bar programına bakınca sevinçten deliye döndüm. "deli değilim sadece biraz fevriyim trf. paskovich" sevgili martin'in dj kabininde olacakmış...
kararsızları ve gelmeyi düşünmeyenleri etkilemek gibi olmasın ama zirve süper geçecek ben diyim*
edit: hiç de öyle olmadı, bardan nasıl kaçtık anlamış değilim* 6.45e giderken iki kere düşünecem artık...
başlığ sol framede en üstte tutup popüler yapma suretiyle katılacakların sayısının artacağını umarak amma velakin aynı zamanda gereksiz olan bu entryden tiksinerek yine de reklam reklamdır diyerekten zirvenin tellallığını yapma arzusuyla yanıp tutuşup amanın da şu 24 saat nasıl geçecek diye içten içe sabırsızca haykırarak dört göz de ne demek on dört gözle bekleriz üç buçuk insan diye espri yaptıktan sonra nasıl da deliye dönmüş bir halde heyecan içinde beklenen zirve.
neden eskişehirdeki zirveler 6 45 de yapılıyor anlamadığım, daha adam akıllı bir yerde (leman kültür mesela) olsa gerçekten de gelmeye çalışacağım zirve.
yani şimdi böyle derken 6 45'i sevmediğimden dolayı değil ancak zirvede ben müzikle coşmak istemem şahsen, en azından yazılarını okuyup oyladığım yazarla sohbet etmek isterim daha sakin bir ortamda. en azından ben isterim tabi bunu.
öncelikle yeni öğrendiğim, fakat sadece 6 45 de olması bile gitmemem için neden oluşturan zirvedir kendisi. techno trance havası estirilip kültür ziyafeti yaptırma düşüncesi var sanırsam kurucularında. yemezler ama, leman kültür varken zor işleri.
aynı saatte palmiye nargile kafede yeni bir edebiyat dergisinin temelleri atılacak olup naçizane benim de yer almamı isteyen arkadaşın davetiyle gelmek konusunda tereddüt ettiğim zirvedir. çaresizlikten ağlamak üzereyken burada katılacağıma dair verdiğim sözü hatırladım, aynı zirveye ikinci kez katılma kararı almak da ayrı bir heyecanmış an itibariyle yaşadım.
not :evet amaç hala başlığı sol framede popüler yapıp diğerlerini etkilemek*
6 45'te iken çok sıkıldığımı itiraf etmek isterim. hatta bi an çıkıp gitmeyi bile düşündüm. mekan değişikliği ile birlikte bu sıkılmışlık yerini eğlenceye, kahkalara bırakmıştır. etipark'taki muhabbet fazlasıyla sarmış, porsuk gezintisi muhteşem olmuştur.
yayında ve yapımda emeği geçen herkese bilhassa aysa ve lilapause'a teşekkürlerimi sunuyorum.
mekansız zirve.. sabit bir mekan olmadı ve olmadığı da iyi oldu. gezdik, içtik, eğlendik. ankara'lardan kalkıp gelen marius'la güzel tartışmalar yaşadık. mahavishnu'dan sporun içinde ne dolapların döndüğünü, hanım kızlarımızdan da zerafeti öğrendik. escafi*'nin tüm zorluklarına rağmen, yılmadan, yıkılmadan yanıp tutuşan zirve arzusunu gördük. hele ernesto ile dillendirdiğim "meliha" rezaletini mehter marşıyla bölmesi zirvenin sağlıklı akışı için önem teşkil etti.
gelip geçen ömrün güzel hatıralarına bir yenisi eklenmişse ne mutlu. bu zirveyi düzenleyen ve katılan herkese teşekkürü borç bilmek gerekli...
6 45'te yapılan zirvelerin pek verimli geçmeyeceğini bana 2. kez göstermiş zirvedir.. orada gördüğüm yazarların bi kısmını hala hatırlamıyorum mesela.. havalar ısındıktan sonra yapılacak ilk zirve parkta ya da kampüste olabilir, evet..
bunun dışında her şeyiyle güzel bir zirve olmuştur, tüm engellerime rağmen.. gerçi hala organizatör kişilikleri dava etme isteğiyle yanıp tutuşuyorum, beni iki adet koltuk değneğiyle 6 45'ten adalar'a yürütmelerinden dolayı.. aysa beni eliyle beslemese süründürürdüm sizi, benden çok çekeceğiniz vardı ya, neyse..*
büyük ihtimalle yeni yüksektepe derneğinin eskişehir şubesinin gerçekleştirdiği etkinliktir. ankara, izmir ve istanbulda da var aynı dernek, sloganları budur. gitmedim ama biliyorum. nedense burada yazmamışlar.
bu zirveye katılanlar içlerinde bir filozof olmadığını keşfedip bunalıma girdiler. biri alıp başını uzaklara gitti, biri bileklerini kesti, biri sözlüğü bıraktı... telef oldular zirvenin ismi yüzünden.