ballı muhabbetine bir de müzisyenliğini eklemiştir efendim... bol bol güldürmüştür... saçlarımın yağmurdan dolayı fönü bozulmasın diye şemsiyesiyle siper etmiştir kendini... böyle de centilmendir... bu arada sürpriz olarak sesi ve yorumuyla bizi mest etmiştir...
zeki, kıpır kıpır, enerjik, etrafına olumlu elektrik yayan bir yazardır.
bir oturuşta bir koyun yiyebilen yiğidim girizgahının üzerine bir tabak makarnanın ancak yarısını mideye indirebildiği gözden kaçmamıştır. makarnalar arkasından ağlamıştır.
hazır org satın almaya tenezzül etmez çünkü daha iyisini kendisi yapabilmektedir.
yöreyi iyi bilen boşvermiş bünye, manisa'nın mesir macununun reklam mucizesi olduğu konusunda bizi ikna etmiş ve kuru incire yöneltmiştir.
tanıştığımız zirvenin ikinci bölümüne kalamayıp, kendisini gitar çalıp şarkı söylerken dinleyemediğime yanmaktayımdır.
not:an itibariyle bu girim yüzünden "koskoca bosvermiş bunye'yi gülben ergen tarzına aldın valla" diyerek erol büyükburçvari tavırlar içine girmiş arkadaşımız.*
kitapçılarda "adli tıp" kitaplarına dalıp,internette otopsi dosyalarını çözmeye çalıştığım has eleman... yakında türkiye'nin (belki de dünya'nın) ilk özel adli tıp kliniğini açacağız birlikte...
kimi zaman hepimiz ,bazen herhangi biri ,bu aralar ben.
küsmek biraz , belki bi düş kırgınlığı sonrası, yıldığımız zaman arta kalanımız, tökezlediğimizde dizdeki yaralarımız.
bazı sabahlar aynada gördüğümüz karşılık.
güzel konuşmalar yaptığımız, şarkı paylaşımlarının çok olduğu, aldığımız ehliyetin her gün konusunu bir yerden çıkarıp araba sürüşleri hakkında konuştuğumuz insandır. her ne kadar ben, bir arabam olmadığı için hava atamasam da kendisine, o babasından kopardığı arabanın anahtarı ile ışıklarda nasıl hava attığını anlatır*. ortak noktalar vardır ya hani, belki de en kötü ortak noktamız ömür boyu sürecek olan bir hastalıktır.
bilmiş bir havası var gibi gelir bana hep. güzeldir. kendine güven dolu yazıları ile anlatır derdini. açıklar derinlemesine. ayrıca kendisine de şu mısraları hediye etmek isterim:
" eskiden birinci işimdi sigara içmek
şimdiyse içmemek birinci işim. "
düzeltme: abi bu kız mı msn adresini versene diye gelen mesajları şiddetle kınıyorum. erkek bu yani logdan anlaşıldığı kadarıyla nedir, ne değildir bilemem..
gece dağ yolunda arızalanan bir araba
akü bitmek üzere -tipi- ve radyoda
eric clapton'a ait eric'in de bilmediği bir şarkı
bilekleri kesik biri, direksiyonda..
buzlu bir kadeh viski gibi duruyor araba
gece, dağ yolunda, aç çakallara karşı..
plaka yok! yerine çıplak bir nazar boncuğu takılı!
amerikan ekolünden yetişme bir tıpçıdır kendisi, elektronik falan filan diyor ama yalan, elektronikçi olan ikinci kişiliği. kesin, bence böyle. çok başarılı, tebrik ediyorum.
her ne kadar o şiddetle karşı çıksa dahi, içimde kendisine nick altı giri girivermek, yıkama yağlama yapmak gibi durdurulmaz bir çağlayan akmakta olan yazardır.
ellerimi yıkamaya gidiyorum.
akşamın geceye yavşadığı saatlerdeki, uyduruk kılavuzlu* bi' istanbul hatırasının unutulmaz karakteridir kendisi.* adını unuttuğum bi' yerden tramvaya binmeye ve esenler otogarına gitmeye çalışıyorduk, otobüs yolculuğu sırasında okuduğu satırların aralıklarını sıçrarcasına atladı bu şahıs turnikelerden.* nihayetinde tramvaya bindi, ardından gönül bağlarını koparmak istercesine kapandı kapı. iki taraftan asıldık, sanki basılınca ardına kadar açacakmış gibi duran yeşil düğmelere... bi' eli camda, o vakit orada olan herkesi şoka sokup da gitti bu hoyrat insan. ben diyeyim üç saniye, siz söyleyin beş saniye sonra; hınzır bebekler gibi altımıza sıçarak olayın ehemmiyetini kavradığımız onlarca dakikada kahkahalar atmama neden olmuştur. sanırım ucuza kapattığı tequila shot'ların etkisiyle yapmıştır bu hareketi.* bi' daha yapmaması konusunda tembihlenmesi gerekir; çünkü her insanın savuşturması o kadar da kolay değildir. *
güzel insan yazar. (tanım)[içimde kaldıydı, sokturayım şöyle...]