|
|
- (bkz: el dorado)
(skuba, 20.01.2005 19:32)
- ne zaman üniversiteye girdi de ne zaman mezuniyetine bu kadar az kaldı kendi bile anlamayan adam, süper dost ötesi, kardeş gibi bir şey.
hafızasında geçmişle ilgili şeylere az rastlansa da geçmiş önemli olmadığından dolayı, eee, ööö, eaah devamını getiermedim cümlenin anladı o...
sağolsun bu yaz çok çılgın geçecek sayesinde.
yalarım. derdiedasderdiedas.
- (bkz: el dorado yolu)
- bir edgar allan poe şiiri:
kuşanmış keyifle,
yiğit bir şövalye,
gün ışığında ve gölgede,
bir şarkı söyleyerek,
yol almıştı epeyce,
arayarak eldorado’yu.
ama yaşlandı-
bu korkusuz şövalye
ve bir gölge düştü yüreğine,
bulamayınca hiç bir yer,
anımsatan eldorado’yu.
ve en sonunda,
gücü tükendiğinde
rastladı bir gezgin gölgeye-
"gölde" dedi
"nerede olabilir-
bu eldorado denen ülke?"
"sür atını ayda ki
dağların üzerinden,
aşağıya gölgeler vadisine,
korkmadan sür,"
diye yanıtladı gölge-
"arıyorsan eğer eldorado’yu"
- (bkz: helldorado)
- el dorado,ispanyolca "altından yapılmış"anlamına geliyor.
(bkz: el dorado efsanesi)
- ufkunda mavi bulutların uçuştuğu dağ,
büyülü göklerinde sesler duyduğum aden,
avucumda dört kollu nehrin verdiği maden,
üstümde yemişleri alnıma değen tuba.
muthiş dünyasıyle, uykuma girdiği yer..
gülümsüyor mavi bir ay ışığında kamış.
göllerin şekli dolu derinliğine dalmış
vuslatın havasını çevreleyen iğdeler.
suların aydınlığında saadetten bir iz:
dallardan süzülen kayığından bu hoş insan,
omuzuna değen arzu dolu dudakları kan.
artık bir cennete bağlı bütün günlerimiz.
artık ışıkla dolu billur bir kadeh gibi,
en güzel şeytanın elinde tutuğu gurup;
akşamlar ağzımda harkulada bir şurup
ve başımda geceler yeşil bir deniz gibi.
ufkumda mavi bulutların uçuştuğu dağ
ve nebati bir alemde duyulan ilk hece,
bir sesin aydınlattığı yalan dolu gece
ve dumanlı bir sabah serinliği ormanda.
ne ondan itidal, ne benden günahkar hali
ruhları bir kuş gibi avare kılan uyku.
dağılan içimde her zaman o baygın koku,
lezzeti dudağımda buğulaşan şeftali.
(bkz: orhan veli)
- edgar allan poe şiiri.
gaily bedight,
a gallant knight,
in sunshine and in shadow,
had journeyed long,
singing a song,
in search of eldorado.
but he grew old
this knight so bold
and o'er his heart a shadow
fell as he found
no spot of ground
that looked like eldorado.
and, as his strength
failed him at length,
he met a pilgrim shadow
"shadow," said he,
"where can it be
this land of eldorado?"
"over the mountains
of the moon,
down the valley of the shadow,
ride, boldly ride,"
the shade replied
"if you seek for eldorado!"
- bouli lanners'in 2008 yapımı filimi. ruhumun entel-dantel olmaya çalışan kısmı farklı, gündelik yaşayan mal kısmı farklı şeyler söylüyor. şöyle başlasam ne dersiniz? fransız-belçika yapımı... ııy diyenler ayrılsın... bir kocaman cehvrolet ve iki adam... burada öyk diyenler ayrılsın.... bir yol filmi... sona kalanlar için ilave diyeceğim şey, müzikleri çok güzel. görüntüler çok güzel. filmin yönetmeni aynı zamanda senaryo yazarı ve başrol oyuncusu. amerikanvari bir avrupa filmi olmuş.
ımdb puanı 7.2 (119 kişi oy kullanmış).
öyküsü kısaca şöyle. ikinci el büyük amerikan arabaları salıp satan yvan bir akşam evine gizlice giren gençle karşılaşır. sonra bu genci fransa sınırındaki ailesine götürmeye karar verir.
filmin şarkılarından birini şu linkten izleyip dinleyebilirsiniz:
http://www.dailymotion.com/...
bu da filmin tanıtım linki
http://www.dailymotion.com/...
filmin bir bölümünde sıkılsam da yine de seyredeğer bir film. gidilip görülebilir. hatta fırsat bulunursa gidilsin. benim notum 8.5
- edgar allan poe'yu çok seviyor anna varney*. alone'yi de müziklendirdiği gibi eldorado'ya da ruh veriyor.
edgar'ın sözleri ve karanlığı, anna'nın sesi ve melodileriyle birleşiyor. ortaya harika bir birleşim çıkıveriyor.. ve dinle dinle tadına doyulmuyor.
- günümüzde de var mı bilemem, ama bisan markasının bir bisiklet modeliydi bir zamanlar.
|