bir devletin özelleştirme adı altında satılışı 

adana çık aradan

  1. hangi devletin adı yazılsa başı derde sokabilecek bir öykünün ismidir. hayalidir anlatılacaklar ve olayların gerçek kişi ve kurumlar ile ilgisi yoktur. "osman sınav gibi başladık allah sonumuzu hayretsin" diyerek senaryomuza başlayalım.

    bundan 27 yıl önce siyasal belleği tank paletleri altında ezilen bir ülke varmış. o yıllarda ölenlerin yeğenleri, oğulları, kızları hapishanelerde işkence altında öldüğüne dair işaret bulunmayan yakınları için ileriki dönemlerde hırs yapmasınlar denilerek apolitik bir gençliği yetiştirmek için her türlü iç siyaset de bu siyasetin yapımında emeği geçebilecek dış destekler bağışlanmış bu ülkeye. our boys did it adlı bir idom eklenmiş siyasal terimler sözlüğüne. bu da adı geçen tankların depolarının doldurulduğu ülkeyi işaret edermiş.

    bir kısım lider bir süre dinlendirilmiş. " bir süre dinlenin, biz ülkenin anasını ağlatacak lideri destekleyeceğiz. halk ondan bıkınca size yeni roller biçeceğiz" denilerek geçici emekliliğe alınmışlar. yıllarca tek parti silip süpürmüş seçimleri. ekonomi fransız st.benoit lisesi mezunu bakanlara, dış siyaset alman lisesi mezunlarına verilmiş. tonton amca nihai hedefine ulaşana kadar her bakanlar kurulu içinden kalantorler çıkarmış.

    milenyum ile birlikte alttan alta tutuşturulan ılımlı islam, halka; "sol-dinsizdir, elmahdülillah müslümanız, george soros hayırsever bir işadamıdır" üçlemesi ile oral yolla aç karnına verilmeye başlanan bir ağrıkesici haline getirilmiş.

    bir zamanların minareden süngü, kubbelerden miğfer yapan donkişotları birer birer siyaset sahnesinde kendilerine yer bulmaya başlamışlar. halk "diğeri dinsiz ise bu da müslüman ise" düz mantığı ile biraz da müteahhit politikacılardan sıkılmanın da etkisi ile inanmışlar tutuncu sermayeli yeşil hırkalı badem bıyıklı delikanlıya.

    iktidar olma yetkisini almış bu kişi ancak muktedir olamamış yıllarca hem devletin içine hem de dışına. bürokrasiye kısa sürede önce arsası değerli kendisi eski teknolojili yatırımlar peşkeş çekilir. tabr-i caiz ise " siz kendinizi kurtarmak için bankalardan kredi çekin ve batın, ben bankalara olan borcunuzu ödeyeceğim, 2 yıl içinde zaten bankalar kanununu değiştirecek ve devlet garantisini kaldıracağım" denilir. ohhh misss. derhal eylem planına geçilir ve 23 banka içi boşaltılmış olarak devlete geri dönüşüm kutusu muamelesi yaparak çöpe atılır. mudilere parayı ödeyen hükümet başı kahraman, bankayı batıran adamlardan siyasete girenleri rezil kişiler olarak ilan edilir. hem cep dolar hem oylar artar. vatandaşa önce eşeği kaybettirilir sonra buldurularak dua da ettirilir.

    yetmez!

    stratejik önemi bulunan iletişim kurumları, demiryolları, havayolları, kağıt fabrikaları, aliminyum tesisleri, demirçelik fabrikaları, bankalar, tütün ve alkolden sorumlu kurum ne varsa akla gelen bir bir batırılır, haraç mezat satılır. halk önce "ne oluyor yahu" der. sonra gelen paraların ekonomiye döneceğine olan inancı ile tekrar morallenir. ancak gelen 50 milyar dolarlık sıcak para anapara değil faiz ödemelerine harcanır. böylece hem imf küstürülmez hem de foyalar meydana çıkmaz. pembe tablolar çizilir. memuruna yıllık 16 ytl zam verirken tv'lerde kişi başına düşen yıllık gelirin 1000 usd arttığı söylenir. vatandaş kişibaşına düşen gelirin kendi cebine gireceği ümidiyle bir daha "evet" der ilk seçimlerde aynı partiye.

    unutulmuştur,

    - fahiş ücretlerle alınan alman trenlerin sebepsiz yere raydan çıkıp onlarca insanın ölümü,

    -bir bakan oğlu hijyenik yumurta olayına girerken kuş gribi niyetine tavukların gömülmesi ve yumurtanın kutularda daha güvenli olduğu fikrinin canlandırılması,

    - yerli üreticiye şeker üretim kotası getirilirken, şeker fabrikaları israil ve fransız şirketlerine satılırken aynı yıl her iki ülkede üretim fazlası glikoz bulunması ,

    eşek bile bir düştüğü çukura bir daha düşmez iken aziz nesin akıllara gelir bir başka ülke için ettiği kelam ile, "% 60 derken acaba aklı mıydı?" sorusu ile. herkes bir 4 yıl daha iyi belledin devam et mesajı verirken sandıkta.

    bugün ise bir soru kaldı akıllarda, "lan sen vermedin, ben vermedim, kim verdi bunlara oyu?"

    soyulduk ey halkım unutma bizi!
    (kara hilal, 24.12.2007 20:06 ~ 21:01)


  2. (bkz: bir başlığın tespit adı altında saçmalaması)
    (küller, 24.12.2007 20:13 ~ 29.12.2007 23:00)
  3. lost geldi aklıma ve hemen yazayım dedim;

    türkiye 2. sezon - tayyip in ampulü
    (itirazım var sayın yönetici, 24.12.2007 20:33)
  4. bizim hikayemizdir. içimizden, ülkemizden...
    (açık kalp ameliyatı, 24.12.2007 20:43)
  5. ucu birilerine dokunmadığı sürece saçma gelmeyecek, gayet yerinde bir tespit. fazlası yok bilakis eklenecek çok şeyi var.

    edit: yahu hoca; o kadar yazıp uğraşmıssın silinir mi o giri?. bize de burda iş çıkarttın.
    (jayhunx, 24.12.2007 20:48 ~ 21:01)
  6. devlet mahkemeleri ve meclisi özelleştirdiği gün söz konusu olacak karın ağrısıdır. ah dur lan! devlet o değil ya. devlet tuvalet kağıdı üreticisiydi. yok yok devlet çukulata markası? hmmm ne ya? heh! hatırladım devlet gömlek mağazası zinciridir. odur yani. devletin işi ne mk.
    (azwepsa, 24.12.2007 20:50)
  7. 4,5 yıllık süreçten günümüze doğru gelecek olursak, an itibarı ile :

    türk telekom, arap'ın.

    telsim ingiliz'in.

    kuşadası limanı israilli'nin.

    izmir limanı hong konglu'nun.

    araç muayene işi alman'ın.

    başak sigorta fransız'ın.

    adabank kuveytli'nin.

    iett garajı dubaili'nin.

    avea lübnanlı'nın.

    petkim? ermeni'nin. (kazak'a sattık, dediler. kazağı bi çıkardık..

    ermeni...)

    rakı , amerikalı'nın.

    finansbank yunanlı'nın.

    oyakbank hollandalı'nın.

    denizbank belçikalı'nın.

    türkiye finans kuveytli'nin.

    teb fransız'ın.

    cbank israilli'nin.

    mng bank lübnanlı'nın.

    alternatif bank yunanlı'nın.

    dışbank hollandalı'nın.

    şekerbank kazak'ın.

    yapı kredi'nin yarısı italyan'ın.

    turkcell'in yarısı finli'nin rus'un.

    beymen'in yarısı amerikalı'nın.

    enerjisa'nın yar ısı avusturyalı'nı n.

    garanti'nin yarısı amerikalı'nın.

    eczacıbaşı ilaç, çek'in.

    izocam, fransız'ın.

    tgrt(fox) amerikalı'nın.

    demirdöküm alman'ın.

    döktaş fransız'ın.

    süper fm kanadalı'nın.

    bizi izlemeye devam edin.
    (seçtiğiniz nick fantastik karakterler içeriyor, 12.02.2008 01:19)
  8. dünyanın gidişatını anlamayan kafaların yorumu. bir de liste kabarık gözüksün diye ahmet'in mehmet'in özel şirketini de saymıyorlar mı devleti satıyorlar diye, güler misin ağlar mısın?
    (aksamustune dogru kis vakti, 12.02.2008 01:30)
  9. devlet: ortak bir hayatı ve kültürü paylaşan bir toplumda, bu toplumu düzenleme, bu topluma güvenlik, refah ve huzur sağlama amacını güden ve bu amaca yönelik olarak kanun koyma, bu kanunları uygulama, yargılama, cezalandırma gibi güçlere sahip olan kurumdur.
    http://www.atamizindeyiz.com/...

    özelleştirme: kamuya ait taşınmaz malların ve gayri menküllerin piyasa koşullarına uygun olacak şekilde belirlenen değerlere göre hükümetin kararları doğrultusunda özel teşebüslere %100 hissesini öncelikle 2. şahısı muhatap alınmasıyla satılması .

    satmak: bir şeyi belirli bir ücret karşılığında vermek.

    sonuç: özelleştirsin ama satmasın. marketler zinciri açsın. sakız üretsin, kağıt üretsin. milyonlarca işsiz var. eş, dost akrabayı işe yerleştirsin. işe gitmese de olur, yeter ki maaşa bağlansın. devletin malı denizdir, yemeyle bitmez ama satarsak biter.
    (radi, 12.02.2008 01:57)
  10. (bkz: @2223032)
    (dying brokenhearted, 12.02.2008 02:16)
  11. (bkz: akp)
    (hayvanat bahçesinde kuş olsam, 12.02.2008 02:18)
  12. kardeşim normal yoldan satsak sattırmıyorsunuz, biz de mecburen özelleştirme falan gibi isimler bulmak zorunda kalıyoruz. şaka şaka. yalnız burada şöyle bir şey var. bir kuruluşu sattığınızda kimse onu yüklenip ülkesine götürmüyor, o kuruluş orada duruyor, içinde gene bizim insanımız çalışıyor, üstelik yeni sahibi de ona yatırım yapıyor, dünyanın parasını yığıyor ve teknoloji getiriyor. peki kuruluşun parası ne oluyor, onu da bize ödüyor satın alan. hibe edilmiyor ki bu kuruluş?
    bir kitapta bir örnek okumuştum.
    diyelim bir ağacınız var. her sene dallarında 10 kilo elma veriyor, ve bu ağaç türünün ömrü de 15 sene, bunu biliyorsunuz. elmanın kilosu da 4 lira. şimdi bu durumda 15 sene boyunca sizin bu ağaçtan elde edeceğiniz toplam meyvenin getirisi ne olacaktır? 10x15x4=600 lira. doğru mu? başka da hiç bir şeyiniz yok. derken aniden birisi gelip size diyorsa ki "peşin 500 lira veriyorum, bu ağacı bana sat." satar mısınız satmaz mısınız? mantıklı olan satmaktır, çünkü ağaç gene aynı meyveyi verecek, o meyve gene sizin ülkenizde satılacak, ama dün elinizde sadece ağaç vardı, bugünse ağaç gene olduğu gibi bir de sisteme dışarıdan giren 500 lira olacak ve siz onunla belki iki ağaç daha yetiştirebileceksiniz. öyle sayıp dökmek kolay türkiye'deki özelleşmiş kuruluşları. onlardan altına paten takılıp ülke dışına çıkarılanları da sayın, o zaman görelim.
    (earendill, 12.02.2008 02:37)
  13. http://www.youtube.com/...
    (lucidapolis, 12.04.2008 01:08)
  14. bankamati memurların, devlete dayanan sırtların ataletinin, "devletin malı deniz yemeyen domuz" sözlerini çağrıştırdığı rüşvetlerin/cukkaların/adam kayırmacı liyakatçilerin, "lan ben maaşımı alıyorum zaten çalışmasam ne" olur zihniyetinin, "vatandaşa hizmet de neymiş/kalite/verimliliği sikmeyenen eşşek olsun" diyenlerin ciddi şekilde -rekabet koşullarınının ısrarlı olarak istenmemesine rağmen- azaldığını gözlemlediğimiz sözde satılmadır...

    şükürler olsun ki dünya çapında işler yapan sayısız firmamız vardır/türemiştir/türeyecektir de...

    (bkz: mutlak üstünlük teorisi)
    (balyancho, 12.04.2008 15:20)
  15. yılmaz özdil'e kulak veriyoruz;

    liman von sanders


    dün...

    16 mayıs, cuma, mustafa kemal’in bandırma vapuruyla samsun’a gitmek üzere yola çıktığı gün, yani 16 mayıs, cuma, bandırma limanı ile samsun limanı satıldı!

    *

    samsun’a bi varacak ki...

    liman satılmış.

    "ordu limanına yanaşalım" dese...

    satıldı.

    "çek trabzon’a" dese...

    o da satıldı.

    "rize?"

    satıldı.

    "bari hopa’ya gidelim..."

    o da satıldı.

    "dönün kardeşim sinop’a!"

    satıldı.

    "ereğli limanı?"

    satıldı.

    "yarımca limanına gitsek..."

    satıldı.

    *

    "bana satılmayan liman bulun" dese, dün itibarıyla, memleketi karadeniz üzerinden kurtarması mümkün değil.

    *

    "tekirdağ limanına çıkayım, oradan yüze yüze karşıya geçerim" dese... satıldı.

    *

    "dümeni ege’ye kır" dese...

    dikili limanı satıldı.

    izmir limanı satıldı.

    kuşadası limanı satıldı.

    marmaris limanı?

    satıldı.

    *

    "madem öyle akdeniz’den girelim" dese...

    antalya limanı satıldı.

    alanya limanı satıldı.

    mersin limanı satıldı.

    iskenderun limanı satıldı.

    *

    "italya’ya gidelim, oradan uçakla gelelim" dese... havalimanları zaten satıldı.

    *

    bakın "italya" dedim, aklıma geldi... mustafa kemal’in henüz haberi yok ama, istanbul aşığı italyan ressam zonaro, şahane bir tablo yapmıştı, "galata limanı..."

    o da satıldı.

    *

    birileri araya girip "satılmama koşulu"ndan vazgeçirmezse...

    mustafa kemal’in işi zor!
    (itirazım var sayın yönetici, 17.05.2008 13:51 ~ 13:52)
  16. hani günleri de öyle güzel ayarlıyorlar ki helal olsun...

    hayır madem bu adamın yaptığı şeylere saygı duymuyorsun, hiç bi zaman bu ülkede yaşamak zorunda değildin ki. git ne bileyim isviçrede yaşa, almanyada yaşa danışmanın cüneyd zapsu gibi hiç bişey bilmiyosan kankalarının yanına git afganistana, arap emirliklerine, hatta burkina faso, kuala lumpur bile olabilir.... sen onun vatanı kurtarmak için yola çıktığı gün, çıktığı limanı satınca içinde çikolatadan şelaleler akmıştır, nası koydum ama gibilerinden ama öbür dünyada elbet karşılaşırsınız.

    allah günahlarını affetsin, o kadar çok kul hakkına girdin ki işin çok zor...
    (aldirakli, 17.05.2008 14:22)