devlet 

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. platonun ünlü bir kitabı
    (lethe, 10.05.2004 00:46)


  2. türkiye'deki en önemli tabulardan birisi.
    (headfucker, 11.05.2004 21:03)
  3. gücünün inanılmaz boyutlara ulaşabilmesinden ötürü, kullanım şeklinin sahibi üzerinde hem iyi hem de kötü etkisi olabileceği bazen basit düşünceli insanlarca kavranamayan iki ucu keskin kılıç.
    (hell guardian, 11.05.2004 21:36)
  4. yanılmıyorsam dünya tarihinin yazılı ilk ütopyası.
    (ascella, 18.07.2004 23:57)
  5. ortaya çıkması ile birlikte sınıf ayrımları,zengin-fakir uçurumları,dünya nimetlerini dünya insanına para ile satma olayları başgöstermiştir.
    (close2death, 10.04.2005 15:01)
  6. yönettiği halka bakma yükümlülüğü olan kurumdur..türkiye'de ise durum tam tersidir.bu ülkede devlet halkı değil halk devleti besler.
    (close2death, 25.04.2005 12:24)
  7. "devlet, insanlar arasındaki bir koşuldur, belli bir ilişkidir, bir insan davranışı tarzıdır; bizler başka ilişkiler üzerinde anlaşarak, farklı davranarak onu yok edeceğiz."

    gustav landauer
    (close2death, 28.04.2005 12:13)
  8. yıkılması gereken kurum
    (toumai, 18.07.2005 00:05)
  9. devletin bir çok görevi ve sorumluluğu vardır. bunları saymakla bitiremeyiz. ancak devletin en önemli görevlerinden biri de ülkenin bir çok mal ve hizmetinden sorumlu olan şirketlerine kaliteli ve eğitim seviyesi yüksek insan kaynağı yaratmaktır.

    devlet bu insan kaynağını yetiştirir, eğitir ve sonuçta şirketlere ya da diğer bir deyişle piyasaya sunar. piyasa da bu kaynaktan olabildiğince kendine uygun elemanı arar ve bünyesine katar.

    olay basitçe devlet-piyasa ilişkisi gözükebilir.ancak burda dikkat edilecek en önemli nokta insan faktörüdür.çünkü firmalar eninde sonunda devletin yarattığı insan kaynağını kullanacaktır.ancak iyi bir kaynak yaratan devlet aynı zamanda piyasının da gelecekte iyi yerlere gelmesini sağlayacaktır.çünkü firmaların başarısını oluşturan ve idare eden insanlardır.o yüzden bilinçli ve kaliteli yaratılan bir insan kaynağı da piyasanın başarısı için önemli anahtarlarından biri olacaktır.ancak piyasaya iyi bir insan kaynağı yaratamayan devlet her zaman için zayıf şirketlere ve piyasaya sahip olacaktır.(bkz: maalesef)

    yani cem yılmaz ın dediği gibi(bkz: eğitim şart)
    (moshi moshi, 10.10.2005 07:02 ~ 17:32)
  10. "devlet, bir sürünün, benzer bir biçimde örgütlenen diğer bir sürüye karşı, saldırmaya veya savunmaya yönelik harekete geçmek üzere örgütlenmesidir."
    randolph bourne
    (cozypowell, 04.03.2006 13:36)
  11. “modern sanayinin ilerlemesi emek-sermaye çelişkisini geliştirip, genişletip yoğunlaştırdıkça devlet iktidarı, giderek bir sınıfın egemenlik aygıtının toplumu kontrol altına almak için örgütlenmiş bir kamu gücü niteliğine bürünür. sınıf savaşımında ilerlemeyi belirten her devrimden sonra, devlet iktidarının saf baskıcı niteliği gittikçe açığa çıkar.”

    fransa’da iç savaş

    devletin temel karşılığı burada bir ilke üzerinden belirtilmiştir: kapitalist devlet, işçi sınıfının burjuvazinin egemenliği altına alınmasının aygıtıdır.

    fakat burjuvazi devletle arasına mesafe koymaktan da kaçınmaz:

    “serbest rekabet ne sınır, ne de devlet kontrolü ister; her devlet ona ağır gelir, gerçekleşmesini en çok istediği dilek, herkesin en yakınını yürek ferahlığıyla sömürebileceği, tümüyle devletten arınmış bir rejimde olmaktır. (küreselleşmeyi önceden fark etmiş adam görüyor musun..) ancak burjuvazi, devletten vazgeçemez, onca gereksinim duyduğu proletaryayı zorla itaat altına almak için devlet’i proletaryaya karşı kullanır ve onunla arasına olabildiğince mesafe koymaya çalışır.”
    (ingiltere’de işçi sınıfının durumu, s:338)

    öte yandan, devlet tüm bunları sadece zor yoluyla değil, ideoloji gibi yollarla da yapar:

    “o, burjuvazinin diğer sınıflar üzerindeki egemenliğini ayakta tutarken, bir yandan da kendisini “ulus” adı verilen siyasal topluluğun istemini cisimleştirmiş olarak, tüm toplumun genel çıkarından doğan bir hukuk devleti olarak sunar.”
    nicos poulantzas, siyasal iktidar ve toplumsal sınıflar, sf:129)
    (mitya, 21.03.2006 18:13)
  12. argoda iri kadınları tanımlamak için kullanan bir tabir. cümle içinde kullanalım:
    "abi devlet gibi hatun valla."
    (twinkle, 05.05.2006 01:46)
  13. anayasa üstü, spontane oluşmuş bir tüzel kişiliktir. üstün buyurma gücünü yine kendisi sınırlar.
    (twinkle, 18.07.2006 00:45)
  14. sömürünün sistemli olmasını sağlayan araçtır.
    (dmoment, 21.07.2006 18:26)
  15. insanların güç kullanma haklarını devrettikleri ve bir ülkede tek yasal güç kullanma yetkisine sahip yapıdır.
    (bkz: polis)
    (bkz: asker)
    (azwepsa, 17.08.2006 13:00)
  16. '' her devlet bir despotizmdir,bir ya da birden çok despottan oluşur ''
    (grace, 11.02.2007 03:30)
  17. talih, makam, mutluluk gibi anlamlara da gelen arapça sözcük.
    (aytok, 16.04.2007 18:49)
  18. "(...)kapitalizmde esas olan toplumsal ilişki, sermaye birikimi sürecidir. dolayısıyla, kapitalist devletin nesnel olarak konumunu kavramak için de sermaye birikimi sürecine bakmak gerekir. kapitalizmin gelişimi içerisinde sermaye birikim süreci değişik biçimler alabilir ve bununla bağlantılı olarak farklı sınıf koalisyonları iktidarı ele geçirebilir. fakat devletin kapitalist birikim koşullarını sağlama ve koruma görevi hep sürer. bu saptama, kapitalizmde devletin rolünü, gerek "araçcı" gerekse de devletin "bağımsız" olduğu yolundaki tezlerin dışına çıkarak kavrar."

    (bkz: haldun gülalp; kapitalizm sınıflar ve devlet)
    (korkunç kertenkele, 26.04.2007 17:12)
  19. halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi.
    olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.

    saltanat dedikleri bir cihân kavgasıdır.
    olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi.

    kanuni sultan süleyman
    (stairway to heaven, 26.04.2007 17:15)
  20. önemine atfedilen değerler yanıltıcı olabilir. ele geçirenler, geçirmeye niyetlenenler hazin sonlarla karşılaşabilir. misal;

    vaktinde kpd lideri thalmann sosyal demokrat iktidara karşı nazilerle ittifaka girişmek gibi bir mallık yaptı ve kendisi canıyla, koca dünya da bilinen cefalarla ödedi bunun bedelini.

    akp'ye kızıp darbeci zabitleri 'göreve' çağıran bazı solcu(!) hegemonlara kapak olsun. ne ilgisi var diyenlere de selam olsun, geçmiş olsun.
    (gavi, 26.04.2007 17:30)
  21. devlet genel anlamıyla insanların toplumsal yaşamda başvurdukları bir örgütlenme biçimidir. bir aile, bir dernek, bir sendika,bir parti gibi... bu yüzden devlet her şeyden önce sosyal bir gerçeklik ve ( her sosyal gerçeklik gibi) tarihsel bir gerçekliktir.nitekim çok eski çağlarda devletin izlerine rastlamak mümkün değil. devlet ancak insanlık tarihinin belli bir aşamasından sonra ortaya çıkmış olan bir yapı.

    (bkz: insanlık tarihi)

    peki devletin ne farkı vardır diğer toplumsal organizasyonlardan?

    devlet ilk bakışta örgütün hacmi itibariyle diğerlerinden çok daha kapsamlı bir yapıdır. bir toplumda şimdiye kadar devletten daha örgütlü, kapsamlı bir sosyal kurum yoktur. ayrıca bu kurum içerisinde çok ileriye vardırılmış bir iişbölümü görülebilir.yöneticilerin bir kısmı topluma uygulanacak hukuk kurallarını belirlerler; bir kısmı bu kuralları yönetilenlere uygular; bir kısmı ise bu kuralların uygulanmasından doğan ya da toplumun arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkları çözer.

    fakat; devleti diğerlerinden ayıran en önemli özellik bu örgütün sahip olduğu yaptırım gücüdür. ordu ve polis kuvvetleri deveti yönetenlerin elindedir. devlet öteki sosyal kurumlardan farklı olarak toplumda silahlı kuvvetlerin tekeli ne sahip bir sosyal yapılanmadır.

    devlet ayrıca kökeni ve amacı bakımından da tartışmalara sebep olan bir kurumdur. devlet ve onun insan yaşamının düzenlenmesinde oynadığı rol hakkında ortaya atılan belli başlı iki görüş var. ve bu görüşler neredeyse tamamiyle bir birine zıt.

    nedir bu görüşler?
    hegel dedi ki:
    "her toplumun bir düzene ihtiyacı vardır. toplumun bireyleri arasında bir anlaşmazlık ortaya çıktığında yansız bir kişi bir "hakem" bu anlaşmazlığı çözmelidir. genel yarar bunu gerektirir.

    yasa koyucu ve anlaşmazlıkları cözmekle yetkili organizma da devlet olmalıdır. böylece devlet toplumda asayişi sağlayan bir araç ve hangi sınıfta olursa olsun bireyler arasındaki anlaşmazlıkları çözecek yansız bir kişidir. "toplumsal yarar" ın doğurduğu devlet "toplumsal yarar" ın da temsilcisidir aslında ahlak düşüncesinin, aklın vergisidir devlet"


    ancak engels tam olarak onu gibi düşünmüyordu :
    "devlet burjuva ideologlarının ileri sürdüğü gibi toplumun dışında ve üstünde değildir. o ne aklın vergisidir ne de tanrı vergisi. devletin yapısı toplumda , toplumda görülen en temel anlaşmazlıklarda aranmalıdır.

    "sınıf" larda.


    toplum özel mülkiyetin ortaya çıkışından sonra sınıflara bölünmüştür ve bu sınıflar arasında üretim araçları kimin elindeyse o efendidir.

    işte devlet sınıflı toplumlarda, hele hele kapitalist toplumlarda, üretim araçlarını elinde tutanların diğerlerini sömürmeye devam etmelerini sağlayacak, bunu garanti altına alacak bir baskı aracıdır. tarafsız, her sınıfa eşit uzaklıkta bir hakem değildir, olmaz. olsa olsa üstün sınıfı koruma için vardır.o ne ezelidir ne ebedi.
    ve geleceğin komunist toplumunda devlet insanların yönetimini bırakıp üretimin yönetimini kontrol edecektir."

    dedi.

    not: giri genel olarak server tanillinin devlet ve demokrasi ile insanlık tarihi kitbından arak tır
    (mihman, 06.07.2007 18:21 ~ 18:23)
  22. belirli bir ülke üzerinde yaşayan, üstün bir otoriteye uyan insan topluluğunun meydana getirdiği , sürekli, siyasal ve hukuksal organizasyondur
    (ahududu, 13.07.2007 16:10)
  23. sermaye ve yaptırım güçlerini bünyesine toplamış olan, sınırları içerisindeki halkın üstünde yetkide ama ona karşı sorumlu olan yapı.

    ayrıca şiddetle
    (bkz: ulus devlet/!hell guardian)
    (hell guardian, 20.08.2007 00:19 ~ 00:21)
  24. "devlet devrimle yıkılabilecek bir şey değil, insanlar arasındaki bir ilişki tarzıdır. devlet, bu ilişki tarzıyla var olur, beslenir, güçlenir, sömürür ve öldürür. devlet, otoriter ve hiyerarşik örgütlenmelerle iktidara talip olunarak değil; insanlar arasında devletin kendini yeniden üretemediği yeni ilişkiler, özgürlükçü ve dayanışmacı yeni bir 'hayat tarzı' kurularak yıkılabilir. asıl olan 'iktidarı almak' değil, gündelik hayat devrimleridir. zira, yaşanacak bir hayatımız vardır."

    (bkz: abdülgaffar el- hayati)
    (aglaures, 06.09.2007 16:01 ~ 16:01)
  25. "yeryüzünde benden büyük bir şey yoktur: ben tanrı'nın düzenleyen parmağıyım" -- böyle kükrer o canavar. **
    (cala, 11.09.2007 18:40)
 sayfa  / 2