dördüncü nesilden, yeni aramıza katılmış olan yazar arkadaşımız. şimdiden, kendisini merakla takip ettirecekler listesine girmeyi hak kazanmıştır.
hoşgelmiştir, sefalar getirmiştir...
bu arkadaşın kaçıncı nesil olduğu, yaşı, saçı, boyu posu beni ilgilendirmez. zira kendisi bir arıdır işte. olan biten budur.
seçtiği nick hoştur.
kendisi de öyle, iyi kalpli, * kimseyi üzmez, sakin efendi birisidir.
pek melankoliktir,(rahat rahat melankolik dedim, depresyonla çok benziyor ama daha şirini, daha gerçek hayatla bağlarını kopartmama durumu, esasında temelinde büyümeye direncin yattığını düşündüğüm durum)
hemen kaptırır böyle kendini.
derdi var gibidir bazen, sorarsın, "boşver abi yaa" der, o öyle der ama elin ayağın bağlanır, "napsak yaa" dersin içinden, bildiğin eğlenceli yöntemleri denersin, belki de o an onun umrunda değildir farketmez ona. "eyvallah arkadaşım" dersin.
aynı yolu paylaşmaktayız ya o da yetmektedir zaten, kelimeleri gereksiz kılmaktadır ya neyse.
aslına bakarsan,gerisi de boştur.
tanışmakla iyi bir insan kazandığım sanata sanatçıya değer veren sıcakkanlı ve cesaretli insan.ayrıca sözlükten mesaj yollama olayını da çözmüş bravo.(bkz: matematik kafası)
sonbaharda çılgın hüzün zirvesinde tanışıklık kazandığım, fakat masadaki jeopolitik konumu yüzünden fazla içli dışlı olamadığım, olduğum kadarıyla da gayet kafa olduğunu gördüğüm dördüncü nesil yazar. darısı diğer zirvelere diyip kendisine uygun zamanda stüdyoya girme çağrısında bulunuyorum görelim bakalım nasıl böğürdüğünü. ha bir de herkes kanka listesine eklesin, kendisini yalnız hissettirmeyin.
sonbaharda çılgın hüzün zirvesinde masada oturken birden sağ tarafımda beliren beyaz ötesi dişlere, uzun saçlara sahip sıcak kanlı yazar. matematikçi olduğunu öğrendiğim kendisine soldan yaklaşıp limitini sonsuz bulduğum, fakat sağdan yaklaştığımda tanımsız olduğunu hissettiğim kişidir. masadan kalkılırken bira başı 3.5 tl den 7 bira ne eder sorusuna hesap makinesine sarılıp cevap vermeye çalışınca beni güven bunalımına sürüklemiştir. neyseki sıcak kanlıdır sorun yoktur.
ben derim ki bu adam; 1981 laneti ile bir etkileşime sahip. çünkü bazı şeyleri açıklamakta zorlanıyorum kendime, ona hele hiç.
sistem değişene dek sistemin delileri olacağımızı biliyorum da, onun nasıl olur da bunca deliyi çekip ittirdiğini anlayamıyorum.
paratoner deliçeker...
son zamanlarda bir nevi zirvetör olmuştur kendilerini.
paso "o bilmem ne zirvesi senin, bu zirve kimin, sen neden gelmiyosun abi. abi zirve bitti gel nefese gidelim. abi bu akşam buluşalım dertleşelim."
bakalım bu akşam buluşup dertleşeceğiz, gerçi güleriz en çok ama olsun.
bohem mi desem burjuva mı desem böyle bir türlü halkla kaynaşamayan bir yazar. fasıl zirvesinde dahi şarap içmiştir kendisi, rakıya nüzl etmemiştir. esefle kınadık fakat bir faide sağlayamadık. buna rağmen muhabbetinden mütevellit her zirveye teşrifini rica ediyoruz
artık gözyaşları bile akmayan yazar. ağlardı eskiden yalnız kaldığında; onu da beceremiyor artık. inançsızlığı tanrı'nın suçu değil, tanrı'nın yarattıklarının...
yeniden aşık olmuş ama aşktan korkmuş artık. yalan sevgilerdense, gerçek nefretler görmeyi tercih eder olmuş bu günlerde. eskiden hatırladığı her şey hala yakarmış ciğerini.
şarkılar dinlemekle yetiniyor artık. "maskeler yalnız şarkılarda düşüyormuş" çünkü.
ve
"...içimizde ne çok hırsız var
biri aldı beni götürdü
sonra sattı hem de yok pahasına..."
ben bugün dikkat ettim bu adama, dertli bir duruşu sıkılgan bir yapısı var gibi görünüyor. arada üflüyor gerçi öyle düşünmek için sebep de yaratıyor aslında. ama adam hayat dolu ya. üşenme nedir bilmiyor.
ayrıca bir değil iki değil her seferinde aynı şeyi yapıyor. benim bok gibi tatsız tutsuz acil tarafından ve götümden uydurulmuş yemekleri hiç söylenmeden yiyor. sabahları gözleme diye tabağına bir yanı yanmış, bir yanı pişmemiş bir şey koyuyorsun, "ooo diyor "çay çok güzel olmuş. zeytinler nerden geldi? pek lezizmiş." korkunç mantıları ve en fenasından tarhana çorbasını sanki köy sofrasındaki tazecik yemekler gibi mutlu yiyebiliyor. tam pişmemiş makarnayı farketmiyor da "aaa sosa sarımsak koymuşsun çok severim ben" diyor. yani her seferinde mahçup olacağım diye düşünürken, zannediyorsun emine bedersin ratatouille olmuşsun en faresinden.
tavla oynamakta da oldukça becerikli. "ahaa simdi bu son el, yenilince ağlamak yok haa" diye dalga geçiyorsun. koltukların kabarmış, onun kollarının altını açıp tavlayı yerleştirmeye ramak kalmış. hooop dengeler değişiyor. gıcık olup, takdir ediyorsun.
ama bi kusura var bu hınzırın. ajda pekkan sevgisine rağmen bugün öğrendi ajda bardağın ne demek olduğunu. konuyu değiştirmeye çalıştı önce. yok efendim bir kahveye gitmiş de miniminnacık bardakla getirmişler çayı da bilmem ne falan.
aferin demek isterim kendilerine.
ona hayatta hafiflik, kendime de bir çift kanat dilerim ilgili mercilerden.
editliyorum şimdi: ulan, cisim tamlaması çok uzunmuş yaa akrostiş yazacaktım benceremedim. içinde pırasa da geçsin istedim hiç olmadı, vazgeçtim
sözlerini yazayım da tam olsun ılık ılık taze taze
tane tane yemyeşil
bu dünyada iki türlü insan var
pırasa sevenler ve pırasa sevmeyenler
bu dünyada iki türlü insan var
anlamayanlar ve anlayanlar
pırasa pırasa
mmmh lezzetli
pirinçli pirinçli tatlı tatlı
bu dünyada iki türlü insan var
et yiyenler ve et yemeyenler
bu dünyada iki türlü insan var
göremeyenler ve görebilenler
pırasa pırasa nefis zeytinyağlı
limonlu mis gibi
bu dünyada iki türlü insan var
güzelliği tadanlar ve tadamayanlar
bu dünyada iki türlü insan var
sevmesini bilmeyenler, sevebilenler
pırasa pırasa
zirvelerimizin yeni müdavimi, iyi insan..aynı zamanda saç-bıyık uyumunun mükemmelliğine de değinmek lazım şimdi*.birlikte pek çok biraları tokuşturup bol bol kafa salladığımız yoldaştır.
zirvenin* sonuna doğru tanışma şansıma eriştiğim er kişi. gerek alçakgönüllüğü ile gerekse büyük bir sabırla beni dinlemeye ayırdığı vakit ve beni yalnız bırakmamak için gösterdiği özene teşekkürler.
bana "yaw kardeşim bir insan bu kadar mı efendi olur yaw" dedirtmiş yazardır. hazır matematikçi bulmuşkene yapayım bir kaç ayı esprisi diye zıp zıp zıplarken beni büyük bir sabırla dinlemiştir efendim kendileri. şaka bir tarafa hakikaten de üslubu hoş olan bir arkadaşımız, saygılı, sevimli..e daha ne olsundur ki? ben burdan şebnem ferah ablamıza selam ediyorum*