bitirme yapmak için karşı kıyılardan kalkıp gelen fakat elindeki votka ve cipsler sayesinde son güne kalmamızı sağlayan, ardından ısmarladığı pizzalarla bizi ihya eden eski dost, yeni yazar.
yavrum benim. en değerli varlığım, suyum, ateşim, ocağım, güneşim, radyom, mp3playerım, olmazsa olmazım,yanaklarını sündürdüğüm, inanılmazım, dayanılmazım, sözcüm, halaybaşım, yakışıklım.
(bkz: ankara yolcusu kalmasın)
"durumun vehametini anlatmaya çalıştım sen yokken başaramadım. bazen günlerce konuşmadığım oluyordu masanın başında boş şarap şişelerinin loşluğunda yarım yamalak uyumaya çalışırken. gündüzün geceye, günün ateşe karıştığı zamanlarda geçirdiğimiz ardışık saatleri hatırladıkça biraz daha loş oluyordu içerisi."
varmış gibi, yokmuş gibi. bir gözüm telefonda arayıp binlerce kez özür dilesin de onu affedeyim diye. affedilecek binlercesinden bir tanesi olması önemsizleştirse de, sıralamadaki yeri yukarılarda olduğundan bir şansı var. en azından biraz daha.