|
|
- (bkz: the last of the mohicans)
- (bkz: original soundtrack)
(bkz: ost)(drummy, 21.11.2007 19:03 ~ 19:05)
- cahit berkay, gökhan kırdar ve kıraç'ın uzmanlık alanı.
- (bkz: the godfather)
- aslında göründüğü ya da düşünüldüğü kadar basit olmayan, yerden göğe kadar müzik bilgisi, ruh ve yetenek , sonsuz sabır, özveri ve his gerektiren bir şeydir. bir film için mükemmel bir yardımcı da olabilir filmi berbat eden bir unsur da olabilir. her sene oscar ödül töreninden 2 tane ödülün bu alana ayrılmış olması da boşuna değildir. hatta ve hatta biraz da abartıyla senaryo kadar önemli bir unsur olduğunu söylersem sanırım çok da küfür yemem. öncelikle genel bir tarifini ve nasıl oluşturulduğunu inceleyelim;
film müziği sözü bir filmle uyum içinde kullanılmış bütün besteler bütününü kapsar en genel haliyle. bazı filmler için özellikle şarkı besteletilirken bazı filmlerde zaten bestelenmiş olan şarkılar kullanılabilir. hatta bu ikisinin karışımı olan filmler de mevcuttur.
kendisi için şarkı besteleten filmler genellikle orkestra müziği kullanır. bunlar gerçek bir orkestra tarafından çalınan parçalar olabileceği gibi çeşitli dijital işlemlerle oluşturulmuş elektronik orkestra müziği de olabilir. orkestra müziği önceden bestelenmiş popüler müziğe göre çok daha kullanışlıdır bir film için. sahne ve müziğin ahenki daha kolay sağlanır.
şimdi gelelim bir film müziğinin yapım aşamalarına. film müziğinin yaratılması için elimizde bir yönetmen, bir yapımcı, bir müzik danışmanı ( yabancı kaynaklarda music supervisor denebilir), bir de besteci ( yabancı kaynaklarda composer olarak geçebilir) olmalıdır. yönetmen filmin çekimlerini tamamlar ( ya da bazı sahnelerin çekimini tamamlar). sonra der ki buraya beste yapacak biri lazım. bunu duyan yapımcı gider müzik danışmanı kişisine der ki: " bana şöyle şöyle şöyle beste yapacak biri lazım" . bu müzik danışmanı dediğimiz kişi alelade biri değildir. kendisi her türlü ortama, kokteyle, partiye giren, müzik dünyasında çok geniş bir tanıdık çevresi olan bir insandır. işte bu müzik danışmanı denilen kişi gider uygun bir besteci bulur getirir. sonra yönetmen bu besteciyle tanışır ve konuşurlar. yönetmen ne tür bir müzik istediğini bu besteciye anlatır bu aşamaya seçme( spotting ) denir. hatta bazı filmlerde film çekimi başlamadan senaryo besteciye okutulur ve ne tür iş yapması gerektiği konusunda besteciye bilgi verilir. bu da besteciye zaman kazandırabilecek bir yöntemdir. bazı yönetmenler filmde geçici müziklerle çalışırlar. besteciye geçici bir beste yaptırıp bunun üzerinde filmi kurgulayabilirler yeniden. ama besteciler buna kıl olurlar genelde. çünkü besteciyi yaratıcılıktan uzaklaştıran bir durumdur bu. bazen yönetmenler bu geçici müziği filmde kullanıp başka müzik yaptırmazlar ve besteci-yönetmen tartışmaları başlar.
besteci filmi karşısına aldığında önünde iki seçeneği vardır. ya alır eline kağıt kalemi ve notalara döker içini ( nasıl bir müzik bilgisi gerektirdiğini varın siz düşünün) ya da bilgisayarın karşısında orkestra aletlerinin seslerini gerçeğe çok yakın veren uygulamalarla elektronik bir orkestra müziği yapar. bazı filmler bu müziklerin kullanılacağı sahnelerde yeniden düzenlenebilir. bu sayede film ile müziğin uyumu arttırılabilir. mesela the good the bad and the ugly'nin son sahnesi film henüz çekilmeden önce bestelenmiş olan (senaryo uardımıyla) müziğe göre düzeltilmiştir.sergio leone ennio marricone'nin müziğini bu derece beğenmiştir işte. sergio leone daha sonraki iki filmi once upon a time in west ve once upon a time in america'da da müzik işini ennio morricone'ye yaptırmıştır. yine morricone film çekiminden önce yapmıştır müzikleri. hatta o kadar mükemmel müzik yapmıştır ki sergio leone bu sefer bütün filmi olduğu gibi müziğe göre düzeltmiştir.
neyse efendim işte bu besteci denilen kişi bestesini elektronik ortamda yaptıktan sonra bu beste beğenilirse bir orkestra bulunur ve bu orkestra besteci yönetiminde bu besteyi hayata geçirir. albümlerin üzerinde gördüğümüz hollywood studio symphony, london symphony orchestra, city of prague philharmonic orchestra yazıları bu aşamada devreye giren orkestralar içindir.
şimdi gelelim bu orkestranın bu müziği hayata geçirişine. bu işler nasıl oluyor acep diyorsunuzdur sanırım. şöyle oluyor efendim. orkstra kayıdın yapılacağı konser salonuna getiriliyor. çeşitli ses kayıt alet edavatları, metronomlar hazırlanıyor. orkestra üyelerinin tam karşısına da dev bir ekran kuruluyor ve bu ekranda film oynatılıyor. filmdeki sahnenin akışına uygun bir tempoda metronom çalıştırılıyor ve orkestranın bu tempoda çalması sağlanıyor.
bu sırada leitmotif ten de bahsetmek gerek. filmde karakterler için belirli melodiler yazılır. bu şekilde o karakter her çıktığında tekrarlanan bir alt melodi olur müzikte. karakterin kişiliğini yansıtan bu müzik seyirciyi filme daha çok bağlar. captain jack sparrow'un bu kadar sevilmesinin ardında fonda çalan müthiş eğlenceli müziğin payı da büyüktür. leitmotif olaylar için de kullanılır. karayip korsanlarında her savaş, dövüş sahnesinde benzer müzikler girer dikkat ederseniz. bu da bir tekrarlama olayıdır. her savaş dövüş sahnesinde çalınan o müzik bizi filme daha iyi bağlar.
filmler için genelde 1 saat civarında müzik bestelenir. bazı filmlerde ise hiç müzik bulunmayabilir. bu iki türün dışında direk filmden müzik alan ( ingilizcesi source music) bir tür de vardır. filmdeki radyolarda televizyonlarda çalan müziği direk olarak kullanır yönetmen. bu tür müziklere diegetic müzikler denir.
bestelenen bu bir saatlik film müzikleri içinden bazıları hiç kullanılmadan doğrudan kaybolup gider bazıları ise (10-12 tanesi) filmde kullanılacak kadar şanslıdır.
işte film müziği yapımı aslında bu kadar zor bir iştir.
|