dolaylı ve açık şekilde kadınların aşağılanması   

adana çık aradan

  1. modern zaman kavramları tarafından da yapılan aşağılama biçimidir.

    90 60 90&güzellik yarışmaları:
    kadın kişi sen sadece bu ölçülerde ya da bu ölçülere yakın ebatlarda isen anlam ifade edersin, kendin tarafından belirlenemeyen fizyolojik özelliklerin seni anlamsız ve değersiz kılar

    moda&modeller&reklam nesnesi olmak:
    kadın sen malların pazarlanmasında kullanılan mallara değer katan aksesuar nev'inden bir malsın ve tüketim toplumuna ne kadar katkıda bulunursan cinselliğini ve yeteneğini bunların pazarlanmasında ne kadar işe yararsan o kadar anlamlısın.

    popüler kültür nesnesi:
    britney spears gençtin güzeldin yetenekliydin ve prodüksiyon şirketleri senin bu özelliklerini çok sevdi ve sonuna kadar kullandı, sen zengin olmuş olsan da üzerine yerleştirildiğin basamak çok çabuk altından çekildi ve bundan sonra delirmen, psikolojik sorunlar yaşamanın çok da önemi yok. ne halin varsa gör artık. artık iyi bir "et" değilsin ve işimize yaramazsın. anladın mı.
    ve rihanna aramıza hoş geldin yeni çerezimiz, yeni sunumumuz yeni gençleri sürükleme motorumuz. sen de britneyin geçtiği bu yollardan geç ve mutlu ve mutluluk verici ol, sonrası önemli değil. ve modeller sizi niçin seviyoruz biliyor musunuz? sizi seviyoruz çünkü hepiniz birer rafine fuckbuddysiniz, sizi çok seviyoruz çünkü size verebilecek çok paramız yok ama beleşten resimlerinize(bkz: @1423851) bakabiliyoruz, sizi seviyoruz çünkü bizi tahrik ediyorsunuz. vücudunuz da kafanız da çok güzel ve kafanızın içinde ne olduğu da kimsenin umurunda değil.

    güzellik&anti aging&makyaj vs.:
    kadınlar anladınız değil mi? siz bunlar için varsınız bunları mutlaka uygulamanız lazım. yaşlandıktan sonra ne işe yararsınız ki? kendinize çeki düzen verin ve güzellik sürenizi (raf ömrünüzü) uzatın.

    teşhircilik&arka sayfa güzelleri:
    sunun,, neyiniz varsa sunun ve hem kendinizi hem de diğerlerini sonu gelmez rekabete itin. hiç kimse aşık olarak evlendiği karısını beğen(e)mez olsun. arka sayfa güzeli,, senin sayende üçüncü sayfaya yeni haberler eklensin bir de ikinci sayfaya tabi; hangi tangayı giydiğiniz çok önemli ne de olsa.

    erkeklerle rekabet ortamı:
    sizin ne eksiğiniz var ki, siz niçin erkeklerin yaptıkları şeyleri yap(a)mayasınız ki! siz niçin her ay 30 gün çalışamayasınız ki, siz niçin erkeklerin arzularına alet olmadan onlarla rekabet edemeyesiniz ki, sizin erkeklerden ne eksiğiniz var. evet erkeklerin çocuk doğuramaması eksiklik değil ama sizin en ağır halteri kaldıramamanız eksiklik. değil mi? daha çok çalışın kadınsılığınızdan (yani doğal halinizden) vazgeçin ve erkekler gibi siz de naif ve duygusal takılın, empati gücünüzü kendinizi suçlamak için kullanın.
    (anka, 06.12.2007 14:52 ~ 15:34)
  2. bir güç arayışıdır bütün bunlar..kadınlar cinsellikleri ile her daim erkeklerden üstün olacaklardır,çünkü onlar arzu edilendir..eskiden sadece cinselliğe dayanan bu güç nedeni ile onlara "fahişe" denmiş,şeytan gibi bakılmıştır..böylece,toplum tarafından baskı uygulanarak,kadın güya ezilmiştir..lakin zaman değişmiş,kadının üstünlüğüne üstünlük katmıştır;ekonomik,sosyal ve kültürel alanlarda yeni yeni güçler keşfetmiştir kendine (ha herkes bu durumda değil,evet onu unutmadık tabii)..keşfettiği bu güçler ile haklı "denge"(özellikle eşitlik denmemiştir;çünkü hak ve hukuk değil,daha geniş anlamda yaşamdır kast edilen) arayışına devam eden kadın,bu defa "ezilemez" duruma gelmiştir..eskiden onu satınalınabilir olarak gören zihniyet,artık onu pohpohlayarak,gereksiz lükslere boğarak aptal yerine koymakta ve onu "başarısız" ilan edip,kendi içinde çelişmesine neden olmaktadır..

    bununla da yetinmez,erkek-kadın arasındaki bütün ilişkileri en basit gereksinimlere odaklayarak,kadını yine hak ettiği/kazandığı saygıdan ve ilgiden sakınmanın yolunu bulur.bu basite indirgenmişlik erkek tarafında evlilik yani kutsal sayılan aileye kadar sorunsuz işler..fakat iş bir aile kurmaya geldiğinde erkekteki bu "değişim" elbette ki göze çarpar,bir anda o "basit"likten uzakta olmak ister..fakat kadın hala "denge" aramaktadır;bu nedenle ortaklıktan uzak evlilikler başarısız olacaktır..yine herşeyi basite indirgemek isteyenler,aldatıp/aldatılacak ya da ilgisizlik/kopukluk yeterli bir sebep sayılıp ayrılınacaktır..kadının ayakları üstünde durabilmesi ile özgürlüğünü kazandığı iddia edilecek ve arkasında durulacaktır..lakin elde etmek istediğini bir türlü bulamayan her insan gibi,ne etsindir o özgürlüğü,sonuçta yalnızdır...

    belki de en önemli husus,bu yalnız kadının yeni pazar alanı olarak görülmesidir;tüketmesi istenir,yalnızlaştırılması ondandır,hırsı pekiştirilen her insan gibi açlığı artar..reklamlarda boy gösteren,filmlerde burnumuza sokulan güçlü kadın imajı budur..en öne çıkan yine,cinselliktir;elde en sağlam koz olduğu gibi,bu açıdan fazlasıyla ezildiğinden,herşeyi sonuna kadar,istediği kadar yaşaması gerektiği,bunun hakkı olduğu mesajı iletilir,böylece destek olunur güya..lakin burda bir hata vardır,kadın bu noktaya istediği "herşeyi" almak için gelmemiştir,o bir birey olabilmek ve böyle görülebilmek için gelmiştir..bir bireyin bir diğerine sadece cinsiyeti yüzünden yaptığı aşağılamaları hak etmediğini göstermek için;altına en lüks arabayı almak,gece 3'te sarhoş olup sokaklarda şarkı söylemek,mini etek giyebilmek için değil..bunlar kazanılanlarla gelmiş lükslerdir,keza erkekler için de benzer lüksler vardır..

    kadının gerçek özgürlüğü,yani tercih yapabilecek konumda olması,"sen kadınsın öncelik bundan sonra sana" şeklindeki reklamlarla kirletilmekte,yine cinselliği öne çıkarılarak bireyselliği aşağılanmaktadır,en büyük küfür burdadır kanımca..

    dip not:kliplerde oynayan dansçılarla bir alıp veremediğim yoktur;işleri dans etmek ve para kazanıyorlar,zorla dans ettirilmedikleri de malum..üstelik aynı şeyi kadın şarkıcılar da erkek dansçılar kullanarak yapmaktadır,misal madonna..öte yandan,özellikle şarkıcıların ve oyuncuların belli bir yaştan sonra ortalıklarda görünememesi her iki cins için de benzer oranlara sahiptir sanırım;asıl sorun bireylerin önemsenmemesi,herkesin harcanılabilir olarak düşünülmesidir,en çabuk harcanan şekilsellik olduğundan,en önemli özellikmiş gibi sunulan da odur..bu baskı doğaldır ki,kadınlarda daha ağır hissedilir..
    (pyramid, 04.01.2008 12:21)
  3. toplumumuzda aşırı yaygın olan şey.
    hatta sadece bizim toplumumuzda değil,tarih boyunca dünyanın her köşesinde süregelmiş acayip durum. kadınlara eksik erkek olarak bakıldığını,kadının çocuk doğurma-temizlik yapma-erkeğine hizmet etme kölesi olduğu anlayışını tanıyoruz artık.tanımakla
    kalmıyoruz,en modern,eğitimli denebilecek ebeveynler bile çocuklarını cinsel kimlikleriyle tanışmaya başladıkları andan itibaren böyle bir yönelime sürüklüyor.kız çocuklara bebekler, evcilik setleri,mtfak eşyaları alınıyor;erkekler patkütbam oyunları, arabaları ve oyuncak silahlarıyla büyüyor.sonra ne oluyor?bu çocuklar birbirlerine ilkokuldan itibaren öğretilmiş şekilde beli farklılıklar temelinde bakar oluyor.mutlu ve şirin veletler büyüyünce kendisinden ayrılan kız arkadaşı başkasıyla birlikte olursa kızı orospuaddedip okulu filan basıyor,kızın namusunu kendine dert ediniyor.
    babalar(daha doğrusu bazı babalar) oğulları her haltı yesin derken ve bu marifetlere bıyık altından gülerken, kızlarına "orospu mu olacaksın haaaaa" diye kükrüyor.sırf babalar mı,hemcinsine kızan bir kız sarfediyor "kaltak" ,"orospu","kaşar" sözlerini.karşı cinsler arasında bir tartışma geçse kızın arkadaş çevresi başlıyor "kız halinle sana mı düştü,boşver gücün yetmez,o erkek..." diye bidibidi konuşmaya.
    sokaklarda bu aptal mantık yüzünden tacize uğruyor kadınlar..neden?erkeğin en doğal hakkı,kadın başka ne için?sonra şikayetçi olamıyor kadınlar,"dişi köpek kuyruk sallamasa..." diyorlar çünkü.
    aile içi şiddete maruz kalıyor kadınlar, hem de yüksek düzeyde eğitim almış kadınlar,sandığınız gibi yoksul,varoş kesimlerde kadına yönelik şiddet daha fazla değil. "çocuklarım var" diyerek sineye çekiyor kadın gene bu aşağılanmayı,ne de olsa evde babası abisi ensesinde boza pişirmiş,varsın biraz da kocası yapsın aynılarını.
    ortalama bir kadın, hayatı boyunca bu tip aşağılanmalardan en azından biriyle karşılaşıyor,genellikle de bunu sineye çekiyorlar.içinde bulunduğumuz erkek egemen düzen,lanet olası o düzen kadınlara da bunu normal kabul ettirip benimsetmiş çünkü. eğer biraz daha şanslı bir eksik etek, pardon bir kaşık düşmanıysa, içinde bulunduğu toplumu karşısına almayı becerebiliyor,evliliğini bitirerek,işini,çevresini,hayatının düzenini değiştirerek.bu cesur kadınlar da dul diye etiketleniyor bu sefer.bulundukları apartmandaki kadınların korkulu rüyası oluyorlar "ya kocamı ayartırsa" diye, bu kocalarda da "acaba bir kez verir mi zaten dulmuş" beklentisi oluşuyor...
    özetle,kadının adı olmuyor...
    (liselle, 04.01.2008 12:56 ~ 12:56)