bu nedenle. oyun bittiğinde de devam eder bu kızgınlık. kaldırımın üzerindeki çizgiler tahtaya dönüşür. nerede hata yaptığınızı ve kurtuluş yolu olup olmadığını düşünür durursunuz yürürken. sayfa üzerindeki cümleler anlamını yitirir. her harfe odaklanırsınız. harfler taşlara dönüşür. bir bakmışsınız ki oyunu düşünmeye başlamışsınız yine. yavaş yavaş kişiliğinizin tahta üzerinde açıkça okunduğunu anlarsınız. oyun stratejiniz değişirken, karakterinizde değişime uğrar. artık kendinize kızmak yerine,yapacağınız hamleleri düşünürsünüz sakince.rakibinizin akıllıca hamlelerine saygı duyarsınız ardından. hatalarınızdan ders aldığınız gibi, başkalarının tecrübesinden yararlanmayı da öğrenirsiniz böylelikle. tahta üzerinde hayatta kalmayı başardıkça, yaşamınızın kontrolünü de ele geçirme şansına erişirsiniz.
    hayat gibidir go.sadece siz yoksunuzdur. başkalarının hareketlerine de göre şekillendirirsiniz kendinizi. engellerle karşılaştığınızı düşündüğünüzde, başkalarını ve sistemi suçlamak yerine kendinizin de bunun parçası olduğunuzu ve şartları değiştirme şansına sahip olduğunuzu fark edinceye kadar yenilir durursunuz.
    (jellicle, 07.04.2004 03:36 ~ 16.02.2005 23:48)
  15. heryeri go tahtası olarak görüp, sofradaki tuz ve karabiber ve şekerliğin çatal ve bıçağı nasıl çevreleyebileceğini, bir sonraki bardak hamlesinin nasıl olması gerektiğini düşündüren oyun (yaşam tarzı)
    (karpin, 11.04.2004 13:19)
  16. japonların çinliler'den daha çok önemsediği, önemi anlaşılan ülkelerde 6 yaşına gelen her çocuğa öğretilmeye başlanan oyun. satranç'ta olası değişik oyun sayısı 10 üzeri 120 iken; go'da 10 üzeri 761'dir. üstelik satranç'ta oyunun ilk 10 hamlesi genelde aynı olduğu için bu sayı daha da düşer. oyun sadece oynanarak bile çok şey öğretir. yeni başlayan birine 30 kyu verilir. bu 20, 10 derken 1'e kadar yükselir. daha sonra ve oyunu öğrendiği varsayılarak sho-dan denir. bu ilk siyah kuşak demektir. 7 kuşağa kadar yükselebilirsiniz. 8ve 9 ise dünyada az sayıya verilmiş bir ünvandır.
    (jaga, 08.09.2004 16:47)
  17. itüdeki klübü için igoku
    (culdesac, 09.11.2004 23:59)
  18. hayatın gölgesidir..
    (zeus, 30.11.2004 21:46)
  19. pi isimli filmde iki matematikçinin sürekli oynadığı,dediklerine göre sonsuz olasılıkların olduğu oyun...
    (2mi3, 30.11.2004 23:50)
  20. oynamaya çalıştığım hayatım boyunca öğrencisi kalacağım oyun.
    ayrıca usta bir oyuncu olmanın ilk şartı oynadığın oyunu baştan sona hatırlamaktır...

    çinliler der ki;
    "gecenin karanlığında
    odanın tavanı bile
    bir go tahtasına dönüşür"
    (sizofrenkedi, 08.01.2005 19:27)
  21. yıbaşında aldığım en güzel hediyelerden biri. daha öğrenmeye vaktim olmadı o ayrı.

    ayrıca hediye olarak parlak bir fikir.
    (excalibur, 14.01.2005 22:19 ~ 22:20)
  22. kuralları beş dakikada öğrenilen ama geliştirilmesi bir ömür alan oyun. her gün yeni şeyler keşfedilir ve zamanla hobiden tutkuya, tutkudan da hastalığa dönüşebilir! aslında go için oyun demek tam olarak doğru değildir. öyleki zamanında bazı savaşların sonucunu go oyunu belirlemiştir!!! go tutkusu asla bitmez, her zaman keşfedilecek daha çok şey vardır.
    (pandora, 10.02.2005 18:37 ~ 11.02.2005 14:46)
  23. rüyalarıma giren, aklımı allak bullak eden oyun. sürekli siyah ve beyaz taşlarla bir savaş arenasındayım. öyle ki biriyle konuşurken bile rakibimi atariye almak için kasıyorum.*
    (chaconne, 10.02.2005 22:15)
  24. - taş yerinde ağırdır.
    (chete, 23.02.2005 18:03)
  25. sudokudan daha fazla bağımlılık yapan hastalıktır efendim bu.oynayın,oynatın..hayata katkısı çoktur.
    (fakespeare, 18.04.2006 21:37)
 sayfa  / 2