"kalbim, kalbim, kalbim...
dayanmak artık kolay değil
bırakacak gibisin
yarıyolda kalbim" diye hasta kalbine şarkı yazmış, değeri ne yazık ki anlaşılamamış, yüce müzik adamı...
türk müziğinin unutulmaz ismi. albümleri, çalışmaları, özellikle de şarkı sözleri ile insanı kalbinden vuran mütevazı insan. bülent ortaçgil ile yaptıkları çekirdek sanat evi resitalleri kayıtları az bulunur, ama mutlaka bir şekilde edinilmelidir.
ölümünden sonra her sene anılmaya devam etmiştir. bu seneki anma gecesi oğlu yağmur kızılok* tarafından babylon'da dün gerçekleştirildi.*
bir sürmene takasında uzun süren bir denizcilik hayatı oldu,şarkılarının ve yapıtlarının çoğunu bu teknede gerçekleştirdi.anti-medyatik olmayı yeğledi.ilkelerinden taviz vermedi. erdemi doğrultusunda şerkılarını lodosa bıraktı,yağmuru bekledi..
o yumuşacık sesiyle resmen dinlendirir insanı, süperdir parçaları
gönül diye bir parçası vardır ki dinlemeye doyamazsınız, mükemmeldir
allahtan rahmet dilerim
işini adam gibi yapan, şatafattan uzak, yalın müziğini lutfedip kendi benliği dışındaki benliklerle paylaşan, değerinin anlaşılıp anlaşılmadığı göreceli olan ve kanımca bunun kendisi için bir önemi olmadığını düşündüğüm usta, gerçek müzisyen.
gündelik hayatta herkesin bir mesleği, ürettiği birşeyler vardır. nasıl ki fırıncının ekmeği, manavın sebzesi, mühendisin köprüsü insan hayatında ihtiyaç ise, sanatçının sanatı da bir ihtiyaçtır. ne zaman şehirde yaşayan insan giderek yozlaşmış, sanatı algılama şekli değişmiş, o zaman popülarite ortaya çıkmış, hızlı tüketir olmuş insanlar herşeyi. televizyon icad olunmuş bir kere, ki belki de olunmasaymış daha iyi olurmuş, ve manavın sebzesini göstermektense sanatçıyı çıkaralım demişler babalar. gün gelmiş, insanlar için ekranda gördükleri aynı insanlar sıkıcı olmaya başlamış, sebzeye dönüşmüşler. (bkz: insanoğlu çiğ süt emmiş) işte o günden sonra her yeni güne bir yeni "artist" türemiş. bu arada sanat ve sanatçı kelimelerinin içi boşalmış, ucubelere dönüşmüşler. biri hariç...
ne bu ucubeler umrunda olmuş bu biri için, ne de onların hayat standartları. en iyi yaptığı işi hiçbir kaygı taşımadan yapmaya devam etmiş bu dev adam. yaşamı da anlamış, ölümü de. baba hepsini çok iyi anlamış, anladığını yazmış, söylemiş.
acaba bu adamın umurundamıydı değerinin bilinip bilinmemesi, acaba değerinin bilinmemesi daha mı iyi oldu?
yukarıdan bizi samimi gülümsemesiyle izlediğine inandım bu büyük adam, eminim son nefesini verirken "ben gerçekten yaşadım" diyebilmiştir.
ortaçgil'le birlikte çalışırlarken (ki biz hatırlamayız ama o zamandan kalanlar anlatır biz de onlardan biliriz) müziğin gerçekten sanatsal içeriği için var olduğu, bunun ticarete alet edilmesinin yanlış olduğunu beraberce savunurlardı. fakat ayrıldıktan sonra kızılok bu bakış açısını muhafaza ederken nedense ortaçgil ticari kaygılarla albümden albüme fazla, kurstan kursa koşturmuştur. sonuna dek hayatımda çok önemli yeri olan ortaçgil'in sadece bu konuda fikrine bir anlamda ihanet ettiğini, yanlış yaptığını düşünüyorum. ha onun da sebepleri olabilir kendine göre haklı. bilemeyiz..
22 eylül 2001'de kaybettiğimiz gerçek anlamda sanatçı. müzik hayatında aşık veysel'in önemli bir yeri vardır. daha gitarı eline aldığı ilk yıllarda aşık veysel'le tanışmış ve kendi deyimiyle aşık olmuştur.
sade, münzevi ve yalın bir yaşamı şov dünyasının spot ışıklarına tercih ettiği; duruşundan ödün vermeyen, adam gibi bir adam, insan gibi bir insan olarak kısacık ömrünü tamamladığı; şeklin hayattaki önemini kavrayan nadir insanlardan biri olduğu; vasıfsız çoğunluğun aksine, bir siyasi duruşun bayrağı ve sesi olmak yerine, siyaseti de olması gerektiği gibi kendince, ama onurluca yorumlamanın erdemini fark edebildiği, onun neslindeki ve çizgisindekilerin (savundukları ideallerle artık nasıl uyuşuyorsa) daha ünlü olmak uğruna devrin en popüler şarkıcılarının altında sahneye çıkmayı kabul ettiği bir dönemde, ömrünün üç yılını aşık veysel şatıroğlu'nun yanında "çile doldurarak" geçirdiği için bugün hala sadece "iyi adamdı hoş adamdı" diye anılan, türkiye'nin yetiştirdikleri arasında sanatçı kavramını gerçekten karşılayabilen yegane insanlardan biridir kızılok. anlamayan anlamasın, onu bilen biliyor, dinleyen dinliyor...